Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yapı sektöründe alüminyum kullanımı artıyor

Alüminyumun yapılarda kullanıldığı ilk çarpıcı örnek dönemin en yüksek binası olan New York’taki Empire State Building’ti. Yapı sektörü Batı Avrupa´da üretilen 3 milyon ton alüminyumun tüketicisidir. Bu miktarın 1,7 milyon tonu profil, 1,1 milyon tonu levha ve folyo ürünleri, 0,2 milyon ton kadarlık çok küçük bir miktarı ise döküm ürünleridir. Zaman içinde alüminyum kullanımının diğer sektörlerle birlikte yapı alanında da çok büyük bir hızla artışı, kendine özgü birçok kritik özelliğin hepsini aynı anda kendinde bulundurmasındandır.

Bunlar;

Dayanıklılık: Hava ve atmosferik koşullara karşı dayanıklılığa, UV ışınlarına dayanıklılığa ve uzun kullanım ömürleri süresince fiyat fayda analizinde optimal bir değere sahiptir.

Tasarım esnekliği: Profil formundaki çeşitliliğin yanı sıra düz ürünlerin istenen forma sokulabilmesi, kaynaklanabilme, vidalanma, lehimlenme, perçinlenme, kenetlenme ve bükme gibi temel imalat metotlarına sorunsuz cevap verir.

Yüksek mukavemet/ağırlık oranı: Yoğun alüminyum kullanılan yapılarda binanın ağırlığını taşıyan ölü ağırlık miktarı ve bununla ilgili yapısal malzemelerin kullanılma miktarı önemli ölçüde azalır. Hafifliği ulaşımında kolaylık sağlar, imalatlar inşaat sahalarında bile gerçekleştirilebilir.

Yüzey özellikleri; Yüzey görüntüsü, kalitesi ve performansı, uygulanan birçok metotla istenen fonksiyonel performansa gelmesi sağlanabilir.

Yüksek yansıtıcı özelliği: Çok parlak yüzeyler elde edilmesi aydınlatma verimliliğini artırır, güneş panellerinde kullanılması bu ekipmanların enerji verimliliğini etkiler.

Yangın güvenliği: Alüminyum yanmayacağı için yanmayan yapı malzemeleri sınıfında değerlendirilir (European fire class A1). Alüminyum 650 ºC´de ergir ancak diğer yapı malzemeleri gibi etrafa zararlı yanma gazları salıvermez. Bu

sebeple endüstriyel yapıların çatı ve dış cephelerinde başlıca tercih sebebidir.

Düşük bakım giderleri: Estetik sebeplerle temizlenme gereksinimi bir kenara bırakacak olursak çıplak halde veya boyalı olarak kullanıldığında minimum seviyede bakım giderine sebep olur.

Hemen her gün çevremizde estetik özellikleri çok daha gelişmiş, alışılmışın dışında renk, biçim ve fonksiyonelliğe sahip yapılar ve mekanlarla karşılaşıyoruz. Bunların gerçekleşmesinde, kullanılan malzeme çeşitliliğinin ve özelliklerinin artması ne ölçüde önemli katkılardan birine sahipse alüminyum alaşımlarının sahip oldukları ayrıcalıklı özellikler ise alüminyumu bu katkıda öne çıkarmıştır. Alüminyumun haddelenerek levha ve folyo formuna dönüştürülebilmesi bir sonraki şekil verme işlemi için büyük kolaylık sağlar. Levha formunun farklı kimyasal ve mekanik özellikleri sadece imalat aşamasında sayısız uygulama çözümleri sunmakla kalmaz aynı zamanda malzemenin hizmet ömrü boyunca maruz kalacağı koşullara karşı da dayanma yeteneği kazandırır. Alüminyum alışılagelen yapı malzemelerine kıyasla hafiftir. Bir asma tavan uygulanmasında bağlantı elemanlarının seçimi ve tasarımı da alüminyumun

sağladığı bu kolaylıkla daha sorunsuz ve pratik hale gelir. Uygun mukavemette ve kalınlıkta seçilmiş bir alüminyum levha sayesinde kendi ağırlığı ile seğim vermeyen çok daha geniş yüzeyler, daha az ve pratik askı bileşenleri kullanılarak havaalanları, tren istasyonları, alışveriş merkezleri gibi yapıların iç ve dış uygulamalarında kullanılmaktadır. Yüksek rijiditeye ihtiyaç duyulan ancak ağırlığın diğer bir kriter olduğu örneklerinde ise her iki tarafında çok daha ince alüminyum levhalarla sandviç haline getirilmiş polimer malzemeler gerekli çözümü yaratır. Kompozit panel olarak anılan bu yapılar uygun ön imalatlarla kolaylıkla istenen formda şekillendirilebilirler.

Alüminyum yalnız başına bile atmosferik koşullara dayanıklıdır. Yüzeye uygulanabilecek boya monokromatik renklerde olabileceği gibi gelişmiş bobinden-bobine boyama teknolojileri sayesinde farklı doku görünümleri kazandırılabilir. Boyanması atmosferik koşullara karşı ekstra bir koruma yaratır. Koruma sadece boya ile sağlanmaz. Alüminyumun doğası gereği sahip olduğu tabii, koruyucu oksit tabakası, elektro kimyasal işlemlerle çok daha kalınlaştırılarak -ki bu eloksallama olarak anılır- alüminyumun doğal görüntüsü de muhafaza edilerek çok daha uzun sürelerle kendini koruyabilen yapı malzemeleri oluşturulabilir. Hafifliğinin konvansiyonel malzemelere (çelik, galvanizli sac vs) göre farkına varılmasının ve çok sayıda imalat metodu ile uyumluluğunun görülmesi sayesinde alüminyumun sıklıkla kullanım bulduğu bir alan da panjur ve garaj kapılarıdır. Çoğunlukla boyalı malzemenin peş peşe gelen merdanelerle (Roll former) kutu kesitinde formlarının imal edildiği parçalar, içlerine püskürtülen poliüretan malzeme ile hem ısı hem de ses izolasyonu sağlayan garaj kapılarını oluştururlar. Toplam ağırlığın sac malzemeye göre neredeyse üçte bire indiği böylesi bir garaj kapısının açılıp kapanmasını sağlayacak elektrik motoru ve ilgili tüm mekanik aksamda çelik saçlarla üretilen eşdeğerlerine kıyasla çok daha az güç gerektirerek çalışabilecek, kullanım ömrü boyunca kırılma, arıza ve deformasyonlardan en az şekilde etkilenecektir. Tasarımdaki küçük detaylar sayesinde bir garajın ışık ve havalandırma gereksinimi de basit yöntemlerle sağlanabilmektedir. Kullanım ömrü süresince güneş ışığına maruz kalacak bir kapı için güneşin ultraviyole ışınımına maruz kalacak ve bozulmayacak boyalarla boyanmış alüminyum, sayısız renk ve doku içeren görsellikte mevcuttur.

Yapılarda ısı izolasyonuna önemli katkısı olan çift camlı pencereler de alüminyum alaşımları sayesinde mümkündür. İki cam arasındaki vakumlanmış boşluğun hava ve nem açısından pencerenin kullanım ömrü boyunca korunması gereklidir. Her ne kadar son 5 yılda bu ara malzemesi PVC´den üretiliyor olsa da uzun vadede PVC hava ve nemin camlar arası vakumlanmış boşluğa geçmesine izin verdiğinden, alüminyum yine bu soruna çözüm getiren malzeme olmuştur. PVC yapı içine kalınlığı 50 mikrometreye ulaşan bir alüminyum folyo yerleştirilmesi sayesinde hava ve nem için istenen bariyer sağlanmıştır.

İç mekanların daha etkin aydınlatılması için aydınlatma armatürlerinde kullanılan ve bir aynanın yansıtma özelliğine sahip yüzeyler, elektrokimyasal işlemlerle parlatılan alüminyum alaşımları ile elde edilir. Sadece düz değil bu yüzeylere farklı görüntüler sergileyen dokular kazandırılarak kullanılması da mümkün olan bir diğer uygulamadır.

Sahip olduğu özgün fiziksel özellikler alüminyuma enerji sönümleyen bir vasıf kazandırır. Bu özellik kısa bir süre öncesine kadar otomotiv sektöründe kullanılırken yapı uygulamalarında da folyo ve/veya levha malzemelerin diğer metalik olmayan malzemelerle birlikte kullanılması sayesinde, havaalanları, otoyol kenarlarında bulunan yerleşim bölgeleri veya otoyollarla bu alanlar arasına konulan gürültü bariyerlerinde alüminyum kendisine çok farklı bir kullanım alanı bulmuştur.

Türkiye her geçen gün uygar dünyanın alüminyum tüketimine yapı sektöründeki yeni uygulamalarla katılmaktadır. Profil ve yassı ürün üretiminde faaliyet gösteren nitelikli kuruluşların varlığı bu tüketimin artmasında önemli etkendir. Tüketim ve uygulamalar sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp, yüklenici firmaların yurt dışı kontratlarının her geçen gün artması bu çevrime etkinlik ve hacim kazandırmaktadır. Geleceğe, alüminyumun yapı sektöründe artacak kullanımı için bakmamakta hiçbir sebep yoktur.