Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Adil Baştanoğlu: “2010 daha iyi olacak”

Çatıder Başkanı Adil Baştanoğlu, yapı sektörü için geçerli olan sorunların çatı sektörü için de geçerli olduğunu söylüyor. Baştanoğlu ile inşaat sektörünü, Çatıder’in etkinliklerini, yeni teknoloji ve ürün trendlerini, standardizasyon çalışmalarını ve 2010 yılından beklentilerini konuştuk.

İnşaat sektörü içinde çatı sanayisinin yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adil Baştanoğlu: İnşaat sektörü içinde çatı sanayicileri yüzde 15 gibi bir kümülatif rakam içersinden pay almaktadır. Gelişme anlamında bakarsak; çatı sektörü gelişime en açık sektörlerden bir tanesi ve süratle gelişiyor. Çatı sistemleri içersinde her katmanda, özellikle membran ayağında yeni teknolojilerle günden güne ilerlemeler görülüyor. Dernek olarak inşaat sektörü içinde yerimize bakarsak; biz çatı derneğiyiz ama fuar ve sempozyumlarımız cepheyi de kapsıyor. Bu şekilde ele alındığında sektör içinde çok daha büyük bir alana ulaşıyoruz.

Özellikle izolasyon bağlamında enerji tasarrufuna dönük bir takım uygulamalar var ve burada çatı ve cephenin birbirinden pek ayrılmadığı görülüyor…

Yeni mimaride, siz de farkındaysanız küpler, eğrisel yapılar oluşturuluyor. Bir anda yapılar çatıdan cepheye, cepheden çatıya dönüştürülebiliyor. Yani kabuk iç içe girdi. Son dönem modern mimaride bunu gözleyebiliyorsunuz. Böyle olduğu için de sizin söylediğiniz noktaya geldik.

Ekonomik krizin de etkisiyle inşaat sektöründe bir daralma meydana geldi. Bu süreçten çatı sektörü nasıl etkilendi?

Aslında inşaat neyse çatı sektörü de aynı. Hiçbir fark yok. Esas krizin olduğu 2008 yılı için yaptığımız araştırmalarda yüzde 20, yüzde 30 civarında bir daralma oldu ve bence bu çok önemli bir rakam. Bu dikkat edilmesi gereken bir rakam! İnşaat sektöründeki bölümler arasında etkilenmeler de bazen zamansal farklılıklar oluyor. Mesela çimentocuların çok sattığı dönemden üç ay sonra çatıcılar da çok satıyor veya tersi bir durumda olabiliyor. Bu dönemsel değişiklikler dışında her sektör kanadının aynı negatif etkileri gördüğü söylenebilir.

Yıllara göre tahminim 2009 daha iyi ve 2010 daha da iyi olacak. Benim sektör içinde görüştüğüm ve edindiğim izlenim şu; asıl kriz 2008 yılında gerçekleşti. Bu tabii 2009 yılına da yansıdı. İnsanlar bunu gördü ve önlem almaya başladı. Bu önlemler bir şekilde geriye dönecek. O yüzden 2010 yılının daha iyi olacağını düşünüyorum.

Çatı sektörünün gelişmesi, modern yöntem ve teknolojilerinin uygulanması için Çatıder neler yapıyor?

Çatıder öncelikle akademisyen ve sektör mensuplarını buluşturmaya çalışıyor. Bunun için de önemli bir aktivitemiz var. “5. Ulusal Çatı ve Cephe Sempozyumu”nu yapıyoruz. Biz bu ulusal sempozyumu önümüzdeki senelerde uluslararası yapmayı planlıyoruz. Çünkü son iki dönemde özellikle başarılı olduk. Bu dönemde de tahmin ediyorum uluslararası olmamasına rağmen, en az 3–4 yabancı konuşmacı gelecek. Şu ana kadar 47 tane bildiri alındı. Sempozyumumuz günden güne tanınıyor. Diğer bir yeni çalışmamız içeriğinde Avrupa Birliği 7. Çerçeve programı kapsamındaki Nu-roof projesi var ve biz bu projenin katılımcısı olduk. Bu proje aslında bir Ar-Ge çalışması ve membranlarla ilgili. Bu çalışmada biz bir tarafız ve proje sahiplerinden biriyiz. Ayrıca eğer başarılı olup bir ürün ortaya çıkarsa patentten de payımız olacak. Dolayısıyla biz özellikle yeni teknolojinin tam içinde olacağız. Onun dışında eğer yeni bir teknoloji herhangi bir şekilde bize geliyorsa, zaten yönetim kurulunun kararları bunu hep destekleme yönünde. Son dönemde görüştüğümüz konular arasında özellikle enerjinin tasarrufu var. Aslında enerji ile ilgili her şey gündemimizde. Zaten bir binanın çatı ya da cephesi genel olarak enerjinin odaklanacağı iki yeri. Bu bağlamda doğru yerdeyiz.

Son olarak söyleyeyim, biz burada bir rehber kitap yayınladık; hangi çatı malzemesinin hangi sistem formatında olacağına ilişkin detayları verdik. Bu Türkiye´de ilk defa yapıldı. Çok yoğun bir taleple de karşılaştık ve çokça övgü aldık. Hatta kitabımıza katkıda bulunmak isteyen arkadaşlar oldu. Tabii bu yapılan bir ön basamak. Bunları daha da geliştirmek mümkün. Sonuç olarak bir çeşit Çatı Atlası gerçekleştirmek istiyoruz. Bunların yanında eğitim çalışmalarımız devam ediyor. Mimarlara eğitim veriyoruz. Üniversitelerde öğrenci buluşmaları yapıyoruz. Ustalara dersler veriyoruz. Her ilgilenene, bayındırlık, belediye hatta askeriyeden bile arkadaşlarımız olabiliyor; her noktada onlara destek veriyoruz. Bir soru geldiğinde, neticede burası şirketlerin üye olduğu bir oluşum olduğu için, biz onların teknik alt yapılarından faydalanarak sorulan sorular için geri dönüş yapabiliyoruz.

İnovatif ürün geliştirme konusunda firmaların kendi bünyelerinde oluşturdukları Ar-Ge ve Ür-Ge merkezleri var. Siz Çatıder olarak bu tip araştırmaların neresinde duruyorsunuz? Sektörü yönlendirecek çalışmalar yapıyor musunuz?

Şirketler ürün geliştirirken zaten bunu belli bir gizlilik içinde yapıyorlar. Ar-Ge çalışmalarında da eğer onlar bilgi anlamında bir ihtiyaç duyuyorlarsa bize düşen bir şey varsa biz o desteği vermeye gayret ediyoruz.

Dernek, gerek pazar araştırmaları gerek pazar haberleri ile sektörün içinde bulunduğu durumu, trendleri üyelerine aktarmakta birer vasıtadır. Üyelerimiz bu verilere bakarak kararlarını daha sağlıklı vereceklerdir. Bu anlamda üyeler tüm çalışmaların durumunu değerlendirerek kendilerini ve dolayısıyla sektörü yönlendiriliyorlar.

Çatı sanayimiz pazar payı ve teknoloji anlamında dünyanın neresinde?

Öncelikle teknolojik anlamda yeni ürün oluşturma ve araştırma konusunda Türkiyemiz maalesef geride… Daha ziyada ürün geliştirme şeklinde bir çalışma disiplini mevcut. Artık sektörümüzün en az yüzde kırkı yabancı firmaların… Dolayısıyla Avrupa’da yapılan bir yenilik hemen Türkiye’ye de gelmektedir. Bazı şeyler iç içe geçmiş durumda. Onlar ürün oluşturdukların da haliyle bize satacaklar. Biz artık malzeme satabilen bir konumdayız ve bir yandan da iç piyasamızla iyi bir pazarız. Umarım ürün geliştirme, pazarlama konularında belli noktalara geldiğimiz gibi yeni ürünler de oluşturabiliriz… Bütün bunlar için zaman ve ayrıca bu çalışmalar için bir ekonomik güç ve koordinasyon gerekmektedir.

Pazar payımız içinde iyi diyemeyeceğim. Müteahhitlerimizin dünya ikincisi olduğu bir dönemdeyiz. Ancak bir de bu senelerde dünya krizi var. Şunu da belirtmeliyim ki bu krizden etkilenmedim diye bir şey yok, bu süreçten herkes etkilendi. Ekonomileri uluslararası sisteme kapalı olanlarda durum biraz daha farklı olabilir ama benim gözlemlediğim kadarıyla öncelikle Amerika ve sonra Avrupa – Asya ciddi şekilde bu ekonomik krizden etkilendiler. Resmi çalışmalar olmamasına rağmen Türkiye’nin Dünya pazarındaki payının: Çatı kaplama ürünleri bazında %1,5, Çatı strüktürü ve kaplamaları ile çatı yapımı bir bütün olarak ele alındığında %3 civarında olduğunu sanıyoruz.

Çatı uygulamalarına ilişkin dünyada ne gibi standartlar var. Biz bu standartların neresindeyiz?

Çatının geneline bir standard olmuyor. Örneğin beş derslikli bir ilkokul standartlaşır belki ama çatı bu formatta standartlaşmıyor. Ama çatıda kullandığınız her malzemenin bir standardı var. Bir diğer önemli konu, aynı standardı ne şekilde uygulayacağınız. Malzeme standartları konusunda yol aldık, alıyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye’de ilk etapta CE´den alıp TSE´nin normlarını harmonize ettik. Daha sonra oradan bir bilgi akışı söz konusu oldu. Malzeme konusunda hem firmalar bilinçli, hem de tüketiciler açısından artık bu yaygınlaşıyor. Bugün herhangi bir resmi ihaleye girseniz zaten standart dışı bir ürün kullanamazsınız. Özel ihalelerde de sıkıntı çekersiniz. Uygulamalarda nasıl kullanılmalı konusunda sıkıntımız var. Onu da eğitimlerle aşmaya çalışıyoruz. Aslında bu bir sistem tabii… Bu konuda STK´lar, Bayındırlık Bakanlığı ve diğer ilgili kuruluşlarla birlikte ciddi bir çalışma yapılıyor ve bana göre iyiye doğru gidiliyor. Hatta ilk dönemde bir karmaşa olması normal.

2. etapta çatı sistemlerini de standardize edebiliriz. Ancak sistem standardize etmek de şu an için bana göre çok da uygun bir şey değil. Çünkü sistem içinde bulunan elemanlar teknolojiye çok açıklar ve sürekli gelişiyorlar. Bir sene sonra standardınız uygulama anlamında eskimiş olabilir. Tabii tek katmanlı malzemeler için demiyorum, o farklı bir olay.

Standardizasyon dışında çatı sektöründe ne gibi sorunlar var?

Yapı sektörü için olan sorunların hepsi çatı sektörü için de geçerli. İnşaat sektörüne dönük problem olarak kabul ettiğimiz her şey dolayısıyla çatı sektörü için de geçerli. Merdiven altı, kayıtsız satış, haksız rekabet v.s. Ayrıca özel olarak Çatı Uygulamacıları anlamında iş güvenliği konusunda ağır kararlar var. Bazen istenmeden oluşan bir kaza o firmanın sonu olabiliyor. İş güvenliği konusunda devletin taşeronları desteklemesi taraftarıyım. Her türlü destek olmalı. Örneğin biz bir iş öğretisi yapacağız ve diyelim ki çatıda yürümeyi öğreteceğiz. Bu insanları çağırdığınız zaman o uygulama insanları gelemezler, geldikleri gün ekmek parasını kazanamazlar. Dolayısıyla biz onları parayla çağıracağız. Diyeceğiz ki gelin buradan hem yevmiyenizi, hem sertifikanızı alacaksınız. Bir şekilde onlara bu eğitimi vereceğiz. Daha sonra bu eğitimleri almamış kimseleri çatıya çıkartmamalıyız.

İnşaat sektöründe bir çeşit teşvik yapıldığı zaman müteahhitlerden başlayarak yukarıdan aşağıya doğru bunun yapılması söz konusuydu fakat bu çalışmadı. O bize gelmiyor. Müteahhitlerde, müşteride kalıyor. Taşerona veya alt noktalara inmedi. Orada da bir şeyler düşünmek lazım.

Bu konuda devletle istişareleriniz oluyor mu?

Oluyor tabii. Devlet artık derneğimizi tanıdı. Zaman zaman bize bilgi soruyorlar. Ben çok mutlu oluyorum. Karşılıklı iletişimimiz var ama yeterli değil tabii ki. Belki şimdi İMSAD vasıtasıyla bir miktar daha ilerleme sağlanabilir. Ayrıca devletten çok şey bekliyoruz diye anlaşılmasın ama devletten en azından diyalog bekliyoruz tabii. Örneğin sektörde teşvik amaçlı konularda beraberce görüş alıp vermemiz doğru olacaktır. Bir de mesela çatı sistemleri çok önemli. Bir yapıda çatı yaptığınız zaman önce strüktüre bakarsınız. Çatı uçmamalı… Sonra işte fonksiyonel olmalı, çatı sistemleri, izolasyon, enerji konusu hemen burada devreye giriyor. Sonra estetik nitelikler geliyor. İzolasyondan kayıplara ve enerji konusunda elde edileceklere baktığımız zaman bu konuya çok iyi eğilmemiz gerektiği sonucu çıkıyor. O konuda da biz önemliyiz. Biz, bir grup firmaların oluşturdukları bir birlik değiliz; tüm malzemecileri, bayileri ve uygulamacıları kapsayan ve hepsinin sorunlarına el atmaya gayret eden bir derneğiz. Dolayısıyla devletle istişarelerimizin de gelişerek devam etmesi gerekir.

Çatı kaplamalarında kullanılan malzeme açısından trend ne yönde gidiyor?

Avrupa’daki modern mimari metale yöneldi. Niye? Çünkü çatı ve cephe birbirine karıştı. Figürler irrasyonel hale geldi. Dikkatle bakılırsa çok değişik çatılar var. Mesela övünerek söyleyebilirim Avrupa Çelik Ödülünü bizim Bursa’daki Hal Binası aldı. Onun da simit şeklinde yuvarlak bir çatısı var. Demek ki biz de o trendin içinde yer almışız. Onun dışında bana göre lüks konutlarda kiremit hakim. Bu kil esaslı da olabilir çimento, beton esaslı da olabilir; her ikisinde de tercih var. Bana göre bitümlülerde durağanlık söz konusu. Plastik esaslı mebranlar da var. Onlar daha ziyade teras çatılarda kullanılıyorlar.

Bu sanırım yapının niteliğine göre değişiyor. Örneğin Endüstriyel tesislerde bu uygulamalar nasıl oluyor?

Endüstriyel tesislerde Türkiye’de vazgeçilmez kaplama malzemesi poliüretan dolgulu sac paneller. Onun da sebebi bir kerede bütün katmanları süratle kapatmak. İkincisi ise ekonomik olması.

Yeşil çatı konsepti hakkında neler düşünüyorsunuz?

Türkiye’de çok yaygın değil ama birkaç defa yapıldı ve çok güzel oldu. Yani daha çok tanıtılması lazım. Mimarlık fakültelerinde bu iş yapılmalı. İş tasarım sürecinde başlıyor. Mimar bu şekilde yaratacağım dediği andan itibaren bu konseptte yer alıyor. Dolayısıyla tanıtılması lazım. İyi bilinmeyen şeyleri insanlar yapmaktan hep kaçınır. Bana göre ilgi var ama henüz yeterli değil.

Çatıder bundan sonra neler yapacak?

Çatıder öncelikle Nu-roof projesi doğrultusunda Avrupa Birliği ile çalışmalarına ciddi bir şekilde devam edecek. İkinci olarak pazarı canlandırma adına bankalarla kredi bağlamında görüşmelerimiz var. Üçüncü olarak teknolojik ilerlemelerle ilgili çalışmalarımız olacak. Bunun içinde sempozyum var. Daha da önemlisi, 2010 yılının son aylarında çatı-cephe fuarını yapacağız. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Fuarı eskisinden daha canlı hale getirmek istiyoruz. Zaten eğitim faaliyetlerimiz durmadan devam ediyor. Artık Çatıder’i sektörde bilmeyen kalmadı. Biz yeni bir dernek olmamıza rağmen epey yol aldık. Bu yolda her taşın daha sağlam olmasını istiyoruz.

2010 yılından neler bekliyorsunuz ?

Çatıda 2007 yılında 100 milyon metrekareydik. 2008 yılında yüzde 20’lik bir gerileme oldu ve cirolarımız düştü. 2010’u 2009 yılına göre daha pozitif düşünüyorum. Küçük küçük ilerlemeler ve iyileşmeler olduğunu hep birlikte göreceğiz.