Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Volvo genç ve dinamik bir şirket”

Volvo Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Hakan Koralp ile iş makineleri sektöründeki gelişmeleri, Volvo´nun Türkiye´deki çalışmalarını ve yaşanan kriz sürecinde geliştirdikleri stratejileri konuştuk.

Genel olarak sektörü değerlendirdiğinizde 2009´daki iş potansiyeli nasıldı? Kriz iş makineleri sektörünü nasıl etkiledi?

Hakan Koralp: 2009 pazarı, 2008 pazarına göre yaklaşık yüzde 45 civarında daraldı. Özellikle küçük girişimciler yatırımlarını durdurma veya şuan için erteleyerek bekleme kararı aldı. Ancak büyük yatırım projeleri ve yurt dışında projeleri olan firmalar yatırımlarına devam ediyor. 2008 yılında 8000 adetlerde olan iş makineleri sektörünün bu yıl 3500 – 4000 adet civarında olması bekleniyor. Açıkçası bu sene herkesin biraz küçüldüğü, arkaya dönüp mutfağını topladığı bir dönem oldu. Genel olarak inşaat sektörünün geldiği düzeye bakacak olursak; 2007 yılı kimsenin işe yetişemediği çok hızlı bir pazarın olduğu bir seneydi. 2008 yılında gelen global kriz ile durgunluk dönemine girildi. Bu dönemde krizi iyi analiz eden firmalar, daha önce bu durumları tecrübe eden firmalar, krizi fırsata dönüştüren ve gücüne güç katanlar olacak. Sonuçta bizler önümüzdeki sürece hep umutla baktık ve böyle bakılması gerektiğine de inanıyoruz. İnşaat sektörünün lokomotif sektör olduğunu düşünürseniz iş makinesi sektörü de aynı paralellikte seyredecektir.

Volvo bu kriz sürecini nasıl geçirdi, nasıl değerlendirdi?

Volvo, hem global olarak hem Türkiye olarak genç ve dinamik bir şirket. Şirketimizin her yaştan farklı bakış açısına ve tecrübeye sahip olması gerektiğine inanıyoruz. Tabi ki ekibimizin de her türlü pazar şartlarına karşı donanımını arttırarak gelişimini sağlıyoruz. Sonuçta en büyük yatırım, çalışanlarımıza yapmış olduklarımız. Bunun dışında 2009 kriz yılını gerçekten iyi değerlendiren, yatırımlarıyla sektörde lider olan firma konumundayız. Orhanlı – Kurtköy bölgesinde yeni açmış olduğumuz satış, satış sonrası, ikinci el ve kiralama departmanlarının bir araya geldiği bir tesisimiz var. Yine aynı bölgeye taşınan eskisine göre 2,5 kat daha büyümüş yedek parça depomuz bulunmakta. Baktığınızda sektörde sürdürülebilir ve devamlı güçlü bir alternatif olmak için müşterilerimizin çözüm ortağı olmanız gerekiyor. Kriz döneminde böyle bir yatırım yapmak, ileriye dönük güclü bir işaret ve müşterilerimize daha iyi hizmet edeceğimizin de bir göstergesi. Bunun faydalarını ve getirisini ileride hep beraber izleyeceğiz.

Volvo hem yeni teknolojiler hem de operatör eğitimi konusunda neler yapıyor?

Dünyada iş makineleri sektöründe liderliği belirleyen ana unsur esasında motor. Motorda teknolojik gelişimlere ayak uyduran, özellikle önce Amerika´nın belirlediği standartlara uygun motor üreten firmalar diğer firmalara göre biraz daha öne planda olacak. Çok geniş bir ürün yelpazemiz var. Motor anlamında çok farklı sektörlere hitap edebiliyoruz. Tabi ki motorun verimliliği, üretim maliyetleri, çalışma esnasındaki yakıt sarfiyatları gibi maliyetler de eklendiğinde Volvo ürünlerinin düşük işletim maliyetleri ile ön plana çıktığını görüyorsunuz. Günümüzde artık her türlü maliyeti hesaplamak zorundasınız ki yakıt en büyük maliyeti oluşturuyor. Tabi ki iyi ve kaliteli bir makinenin yanında tecrübeli iyi eğitimli bir operatör de maliyetleri ciddi anlamda etkileyecektir. Orhanlı tesislerimizde operatörlerimiz için çok özel çalışmalar başlatıyoruz. Önümüzdeki dönemde operatör eğitimleri ile sesimizi daha yüksek çıkartıp yeniliklerle Volvo farkını ortaya koyacağız. Volvo Ar-Ge´ye ciddi bir bütçe ayırıyor, çünkü Volvo bir mühendislik şirketi. bu da hem araştırma-geliştirmeye hem de teknolojiye verdiği önemi ve yatırımı gösteriyor.

Müşteri talepleri doğrultusunda makine imalatı gerçekleştiriliyor mu?

Şu anda her geçen gün ürün yelpazemiz ve hizmet verdiğimiz alanlar genişliyor. Öncesinde bu sektörde belden kırma ve yükleyicilerimizle faaliyet gösterirken, şimdi ekskavatör, beko loder, asfalt ve toprak ekipmanları ile gücümüze güç kattık. Özel uygulamaya sahip makinelerimiz ile birçok segmente farklı çözüm sunabiliyoruz. Alt yapı ve üst yapı, ağır ve hafif iş olarak baktığınızda hemen hemen bütün talepleri karşılayabilecek ölçüdeyiz. Bunun için gerçekten çok iyi, donanımlı, eğitimli ve hazırlıklı bir satış sonrası ekibimiz de var.

Peki kriz sürecinde müşteriler iş makinelerini daha çok kiralama yolunu mu tercih ettiler yoksa satın almalar devam etti mi?

Aslında bu tamamen projeye bağlı. İster 3 aylık ister 2 yıllık bir projeniz olsun yatırım yapmak yerine kiralayarak çözüm bulabiliyorsunuz. Ama biz kiralarken de bir hizmet sunuyoruz. Müşterilerimiz makine kiraladığı zaman, satış sonrası hizmeti ile birlikte almış oluyorlar. Başlangıçta yapılacak iş sadece proje ve ihtiyaçlara göre makineyi belirlemek. İstenilen süre boyunca herhangi bir operasyonel detayı düşünmeden makine çalıştırabiliyorlar.

Ürün portföyünüzden ve özelliklerinden bahseder misiniz?

Özellikle 2009 yılında ekskavatörlerimiz yeni C Serisi ile müşterilerimizin memnuniyetine sunuldu. Uzun bir süredir beklediğimiz ve hazırlandığımız bir değişimdi. Krize dönemine denk gelmesine rağmen C serisi ekskavatörlerimiz bize enerji ve heyecan getirdi aynı zamanda bizim için bir fırsatta oldu. Önümüzdeki günlerde C Serisi´nin performansıyla ilgili iyileşmeler olacak ve pazarda yeni C serisi ekskavatörlerimizin sesini ve performansını daha çok duyacaksınız. Ayrıca ilk defa 2008 yılında piyasaya sunduğumuz yol ve asfalt ekipmanlarında her geçen gün biraz daha pazara nüfuz ediyor ve özellikle paket çözüm arayan müşterilerimiz için önemli alternatif markalardan biri oluyoruz.

İnşaat firmaları ağırlıklı olarak leasing yöntemiyle çalışıyorlar. 1 Ocak 2008´den itibaren de leasing oranları yüzde 18´e yükseltildi. Bunun sektöre yansımaları nasıl oldu?

2008 yılı sonlarında krizin derinliğini, süresini anlamaya çalışırken arkasından bir de leasing´deki KDV oranlarının yükseltilmesi ister istemez herkesi şaşırttı ve yapılacak yatırımların ertelenmesine sebep oldu. Birkaç ay hem finans şirketlerinin hem üreticilerin bu durumu anlamaya çalışmasıyla geçti. Durum anlaşıldıktan sonra nasıl bertaraf edilebilinir, ne gibi finansal alternatifler sunulabilir gibi konulara yoğunlaşıldı. O esnada krize destek anlamında devletimiz bazı ürünlerin KDV oranlarını tekrar geri çekerek yüzde 8´e indirdi. Bunun yanında 2008 model makinelerin ithalatının 2009´un altıncı ayına kadar yapılmasına izin verildi. Bu adımlar sektörde bir nebze de olsa güven ortamı yarattı ve beklenen yatırımlar yavaş yavaş kendini gösterdi. KDV oranlarının tekrar yüzde 18´e çıkması (bazı ürünlerde), yüzde 60-70 mertebelerinde olan leasing ile işlem hacmini yüzde 30 civarlarına düşürdü. Şu an geçtiğimiz yıllara baktığımızda leasing yolu ile yapılan işlemler oldukça azalmış durumda.

Sektörün en temel problemi sizce nedir? Volvo problemlere ne gibi çözüm önerileriyle yaklaşıyor?

Bugün en büyük sıkıntı operatörlerden yana yaşanıyor. Çünkü herhangi bir operatör eğitim merkezimiz yok. Zaten bizim eğitim merkezimizdeki amacımızda bu. En azından biz makinelerimizi kullanan müşterilerimizde bunu sağlayabilirsek belli ölçüde onların ihtiyaçlarını da gidermiş olacağız. Makinelerin çalışmaya başladığı andan itibaren operatörlerin makine verimliliği makine sahibi kadar üretici açısından da önem arz ediyor. Sonuçta verimli kullanım makine memnuniyeti olarak üreticiye geri dönüyor. Bu da önce makinenin çalışma ömrünü uzatıyor ve müşterilerimizin bir sonraki alım tercihlerini yine Volvo’dan yana olmasına sebebiyet veriyor.

2010´a yönelik hedefleriniz neler?

Her şeyden önce hep olumlu tutum içinde geleceğe güvenle bakıyoruz. Zor şartların bizi daha güçlü kıldığını hissediyor ve bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Bunun yanında iyi bir yönetim anlayışımız var. Buda takımımızda güven ortamı yaratıyor. Yükselişimizin 2010 ve sonrasında devam edeceğini biliyoruz. Birbirine kenetlenmiş bir takımız. Bu takım içinde olmak ve Volvo ismini taşımak bizim için bir ayrıcalık. Buda en büyük yatırım oluyor zaten…