Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yalıtılmış evler daha sağlıklı

Yeni Zelanda’da yapılan araştırmalar, yalıtılmış evlerin daha sağlıklı olduğunu göstermektedir.

1 milyar dolara yakın para, ne kadar kazandıklarına bakılmaksızın, tüm Yeni Zelandalılara evlerinin yalıtılması ve ısıtılması için sübvanse yoluyla harcanacak. Yeni Zelanda Hükümeti, mevcut bina standartlarına uymayan ve 2000 yılından önce inşa edilmiş bir milyona yakın binanın yalıtım ve ısıtmasını sübvanse etmeyi planlamaktadır. Her bir iyileştirme için 1500 dolara yakın para harcanacak, bu da önümüzdeki dört yılda 1 milyar dolara mal olacaktır. Hükümet, 1500 dolardan fazla tutan yenileme işlemlerinin tüm masraflarını ödeyecek, daha sonra, ev sahipleri de ekstra tutarı geri ödeyecektir. Endüstriyel kaynaklar, işin altı ila sekiz yıl arasında süreceğini, sağlık ve yakıt masraflarında milyarlarca dolar tasarruf sağlayacağını söylemektedirler. Otago Üniversitesi Konut ve Sağlık Araştırma Programı’nın program direktörü Philippa Howden-Chapman, hükümetin, ülkedeki konutların öneminin farkına vardığını söylemiştir. Yeni Zelanda’da, özel kiralık mülkiyetler dahil olmak üzere, 2000 yılından önce inşa edilmiş yaklaşık 1,4 milyon ev inşa edilmiştir. Birçoğunun yetersiz yalıtım ve ısıtma sistemleri olup, gelişmiş ülkelerde en kötü kış ölüm oranlarına sahiptir. Kışın yaza göre 1600 kişi daha fazla ölmekte, buda yüzde 18’lik bir artış anlamına gelmektedir. Ortalama 100 metrekare bir evin yalıtım maliyeti yaklaşık 3000 dolar tutmaktadır. Rutubetli ve havalandırılmamış evlerde yaşayan 2 yaş altı çocukların, akciğer hastalıklarına yakalanma riski 10 kat daha fazladır.

ISI NEREYE GİDİYOR?

Yalıtım zorunlu hale geldiği 1977 yılından önce, Yeni Zelanda´da yaklaşık bir milyon ev inşa edilmiştir. Bunların üçte birinin yeterli tavan yalıtımı bulunmamaktadır. Yeni Zelanda evlerinin, kış aylarında ortalama iç sıcaklığı 15 santigrat derecedir. Dünya Sağlık Örgütü´nün standart 18’dir.

Eski villalar, benzer şekilde inşa edilmiş modern evlere göre üç ila dört kat daha fazla ısı gereksinimi duymaktadır. Ortalama bir ev ısısının yüzde 34’ünü tavandan, yüzde 13’ünü zeminden, yüzde 26’sını pencerelerden ve yüzde 27’sini duvardan kaybetmektedir. Yakın zamanda yapılan bir Otago Üniversitesi araştırmasına göre, geliştirilmiş bir ısıtma ve yalıtım sistemi, hastane girişlerini yüzde 36 oranında ve enerji kullanımını yüzde 34 oranında azaltmaktadır. Düşük gelir sahibi kişiler tarafından kullanılan evler, Otago Üniversitesi araştırmacıları tarafından mercek altına alınmış ve bu araştırmalar sonucunda, doğru bir şekilde yalıtılan evlerde, sağlık açısından ciddi kazanımlar elde edildiği açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Wellington School of Medicine and Health Sciences tarafından yapılan araştırma, prestijli İngiliz Medikal Dergisi (BMJ)’nin son sayısının kapak konusu olmuş ve sonuçlar, editörler tarafından, çığır açan bir çalışma olarak değerlendirilmiştir. BMJ, bunu, sıcak evler ve sağlık arasında açık bilimsel bağlantılar tesis ettiğinden, önemli bir araştırma olarak görmektedir.

Toplum kökenli rastgele kontrol metodolojisi kullanarak, Otago Üniversitesi araştırmacıları, North Island’daki düşük gelir sahibi topluluklarından 1350 evi iki gruba ayırmıştır. Birinci grubun yalıtımı yoktu, ikinci grup evlerin ise, tavan yalıtımı, kapı ve pencerelerin civarında hava akımı durdurucuları dahil olmak üzere, standart bir yalıtımı vardı. Örnekte, genel nüfusa göre daha yüksek bir oranda Maori/Polinezya katılımcıları vardı.

SOLUNUM SORUNLARI YAŞANMIYOR

Proje yöneticisi Profesör Philippa Howden-Chapman “Sonuçlar açık ve bizim bu yaptığımız araştırma, örneğin büyüklüğü ve rastgele metodoloji nedeniyle, çok sağlıklı sonuçlar vermiştir.” demektedir. “Bu araştırma ile, konut ile sağlık arasında, şu ana kadar ilk defa bu kadar açık ve kanıtlanabilir bir bağlantı kurulmuş ve bizim eski, soğuk ve sağlıksız konutlarımızı güçlendirmek için en iyi yolu göstermektedir. Daha da önemli ölçüde, yetişkinlerin ve çocukların daha az hırıltı, soğuk ve solunum sorunları olduğu rapor edilmiştir (%40-50 azalma). Yalıtımlı evlerde yaşayan insanlar, yalıtım olmayan evlerde yaşayan kişilere göre, iş ve okul için daha az (yüzde 40-50) izin kullanmaktadırlar. Solunum hastalıkları için de, daha az pratisyen doktor ziyaretleri ve daha az hastane girişleri olmaktadır.”

TOPLUM SAÐLIÐINA BÜYÜK ETKİ

Profesör Howden-Chapman, bu sonuçların, Yeni Zelanda otoriteleri tarafından tanındığını söylemektedir. Bu araştırma, İngiltere’de konut ve sağlık ile ilgili kaygıları desteklemektedir. Bu da yeni Sağlık ve Güvenlik Derecelendirme Programı ile sonuçlanmıştır. Rutubetli ve soğuk binaların tüm toplumun sağlığı üzerinde en büyük etkiye sahip olan ev tehlikeleri olduğunun altını çizmektedir.

Bu program da, İngiltere mevzuatına dahil edilmiş olup, tüm eski evlerin tadilat edilmesine yön vermektedir. Program, ev ortamında, sağlık yönünden etkileri olan ya da olabilen 29 farklı tehlikeyi listelemektedir. Araştırma, Yeni Zelanda Sağlık Araştırmaları Konseyi, Enerji Verimliliği ve Koruma Otoritesi, Sağlık Bakanlığı, Solid Energy, Orion, Christchurch Belediye Meclisi, Environment Canterbury, Hutt Mana Community Trust, MARIA, Eastern Bay of Plenty Energy Trust, Wellington Belediye Meclisi ve Housing New Zealand Corporation tarafından finanse edilmiştir. Uzun süredir geç kalınmış olan yalıtım standartlarının yükseltilmesi Yapı Yönetmeliğinde yalıtım için getirilen yeni minimum standartlar, Otago Üniversitesi araştırmacısı Profesör Philippa Howden-Chapman’a göre, çevresel sağlık ve enerji verimliliği açısından sevindirici bir ek olmuştur; “Bir Yeni Zelanda evinin ortalama ömrü 90 yıl olup, bu durum özellikle enerji fiyatlarının artmaya devam ettiği bir ortamda, soğuk olan yalıtımsız evlerde yaşayan ailelerde çok uzun bir süreye tekabül etmektedir. Zamanımızın en az yüzde 75’ini evde geçirmekteyiz . Evlerimizi daha sıcak, daha sağlıklı ve enerji koruma açısından daha iyi yapmak hepimizin menfaatinedir. Bu ayrıca, iklim değişikliği için de önemlidir. Evlerin yalıtılması, karbon emisyonunu düşürme açısından da çok uygun maliyetli olmaktadır.”

Profesör Howden-Chapman, kendisinin Konut ve Sağlık Programı He Kainga Orange takımı tarafından gerçekleştirilen toplum çalışmaları, yalıtılmış evlerin, en düşük standartlarda bile olsa faydalı olduğunu göstermiştir. Bu takım, Konut, Yalıtım ve Sağlık Çalışmaları ve Konut, Isınma ve Sağlık Çalışmaları adında iki büyük çalışmayı üstlenmiştir. Çalışmalarda, yalıtılmış evlerin, yalıtılmamış evlere göre yaklaşık beşte bir oranında daha az enerji kullandığı ortaya konulmuştur. İnsanlar kendilerini daha sağlıklı hissetmişler ve solunum semptomları rahatsızlıkları yarı yarıya azalmıştır.

DAHA SICAK VE DAHA KURU İÇ ORTAMLAR

Profesör Howden-Chapman, yeni standart, sadece yeni evler için geçerli olduğundan, sadece yeni ev alıcıların faydasına olacağını söylemektedir. Faydalarının kiracılara yansıması için belli bir sure geçmesi gerekecektir. Kiracılar genellikle daha eski evleri kiralıyorlar. Özellikle, ev sahiplerini kiralık mülklerini yalıtmaya teşvik ederek, mevcut evlerinin verimliliğini arttırma ihtimali vardır.

Mevcut evlerin yalıtılması, ciddi seviyede daha sıcak, daha kuru iç ortamların oluşmasına, sağlık durumunun gelişmesine, hırıltılı solunumun gelişmesine, okula ve işe gitmeme durumunun azalmasına ve ayrıca doktor ziyaretlerinin azalmasına sebep olmuş ve ayrıca solunum yolları için, daha az hastane ziyareti eğilimi olmasına sebep olmuştur.

İngiliz Medikal Dergisi “BMJ” ye göre, evin durumunun sağlık üzerine ciddi bir etkisi vardır; soğuk evler insanlar üzerinde daha fazla psikolojik strese sebep olmakta ve rutubet nedeniyle ortaya çıkabilecek solunum yolu sorunlarına yol açmaktadır. Zamanımızın dörtte üçünü evde geçirmemiz gerçeğine rağmen, ev içi ortamının sağlık üzerine etkileri ile ilgili çok az şey bilinmektedir. Bu yüzden, Yeni Zelanda, Wellington Otago Üniversitesi araştırmacıları, düşük gelire sahip topluluklarda, 1350 yalıtılmamış hane halkı tespit etmiştir.

Özellikler iki gruba ayrılmıştır. Birinci grubun yalıtımı yoktu, ikinci grup evlerin ise, tavan yalıtımı, kapı ve pencerelerin civarında hava akımı durdurucuları dahil olmak üzere, standart bir yalıtımı vardı. Araştırmacılar daha sonra, etkileri ölçmek üzere, röportajları, anketleri, yerleşimcilerin kendi tecrübe raporlarını, enerji kullanımını, ev sıcaklığını ve diğer çevresel karakteristikleri kullanmışlardır. Yalıtım, iç ortam sıcaklığında önemli bir artış ve bağıl nemde önemli bir düşüş sağlamıştır. Yalıtımlı evlerde yaşayan insanlar, evlerinin daha az rutubetli ve küflü olduğunu, hırıltılı solunum ya da soğuk algınlığını daha az gördüklerini ve evlerini ısıtmak için daha az harcama yaptıklarını söylemişlerdir.

SONUÇ

Düşük gelir sahibi topluluklar ve daha düşük kaliteli evler üzerinde odaklanmış bu tip müdahalelerin sağlık eşitsizliklerini azaltma potansiyeli vardır. Sağlığı ve refahı arttırmak için, yalıtımın güçlendirilmesi maliyet açısından etkin bir çözümdür. Ülkemizde yalıtım bilincinin arttığı yadsınamaz bir gerçek olmasına rağmen hala hedeflerin ve gelişmiş ülkelerin çok gerisinde bir yalıtım anlayışına sahiptir. Gerek enerji verimliliğinin artırılarak ülkemizin sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunulması, gerekse daha sağlıklı bir yaşam ile sağlık harcamalarının azaltılmasının en önemli yollarından birinin yatlım olduğu muhakkaktır. Unutulmamalıdır ki ülkemizin kalkınmasında ve temiz bir çevre için üretim kadar tasarruf da önemlidir. Bu da yüksek kaliteli ve doğru yalıtımla mümkündür.