Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Austrotherm piyasa liderliğine oynuyor

Yaklaşık 1,5 yıldır Türkiye pazarında faaliyet gösteren Austrotherm´in Türkiye Genel Müdürü Mutlu Şahin, yalıtım bilincini öncelikle Marmara Bölgesi´nde daha sonra ise tüm Türkiye´de yaygınlaştırmak istediklerini söylüyor.

Yalıtım sektörünün inşaat sektörü içinde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Şahin: Türkiye´de yalıtım bilinci henüz tam olarak yerleşmiş değil. Avrupa´da bu durum daha farklı. Avrupa´da bir müteahhit ya da bir ev sahibi kaba inşaatı da düşünür ama bunun yanında yalıtımı da düşünür. Biz Austrotherm olarak ilk olarak Marmara Bölgesi´nde yatırım yaptık. Gebze´deyiz. İlk olarak da bu bölgede bu bilinci yaygınlaştırmak ve daha sonrasın da Türkiye´ye yaymak istiyoruz. Yalıtım, inşaat sektörü içinde önemli noktalardan biri. Hem enerji, hem de ekonomik anlamda tasarruf sağlayan en önemli unsur. Yalıtım çalışmaları kendini ilk olarak 2007 yılında hissettirmeye başladı ve 2008´de bir önceki yıllara göre ivme kazandı. 2009, 2010 hatta 2011´den sonra orta vadeli düşündüğümüzde yalıtım bilinci vatandaşlarımız arasında daha da güçlenecek ve bu bilinç pazarın da büyümesine yol açacaktır. Pazarın büyümesi Austrotherm Türkiye’nin de büyümesini sağlayacaktır. Zaten büyümeyi hedefliyoruz.

Ürün portföyünüzden ve inovatif ürünlerinizden bahseder misiniz?

Ürün portföyümüzde en önemli noktalardan birisi, karbonlu ürünlerimizdir. Yalıtım dediğimizde bizim asıl işimiz strafordur. Ancak bunu da en iyi noktalara taşıyacak olan karbonlu malzememizdir. 2010 ve 2011 yılları için Austrotherm denildiğinde artık karbonlu yalıtım malzemeleri akla gelsin istiyoruz. Bunun asıl nedeni karbonlu ürünlerin enerji tasarrufu sağlayacak olan yalıtım ürünleri içinde en önemlilerinden olması ve biz bu konuda çok ciddi bir yol kat etmekteyiz Türkiye´de. Karbonlu ürünlerde 2008 verilerine bakıldığında Türkiye´de tüketilen karbonlu hammaddede 4 bin ton, 2009´da 5 bin ton. 2010 itibariyle ise 8 bin tondan bahsediyoruz. Bu 8 bin ton hammaddenin aşağı yukarı yüzde 40´ı Austrotherm tarafından tüketiliyor. Bu çok ciddi bir rakam. Bir yıldır üretiyoruz ve bu kısa süre içinde bile karbonlu ürünümüzle büyük bir bayi portföyüne dolayısıyla son tüketiciye ulaşmaktayız. Bu bizi çok sevindiriyor. Öbür taraftan sövede de ciddi çalışmalarımız var. Avrupa´da yine başarılı olduğumuz ürünlerden birisi sövelerimiz. Onu da Türkiye piyasasında kalite açısından yerleştirmek istiyoruz. Ancak burada ağırlıklı olarak proje bazında çalışıyoruz, bu yüzden büyük projeler peşindeyiz. Bodrum´da otel projelerimiz var, Belek´te otel projelerimiz var. Edirne´de de büyük bir villa projesinde, oradaki müteahhitlerle birlikte çalışıyoruz. Yani sövede de hatırı sayılır bir yol kat ettiğimizi düşünüyoruz. Kısacası karbonlu ürünümüz ve söve konusunda piyasa liderliğine oynamak istiyoruz 2010 yılında.

Yalıtım sektörünü Türkiye´de kalite ve standartlar bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz? Kalite ve standart gelişmesine yönelik siz ne gibi çözüm önerileri sunuyorsunuz?

Rakiplerimizin pek çoğunun hammaddesi Uzakdoğu´dan geliyorken bizim hammaddemiz Avusturya´dan ve Almanya´dan geliyor. Biz de bu hammaddeleri kullanıyoruz. Türkiye piyasasında bazı rakiplerimiz bu konuya pek fazla önem vermiyorlar ama biz ilk etapta kar etmek zorunda da değiliz. Fiyat rekabetinden değil, kalite rekabetinden yanayız. Öncelikle kaliteyi yerleştirmek istiyoruz.

Peki sizce kalite ve standartlar bakımından eksiklikler nelerdir?

Belirttiğim gibi, Avusturya´dan Türkiye´ye kadar pek çok ülkede fabrikalarımız var. Fabrikalarımızın üretime başlamalarıyla önceliğimiz her zaman kalite olmuştur. Bu çok önemli bir konu. Uzakdoğu´dan gelen hammaddelerde bulunmayan veya çok kalitesiz olan hammaddelerden oluşan straforlar kaliteyi düşürüyor ne yazık ki. Vazgeçemeyeceğimiz temel prensibimiz kaliteli üründür. Bu konuda denetim mekanizması maalesef ülkemizde pek fazla gelişmedi. Ancak biz kaliteden vazgeçmeyen prensibimizle öncülük yaparak pazarda kaliteyi hakim kılmak istiyoruz. Ve başarılı olacağımızı da düşünüyoruz.

İZODER´in ve PÜD´ün yalıtım bilincini artırmak ve yalıtım uygulamalarını yaygınlaştırmak adına son dönemde ciddi kampanyalar yürüttüklerini görüyoruz. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Bu kampanyaları Austrotherm olarak nasıl destekliyorsunuz?

Türkiye´de yaklaşık 80 milyon insan yaşamakta. Buradaki strafor kalınlığına baktığınızda 4 cm. Almanya´ya bakıyorsunuz yine 80 milyon insan yaşıyor orada. Oradaki karbonlu ürünler ve beyaz strafor ürünlerin kalınlığı aşağı yukarı 12 cm. Yani tüketiciler orada daha bilinçliler. Burada, oradaki jnsanların ekonomik koşulları da göz önüne alınmalı belki de. İZODER ve PÜD gibi kurumların bu konudaki kampanyaları bence çok ciddi ve önemli. Biz de bu çalışmaların içinde tabii ki yer alıyoruz. Bunlar çok ciddi adımlar Türkiye için; öncesinde yoktu böyle çalışmalar. Bu çalışmalar yalıtım bilincini artıracaktır. Televizyonlarda, bayilerle yapılan tanıtım toplantılarında anlatılıyor. Böylece bu konu apartman yöneticilerine kadar yansıyacak. Oradan da üreticilere yani bizlere yansıyacak elbette.

Yalıtım yapılarak enerji tasarrufu sağlanması hakkında neler söyleyeceksiniz?

Bir kere her şeyden önce kesinlikle karbonlu ürünler kullanılmalı ve bu ürünlerin kalınlıkları artırılmalı. Çünkü yapılar gerçekten yönetmeliklere uygun yapılmıyor, inşaat sektöründe de uyulması gereken normlara uyulmuyor. Bitmiş, ikamet edilen yapılarda bile yalıtım yapılması halinde yüzde 80´lere varan bir enerji tasarrufu sağlanacaktır. Bu çok önemli, yani sorun sadece üreticilerin sorunu değil. Bu sorun aynı zamanda Maliye Bakanlığı´nın, Çevre Bakanlığı´nın, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı´nın, Enerji Bakanlğı’nın ve ilgili tüm bakanlıkların, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin sorunu. Hem milli ekonomi açısından, hem tüketicinin korunması açısından önemli. Hem de aylık giderlerin düşürülmesi açısından da önemli. Yani işin bir de maddi yanı var. Kurumların koordineli bir şekilde çalışması gerekiyor.

Austrotherm´i diğer yalıtım firmalarından yani rakiplerinden ayıran farklılıkları nelerdir?

Austrotherm olarak aşağı yukarı 40 yıl önce Avusturya´da kurulduk. Oradan uluslararası büyümeye giderken Macaristan´a 3 fabrikamızla birlikte girdik. Polonya´da 3 fabrikamız var. Oradan eski Doğu Bloku ülkeleriyle birlikte Türkiye´ye girmeden önce en son Bulgaristan´da da 2 fabrikayla yolumuza devam ettik. Ve Türkiye´ye de belli bir kalite ile girdik. Tesislerimizdeki makinelerimizin hepsi son teknoloji ürünleridir. Alman ve Avusturya makineleriyle ürünlerimizi üretmekteyiz. Bu da rakiplerimizde olmayan bir özellik. O nedenle ürünlerimiz üretilirken kaynaşması olsun, kesimleri olsun gönye bozukluğu olmadan hem göze güzel görünecek şekilde hem de içerik bakımından en yüksek kaliteyle üretiliyorlar. Isı yalıtımı konusunda da belli bir kaliteyi yakalamak istiyoruz. 1,5 yıldır Türkiye pazarında olmamıza rağmen bunu gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Makinelerimiz ve hammaddemiz de işin içine girdiğinde kalite anlayışımız piyasada perçinleniyor. Tabi diğer şirketlerin nasıl bir personel politikasının olduğunu bilmiyorum ben. Ancak bizim felsefemiz personelimizin daima mutlu olmasını sağlamaya çalışmaktır. Personelimiz mutlu olduğu takdirde ürünlerimiz de çok iyi olacaktır. Personelin kaliteli olmasını istiyoruz. Özellikle satış temsilcilerimiz piyasadayken daima bayilerin veya uygulamacıların, ustaların, inşaatta çalışan arkadaşların bizim ürünümüzle ilgili sorunlarını dinleyerek, kuruluşumuzun ilgili birimlerine aktarıp bir an önce bu sorunların telafi edilmesine yönelik olarak çalışıyorlar. Yani satış sonrası hizmet konusuna da önem veriyoruz. Yıllık üretim kapasitemiz ise aşağı yukarı 260 bin m3. Austrotherm markası, personelimiz, makinelerimiz ve hammaddemiz; bu kareyle kaliteyi yakalıyoruz. Rakiplerimiz de bunun farkında zaten.

2008 hedeflerinizin 2009´un son çeyreğinde ne kadarı gerçekleşti? 2010´dan beklentiniz nedir?

Geçen senenin sonunda 2009 için planladığımız hedefin daha da fazlasını gerçekleştirdik diyebilirim. Gerek satışlarımız, gerek ciromuz açısından sonuç böyle. Çünkü biz çok ciddi bir boşluğa hitap ettik. Kaliteyle ilgili çok ciddi bir boşluğu doldurabildik. Bu sayede de 2009 için planladığımız bütçenin yüzde 30 daha fazlasını yakaladık. Bu durum bize şunu gösteriyor; bu pazarda şu ana kadar gerçekten kaliteli üretim yapılmamış. Özellikle ilk yılımızda karbonlu ürünlerimizle piyasa lideri olabilmeyi açıkçası beklemiyorduk. İlk üretim yılımızda beklememiz yanlış da olurdu. Ancak hammadde tüketimine baktığınızda görülüyor ki karbonlu ürünlerimizde bu kalitede piyasa lideri olduk. 2010 için de yüzde 30´luk bir büyüme bekliyoruz. 2009 bizim için antrenman yılıydı. Oldukça başarılı geçti. 2010´da ise pastanın büyük bir bölümünü istiyoruz açıkçası.