Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Sinan’ın 442 yıl önce İstanbul’da inşa ettiği Büyükçekmece Köprüsü

Geçtiğimiz ay Tekirdağ’dan sonra, İstanbul’da Silivri ve Çatalca’da yaşanan sel felaketi, bütün ülkeyi yasa boğdu. İmar ve iskânın, şehir planlamasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha hepimize hatırlatan sel felaketinin ardından her zaman olduğu gibi yine önlemler tartışıldı. Çokça tartışılan “dere yataklarının ıslah edilmesi”, “kaçak yapılaşma” gibi konuların yanında pek tartışılmayan bir konu daha vardı: Yapıların nitelikleri…

Geçen ay yaşanan sel baskınında Büyükçekmece Barajı’nın kapakları taşma tehlikesine karşı açıldı. Mimar Sinan’ın inşa ettiği Büyükçekmece Köprüsü altından rahatça geçen baraj suyu, ne yazık ki yeni inşa edilen D-100 Köprüsü’nün altından geçemedi ve Büyükçekmece’nin bazı mahallelerini su bastı.

Mimar Sinan köprüyü, yağmurlu mevsimlerde suyun debisinin yükseldiğinde, taşkınlara neden olmayacak şekilde hesaplayarak inşa ettiğinden su hiçbir engelle karşılaşmadan denize ulaştı. Modern mimarinin bütün imkânlarına rağmen sel baskınları hesaplanmadan inşa edilen E-5 ve D-100 köprüleri ise suyun denize ulaşmasını engelledi…

Mimar Sinan’ın 442 yıl önce inşa ettiği, “köprü eserlerimin içerisinde şaheserimdir” diye nitelendirdiği Büyükçekmece Köprüsü’nün tarihine gelince… Büyükçekmece Gölü ile Marmara Denizi üzerindeki geçit üzerinde inşa edilen köprü, İstanbul’a 36 kilometre uzaklıkta bulunmakta. Bizans ve Osmanlı’nın ilk dönemlerinde de aynı yerde bir köprünün varlığından söz eden tarihi kaynaklara göre; yapımına Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Seferi’ne çıkarken başlanan köprü, Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra, II. Selim döneminde, 1567 yılında tamamlanır.

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Büyükçekmece Köprüsü’nden şu satırlarla söz etmekte:

“Göle kışın nice dereler aktığından ayağı daima deryaya akıp üzerinde büyük bir köprü vardır. Köprünün esası Süleyman Han’ın ise tamamlanması II. Selim’e müyesser olmuştur. Burası İstanbul’dan Rumeli deryalarına giden herkesin geçtiği yol olup büyük hayrattır.” [1]

Yüzlerce neccar [marangoz] ve senktraşın [taşçı] çalıştığı Büyükçekmece Köprüsü’nün inşası sırasında gölün suyu büyük tulumbalarla çekilir. Yapımı bir yıl süren köprünün mimari özelliklerini Erdem Yücel’in İstanbul Ansiklopedisi’ne yazdığı “Büyükçekmece Köprüsü” maddesinden okuyalım:

“Büyükçekmece Köprüsü 635 m. uzunluğunda, 7.17 m. genişliğinde, dört ayrı köprünün birleşmesinden meydana gelmiştir. Çevresi geniş rıhtımlarla çevrili, inişli çıkışlı köprünün Büyükçekmece yönündeki bir ve ikinci bölümlerde yedişer, üçüncüsünde beş, dördüncüsünde de dokuz gözü bulunmaktadır. Ancak bunların yükseklikleri birbiriyle eş değildir. Orta gözlerin kemerleri diğerinden daha yüksek olup, köprünün iniş ve çıkışına göre de alçalmaktadırlar. Köprülerin birleştikleri yerlere sulardan etkilenilmemesi için selyaranlar yapılmıştır. Köprünün yapımında 35.000 – 40.000 metreküp taş kullanılmış ve bunlar birbirine eritilmiş kurşunlarla bağlanmıştır.” [2]

Mimar Sinan’ın imzasını attığı bildiğimiz tek yapısı olan Büyükçekmece Köprüsü zamana, doğaya ve bize rağmen dimdik ayakta durmaya devam ediyor.

[1] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Cilt: 5, Zuhuri Danışman Yayınevi, 1970.

[2] İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: 2, Tarih Vakfı Yayını, 1994.

Bir fatura

Aziz Karsan Kereste Deposu

Yıl 1938… Unkapanı, Yeni Keresteciler, numara 34’de bulunan “Aziz Karsan Kereste Deposu”nun “Bay Jorj Kalfa”ya kestiği 12 lira 38 kuruşluk fatura …

Bir ev

Kullanışlı Bir Ev

Yıl 1949… Yedigün Dergisi’nin “Evimiz” köşesinde yayınlanan “Kullanışlı Bir Ev” başlıklı yazı şöyle: “3 metre kare üzerine inşa edilen bu ev üç odalıdır. Küçük bir terastan bir hole girilmekte, holden odalara, helâya ve mutfağa geçilmektedir. Bu küçük ve kullanışlı ev nüfusu pek fazla kalabalık olmıyan bir aile için ideal bir yuvadır.” [1]

[1] Yedigün Dergisi, 1 Ocak 1949, Sayı: 42.