Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“İskele kalıpta sistem tercihi önemli”

İskele kalıp sektöründe pek çok projede çözüm ortağı olan İdes, hem çeşitli sistemleriyle hem de şantiye hizmetiyle sektördeki yoluna devam ediyor. Firma sahibi Alp Soyak, projelere paralel olarak doğru sistemlerin seçilmesinin önemini vurguluyor.

Türkiye´de inşaat sektörünü ve iskele-kalıp sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alp Soyak: İnşaat sektörünün büyük sancıları var. Daha önceki yıllarda büyük şirketler bütün alımları kendileri yapıyorlardı. Alt kadrolarını kendileri kuruyor ve o şekilde çalışıyorlardı. Birkaç seneden beri büyük firmalar bu alımları durdurdular. Bu alımları tamamen taşerondan istiyorlar. Taşeronların da mali gücü bir yere kadar yetiyor, para almaları zaten güç. Bu güçlük bize de yansıyor. Fakat daha büyük bir problem var Türkiye´de; o da kalıp ve iskele sistemlerinin herhangi bir normda olmaması. Yani devletin, bilhassa TSE´nin iskele ve kalıp sistemlerinde belli normlar getirmesi lazım ve bu normların altında katiyetle imalat yapılmaması lazım. Bırakın Avrupa´yı, Asya ve Afrika´da birçok ülkede bu iş çok sıkı takip altında. Fakat Türkiye´de böyle bir yaptırım yok. Öte yandan uygulayıcı insanların can emniyeti de söz konusu değil. İskelelerin belli bir emniyette olması lazım ki kazalar meydana gelmesin. Biz İdes olarak Avrupa normlarının altına düşmeden sistemler yapmaya çalışıyoruz, fakat bu normların dışında imalat yapan bazı üreticiler yurt içinde haksız rekabete yol açıyor. Türkiye´de kriz oluyor ya da olmuyor tartışması değil konu esasında. Krizler geçicidir, 1991, 1994, 1997, 2001 ve 2004 krizleri de yaşandı ve geçti. Bir şekilde bunlar aşıldı ama bahsettiğim konular kapsamında birkaç önemli adım atılması gerekli.

İskele ve kalıp sistemlerinde belli standartlar oluşturmak adına İdes neler öneriyor?

Türkiye´de iskele ve kalıp sektörüyle ilgili bir dernek veya bir birliktelik yok örneğin. Yıllar önce Ankara TSE´de çalışan bir mühendisle tanıştığımda bana bu çalışmayı dışarıdan bizim yapmamız gerektiğini, adım adım tüm makamlara onaylatmamız gerektiğini belitmişti. Ancak bunun statik hesaplarını biz versek bile takibini onların yapması gerekiyor. Ancak elbette bizim gibi bu işe gönül bağlamış uzman bireylerin bu konularda ön ayak olması hatta gönüllü çalışması lazım. O noktada da ne yazık ki eksiğimiz çok.

Peki iskele-kalıp sistemlerinde İdes´in standartları nedir? Avrupa standartlarını göz ardı eden rakiplerinizden sizi ayıran özellikleriniz neler?

Bizim standartlarımız tamamen Avrupa iskele ve kalıp normlarıdır. Kalıpta emniyet kat sayısı vardır. Örneğin, bir iskele normalde test yaptırdığınız zaman 5 ton taşıyorsa, siz onu 5 ton taşıyor diye pazarlayamazsınız. Bunu en fazla 3 ton taşıyor diye pazarlamanız gerekir. Yani emniyet katsayısının uygulanması gerekir. Yapılan deneylerde malzemenin bükülmesine, burulmasına yani deforme olmasına hatta kırılmasına kadar uygulama yapılır. Bu deneyler sonucunda çıkan rakamları emniyet kat sayısına bölerek piyasaya sunmanız gerekir. Biz malzemeleri bu şekilde piyasaya sunuyoruz. Bu konuya hassasiyetle çok dikkat ediyoruz.

İdes´in çalışmalarından ve ürünlerinden bahseder misiniz?

Firma olarak çeşitli iskele sistemlerimiz var. Tırmanır kalıplarımız ve geniş yüzeyli perde kalıplarımız var. Bizim bu sistemleri kullanmadaki prensiplerimiz öncelikli olarak iş güvenliğidir ve buna paralel olarak da mutlaka beton yüklerinin en emniyetli şekilde alınmasıdır. Tabi ki çözümlerin sıhhatli olduğu gibi ekonomik oması da çok önemli, bu da ciddi bir mühendislik çalışması sonucunda oluşuyor. Diğer bir konu ise kalıpların şantiyelerde doğru kullanımı. Bunu da kalıpların ilk kurumlarında şantiyelere vermiş olduğumuz teknik destek ile sağlıyoruz. Son dönemde büyük projelerde çalıştık. Örneğin, Cezayir Otoyol Projesi, Libya´da hava alanı kontrol kulesi ve VİP salonu, Birleşik Arap Emirlikleri´nde bir otel ve alışveriş merkezi, Bulgaristan´da Sofya´da bir otel vs.

Şantiye hizmeti kapsamında neler yapılıyor?

Şantiye hizmeti, kalıpların ilk montaj aşamasında ücretsiz olarak teknik bir elemanın oradaki yetkililere ve kullanıcılara kalıpları tam olarak göstermesi. Tabi bu uygulama projeler paralelinde oluyor. Yani biz satış yaptığımız projelere, önce uygulama projesi yapıyoruz. Bu uygulama projesinin yerinde tatbikatında teknik bir arkadaşımız görev alıyor.

Proje tipine göre iskele-kalıp sistemlerinde neler değişiyor?

Öncelikle proje tipine göre doğru sistemi seçmeniz lazım. Bizde 3-4 türlü iskele-kalıp sistemi var. Bir tanesi masa kalıp… Kule iskeleler var, kamalı iskele var. Burada proje zaten sistem seçiminin yönünü gösteriyor; ben bu kalıbı istiyorum, diyor. Hastaneler, yüksek binalar, oteller masa kalıpla yapılıyor. Ama kotu çok değişken, geometrisi değişken, kotları fazla oynak olan binalarda masa kalıp pratik ve ekonomik olmaz. Perdelerde genelde ufak pano kalıpları eskiden çok uygulanıyordu fakat son yıllardaki istenen beton kalitesi ve inşaat sürelerinin kısalığı vinç kullanımını dolayısı ile geniş yüzeyli perde ve kolon sistemlerini tercih ettirdi. Çalıştığımız pek çok firmanın kalıp stoğunu da biz yönlendiriyoruz. Örneğin yeni bir projeye başladıkları zaman yeni kalıp tedariki olmaksızın, başka yerde bitmek üzere olan bir projedeki kalıbı oraya yönlendiriyoruz. İhtiyaç duyuluyorsa da biz tekrar takviye ediyoruz.

Peki iş güvenliği ve çalışan sağlığı bakımından neler yapıyorsunuz? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Her şeyden önce makineyi tanımayan insanları o makineyle oynatmıyoruz. Elektrik makine aksamının aksaklıklarının mutlaka yetkili insanlar gideriyor. Baret, gözlük, eldiven veya maske gibi önlemler zaten alınması zorunlu olan önlemler. Kaynak ve boyayla uğraşıldığı için işçilerin sürekli çalışmamalarını sağlayacak önlemleri de alıyoruz. Şantiyedeki önlemler tabi daha farklı. Vincin çalıştığı alanın mutlaka birinin gözetimi altında olması lazım. Kalıbın kendi güvenlik önlemleri zaten var, bu önlemleri biz sağlıyoruz ve şantiyeleri bu konu da bilgilendiriyoruz veya ikaz ediyoruz. Ancak şantiyelerde tabi ki bir yaptırımımız mevcut değil.

İskele kalıp sistemlerinin kurulumunun kolay ve ekonomik olması ne gibi avantajlar sağlar?

Vinçle çalışan sistemlerin yerinde kolaylıkla indirilip arabalarla hareket ettirilmesi, sonra yine kolay bir şekilde vincin ağzına verilmesi süreci hızlandırır. Burada tabi proje çalışması da önemli. Mesela ucuz olacak diye çok büyük bir masa kalıbı verirsiniz, o masa kalıbını birileri ne itebilir, ne döşemeden çıkarabilir. Sonuçta çok ucuz bir çözüm büyük bir masa yapmak, fakat bunu hareket ettirmesi, taşıması zor. Ayrıca söktükten sonra taşımak da zaman ve insan gücü kaybı, dolayısıyla da para kaybına yol açıyor. Tabi kalıplar ne kadar hafif olursa, ne kadar paslanmazsa, uzun müddet kullanılırsa o kadar ekonomik olur. İşte bunu da malzeme seçimiyle sağlayabilirsiniz. Ama dediğim gibi malzeme seçerken yükleri yüzde yüz karşılamanız gerekir.

Daha ekonomik olması nedeniyle yanlış kalıp tercih eden firmalar oluyor mu? Bu noktada siz ne gibi bir çözüm önerisinde bulunuyorsunuz?

Biz uyarıyoruz ama orada bir de fiyat önemli. Uygun olmayan malzemeleri zaten üretmiyoruz. Çok basit cevap olarak; satmıyoruz. Örneğin, Türkiye´de çalışma iskelesi, cephe iskelesi birçok yerel firma tarafından çapı 42 cm lik borudan yapılıyor. Biz 42´likten yapmıyoruz, çünkü bina bazen 5 katlı oluyor, bazen 25 katlı oluyor. 5 katlı binalarda 42´lik boru kullanılabilir ama onun üzerine çıktığınız zaman iskelenin kendi yükü de olduğundan aşağıda tonlarla yük biniyor. Hani oradaki insanların kendi yükünü bırakın, iskelenin kendi yükü çok büyük. Ondan sonra başlıyor iskele deforme olmaya, ayrıca iskele ve iş güvenliğini sağlayan bina bağlantılarını bile uygulamıyorlar. Bütün bunlar insan güvenliğine hiçbir değer vermeyen ucuzculuktan başka bir şey değil. Böyle bir ortamda satmamak en doğrusu.

Kiralama departmanınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Firmaların 3-4 ay içinde bitirilecek bir projeleri varsa kiralama onlar için hem çok ekonomik oluyor, hem de malzemeyle uğraşmıyorlar. Çünkü kalıp malzemesi oldukça yer tutan bir malzeme. Büyük miktarlarda kalıplar geliyor, inşaatlar bitiyor sonra o kalıpları koyacak yer bulunamıyor, bakımları da kolay olmuyor. Normal satış bedelinin belli bir yüzdesi kadar bir kira bedeli oluyor. Fakat tabi 6-7 ayı geçen projelerde, kalıbı satın alıp tekrar satmak daha makul. Biz onu da yapıyoruz. Kullanım süresine göre sözleşmede biz bu kalıbı geri alırız diye taahhüt ediyoruz. Deforme olmamış kalıpları taahhüt ettiğimiz rakamla geri alıyoruz.

Yurt dışında daha çok hangi ülkelerde çalışıyorsunuz?

Romanya ve Makedonya´da çok iş yaptık. Almanya, Bulgaristan, Fas, Küba´da güzel projelerimiz oldu. Cezayir, Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak da ağırlıklı olarak çalıştığımız ülkeler arasında yer alıyor. Irak´ta çok yoğun çalışmaya başladık. Ukrayna, Kazakistan, Türkmenistan gibi ülkelerde de projelerimiz oldu var. Libya son zamanlarda oldukça ağır basıyor bu aralar, çok büyük projeler var. Ama özellikle Irak, Türkiye için iyi bir pazar olacak.