Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Çatı sektörü krizden Avrupa kadar etkilenmedi”

Onduline Avrasya Satış ve Pazarlama Müdürü Osman Özpay ile çatı pazarındaki son gelişmeleri, yeşil çatı uygulamalarının önemini ve küresel ekonomik krizin

pazara etkilerini konuştuk.

İnşaat sektörünün geldiği düzeyi ve çatı sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Osman Nuri Özpay: Genel olarak inşaat sektörümüzde önceki yıllara kıyasla çok önemli, olumlu yönde gelişmeler olmuştur. İnşaat sektörü mühendislik açısından; kalite, insan gücü,

makine parkı olarak dünya pazarlarında gerçekten çok önemli ihaleler alarak çok önemli konuma gelmiştir.

Bir dönem, 1970’lerin sonunda, 2 yılı aşkın süre ile Suudi Arabistan´da, Yemen´de Avrupa kökenli bir inşaat firmasında çalıştım. Bu bölgede o yıllarda tüm inşaat işleri Avrupa ve Kore kökenli firmalar tarafından yürütülüyordu, teknik ve kalite açısından Türkiye´den çok ileri düzeydeydiler. 1980’li yılların sonundan itibaren bizde de bu alanda çok önemli ilerlemeler sağlanarak günümüze gelindi. Gerçekten inşaat firmalarımız bu yıllardan itibaren yurt dışında çok önemli ihaleler alarak aranan, saygın bir konuma geldiler ve ekonomimize çok önemli katkılar sağladılar. Sağlamaya da devam ediyorlar. İnşaat

sektörünün bu gelişmesine paralel olarak tüm inşaat malzemeleri sektörümüzde de çok önemli gelişmeler oldu. Her şeyden önce, bu konuda yabancı sermaye girişi ve yatırımlar hızla artmaya başladı. Onduline Avrasya da işte bu dönemde, 1994 yılı sonunda uluslararası bir kuruluş olarak ülkemize yatırım yaptı. 16 yıldan beri çatı kaplama malzemeleri, su yalıtım membranları ve aksesuarları üreterek, pazarlayarak bu sektöre hizmet vermektedir.

Yaşanan küresel krizi de göz önüne alarak 2009 yılını değerlendirebilir misiniz?

Son krizin -adı da üstünde, ‘küresel kriz’- yaşadığımız önceki krizlerden farklı bir yapıda olmasına rağmen bence içinde bulunduğumuz çatı ve yalıtım sektörü U.S.A. ve Avrupa kadar etkilenmedi. 2009 yılı sonunda genel inşaat sektörü toplam verilerinde geçmiş yıla göre yüzde 15-18 arasında bir gerileme olacağını tahmin ediyorum. Alt sektörlerde, çatı ve yalıtım malzemeleri sektöründe ise bu gerilemelerde çok önemli farklılıklar olacaktır. Çatı kaplama malzemelerinin genelinde bir gerileme söz konusu olup bu gerileme bazı ürünlerde küçük oranlardadır, hatta bazılarında ise artışlar söz konusudur. Onduline Avrasya satışlarında geçmiş yıla göre minimum yüzde 17’lik bir artış elde ederek, 16 yıldan beri en yüksek satış rakamını yakalayacaktır.

Pazarda yaşanan bu düşüşte sizce en etkili unsur nedir?

Yaşanan küresel krizin doğal olarak inşaat sektörü üzerinde olumsuz etkileri oldu, rakamsal gerilemelerinde payı var ama gerilemelerin tümünü de bu krize bağlamak yanlış olur. Türkiye toplam çatı pazarı 2007 yılı 2. yarısından itibaren bir gerileme içine girdi.

2007 yılı toplam çatı pazar rakamı ~120.000.000 m2 iken, 2008 yılı ~105.000.000 m2‘ye geriledi. Yüzde 13´lük bir düşüş yaşandı. 2009 yılı toplam çatı pazarı muhtemelen maksimum 90.000.000 m2 ile kapanacak. Başka bir deyişle 2 yıllık gerileme 2007 – 2009 arası yüzde 25 oluyor. Su Yalıtım Membranlarında da aynı durum söz konusudur. 2007 yılı toplam Membran Su Yalıtım Pazarı ~ 65.000.000 m2 iken, 2008 yılı ~ 60.000.000 m2’ye geriledi ve yüzde 8´lik bir düşüş yaşandı. 2009 yılı toplam Membran Su Yalıtım Pazarı ~ 50.000.000 m2 ile yani yüzde 17´lik bir düşüşle kapanacak. Başka bir deyişle 2 yllık gerileme 2007 – 2008 arası %23 oluyor. Görüldüğü üzere toplam gerileme rakamları 2007 yılı 2. yarısından itibaren başlıyor yani küresel krizden önce ve küresel krizle beraber söz konusu rakamlara geriliyor. Bu gerilemeler kullanım amacına göre her üründe de farklılıklar gösteriyor. Pazara yeni giren aynı amaçlı çok farklı ürünlerin pay alması, pazara yeni giren aynı amaçlı aynı tip ürünü üretenlerin sayısının artması bu gerilemeleri farklı boyutlara taşıyor.

Son günlerde enerji üreten çatılar oldukça gündemde. Onduline enerji üreten çatılara yönelik ne gibi çalışmalar yapıyor?

Biz 2005 yılından beri yeşil çatılarla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Yeşil çatı sektörüne ilk giren firmalardan biriyiz. Bu konuda Almanya ve Japonya dünyaya önderlik yaptı. Hatta Almanya´da bazı eyaletler bu konuda zorunluluk getirdi. Bu zorunluluk şöyleydi; herhangi bir inşaat ruhsat almak istiyorsa, şehir içinde o binanın yapılması için çalınan yeşil alan kadar alanın çatılarda yeniden kazandırılmasıydı. Bunun da en uygun yeri cephe ve çatı olarak çıktı ortaya. Çünkü inşaatlar tabandaki alanı kullanmak zorundalar ama zamanla görüldü ki bu zaten bir ihtiyaca ve hatta inşaatlarda bir trende, diğer bir deyişle yeni bir modele dönüştü. Yani o tarihlerde zorla yapılan bu işlerin bugün getirileri görüldü. Mimarlar artık yeşili kullanmak zorunda oldular, müteahhitler binalarını satabilmek için, daha iyi kiracı bulabilmek için cephesinde ve çatısında yeşil kullanmak zorunluluğu hissetmeye başladılar. Bunun için de pazarda bir takım malzemeler üretilmeye başlandı. Biz bu noktada devreye girmeye çalıştık. İlk seneler bu konu yabancı geldi herkese, ama son iki senede çok iyi aşamalar kaydedildi. Elimdeki rakamlara bakılırsa son iki senede 100-150 bin metrekarei çatı yeşillendi. Yeşil tabanın altında garajlar üretildi. Bunlardan bir tanesi Metro Gross Market´tir. 30 bin metrekareye yakın bir alanda tamamen tabiatın altında geçen bir alışveriş merkezi… Bence burada pazar büyüyecek, rekabet hırçınlaşacak, değişik malzemeler üretilecek.

Enerji üreten çatılarda Türkiye dünyanın neresinde? Dünyadaki talep ve çalışmalar ne aşamada?

Bu konu dünyada da henüz çok yeni bir konu. Bir ülkenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek noktaya gelinmesi için daha önümüzde çok yol var. Bu anlamda dünyada İspanya bu konunun önderi olarak görülüyor. İspanya çok büyük teşvikler verdi. “Enerji üretimini artırmak için dünya kadar para harcayıp baraj yapmak zorunda kalıyorum.” düşüncesinden yola çıktı İspanya. Baraja harcanan para ve zaman gerçekten çok fazla. Bu nedenle de İspanya ben insanlara teşvik vereyim, kendi panellerini kursunlar diye düşündü. Avrupa´da şu anda en ileri düzeyde İspanya var, yıllık enerji ihtiyacının göz ardı edilemeyecek oranda miktarı güneş panellerinden elde ediliyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye bu pazarda çok iyi bir konuma gelecek. Çünkü en çok güneş gören ülkelerden biriyiz. Hatta bu paneller o kadar ilerliyor ki en az güneş gören Karadeniz Bölgesi dahi bu panellerle enerjisini temin edecek noktaya geliyor.

Onduline Avrasya ilk kez Türkiye´de güneş ışınlarını elektrik enerjisine çeviren fotovoltaik panel ve yeşil çatı uygulamasını bir kamu binasında gerçekleştirdi. Bu projeden biraz bahseder misiniz?

Nevşehir´de H. Avni İncekara Fen Lisesi Yurt Binası… Bizim Ar-Ge grubumuzun bir çalışması o da. Tahmin ediyorum bir ödül de alacak o proje. Orada enteresan olan şu; Anadolu´da bir yatırımcı hem öğrenciye bir yurt yapıyor hem de öğrenciyi yeşille tanıştırıyor. Diyor ki okul hayatını yeşil bir çatı altında sürdürebilirsin. Hem yukarıdan da enerjiyi elde edeceksin diyor. Bu öğrenciye iyi bir eğitim aslında. Onun için geleceği olan bir konu.

2009 yılı Onduline Avrasya tarafından yeşil çevre ve enerji tasarruf yılı olarak ilan edildi. Bu kapsamda neler yapıldı?

Enerji tasarrufunun önce yeşil çevre bilincinin artmasıyla başlayacağına inanan kuruluşumuz bu konuda, geçen zaman içinde bayilerimize yönelik eğitimler, çok yaygın katılımlar ve sunumlar gerçekleştirmiştir. 2005 yılından beri katıldığımız tüm fuarlarda bu konsepti hep öne çıkardık, yerel yöneticilerimize, mimarlarımıza çok sayıda panel ve seminerler düzenledik, çok sayıda yayınlarda yer alarak çatıda yeşili çok hızlı bir şekilde tanıtmaya çalıştık ve bugün geldiğimiz nokta Türkiye açısından çok sevindirici ve olumludur. 2008 yılının 2. yarısından itibaren enerji tasarrufunun 2.ayağı olan güneş panelleri ile ilgili çalışmalara başladık ve 2009 yılında katıldığımız tüm fuarlarda çatıda yeşil ve güneş panellerini birlikte sunarak 2009 yılını enerji tasarruf yılı ilan ettik.

Son dönemde Türkiye´de hangi projelerde yer aldınız?

Prestijli projelerde yer aldık. Rıxoss otelleri/Antalya, Zeugma Tatil Köyü/Antalya, Four seasons oteli/İstanbul, Turkcell Ar-Ge Binası/İstanbul, Artev Golf Tesisleri/Kuşadası, Sinpaş Konutları/Silivri, Akbank Callcenter/Gebze, Karayolları Köprü ve Vıadükleri, İstintiye park AVO, Mashatten Rezidance/İstanbul gibi prestijli projelerin bunların arasında sayabilirim.

2010 yılından beklentileriniz ve hedefleriniz nelerdir?

Küresel krizin genelde her ne kadar düşüşe geçtiği izlense de bence 2010 yılı başlarında tüm dünyada reel ekonomilerde önemli bir durgunluk izlenecek. Dolayısıyla işsizlik artacak, satışlar daralacak, kapasite kullanımlarında istenilen artışlar sağlanılmayacaktır. Türkiye Merkez Bankası´nın da faizleri hızla aşağı çekmesi bu durgunluğun önüne geçmek, ekonomik büyümeyi hiç olmazsa yataya, hatta +%1 ve + %2´lere getirebilmek içindir. Yılın bu son çeyreğini ve 2010 yılı ilk çeyreğini de içine alan bir dönemde durgun bir ekonomi yaşayacağımızı düşünüyorum. 2010 yılı ekonomik büyümenin nisan ayını takip eden dönemde başlayacağını hatta ilk 6 aydan itibaren faizlerin yükselerek yılı yüzde 3 gibi bir büyüme ile kapatacağını tahmin ediyorum. 2010 yılında U.S.A. başta olmak üzere bir çok ülkede faizler yükselecek ve Türkiye dahil birçok ülkenin 2009, hatta 2008 yılına göre daha yüksek enflasyon oranları ile karşılaşacağını düşünüyorum.

Türkiye inşaat pazarı 2010 yılını 2009’a göre %5 – %10´luk bir büyüme ile kapatarak genel ekonomik büyümenin içinde çok önemli rol oynayacaktır. Onduline Avrasya olarak 2010 yılı hedeflerimizi de genel inşaat sektörünün bu büyüme tahminine paralel olarak planlıyoruz.