Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

En akılcı yol enerjiyi tasarruflu kullanmak

Dünyanın enerji kaynakları sınırsız değil. 50-200 yıl içinde enerji kaynakları tükenecektir. Alternatif enerji kaynakları aranıyor. Ancak yenileri bulununcaya kadar var olan enerji kaynaklarını tasarruflu kullanmak en akılcı yoldur. Dünyanın en büyük uluslararası sanayi şirketlerinin her birinin küresel ısınmadaki payının orta büyüklükte bir ülkenin payından çok daha büyük olduğunu belirtmeliyiz. BM’nin açıkladığı ‘İklim Değişikliği Raporu’na göre, Türkiye, 1990-2004 yılları arasında yüzde 72.6 ile karbondioksit gazı salınımında dünyada en hızlı artış kaydeden ülke oldu. TEMA Kaynak Geliştirme ve Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yeşim Beyla, raporun, küresel ısınmanın son 50 yılda yüzde 90 oranında insan eliyle yaratıldığını ve bu durumun daha asırlarca süreceğini bilimsel olarak ortaya koyduğunu söyledi. Beyla, Türkiye’nin, yıllık 294 milyon tonluk karbondioksit salınımıyla, ABD (5.5 milyar ton), Rusya (2.8 milyar ton) ve Japonya’nın (1.3 milyar ton) ilk 3 sırayı oluşturduğu dünyada, en fazla karbondioksit gazı salan ülkeler arasında 13’üncü sırada yer aldığını bildirdi. Türkiye´deki enerjinin fosil yakıtlara bağımlı olması, toplu taşımada demiryolu bulunmaması, özellikle demir çelikte yurt dışında terk edilen eski teknolojilerin getirilmesi, elektrikli ürünlerde enerji sınıfı etiketlemesinin zorunlu olarak uygulanmaması ve yenilenebilir enerji kullanımında geç kalınması salınım miktarını bugünkü düzeyde bırakmıştır.

FOSİL YAKITLAR TÜKENMEK ÜZERE

Günümüzde enerji kaynaklarının tükenmekte olması, bu kaynakların rasyonel bir biçimde kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Yenilenebilir enerji (kaynakları), sürekli devam eden doğal proseslerdeki var olan enerji akışından elde edilen enerjidir. Bu kaynaklar güneş ışığı, rüzgar, akan su (hidrogüç), biyolojik prosesler ve jeotermal olarak sıralanabilir. Yenilenebilir enerjinin tesisler, hayvanlar ve insanlar tarafından kalıcı olarak tüketilmesi mümkün değildir.

Tüm bunların yanında enerjideki bağımlılığı azaltmak için rüzgar ve güneş enerjilerinin teşvik edilmesi CO2 oranını düşürmeye yetecek, özel sektör yatırımları sürmesi ve evlerde üretilecek fazla enerjinin devlete satılması için altyapı çalışmalarının tamamlanması sonucu CO2 miktarı azalacaktır. En genel yenilenebilir enerji formu, güneşten gelendir. Bazı formlar güneş enerjisini ve rüzgar gücünü depolar. Fosil yakıtlar, çok uzun bir zaman skalası göz önüne alındığında teorik olarak yenilenebilir iken, istismar edilerek kullanılması sonucu yakın gelecekte tamamen tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

MODERN YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

Küresel ısınma sorununun henüz kamuya daha az ulaşan yanı enerji problemidir. Enerji problemi, eğer küresel ısınmanın önünü almak istiyorsak dünyanın enerji ihtiyacını nasıl karşılayacağımızla ilgilidir. Bu konudaki güçlük, şu anda medeniyetimizin enerji talebinin, elektrik, ısınma ya da ulaştırma amaçlı olsun, neredeyse tamamen fosil yakıtlarla (yani kömür, petrol ve doğal gaz) sağlanmakta olmasından kaynaklanmaktadır. Modern yenilenebilir enerji kaynakları şunlardır; rüzgar enerjisi, su gücü (hidrogüç), güneş enerjisi, jeotermal enerji, biyoyakıtlar, sıvı biyoyakıtlar, katı biyokütle, biyogaz, küçük ölçekli enerji kaynakları, piezoelektrik, termoelektrik ve elektromanyetik radyasyon. 2002 yılı Kasım ayı Enerji Ajansı verilerine göre tüm dünyada kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam enerji kaynakları içindeki payı %13.8 ´dir. Bu payın dağılımı ise % 80 yanabilir ve yenilenebilir atıklar, %16.5 hidro enerji, %0.5 diğerleri (rüzgar, jeotermal, güneş, dalga, gel-git olayları vs.) olarak verilmiştir. Türkiye´de yüzeyin aldığı ortalama güneşlenme miktarı yılda 1300 kwh/m2´dir. Bu değer günlük 3,6 kwh/m2 civarındadır (Elektrik İşleri Et. İd.) Bir günlük güneşlenme süresini ise 7,2 saat olarak hesaplanmaktadır. Güneşten verimli oranlarda yararlanılabilen gün sayısı yılda 110 gün gibi yüksek bir seviyededir. Ancak halen ülkemizde kurulu olan güneş kollektörü miktarı 7,5 milyon m2 civarında. Çoğu Akdeniz ve Ege Bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda yaklaşık 290 bin TEP ısı enerjisi üretilmektedir.

Ülkemiz dünyada kayda değer bir güneş kollektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır.

TÜRKİYE´DE YAKLAŞIK 18 MİLYON KONUT VAR

Türkiye´de bulunan konut sayısı yaklaşık 18 milyon dolayındadır. Bu konutlardan 4 milyonu çeşitli şekillerde güneş enerjisinden yararlanmaktadır. Bedava enerji sağlayan güneş enerjisinin enerji maliyetine 600 milyon dolarlık katkısı vardır.(2007) Uzmanlar Türkiye´nin güneş potansiyelini yeterli seviyede kullanabilmesi durumunda 3.5 milyar dolarlık bir tasarrufun yakalanmasının zor olmadığını söylemektedir. Dünya genelinde kurulu bulunan düzlemsel güneş kolektörü alanı 100 milyon m2´in üzerindedir. En fazla güneş kolektörü bulunan ülkeler arasında ABD, Japonya, Türkiye, Avustralya İsrail ve Yunanistan yer almaktadır. Halen ülkemizde kurulu olan güneş kolektörü alanı yaklaşık 12 milyon m2 olup, yıllık üretim hacmi 750 bin m2´dir. Güneş enerjisinden ısı enerjisi yıllık üretimi 420 bin TEP civarındadır. Bu haliyle ülkemiz, dünyada kayda değer bir güneş kolektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır.

Rüzgar enerjisi, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, oksijeni tüketmeyen, radyoaktif etkisi olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi olmayan sağlıklı bir enerji üretim kaynağıdır. Rüzgar enerjisi sanayinin ülkede kurulması binlerce kişiye iş yaratma imkanı sağlayacaktır, ülke enerjisinin %10 RES´lerden sağlanması halinde yaklaşık 60,000 kişiye iş yaratma imkanı olacaktır. Şu anda 12,000 MW olan Almanya’da 130,000 kişi rüzgar sanayinde çalışmaktadır. Ülkemizde mevcut olan elektrik ihtiyacının her yıl % 8 oranında artacağı dikkate alınırsa, bu artışı kömür, petrol, doğalgaz, hidroelektrik gibi konvansiyonel kaynaklar yanında Rüzgar gibi yeni enerji kaynaklarıyla karşılanması ve desteklenmesi gerekmektedir. Türkiye rüzgar enerji potansiyeli ile bugünkü elektrik tüketiminin %20´sini ekonomik olarak rahatlıkla rüzgardan sağlayabilir, ileride stoklama maliyetlerinin düşmesiyle bu oran çok daha yüksek oranlara çıkacaktır. Avrupa Birliği hedeflerine göre 2010 yılına kadar en az, enerji tüketiminin %10’u yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmalıdır. 2002 yılı itibari ile ülkemizin kullandığı toplam enerjinin %60’ı ithal edilmektedir. Artan enerji ihtiyacını göz önüne alarak iyimser bir tahmin ile 2020 yılında bu oranın %76 olacağı hesaplanmaktadır.

Geçen yüzyıl içerisinde dünya nüfusunun 2 milyarın altında bir düzeyden 6.5 milyara ulaşması ve dünya çapındaki sanayileşme hareketi nedeniyle, atmosfere salınan ve en önemli örneği karbondioksit olan sera gazlarının konsantrasyonu tarihte hiç görülmemiş bir düzeyde artmıştır.

ISI YALITIMI İLE 7,5 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ TASARRUFU

Konutlarda ısı yalıtımı yapılmasının sonucu olarak baca gazı emisyonlarında büyük oranlarda azalma olacaktır. Bunun sonucunda güneş enerjisinin yeryüzüne ulaşmasını engelleyen atmosferde oluşan sera etkisinin azalması sağlanacaktır. Ülkemizdeki binaların yaklaşık %90-95’inde ise yalıtım bulunmamaktadır. Gelişmiş ülkelere göre, ülkemizde kişi başına tüketilen enerji miktarı 1/3 olmasına karşın, ısınma için sarf ettiğimiz enerji %100 daha fazladır. Tüm konutların ısı yalıtımı yapılması durumunda, ülkemiz ekonomisine sağlayacağı yıllık yaklaşık enerji tasarrufu 7,5 milyar dolardır. Ülkemizde ısınma için aşırı bir yakıt tüketimi vardır. Türkiye de birim hacim ısıtma için harcanan enerji %100 daha fazladır. Bu aşırı yakıt tüketimi, ülkemizin coğrafi konumundan değil, ülkemizde ısı yalıtımına gereken önemin verilmeyişinden kaynaklanır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından sunulan bir çalışmada, 158 kw´lık (135.880 kcal/h´lik) ısı kaybı olan bir yerde, önce çatı yalıtımı ve sandviç duvar uygulaması ile ısı kaybı 118 kw´a (101.480 kcal/h´e) hava cereyanının önlenmesi ve çift cam uygulaması ile 67 kW´a (57.620 kcal/h´e) düşürülmüştür.

Isı yalıtımının önemini vurgularsak:

+ Enerji tüketiminin %70’lik ve en büyük kısmını konutlar ve sanayi oluşturmaktadır. Sanayide ısı yalıtımı yoluyla %30, konutlarda %90 enerji tasarrufu potansiyeli vardır.

+ Gelişmiş ülkelere göre ülkemizde kişi başına tüketilen enerji miktarı 3 kat daha fazladır.

+ Isınma için sarf edilen enerji %100 daha fazladır.

+ Ülkemiz ve dünya kaynaklarını korumak, ekonomik varlığını geliştirmek için enerji tasarrufuna gereken önemi vermelidir.

Tüm bu anlattıklarım dünyamızın ve ülkemizin enerji kullanımı konusunda içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermektedir. Dünyamızın ve ülkemizin enerji kaynaklarının verimli ve doğru biçimde kullanılması ile insan sağlığı, ülke ekonomisi ve çevre sağlığı kurtulacaktır.

Bu kapsamda var olan enerjilerin boşa harcanmaması büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yeni inşa edilen ve mevcut yapılarda yalıtım konusunda son yıllarda artış gözlenmekle birlikte enerji tasarrufu açısından yeterli düzeye gelinmediği görülmektedir. Özellikle su ve ısı yalıtımı, enerji kullanımı ve tasarrufunda çok önemli rol oynamaktadır. Bu bilinçle su ve ısı yalıtımı sektöründe ülkemizde faaliyet gösteren firmamız Eryap Plastik San. Ve Tic. AŞ´nin, 2009 yılı Ekim ayında devreye giren 3. XPS üretim hattıyla CFC ler yerine CO2 kullanımına başlamış olduğunu, 2009 yılının sonunda diğer hatlarımızın da dönüşümünün biteceğini ve 2010 da çevreye duyarlı gazlarla üretim yapmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim.

Ürünlerimizin performansını arttırıcı çalışmalar yapmaktayız. Bu doğrultuda laboratuvarımıza yaptığımız ekstra yatırımlarla ürünlerin teknik değerlerini maksimuma çıkarmak için çalışmaktayız.