Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Metropollerde inovasyon ve yüksek yapılaşma girişimleri

Küreselleşme kavramı üretimin; programlanabilen, hızlandırılmış, büyük ölçekli ve geniş bir coğrafyaya entegre edilmesi ile ortaya çıkan tarihsel bir dönemi tanımlamaktadır.1 Bu gelişme ile sermaye, sınırları aşan bir etken haline gelmiş ve uluslararası ekonomik piyasaların bütünleşme eğilimine girmelerine sebep olmuştur.

1970’li yıllarda, dünya çapında etkili olan ekonomik çöküşten çıkış arayışları, ülkeleri yeni yapılanma ve iletişim-bilişim sektörlerindeki gelişmelere yönlendirmiştir. Bu durum, küreselleşme sürecindeki dinamiklerin nedenini oluşturmuştur.2 Sembolik sermayelerin önem kazanması, çarpıcı ve etkileyici olanın ön plana geçmesi ve toplumsal eşitsizliklerin artışı metropollerde küreselleşmenin yarattığı inovasyon olarak kendini göstermektedir.

18. yüzyıl, kırsal bölgelerden kentlere göç eğiliminin başladığı dönem olarak bilinmektedir.3 18. yüzyılın sonunda, 1790 ile 1890 yılları arasındaki sürede dünya nüfusunda hızlı bir artış gözlenmiş ve dünya nüfusu toplamda yaklaşık 16 katına ulaşmıştır. Artan nüfusun yanı sıra, kentlerin nüfusu ise 139 katına çıkmıştır.4 Bu dönem, kent yaşamının tercih edilmeye başlandığı, kentlerin dünya çapında büyümeye başladığı dönem olarak literatüre geçmiştir.

Küreselleşme etkileri ile ortaya çıkan karşılıklı bağımlılıklar, devlet sınırını aşan ekonomik ilişkiler, devletlerin kontrolünü azaltmaktadır. Sermayenin hareketli oluşu, bağımsız ulusal politikaların işleyişini sekteye uğratması açısından ulus-devlet etkisini azaltmaktadır. Bu etkileşimler, küreselleşme bağlamında ülkeler arasındaki fiziksel ve ekonomik sınırları kaldırmakta ve bu görevi kentler bazında yoğunlaştırmaktadır. Farklı bir deyişle, küresel politikaların temelini kentler oluşturmaktadır. Kentlerdeki iş ve yaşam alan kalitesinin arttırılması, küresel politikaların amacıdır.5

Küreselleşme ile tüm dünyanın içinde bulunduğu değişimlerin sürecinde ve geliştirilen politikaların temelinde, bütünselleşen dünya ile ekonomik ilişkiler bulunmaktadır.6 Ekonomik ilişkiler, kentteki yapılaşma türlerini ve yoğunluğunu etkilemektedir.7 Gökdelenler, ofis merkezleri, iş merkezleri ve yeni kentsel alanlar metropollerde yoğun olarak yer almaktadır. Yeni yapılaşmalar, yeni iş olanakları ve alternatifli yaşam biçimleri sunabilmeleri kapsamında metropoller, küresel politikaların, insanlar için çekim gücü oluşturmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda inşaat sektörü küreselleşme ile yeni bir yükü üzerine almaktadır.

NEDEN YÜKSEK YAPILAŞMA?

İnsanlar tarih boyunca teknolojinin izin verdiği ölçüde neden yüksek yapılaşma gereği duymuştur? Kentlerin küreselleşme ile geçirmekte olduğu inovasyon, özellikle yüksek yapıları, gökdelenleri ön plana çıkarmaktadır. İnşaat sektörü, yüksek yapılaşma konusunda yenilikçi yaklaşımlar yaratmaktadır.

Sözlük anlamı olarak, yüksek yapılaşma veya günümüzde kullanılan gökdelen terimi farklı kaynaklarda farklı içerikler ile tanımlanmıştır.8 1933 yılında, yüksek yapılaşma için Oxford Sözlük’ünde yer alan tanım “çok katlı yapılar – özellikle modern Amerikan şehirlerinin karakteristik yapılaşma türü” olarak açıklanmıştır. 1962 yılında ise, farklı sözlüklerdeki anlam karmaşası çözümlenmiş ve ortak bir karar ile tüm sözlüklerde bugünkü anlamına ulaşmıştır. Yüksek yapılaşma, Amerikan kentlerine ait yapılaşma türü olmaktan çıkmış, dünya çapında geçerlilik kazanmış bir terim olma özelliğini kazanmıştır. Teknolojik gelişmelerin ardından, yapı yükseklikleri artmış ve yüksek yapı kavramı metropollerin kent merkezlerinde bulunan “gökdelenler” olarak tanımlanmaya başlamıştır.9 Gökdelenlerin, görkemli, baskın, kente değer katan özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir.10 Bunun yanı sıra bazı dezavantajları da çevresel, psikolojik ve fiziki boyut bağlamlarında ele alınmaktadır.

Yirminci yüzyılın başlangıcında ekonomik politikalar dünyayı etkisi altına almış, kentsel mekânlara yansımaya başlamıştır.11 Ekonomik simge niteliği taşıyan ve rant sebebi ile kentlerdeki zemin alanlarının pahalılaşması sonucu, metropollerdeki yüksek yapılaşmanın yirminci yüzyılın başlarında artığı gözlemlenmektedir.

19. yüzyılın ikinci yarısında, bugünkü “gökdelenler” olarak tanımladığımız kentlerdeki yüksek yapılaşma türünün oluşmaya başladığı bilinmektedir.12 1872 yılında New York’ta eşzamanlı olarak inşa edilen Tribune ve Western Union Ofis binaları ilk gökdelenler olarak tarihte yerini almaktadırlar. 1888’li yıllardan itibaren tasarlanan yüksek yapılar, tarihi kulelerin tasarım kriterleri esas alınarak yapılmıştır.13 Dini yapılar, ailelerin gücünü simgeleyen yapılar 19. yüzyıldan bu yana şirketlerin, kentlerin ve metropollerin simgeleri olmaya başlamıştır. Bu bağlamda, tarihi kuleler, günümüzdeki gökdelenlerin çıkış noktasıdır. İlk gökdelenler olarak

inşa edilen iki yüksek yapı New York’dadır, ancak kaynaklar yüksek yapılaşmanın kentsel bir süreç olma eğiliminin Chicago kentinde gerçekleştiğini ortaya koymuştur.14

İlk yüksek yapılar New York’da, kentsel ölçekte ilk yüksek yapılaşma ise Chicago kentinde yer almaktadır.

Yüksek yapılaşma kavramı, küreselleşme öncesinde kentlere ait yerel nirengi noktalarına referans vermiştir. Ancak yüksek yapı kavramı küreselleşme ile birlikte incelendiğinde metropol bazında uluslararası nirengi noktası olma özelliği kazanmıştır.15 Bu noktada yüksek yapı kavramı küresel boyutta anlam kazanmış ve değerlendirilmeye başlamıştır.

KÜRESELLEŞME İTİCİ GÜÇ

Metropolleşme süreci, kentlerde küreselleşme ile yaşanan inovasyon sonucunda kentsel planlamanın yeniden yorumlanmasına neden olmuştur. Kentsel dönüşümlere paralel yapılaşma türlerinde yeni açılımlar sağlamıştır. Yüksek yapılaşma, metropolleşen kentlerde oluşan yapı türlerinden biridir. Fiziki, ekonomik ve sosyal boyutları ile kentlerin kimliğini önemli derecede etkilemektedir. Mimari bağlamda, yüksek yapılaşmalar küreselleşme ile metropollerin içinde yer almaktadır.16

1870-1935 yılları arası yüksek yapılaşmanın başlangıç devri olarak tarihe geçmiştir.17 Metropolleşen kentlerde, yirminci yüzyıldan günümüze gelen süreç içinde yüksek yapılar kentlerin vazgeçilmez yapı türlerinden biri haline gelmiştir.18 Küreselleşen dünyada kentlerdeki yüksek yapıların farklı sebepler ile yapımı gerçekleşmekte ve bu yapılar her geçen gün artmaktadır. Şüphesiz yüksek yapıların metropoller bağlamında yerleri, diğer yapılaşmalardan farklılaşmaktadır. Gerek yoğunlukları, gerek tasarım kriterleri gerekse kente ve kentliye karşı fiziksel ve sosyal sorumlulukları yüksek yapıları daha özel kılmaktadır.

Yüksek yapılar bulundukları bölgede, nirengi olma özelliği taşımaktadır. Fiziki olarak baskın karakterlerinin yanı sıra, sosyal içeriklerinden dolayı yüksek yapılar kent karakterini etkilemektedir.19 Kent silüeti, kent planı ve kent yaşamı yüksek yapılaşma ile farklı bir boyuta taşınmaktadır.20 Bu bağlamda yüksek yapılar, kendi yapısal misyonları haricinde kentsel bağlamda da farklı sorumluluklar yüklenmiştir.

Kent bilimciler, yüksek yapılar ile ilgili iki farklı sorunun yanıtlarını aramaktadır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak, yapıların mümkün olabilecek yükseklikleri her geçen gün artmaktadır. Ekonomik veya teknolojik bağlamda yükseklik artışı kentler için gerekli midir? Mimari akımlar, kentsel tasarım kriterleri yüksek yapıların tasarımında önceden gözetilmekte midir?21 Bu iki soru, küreselleşme ile artan yüksek yapılaşmaların kentlerdeki etkisi bağlamında büyük önem taşımaktadır. Değişen dünya düzenine paralel olarak artan yüksek yapıların kentlerdeki var olma sebeplerinin irdelenmesi bu iki soruya açıklık getirebilmektedir.

21. yüzyılda, yüksek yapılar fonksiyonlarındaki değişime paralel olarak fiziki özelliklerinde de farklılaşmaktadır. Geleneksel formların dışına çıkılmış bir defaya özgü yüksek yapılar tasarlanmış, fonksiyon donanımları da aynı doğrultuda değişiklikler sergilemiştir.22 Özgün ve bulunduğu kentin özelliklerine uygun yüksek yapıların tasarlanabilmesi için kentlerin imar mevzuatlarında yüksek yapılara özel uygulama maddeleri oluşturulmalıdır.

Londra’dan örnek alınır ise, metropol alanda bulunan yüksek yapı girişimleri Londra kentinde bulunan imar mevzuatlarının dışında tutularak projeye özel inceleme ile sonuçlandırılmaktadır.23 Yerel, bölgesel yönetimler ile tasarımcıların olduğu bir komisyon ile incelenen yüksek yapı girişimi bölgesel ve global kriterlere göre değerlendirilmektedir.24 Çağdaş, çağını yansıtan, ekolojik donanımlı olması gibi birçok faktör değerlendirme kriterlerinde bulunmaktadır.

Eğer küreselleşme ile metropollerdeki yapısal gelişmeler ve yüksek yapılaşma girişimleri günümüzdeki hızı ile kentlerde var olmaya devam ederse, kentler nasıl şekillenecektir? Dünya nasıl bir görünüme sahip olacaktır? Benzeri sorular çoğaltılabilir ancak, önemli olan husus, insanların kentsel kaygılarının kentlerin şekillenmesinde, katılımcı olarak yönlendirme şansının verilmesi gerekmektedir. Yüksek yapılaşma, kentsel politikaları ve kentlisinin katılımcı yaklaşımları bağlamında, San Fransisco, Londra, New York, Chicago, Tokyo gibi metropollerde kentsel yönetimlerin içinde yer almaktadır.25

Hızlı ve plansız kentleşme, global değerlerin belirli stratejilere dayanmadan kentte yer almasına neden olmaktadır. Bu durum toplumsal ve kentsel altyapıların bozulması, zarar görmesi ihtimalini oluşturmaktadır.26

Yüksek yapılar, İstanbul’da inşa edilmeye başladığı dönemden bu yana silüete etkileri bağlamında çok tartışılmıştır. Bu yaklaşım konuya farklı bir boyut kazandırmış, tarihi kent siluetine etkileri analiz edilmiştir. Önemli olan konu, yüksek yapılara karşı çıkmak yerine kentin özelliğini bozabilecek her türlü kimliksiz yapılaşmanın engellenmesi gerekliliğidir. Yüksek yapılaşmanın kentsel planlama dâhilinde gelişmesi, kent ve kent silüetine olumlu katkı sağlayabileceği unutulmamalıdır.

İstanbul’da, metropol alan planlaması çerçevesinde yüksek yoğunluklu yeni yapılaşmaların çok merkezli bir kentsel planlamayı destekleyecek altyapıda olması gerekmektedir.27 Potansiyeli olan mevcut merkezler geliştirilmeli ve gerekli altyapı sağlanmalıdır.

Yüksek yapılaşma ile ilgili belirlenmiş bir kent politikası bulunmayan İstanbul kentinde, yüksek yapıların kent içindeki konumunun net olarak ortaya konması gerekmektedir. Bu bağlamda, İstanbul’da kentsel stratejiler belirlenirken hangi faktörler önem taşımaktadır? Yüksek yapılaşma kent bütününde irdelendiğinde İstanbul kent özelliklerinin korunmasındaki rolü ve payı ne olmalıdır? Yüksek yapıların ve kentin kullanıcılarının sorun ve talepleri nelerdir? sorularının sorgulanması gerekmektedir.

Referanslar

1. Balamir, M., 2008. Küresel Gelişmeler, Neoliberal Politikalar, Risk Toplumu ve Planlama Alanı. http://www.mimdap.org/w/?p=4358. 28 Şubat 2008. s.02.

2. İncedayı, D., 2002. Demokratikleşme Arayışında Kent ve Kullanıcısı, Mimarist Dergisi, 5, Bahar 2002, 32-38, Haziran 2002, İstanbul, s.32.

3. Schilivek, L.,B., 1965. Man in Metropolis: A Book About the People and Prospects of a Metropolitan Region. Doubleday & Company Inc., Garden City, New York, s.17.

4. A.g.e., s.17.

5. Stever, G., H., Muroyama, J.,H., 1998. Overview, in Globalization of Technology, pp. 1-11. Ed. Stever, G., H., Muroyama, J.,H., National Academy Press, Washington, D.C., s.11.

6. Dışişleri Bakanlığı Raporlaması, 1998. Türkiye ve Dünya 2010-2020 Küresel bir Aktörün Dönüşü, Divak Yayınları No:2, Cem Ofset Baskı, İstanbul, s.09.

7. Hall, P., 1988. Cities of Tomorrow: An Intellectual History of Urban Planning and Design in the Twentieth Century. Blackwell Publishing, Oxford, s.406.

8. Gottmann, J., 1967. The Skyscraper Amid the Sprawl, in Metropolis on the Move: Geographers Look at Urban Sprawl, s. 125-150, Eds. Gottmann, & J., Harper, R.A., John Wiley & Sons Inc., New York, USA, s.126.

9. Lang, R.E., 2003. Edgeless Cities: Exploring the Elusive Metropolis. Brookings Institution Press, Washington, D.C., s.28. .

10. A.g.e., s.28.

11. Sutcliffe, A., 1984. Introduction: Urbanization Planning, and the Giant City, in Metropolis 1890-1940, pp. 1-10, Ed. Sutcliffe, A., Alexandre Press, Oxford., s.8.

12. Schuyler, M., 1961. American Architecture and Other Writings. Eds. Jordy, W.H., Coe, R., Harvard University Press, London, s.442.

13. Heinle, E., Leonhardt, F., 1989. Towers: A Historical Survey. Butterworth Architecture, United Kingdom, s.26.

14. Gottmann, J., 1967. The Skyscraper Amid the Sprawl, in Metropolis on the Move: Geographers Look at Urban Sprawl, pp. 125-150, Eds. Gottmann, & J., Harper, R.A., John Wiley & Sons Inc., New York, USA., s.127.

15. Bore, J., 2008. Building Tall – Understanding Planning Policy Developments in Key Autorities Across the UK, Designing Tall Buildings Syposium, London, 21 Mayıs 2008, pp.11-48, s.13.

16. Ibelings, H., 2002. Supermodernism: Architecture in the Age of Globalization. NAİ Publishers, Rotterdam, s.1.

17. Leeuwen, T.A.P.v., 1988. The Skyward Trend of Thought: The Metaphysics of the American Skyscraper. The MIT Press, Cambridge, s.1.

18. Ritchie, A., 1988. The Philosophy and The Future of the Skyscraper, in Second Century of the Skyscraper: Council on Tall Buildings and Urban Habitat, s. 3-7, Ed. Beedle, L.S., Van Nostrand Reinhold Company, New York, s.3.

19. Gottmann, J., 1967, s.135.

20. Goldberger, P., 1988. Architecture and Society, in Second Century of the Skyscraper: Council on Tall Buildings and Urban Habitat, s. 101-115, Ed. Beedle, L.S., Van Nostrand Reinhold Company, New York, s.101.

21. Gottmann, J., 1967, s.131.

22. Cooperman, D., 1988. Time’s Arrow: Tall Moving Targets and Social Reseach, in Second Century of the Skyscraper: Council on Tall Buildings and Urban Habitat, pp. 53-57, Ed. Beedle, L.S., Van Nostrand Reinhold Company, New York., s.56.

23. Roscoe, D., 2008. Mancester City Couincil, Designing Tall Buildings Symposium, London, 21 Mayıs 2008, s.03.

24. Roscoe, s.07.

25. Cooperman, s.54.

26. Şahinler (İncedayı), D., 1996. A Proposal for Low-Income Housing With User Participation, Proc. XXIVth IAHS World Housing Congress, How to House a Nation: The Challange fort he XXIst Century, Vol.2, Ankara, Turkey, s.541-550, s.546.

27. İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi, 2006. İstanbul İl Bütünü Çevre Düzeni Planı Raporu, İstanbul, s.23.