Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Akıllı ev sistemleri farklı senaryolar yaşatıyor

Arla Technologies Genel Müdürü Gökfen Yıldız ile akıllı ev sistemlerinin kullanıcılara sağladığı faydaları ve sektörün ne yöne gittiğini konuştuk. Gökfen Yıldız, akıllı ev sistemleriyle kullanıcıların evlerinde istedikleri senaryoyu yaratabileceklerini söylüyor.

Akıllı ev teknolojileri bugün pek çok projede bir ayrıcalık olarak öne çıkıyor. Akıllı ev sistemleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Gökfen Yıldız: Akıllı ev sistemleri şimdi çok popüler ama içerik olarak çok bilinmiyor. Bizim burada akıllı evle ilgili olarak amacımız insanlara bir takım cihazlar satmaktan ziyade ev içinde huzur, konfor ve güven sağlayabilmek. Teknoloji dediğimizde günlük yaşamda o kadar çok kafa karıştıran durum oluyor ki biz bunları görünmez duruma getirip yalnızca işin arka taraftaki işleyişini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Böylece insanlar da ön tarafta huzurlu ve rahat bir şekilde yaşamını sürdürebilsin, akılları geride kalmasın. Sistemler pek çok görevi yerine getirsinler ama bu görevleri yerine getirirken de görünmez olsunlar. Yani bizim buradaki esas amacımız teknoloji kelimesinin karmaşıklığını ortadan kaldırarak faydalarını insanlara yaşatmak. Zorlaşan bir yaşam değil; arka tarafta başka şeylerin konuştuğu ama ön tarafta çok rahat ve konforlu olabildiğiniz bir yaşam yaratmak istiyoruz.

Bahsettiğiniz konforlu yaşam neleri kapsıyor?

Bunların içerdiği şeyler tabi ki güvenlik; yangın güvenliği, hırsıza karşı, su basmasına karşı, gaz kaçağına karşı güvenlik… Bunların kombine durumlarını araştırıp karar veren ama yine sizinle iletişim kısmında sadece sizi arayıp “musluğu açık unutmuşsunuz, evinizi su basacaktı ama ben suyu kestim” diyen bir sistem. Hırsız girmesi halinde arayıp size ve polise anında bilgi veren bir sistem… Bu sistemleri öncelikle böyle düşünmek gerekiyor. Konfor kısmına gelince; hepimiz yoğun ve stresli şehir yaşamının altında gerçekten ezilen insanlarız. Evimiz kalemiz, evimize geldiğimizde de mutlu olmayı istiyoruz. Ama düşünsenize, evler büyüyor, ev içinde detaylar her geçen gün çoğalıyor. Onu açık bıraktım mı, bunu kapadım mı gibi dertleri yok edip, “hoş geldin” senaryosuna basacaksınız, eviniz sizi o senaryoya göre karşılayacak. Siz huzur içinde evinizde oturacaksınız. Evinizden çıkarken “güle güle” senaryosunu çalıştıracaksınız, sistem gazı, suyu kesecek, alarmı devreye sokacak. Tüm bunları sistem yönetecek. Sonunda siz bunların hiçbiriyle ilgilenmeyeceksiniz.

Bunun dışında bu sistemle isteyenler farklı senaryolar da oluşturabilir mi? Bu konuda Ar-Ge çalışmalarınız var mı?

Elbette oluşturabilirler. Sizin ilgileneceğiniz yalnızca 2-3 tane tuş var. Örneğin romantik bir senaryo seçeceksiniz, sistem sizin ışıklarınızı yönetecek. Hayal gücünüz neler istiyorsa onları yapacaksınız. İşte biz bu tür bir konfor sunmak istiyoruz. Günümüzün en büyük sorunlarından biri enerji tüketimi. Çok büyük bir enerji dar boğazına doğru gidiyoruz. Avrupa´da artık enerji klasları oluşmaya başladı; evleri sınıflandırmaya başladılar. Akıllı ev sistemi kurulması da bu klaslardan bir tanesi. Puanlamalar yapılıyor ve artık evler buna göre satılacak. Çünkü akıllı evlerde aklınızda geride bir şey kalmıyor, tüm senaryoları otomatik olarak kontrol edebiliyoruz. Biz bunların yanında sistemin bizimle de iletişimi olan güzel bir yüzünü oluşturmaya çalıştık. Ekranlardaki menülerimiz çok kolay. Örneğin, sabah evden çıkacaksınız, İstanbul´da yaşıyorsanız trafik durumunu ekranda görebileceksiniz. Ya da meteorolojiden alınan bilgilerle hava durumunu öğrenebileceksiniz. Bunlar sizin için paketleniyor ve ekrana geliyor. Bu tür küçük ama gerçekten işinize yarayacak detayları doğru yere koymak istedik. Bunları yapabildiğimiz ölçüde de bugün görünmez teknolojinin rahatlığını, konforunu ve huzurunu yaşayın istiyoruz. En son bu sistemlerimizi kapı diafonuyla birleştirdik. Kapınıza biri geldiğinde evde sizi bulamazsa bir fotoğrafını çekiyor ve siz de akşam evinize geldiğinizde siz yokken kimlerin gelip gittiğini görebiliyorsunuz. 3G ile ilgili Ar-Ge çalışmalarımız da sürüyor.

Diyelim ki sistemde bir aksaklık çıktı, ne şekilde bir çözüm yoluna gidiliyor? Ya da ne gibi aksaklıklarla karşılaşılabiliyor?

Biz sistemlerimizin her parçasını kademeli olarak düşündük. Farklı sistemlerimiz var. Hem kullanımı kolay hem de tüm birimler bağımsız hareket edebiliyor. Yani tüm birimler manüel çalışabiliyor. Ya da sistemdeki bir birimin yaşadığı arıza diğerlerine aksetmiyor. Ama farklı bir sistem seçiminde kablosuna bir şey olduğu zaman bütün sistem çökebiliyor. Bu evinizi kullanılmaz hale getirebiliyor veya bir sorun yaşadığınızda, bizden bir full sistem aldıysanız network bağlantısı varsa, bunun size şöyle bir faydası oluyor; siz bize haber verdiğinizde biz sizin evinize network´den bağlanıp ne olduğunu kontrol edebiliyoruz. Bunu analiz edebiliyoruz. Müdahale etme şansımız var. Bu da çok büyük kolaylık. Her tür sistemde bizim vazgeçilmez unsurumuz şu; kullanıcı her zaman manüel kontrolü elinin altında tutmalı. Bu taahhüdümüzün en temelinde var. Biz buna çok güveniyoruz çünkü artık pazar böyle bir yöne gitmeye başladı. Bizim planladığımız şeylerden biri bu; kullanıcı dünyanın neresinde olursa olsun evine bağlanıp hem görecek hem de kontrol edecek. Bunun sağladığı konfor ve rahatlığı nasıl anlatabilirim? Zamanla anlaşılır, yaşayan bunu bilir.

Akıllı ev sistemlerinde proje tipine göre ne gibi değişiklikler oluyor? Bu sistemleri bir okul veya hastanede uygulamak beraberinde sistemde ne gibi değişiklikleri getiriyor?

Üretici olmanın burada çok faydasını gördük biz aslında; biz size bir paket satmıyoruz. Müşterilerin hepsi bizim için bir butiktir. Yani her müşterinin üzerinde bir prova yapıp ayarlama yapmamız gerekiyor. İstekler değişebiliyor. Aslında şehirlere göre de değişebiliyor. Mesela Kayseri´de başka beklentiler var, Antalya´da başka… Rezidans başka, villa ise başka…. Bunların hepsinin butiğine girecek bir platform yaptık. Örneğin, İtalya´da sokak ışık kontrolleri projesini aldık. Tüm sokak ışıklarını yine bu otomasyon sistemiyle organize ettik. Sonunda sistemi kurduğunuzda oradaki sokak ışıklarının çektiği güce bakarak, lambalar düzgün yanıyor mu, yanmıyor mu gibi bilgileri merkeze bildiriyordu. Belli bir saatten sonra artık hareketlilik azaldığı için ışıkları tasarrufa geçiriyordu. Firma bizim bildiğimiz en son yüzde 30, yüzde 40 bu işten tasarrufla para kazandı. Yani sistemimiz o kadar esnek. Bir hastane için farklı şeyler öneriliyor, bir iki hastane projesiyle görüştük henüz almadık ama alabiliriz. Bununla ilgili bir takım konforlar getirebiliriz. Öte yandan engelli insanlarla karşılaştık Bodrum´da öyle bir projemiz oldu ve onun için önemli olan şeyleri bize söyledi. Ve ona göre düzenleme yapabildik; bir villaydı ama çok başarılı oldu. Onun hayatını çok kolaylaştırdık, anlamaya çok uğraştık. Kendini çok daha rahat ve güvende hissettiğini biliyoruz ve çok iyi bir dost kazanmış olduk. Şimdi akıllı ev dediğinizde çok unsur ilave edebiliyorsunuz; ucu açık. Biz de bir şeyler ilave ediyoruz. Örneğin bir okul projesinde Bursa´da yer aldık. Ortam ışıklarının kontrollerini yaptık orada. İç mekanların bölüm bölüm kullanılması ve bunların saate, bağlı olarak değişimleri, çalışmaları sağlandı. Gün ışığı, gün doğumu ve batımına göre otomasyonu yapıldı. Müşterinin de talepleri doğrultusunda birçok şey yapılabilir. Biz bunları anlattıkça müşteride de bir şeyler uyanıyor ama öncü olmak zor oluyor. Bu öncülüğü müşteride de yakalayabilirseniz, proje çok keyifli ilerliyor ve sonuçlanıyor.

Devlet destekli projelerde bu sistemler ne ölçüde tercih ediliyor? Akıllı ev sistemlerini gelecekte nasıl görüyorsunuz?

TOKİ projeleri gibi projelerde yavaş yavaş görülmeye başladık. Bu bir değişim tabi. Ama şu zannediliyor olabilir; insanların kafasını sokacak bir evi olsun yeter. Aslında bunu çoktan geçtik. Başını sokacağı, huzurlu olacağı, konfor içinde yaşayabileceği evler arıyor insanlar artık. Çünkü insanlar her zaman alabileceğinden bir ötesinin peşinde. Evlerin mimarilerinde de bunu görüyorum. Başı sokacak bir ev mimarisinde yapılıyor. İnsanların biraz da şehir, mutluluk, yaşam kalitesi ve konfora ihtiyaçları var. Öte yandan şu sıralarda ekolojik ev projeleri görüyoruz, çok hoşuma gidiyor. Bunların içinde yer almak istiyoruz hatta böyle bir proje geliştirme durumu bile şu an masamızda.

2009 yılı Arla için nasıl geçti? Global kriz sizi ve sektörü nasıl etkiledi?

İnşaat sektöründe bu şehirlere göre değişen bir durum aslına bakarsanız. Dünyadaki duruma şöyle bakarsak; hiç öyle bir kriz yok. Çünkü bizde yüzde 15-20´leri geçen fiyat düşmeleri olmadı ve inşaat firmalarının durumu çok kötü değil ki satış yapılmasa bile herkes krize dayanabildi. Sektör şu an tekrar tırmanışa geçmeye başladı. Bu bizim için de iyi bir haber ama bizim zaten projelerimiz vardı. Çünkü yerli üretici olmamızın avantajları fark edilmeye başlandı. Önceden bu bizim için dezavantajdı. Ama Arla´nın bir Türk markası olduğunun ve arka tarafta nasıl kolayca destek sağladığının farkına varan firmalar bize yönelmeye başladı. Bundan da memnunuz. Bu durum 2009´da bizim işimizi kolaylaştırdı. Bence çok iyi atlatıyoruz, bu hareketlilik 2010´u birden bire çok iyi bir yıl yapabilir.