Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Milpark teknolojiyi yaşam alanlarına taşıyor

Milpark Konutları´nın şantiyesindeydik. Milpa Genel Müdür Vekili Rıza Koçyiğit, Gayrimenkul Projeler Koordinatörü Alaatin Yeşilova ile projeyi konuştuk. Söyleşimize Altıneller Mühendislik´ten Mustafa Altıneller, Zemintaş İnşaat´tan Proje Müdürü Taylan Simsar ve Dome Mimarlık´tan Murat Yılmaz da katıldılar. Yaklaşık 33 bin metrekare alan üzerine inşa edilecek olan Milpark Konutları mimari tasarımı, zemin çalışmaları, malzeme kullanımı ve enerji tasarrufuna dönük özellikleri ile dikkatleri çekiyor.

Proje fikri nasıl ortaya çıktı?

Rıza Koçyiğit: Beylikdüzü Esenyurt bölgesi son yıllarda aşama kaydeden bir bölge. Biz bu bölgeyi yaklaşık 5 yıldır bu proje başlamadan önce takibe almıştık.

Özellikle sanayi ve ticaret merkezlerinin, eğitim alanlarının bu bölgeye yönelmesi ile, ileride nüfusun artacağını ve konut ihtiyacının oluşacağını düşünerek arayışlara girdik. Bu arayışımız içinde ana yollara, bağlantı yollarına ve ana arterlere yakın olmasını, ulaşımın kolay olmasını öncelik olarak belirledik. Bulunduğumuz arsa üzerinde -yaklaşık 33 bin metrekare- inşaata 2008 yılında başladık.

Mühendislik olarak bu projede neler öne çıkıyor?

Alaattin Yeşilova: Artık gelişmiş ülkelerde olduğu gibi İstanbul’da da olmazsa olmaz gereklilik; bölge yapılarına göre zemin etüdleri ve islahlarıdır. Biz bu projede bölge yapısı özelliklere uygun olarak; tasarrufsuz bir zemin ıslahı yapmak gerektiğinin bilincindeyiz. Bu konuda söylemde değil, uygulamada da uluslararası standartlarla boy ölçüşebilecek bir çalışma gerçekleştirdik.

Bu nedenle de konunun hassasiyetle üzerinde durarak; Mustafa Altıneller Hocamızın da önderliğinde, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Kutay Özaydın ve Prof. Dr. Sönmez Yıldırımın danışmanlığında çok ciddi analizler yaptık.

Bizden önce yapılmış projelerle ilgili fikirler alarak; Zemintaş firması ile burada zemin etüdü ve zemin ıslah çalışmalarını gerçekleştirildi. Detaylı çalışmaların sonucunda, karşımıza maliyeti oldukça yüksek bir tablo çıktı. Başta da belirttiğim gibi, biz bu konuda tasarruf etmeyi ve geri adım atmayı hiç düşünmedik. Milpark’ta 26.5 metre zemin altında iyileştirme yaptık.

Her bloğun altında 420 tane 80´lik 25 metre boyunda sürtünme kazıklarımız var. Bunun üzerinde de 1.5 metre bir radye temelimiz var. Bodrum katları da hesapladığınız da neredeyse her 1 metrekareye-1 metrekare yerin altında da imalat yapmak zorunda kaldık. Bölgenin bunu gerektirdiğini düşünüyoruz. Hala ileride bir sürpriz yaşamamak için zemine ilişkin değerlendirmelere devam ediyoruz.

Projemizde gerçekleşen bu çalışmanın benzer projelere göre, en önemli özelliklerinden biri olduğunu söylemeliyiz. Çünkü bu konuda çok hassas davrandık. Biz mekanik ekiplerin kırıcı, dökücü kullanmalarına izin vermiyoruz. Elektrik ekipleri de, herhangi bir kırma dökme yapmadan bunu gerçekleştiriyorlar. 460 metrelik şapsız bir döşemede artı eksi 1.3 santim sınırında kalabiliyoruz. Mekanik ve elektrikte son teknolojiyi kullanıyoruz.

Projemizde asma tavanlarla ve bunlar arasına koyacağımız taş yünüyle; özellikle daire içi bohçalama diyeceğimiz nadir bir uygulama yapıyoruz. Gerçekten bu bölge için üst düzey bir kaliteyi uyguluyoruz. Kombi ile ısınan dairelerin, ısı kaybını önleyecek her türlü önlemi alıyoruz. Mekanik tesisatlarımızı da, alçı tavanlarımızdan geçirerek bir artı çıkardığımızı düşünüyorum. Konut sahiplerinin ileride herhangi bir arıza halinde; hiçbir kırım ya da delim yapmadan problemi çözmeleri için altyapı oluşturduk.

Uyguladığınız konvansiyonel taşıyıcı sistemle ilgili neler söylemek istersiniz?

Mustafa Altıneller: Milpark yerleşimindeki tüm yapılarda seçilen taşıyıcı sistemde, döşeme sistemi kiriş plak olarak isimlendirdiğimiz bir sistemdir. Düşey taşıyıcılarda ise, kolonlar ile birlikte perdeler de kullanılmaktadır. Bu yapılarda, perdeler kolonlara göre daha ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Deprem yükleri kolonların kirişler ile birlikte oluşturduğu çerçeveler ve perdeler tarafından taşınmaktadır. Bu tür bir taşıyıcı sistem, hassas bölgeler için en uygun sistem olarak değerlendirilmektedir. Zaman zaman konut yapılarında kullanılan asmolen sistemler ve kirişsiz döşemeli sistemlerin, deprem yükleri karşısındaki performansının perdeli-çerçeveli, kiriş-plak sistemlere göre daha düşük olduğu yaşanmış tecrübelerden elde ettiğimiz deneyimler ile de kanıtlanmıştır.

Bu yapılarda taşıyıcı sistem tasarımında, beton baskın bir tasarım yolu tercih edilmiştir. Yapı tasarımında yapı mühendislerinin izlediği 2 farklı yaklaşım vardır.

+ Birinde donatı öne çıkar; Kiriş, kolon ve perdelerde daha küçük boyutlarda çalışılır ve daha fazla donatı kullanılır, yani donatı oranları yüksektir.

+ İkinci yaklaşımda ise daha büyük kiriş, kolon ve perde boyutları kullanılıp donatı yüzdeleri makul seviyelerde tutulur. Biz Milpark’ta ikinci yaklaşımı tercih ettik. İkinci yaklaşımda izlenen yol daha sünek davranan bir yapı üretilmesine yardımcı olmaktadır.

Yoğun donatı kullanımı, bazı betonarme elemanların birleşim noktalarında sağlıklı beton yerleştirilmesine izin vermez ve boşluklar oluşur. Bu durum donatının kenetlenmesini önler ve bu birleşimler sünek davranma yeteneğini yitirirler. Benzer konut yapılarına göre, bu tip yapılarda kullanılan beton miktarı biraz daha fazladır. Yapılarımızda kullandığımız beton, C30 kalitesinde, donatılar ise S420 a kalitesindedir.

Projemizi farklı kılan bir husus da, tüm konut bloklarının temellerinin altında 80 cm çapında, 25 metre boyunda fore kazıklar kullanılmakta oluşudur. Bu tip bölgeler zemin taşıma kapasitesi açısından zayıf olup, yer yer zemin problemleri yaşanmaktadır. Bunların etkisinden kurtulmak için kazıklı temel sistemini tercih edilmiştir.Yaklaşık her iki yönde 2.50 m – 2.70 m ara ile çakılan kazıkların üzerinde 1.50 m kalınlığında radye temel plağı kullanılmıştır. Proje aşamasında teorik olarak hesaplanmış kazık taşıma kapasitelerine göre temel sistemi tasarlanmıştır. Uygulama aşamasında, her blok altında kazık yükleme deneyleri yapılarak kazık taşıma kapasiteleri ve kazık yay sabitleri deneysel olarak saptanmıştır. Yeni tanımlanan bu değerlere göre, yapılar tekrar analiz edilip betonarme projeler yeniden gözden geçirilerek modifiye edilmiştir.

Deneysel olarak bulduğumuz sonuçlar beklentilerimizin üzerinde olup, temel sisteminin istenen güvenlik seviyesinin oldukça üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca arsa çevresinde kazıklı bir iksa sistemi kullanılmış olup parsel çevresindeki bir kısım yollar güvenceye alınmıştır. Milpark projesinde görev alan tüm disiplinlerin elemanları; uyum içinde çalışarak, tasarımda öngördüğümüz değerleri uygulamada da yaşama geçirdiler. Benim yakın zamanda üretim süreçlerine katıldığım projeler içinde bu proje, tasarımla uygulamanın hemen hemen örtüştüğü başarılı bir proje.

Gerek donatı işçiliğin gerçekleştirilmesinde, gerekse beton kalitesinin sağlanması ve beton yerleştirilmesinde projede öngörülen özen sahada da sağlanmaktadır. Donatıların projede öngörülen şekilde hazırlanması, kalıba yerleştirilmesi, pas paylarının doğru bir şekilde kullanımı ve kalıp temizliği istenen kalitede gerçekleştirilmektedir. Tüm soğuk derzler projede öngörüldüğü gibi (kolon ve perdelerin alt ve üst uçlarında) titizlikle yapılmakta ve beton döküm öncesi kontrol edilmekte basınçlı hava-su ile temizlenmektedir. Kalıp söküm sonrası çıkan beton yüzeyleri her elemanda kontrol edilip olası olumsuzluklara anında müdahale edilmiştir. Yani burada projede gösterdiğimiz titizlik uygulamada da gösteriliyor. Diğer taraftan aplikasyonda da çok özenli davranılmaktadır. Gerek kot, gerek doğrultu olarak elemanlar her katta tek tek aletle, harita mühendisi ve topoğraf arkadaşlarımız tarafından kontrol edilmektedir. Genellikle bu tip yüksek yapılarda sıkça yaşanan bir sorunda şudur; Projede asansör kovası örneğin; 2 m x 3 m olarak tasarlanır, yapım her katta planda

2 m x 3 m olarak gerçekleşir fakat yapı yükselirken, her katta düşeyde oluşan eksenden kaçmalar nedeni ile boşluklar üst üste üste düşmez. Yapı tamamlanıp asansör montajı için ilgili teknik elemanlar gelip ölçüm yaptığında bu boşluklara

2 m x 3 m boyutlu bir asansör değil de daha küçük boyutlu örneğin 1.85 m x 2.80 m gibi bir boyutlu asansörün yerleştirilebileceğini tespit ederler.

Yapı üretiminde görev alan tüm disiplinlerin belirli bir kaliteyi yakalaması gerekiyor. Bunlardan birinin kalitesi düşükse hepsi bundan olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla iyi bir proje yetmiyor. İyi bir yapım hizmeti, iyi bir denetim hizmeti ve iyi bir yönetim ve koordinasyon hizmeti gerekmektedir. Bunlardan birisi eksik olunca toplam kalite düşüyor.

Yapı üretiminde Türkiye´de sıkça yaşanan temel bir sıkıntı da proje ile yapımın tam örtüşmemesidir. Çeşitli nedenler ile taşıyıcı sistem tasarımı yapan ve inşaat mühendisliği hizmeti veren grup projeyi yaptıktan sonra süreçten kopuyor. Yerinde yapılan uygulama, projeden anlaşıldığı kadarıyla gerçekleştiriliyor ve projeden farklı olabiliyor. Bazı proje gruplarının hazırladığı projeler çok yetkin ve kapsamlı olabiliyorken bazı projeler eksik olarak sahaya aktarılmış oluyor. Eksik proje söz konusu olduğunda sahadakilerin yorumları devreye girmeye başlıyor. Dolayısıyla öngörülen ve tasarlanan projeden daha farklı bir ürün ortaya çıkıyor.

Tasarımı yapan projeci, yapı üretimi sonlanana kadar süreç içinde ve sürece müdahil olarak kalabilmelidir. En azından kaba yapı yapım sürecinde statik proje müellifi mesleki kontrollük hizmeti vermelidir ve statik proje müellifleri bu konuda ısrarlı olmalıdırlar. Yürütmekte olduğumuz Milpark projesinde, haftada bir gün tüm proje müellifleri ile birlikte yapı denetim firması ve proje yönetim firması teknik elemanları birlikte, önce saha gezisi ve gözlemleri yapılmakta daha sonrada gündemli olarak değerlendirme toplantısı yapılmaktadır. Kaba yapıya ilişkin tüm süreçte her şeyi en ince ayrıntısına kadar gözetliyoruz. Mekanik ve elektrik tesisatları için rezervasyon boşlukları ve birtakım mimari taleplerin karşılanmasına dönük gerekli hazırlıkların yapılıp yapılmadığı denetleniyor. Yaptığımız proje çalışmalarının birebir yerinde uygulandığını görüyoruz, gözlüyoruz. Olası ufak tefek eksikliklere de anında müdahale ediyoruz. Ayrıca gerekli olması halinde haftada bir gün sadece proje koordinasyon toplantıları da yapılıyor.

Enerji tasarrufuna dönük ne gibi özellikler var?

AY: Milpark projesinde atık suların (Gri Su) geri kazanımı ile ilgili, Türkiye’de konut sektöründe bir ilki gerçekleştiriyoruz. Milpark’ta; lavabo, duş ve çamaşır makinelerinden oluşacak atık suları bir merkezde toplayarak biyo-mebran sistemi ile çözüm getiriyoruz. Bu uygulama ile gri su dediğimiz suyu klozet rezervuar suyu olarak tekrar kullanıma vereceğiz. Bu sistemle, günde yaklaşık yüzde kırk yüzde elli arasında bir tasarruf hedefliyoruz. Ayrıca, yine bu sistem ile oluşacak altyapı ile ilerde kırmızı suyu da yani tamamen atık suyu dönüştürecek bir sistem üzerinde çalışıyoruz.

Yenilenebilir enerji konusunda “Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü” ile birlikte yaptığımız çalışmalarda önerdikleri sistem bu idi. İlerisi için detay görüşmeleri sürmekte olan sistemin işleyişinden kısaca bahsetmek isterim… Milpark Konutları yaklaşık 900-1000 dairelik proje, klima sularını toplayıp bu klima suları ile bahçe sulamasında yararlanmak veya diğer ihtiyaçlarda kullanmak gibi bir fikrimiz var. 1000 dairenin yazın pik dönemlerinde 7.5 ton iklimlendirme atık suyu su ürettiğini gördük. Bu günlük çok ciddi bir rakam. Kimsenin önemsemediği ve balkonun kenarından damla damla akan sular. “Milpark Konutları”nın bunun gibi çok önemli artıları var.

Arazi hasılat paylaşımına mı dayalı?

AY: Evet, hasılat paylaşımlı bir proje…

Mimari olarak projede neler öne çıkıyor?

Murat Yılmaz: “Milpark Konutları” şehir merkezinde oturan ancak daha iyi bir yaşam beklentisi olan genç ve orta düzey insanları hedef almaktadır. “Nerede, nasıl ve niçin” yaşadığını bilen ve bunu önemseyen kentliler için tasarlandı. Öncelikle biz yeşil bina tasarımını temel aldık. Yeşil bina küresel ısınma, çevre kirliliği, doğaya saygı ve enerji tasarrufuna yönelik binalar yapı sektöründe öne çıkmaya başladı. Binalar dünya enerjisinin yaklaşık üçte birini kullanıyor. Bizim buradaki avantajımız iş verenin buradaki ekstra yüzde onluk maliyeti desteklemesi bize yardımcı oldu.

Proje 33.180 metrekare alan üzerinde ve bunun 16 bin metrekaresi yeşil alanlara ayrılmış durumda. Onun dışında suni bir akarsu, açık havuz, çocuk oyun alanları, fitness gibi sosyal donatılar var. Özel bahçeli ve teras dairelerimiz var. 1+1´den 4+1´e kadar 13 adet daire tipimiz var.

Küresel kriz gayrimenkul sektörünü oldukça etkiledi. Bu bağlamda pazarlamada ne gibi stratejileriniz olacak?

RK: Bu yaşanan ekonomik kriz bizi hiç etkilemedi dersek yalan olur. Mutlaka etkiledi. Fakat Milpa´nın 40 yıllık tecrübesi ve piyasada var olduğu sürece insanlara güven vermesi bizde her zaman itici güç oldu. Moralimizin bozulduğu, umudumuzun kırıldığı anlar olmadı mı? Oldu tabii. Fakat bunu özellikle büyük bir holdingin bünyesinde olmanın verdiği avantaj ile aşmaya çalıştık. İnşaatı durdurmak hiçbir zaman aklımızdan geçmedi. Zorlu süreçleri atlattık. Pek çok yerde inşaat durmuş durumdayken biz de inşaat hızla devam ediyor. Bir takım finansal ihtiyaçları alternatif olarak karşılamaya çalışıyoruz. Bundan sonrası için de yapacağımız satışlarla bunu desteklemeye çalışıyoruz.

Sektörde büyük bir stok birikmesi var. Herkes inşaata yüklendi. Kriz öncesi böyle bir arz fazlası oluştu. Bizim insanımız inşaat yatırımlarını hep karlı görür. Aslında bu kriz bir anlamda herkesi terbiye etti. İnşaat her zaman karlı değildir. Doğru zamanda doğru yerde iş yaparsanız kar edersiniz. Krizle birlikte bazı çürük cevizlerin ayıklanacağını düşünüyorum. Bu stok çok hızlı bir şekilde erimiyor. İnşaatı yaparken bunu maket üzerinden satmaya çalışanların birçoğu tökezledi. Şu anda bizim önümüzü kesen de onlar. Fiyatta çok ciddi kırılmalara gidiyorlar. Çünkü yaşama şansları için, henüz yapmadığı inşaatı maket üzerinden satıp devam ettirmesi gerekiyor. Bizim öyle bir sorunumuz olmadı. “Milpark Konutları” başlayalı 1.5 yıl oldu ve biz bu düşünce ile yola çıkmadık, inşaatımız devam etti ve belki de avantajımız o oldu.

Bu bakış açısı ve politika bizim için oldukça iyi oldu. Belli bir ilerlemeden sonra tanıtım ve satışlara başlamak istedik. Fakat piyasa ve inşaat sektörü böyle değil. İnsanlar olmayan şeyi önceden yapıp satmaya kalktıklarında krize yakalandılar. Şimdi ellerindeki stokları eritmek için fiyat kırıyorlar. Biz onlarla aynı paralelde gitmek istemiyoruz. Biz yaptığımız inşaata güveniyoruz. Açıkçası bu projeyi bir an önce yapıp çıkalım diye bir düşüncemiz yok. İnşaat sektöründe kendimizi uzun vadeli düşünüyoruz. Bundan sonra da bir şeyler yapmak istiyoruz. Çok agresif bir satış stratejimiz yok. Bu projenin özel ve değerli bir proje olduğuna inanıyoruz. Öyle olunca zaten gelip inşaatı gören insanlar kaliteyi hemen anlıyorlar. Bilindik, sağlam firmalar ile çalışıyoruz.

Milpa uzak vadede neler planlıyor?

RK: Milpa bir pazarlama şirketi olarak kurulmuş. Araba satmış, bilgisayar satmış, cep telefonu vb. şeyler satmış. Son 5 yıl içinde inşaat sektörüne adım atmış. Bizim bundan sonraki amacımız, bu projeyi bitirerek alnımızın akıyla çıkmak istiyoruz. Bu süreci devam ettirirken de açıkçası çok seçici olmaya çalışıyoruz. Bize birçok arazi geliyor. Hem alışveriş merkezi için hem konut yapmak için. Biz daha farklı bir şey düşünüyoruz. Özel ve kimsenin çok fazla tasarlamadığı projeler düşünüyoruz. Bunları zamanla kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece İstanbul olarak da bakmıyoruz. Diğer büyük şehirlere dönük düşüncelerimiz de var. Acele etmeden, doğru yerde, kaliteli ve iyi fiyat vererek proje üretmek gerekiyor. Tabii her şeyden önce konjonktüre uygun hareket etmek gerekiyor. Bu süreçte inşaat sektörünün terbiye olacağına inanıyorum.

Projenin başlama ve bitiş tarihi dikkate alındında zamanında tamamlanması için neler yapıyorsunuz?

AY: Genel ilerleme olarak %50´deyiz. “Milpark Konutları”nın tamamı 994 daire. Üç etapta tamamlanacak. 2010 Haziran´ında teslim edeceğimiz ilk etap; 315 daire ve sosyal tesislerden ve ticari donatılardan oluşuyor. Burada herhangi bir gecikme söz konusu değil. Akabinde diğer etaplara da devam edeceğiz, çok hızlı davranmadan biraz konjonktürü izlemek istiyoruz. Dolayısıyla her 3 etabın bitiş tarihleriyle ilgili şu anda net bir tarih telaffuz etmek doğru olmaz.

Kaba yapının %75´ini bitirmiş durumdayız. 2007 Haziran´ında ruhsatımız alındı. 1340 daireydi. Daha sonra bu revize edildi ve bin dairenin altına düşüldü. Gördüğünüz gibi çok daha tüketici faydasına oldu. Başlama tarihimiz 2008 Mart – bitiş

tarihimiz 2010 Haziran olacak.

Şantiyede zorluklar yaşadınız mı? Proje yönetim akışı nasıl işliyor?

AY: Biz 2007 Haziran´ından 2008 Mart´ına kadar altyapı islahımızı bitirmiştik. Dolayısıyla süreyi verimli kullandık. Başlangıçta, alt yapı ve zemin iyileştirmelerinde bir yıla yakın bir süre ciddi sorunlar yaşadık. Bölgenin özellikle yağmur suyu toplama sistemlerinin, kanalizasyon sistemlerinin çok sağlıklı olmaması hafriyat ve iksa kazıklarını çakarken sıkıntılar yaşamamıza sebep oldu.

Ancak bugün sonuca baktığımızda, İstanbul´un ses getiren selinde neredeyse şantiyemiz hiç ıslanmadı. Zemin konusunda “Zemintaş” firmasının bize ciddi katkıları oldu.

Taylan Simsar: Böyle bir projede çalışmak firmamız “Zemintaş” için mutluluk verici. Türkiye´de maalesef zemin ıslah işleri pek önemsenmiyor ve ne yazık ki yeterli miktarda değer görmüyor. Sonuç itibariyle bu toprağın içine gömülmüş bir imalat olarak görülüyor. Fakat özellikle Türkiye deprem anlamında ya da çarpık kentleşme konusunda oldukça sıkıntılı bir ülkeyiz. Bu projede, gerek hazırlık aşamasında gerekse sahadaki imalatlar açısından son derece profesyonel bir çalışma şekli gösterdik. Sadece başlangıç aşamasındaki hesaplar neticesinde bir imalat yapmadık.

Geoteknik rapor neticesinde ortaya çıkan zemin parametrelerine bağlı olarak;

1. İnşa edilecek olan binaların temel imalatı öncesinde sahada yapılacak olan zemin islah yöntemleri

2. Bina imalatı sırasında çevre, yol ve yapıların zarar görmesini engellemek ve şev stabilitesi sağlamak amacıyla “iksa sistemi” yöntemine karar verdik.

Yöntemlerin belirlenmesi aşamasında TSE ve Avrupa Standartları esasları baz alınmıştır. Zemin islah yöntemi “Altıneller Mühendislik” tarafından, iksa duvarı projelendirilmesi ise “Zemintaş İnşaat” tarafından tasarlanmıştır.

Fore kazıkların imalatı sırasında TSE ve Avrupa Standartları esasına göre demir ve betondan numuneler alınmış ve bağımsız bir yapı laboratuarında tüm testlere tabi tutulmuştur.

Ayrıca tasarlanmış olan temel altı taşıyıcı fore kazıkların sahada davranış özelliklerini kesin olarak tespit etmek için, her bir blokta fore kazık yükleme deneyleri yapılmış ve proje kriterlerinin üstünde bir taşıyıcı özelliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde iksa amaçlı imal edilen fore kazık aksının arkasında yeterli miktarda inklinometre kuyuları teçhiz edilmiş olup, gerek şantiye çalışmaları sırasında, gerekse de konutların teslimi sonrasında iksa duvarında oluşabilecek deplasman değerleri hassas bir şekilde ölçülmektedir.

2008´in ortasından başlayıp projenin devamında ölçecek şekilde böyle bir teçhizat kurduk. Bu anlamda tabii başta Milpa A.Ş.’nin ve daha sonra Mustafa Hocamın gösterdiği hassasiyetten dolayı çok teşekkür ediyorum.

AY: Tüm bu uygulamaların dışında, proje yönetim olarak; yapı denetim firmalarının da aktif olarak şantiyede en az 3 tane eleman bulundurmalarını istiyoruz.

Bu konuda” Öz Sistem Yapı Denetim” ile çalışıyoruz. Bizi ciddi anlamda denetlemelerini istiyoruz. Bu genelde yatırımcıların pek talep etmediği bir husustur. Her 100 tonda bir demir için numune alıp çekme deneyi yaptırıyoruz. Her 100 metreküp betonda mutlaka numune alıp bunların testlerini yapıyoruz. Bu deneyler, “Betonsa”nın yanısıra, bağımsız “T5” isimli bir laboratuvarda da deneylerini yapıp işveren olarak çift kademeli denetim gerçekleştiriyoruz.

Mustafa Altıneller: haftada en az 2 defa şantiyede oluyor. İki tip yönetim şeklimiz var. Çarşamba günleri biz proje ekiplerimiz ile bir toplantı yapıyoruz. Cuma günleri de şantiyedeki uygulamacılar ile toplantı yapıyoruz. Bazen de hepsini bir araya getirerek varsa bir sorun bunu hep birlikte çözmeye çalışıyoruz.

İş güvenliği konusunda şantiyede neler yapıyorsunuz?

AY: Bu konuda “Odak İş Güvenliği” adında A sınıfı sertifikası olan bağımsız bir iş güvenliği firmasından danışmanlık alıyoruz. Bunun altında kaba yapı müteahhidimiz Maki´nin başkanını atadığı buradaki işçilerden kurulu olan iş güvenliği kurulumuz var. Saha doktorumuz var.

Yaklaşık 300 kişiye hizmet verebilecek bir sahamız var. Mescidimiz var. Yemekhanelerimiz var. Biz burayı biraz da okul gibi düşünüyoruz. Demir bağlayan adamı bile eğitiyor olmak, insanları doğru bilgilendiriyor olmak, para kazanmanın ötesinde sektöre ciddi bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Sektörde malzemeden kaçınmanın ötesinde, uygulamanın çok eksik olduğu örnekleri görüyoruz. İş güvenliği ve uygulama esnasında hassas davranıyoruz. Başlangıçta herkes çok zorlandı ama şu anda herkes bu sürece alıştı. Her kademedeki çalışanın, kariyerlerinde önemli bir süreç paylaştıklarına inanıyoruz. Örnek proje olarak; İstanbul Teknik Üniversitesi´nden öğrenciler periyodik zamanlarda gelerek şantiyemizde teknik incelemelerde bulunuyorlar.

İş makinalarını nereden temin ediyorsunuz?

Tüm mobilizasyon hizmetini ana müteahhidimiz Maki´nin yönetimine bıraktık.

Yani sahanın yönetimi onlarda… Mobilizasyonu ayrı bir paket olarak ihale ettik. Bunun içinde; vinç kiralamadan makina parklarının iş programlarına uygun olarak, boş kalmadan zaman yönetiminin, sahada bulunmasının sağlıklı yapılması konusunu da, bir mobilizasyon ihalesi ile tek pakette çözdük. Ekipman eksiklik ve fazlalığı tamamen onların sorumluluğunda. Fakat şu ana kadar hiç bir eksiklik hissetmedik ve gayet düzenli çalıştığımızı düşünüyorum.