Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Dünya pazarında birinciliği hedefliyoruz”

“Sektörümüzle ilgili en önemli beklentimiz, inşaatın ekonominin lokomotifi olma ve işsizliğe çözüm üretme potansiyelini yurt içinde ve yurt dışında tam anlamıyla harekete geçirecek plan, politika ve uygulamalara ulusal önceliklerimiz arasında yer verilmesidir” diyen M. Erdal Eren ile inşaat sektöründe geride bıraktığımız yılı, geleceğe ilişkin öngörülerini, müteahhitlik mesleğindeki sorunları ve TMB’nin çalışmalarını konuştuk.

2009 yılı inşaat sektörü açısından nasıl geçti?

Erdal Eren: İnşaat sektöründe 2002-2006 döneminde yaşanan, 2006’da %18,5 ile doruk noktasına ulaşan, 2007’de ise %5,7´ye gerileyerek hız kesen büyümenin yerini, 2008’de %8,2’lik, 2009’un ilk yarısında ise %18,9’luk küçülme aldı.

Sektörün 2002-2007 dönemindeki büyüme performansında, ağırlıklı olarak konut talebi patlamasının tetiklediği özel sektör yatırımları etkin oldu. Toplam yatırımlarda özel sektörün payı %80 düzeyine ulaşırken kamunun payı %20’lerde seyretti. Sektörün toplam üretiminde konut inşaatlarının payı son yıllarda daha da arttı.

Özel sektör yatırımları küresel krizin de etkisiyle 2008 yılının başından itibaren azalma sürecine girdi. Özel sektör yatırım harcamalarının 2009’un ilk çeyreğindeki %34’lük düşüşü, ikinci çeyrekte de devam etti ve inşaat sektöründeki küçülmeye katkı yapan bir numaralı faktör oldu. İkinci çeyrekte özel sektör tüketim harcamaları %0.6, yatırım harcamaları ise %30 azaldı. Bu dönemde kamu yatırımları %5,5 oranında arttı. Kamu sektöründeki artış ekonomiye ve inşaat sektörüne destek vermeye devam ettiyse de özel sektör yatırımlarındaki büyük gerilemenin sektörde yarattığı olumsuz etkileri azaltmaya yeterli olmadı.

Müteahhitlerimizin yurt içi ve dışında yaşadıkları sorunlar nelerdir? TMB bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyor? İmar Yasası’nda revizyon beklentiniz var mı?

İnşaat sektörünün yurt içindeki ve dışındaki sorunları geçmişten bugüne var olan ve geleceğe de uzanacağı tahmin edilen yapısal sorunlar ve küresel kriz nedeniyle yaşanmakta olan konjonktürel sorunlar olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabilir. Bu iki sorun grubu arasındaki en önemli ilişki yapısal sorunların, konjonktürel sorunları yurt içinde ve dışında ağırlaştırmasıdır.

Yapısal sorunların başında; sektördeki büyümenin konut sektörüne aşırı bağımlı hale gelmiş olması, plansız ve denetimsiz yapılaşma süreçlerinin yaşadığımız iç ve dış mekanları çirkinleştirmenin ve çevre kirliliğine neden olmanın ötesinde, yaşam kalitemizi ve hatta can güvenliğimizi tehdit etmesi, ülkemizdeki yapı stokunun %70’inin ya inşaat ya da iskan ruhsatından yoksun olması, başta müteahhitler olmak üzere yapı üretenler için mesleki yetkinlik denetiminin olmaması, kaçak yapı malzemesi üretiminin yapı kalitesini düşürmesi, kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, ihale süreçlerinin işleyiş itibariyle kaliteyi değil, düşük fiyatı ödüllendirmesi, deprem konusunda hem duyarlılığın, hem mevzuatın, hem de kurumsal yapılanmanın yetersiz olması gelmektedir.

Yurtdışındaki kronik sorunlar; yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitlere akreditasyon sistemi uygulanmaması nedeniyle Türkiye’deki fiyat kırma yarışının yurt dışındaki ihalelerde de yaşanması ve yarım bırakılan işler nedeniyle tüm Türk müteahhitlerin itibar kaybına uğramaları, Türk bankalarınca verilen teminat mektuplarının yurtdışındaki işverenlerce kabul edilmemesi, yabancı bankalardan ek teminat mektubu istenmesi nedeniyle maliyetlerin yükselmesi ve rekabet gücünün azalması, yurt dışında Türk işçisi çalıştırmanın maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle Türkiye’nin uğradığı kayıplar, rakiplere eşdeğer düzeyde politik ve ticari risk sigortasına sahip olmamak ve Eximbank proje kredilerinden yararlanma olanaklarının mevcut olmaması şeklinde özetlenebilir.

Küresel krizden kaynaklanan konjonktürel sorunlar ise; yurt içinde ve dışında yatırımların duraklaması, hak ediş ödemelerinin gecikmesi, işten çıkarmaların zorunlu hale gelmesi ve tüm bunların firmaların mali yapılarını ciddi boyutlarda zorlamasıdır.

İmar Yasası’ndaki revizyonlardan ve sektörümüzle ilgili diğer mevzuat değişikliklerinden beklentimiz sektörümüzün belirttiğim ana başlıklar itibariyle değinilen sorunlarına çözüm üretilmesidir.

Sizce yurt içi ve yurt dışı müteahhitlik kriterleri neler olmalı? Bu konuda standartlara dönük çalışmalar yapılıyor mu?

Türkiye Müteahhitler Birliği müteahhitlere uygulanması gereken mesleki yetkinlik kriterleri konusunda üyesi bulunduğu uluslararası meslek kuruluşları aracılığı ile diğer ülkelerdeki uygulamalar da dahil olmak üzere çok çeşitli kaynaklardan bilgi toplamak olanağına sahiptir ve bu olanaklardan en geniş biçimde yararlanmaktadır. Ancak, Birliğimiz statüsü itibariyle sektörde faaliyet gösteren tüm müteahhitlerin yetkinliğini ölçen ve belgelendiren ulusal ölçekte bir sertifikasyon kuruluşu olmadığından söz konusu bilgiler Birlik faaliyetlerinin sınırları dahilinde kullanılmaktadır.

Çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan mesleki yetkinlik standartları arasında farklılıklar bulunmakla birlikte bunlar genel olarak idari, hukuki, teknik ve mali konulara yoğunlaşmaktadır. İdari kriterler arasında firma çalışanları arasında belirli sayı ve uzmanlık alanlarında teknik elemanların varlığı, hukuki kriterler arasında firma sicilinin temizliği, teknik kriterler arasında geçmişte yapılan işlerin nitelik ve niceliği, mali kriterler arsında firmanın bitirdiği iş tutarı ve mali gücü gibi konular yer almaktadır.

Türkiye Müteahhitler Birliği belirtilen türdeki standartlardan bazılarına Birlik tüzüğünde yer vermiştir ve bunları Birliğe yeni üye kabul ederken uygulamaktadır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından tüm müteahhitleri kapsayan standartlar üzerinde çalışıldığı bilinmektedir. Ancak bu çalışmalar henüz sonuçlanmış değildir.

2009 yılında ENR sıralamasında ikinci olan müteahhitlerimizin 2010 yılı hedefleri ne olacak?

Müteahhitlik firmalarının ENR sıralaması ile ilgili hedef belirlemeleri uluslararası konjonktürdeki değişkenlerin öngörülemez nitelikte olması nedeniyle mümkün değildir. Dolayısıyla ancak dilek ve temennilerde bulunmak ve bunların gerçekleşmesi için var gücümüzle çalışmak söz konusudur. Bu bağlamda geleceğe dönük iki dileğimiz var: Listeye daha çok Türk firmasının girmesi, Türkiye’nin hem firma sayısı hem de firmaların toplam iş hacmi itibariyle birinciliğe yükselmesidir.

TMB’ nin yürüttüğü mesleki ve kamusal projelerden söz edebilir misiniz?

Halen TMB’nin yürütmekte olduğu ve önümüzdeki yıl tamamlanacak olan en önemli 2 projeden biri Türk müteahhitlerin yurt dışındaki faaliyetlerinin geçmişten bugüne ve ülkeler itibariyle incelendiği

“İnşaatçıların Coğrafyası” başlıklı araştırma, diğeri ise birinci aşaması Nisan 2009’da gerçekleştirilen “Taahhüt Sektörü Geleceğini Arıyor” konulu ve katılımlı stratejik planlama niteliğindeki arama konferansının ikinci aşamasını oluşturan karar konferansıdır.

Eklemek istedikleriniz…

Sektörümüzle ilgili en önemli beklentimiz inşaatın ekonominin lokomotifi olma ve işsizliğe çözüm üretme potansiyelini yurt içinde ve yurt dışında tam anlamıyla harekete geçirecek plan ve politika ve uygulamalara ulusal önceliklerimiz arasında yer verilmesidir.