Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir: “2010´un sujesi İstanbul, objesi Fatih olacak”

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, göreve geldikleri 2004 yılında ilk iş olarak imar planı hazırlama çalışmalarını başlattıklarını ve 2005 yılında bu planların onaylandığını söylüyor. Demir, “Dünya kültür mirasına ait pek çok önemli eseri bünyesinde barındıran böylesi önemli bir yerin imar planından yoksun oluşu, pek çok tarihi eserimizin apartmanların arasında kaybolmasına, hatta bakımsızlık ve ihmalden yıkılıp yok olmasına neden oldu” diyor.

Fatih ilçesi, yapı özellikleri açısından incelendiğinde önümüzdeki 5 yıllık sürece nasıl giriyor?

Mustafa Demir: Biliyorsunuz, Yenikapı’da yapılan Marmaray kazıları esnasında, günümüzden 8500 yıl öncesine ait bir takım kalıntılar bulundu. Bu bize, Tarihi Yarımada Fatih’in İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu gösteriyor. Üstelik Tarihi Yarımada, bu 8500 yıllık süreç boyunca hep insanların yaşamak için tercih ettiği bir yer olma özelliğini korudu.

Sınırları tarihi surlar ve Marmara Denizi tarafından çizilen bu 15,6 km2’lik alan, sadece sıradan bir yerleşim yeri olarak kalmadı. 15 asır boyunca dünyaya hükmetmiş olan üç büyük imparatorluğa da başkentlik yaptı. Bu süreçte, Fatih, dünyanın en zengin, en güzel kentlerinden biri oldu.

Şehrimiz bu zarafetini, 20.yüzyılın ilk yarısına kadar korudu. 1950’li yıllarda başlayan iç göç akını sonrasında cumbalı, avlulu, bahçeli evlerin yerini apartmanlar aldı. Kısa zamanda şehrin dokusu bozuldu. Bu plansız ve yoğun yapılaşma, pek çok alt yapı sorunlarını da beraberinde getirdi. Şehir adeta kaderine terkedilmişti.

Dünya kültür mirasına ait pek çok önemli eseri bünyesinde barındıran böylesi önemli bir yerin imar planından yoksun oluşu, pek çok tarihi eserimizin apartmanların arasında kaybolmasına, hatta bakımsızlık ve ihmalden yıkılıp yok olmasına neden oldu. Biz göreve geldiğimiz 2004 yılında ilk iş olarak, şehrimizin imar planını hazırlama çalışmalarını başlattık ve 2005 yılında planlarımız onaylandı.

Fatih, sizlerin de bildiği gibi bir turizm bölgesi ama aynı zamanda bir ticaret ve sağlık merkezi. (Ülkenin 5 büyük önemli hastanesinin Fatih’te olduğunu düşünürsek…) Bırakın İstanbul’u ülkemizin dört bir yanından gelenlerle birlikte gündüz nüfusu 3 milyona yaklaşan bir bölgeden bahsediyoruz. Gece nüfusuyla bile pek çok Avrupa şehrinden kalabalık olan ilçemizin, en önemli sorunlarından biri sınırlı bir coğrafyaya sıkıştığı için, konut alanlarının, yeşil alanların, otopark alanlarının sınırlı olmasıdır.

Fatih’in bu ihtiyaçları, mevcut alanların ihyası ile sağlanmaya çalışılmaktadır.

Önümüzdeki 5 yıllık dönemde, şehrin bu kemikleşmiş sorunlarının çözümü için bazı bölgelerimiz yenileme bölgesi ilan edildi. Yenileme bölgelerinde, tarihi dokuyu öne çıkartacak, bunun yanı sıra modern şehircilik anlayışına göre de yapılanma öngörülmektedir. Ayrıca yenileme bölgesi ilan edilen alanlar ekonomik ömrünü tamamlamış, deprem riski taşıyan bölgelerdir. Bu bölgeleri, konut, turizm-ticaret ve yeşil alan şeklinde düzenlenme çalışmaları devam ediyor.

Fatih’te endüstriyel tesis alanı bulunmamakla birlikte, mevcut üretim atölyelerini daha önce başlatılan şehrin dışına çıkartma çalışmalarına hız vereceğiz. Bu atölyelerde sağlıksız koşullarda üretim yapılmakta, çevre, çalışan sağlığı hiçe sayılmaktadır. Bu atölyelerin boşaltılmasıyla elde edilecek bölgenin, turizm alanı olarak değerlendirilmesi planlanıyor.

Bölgemizin ilk ve tek AVM’si, 2008 Ağustosu’nda hizmete giren Asitane Historia Alışveriş Merkezi’dir. Sultanahmet, Sirkeci ve Laleli’de ise oteller ve konaklama tesisleri yoğunlaşmıştır. Bölgemiz aynı zamanda İstanbul’un yönetim merkezidir.

Kent planlamasında neler yapıldı? Kentsel dönüşüme yönelik ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Daha önceki sorunuzda bu konuya biraz değinmiştim. Ama sorunuzu detaylandırayım: Tarihi Yarımada Fatih’in sahip olduğu mirasa sahip çıkmak adına köhnemiş sağlıksız mekânlar 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”a dayanarak yenileme alanları ilan edildi. Bu bölgeler için tarihi dokuyu koruyan ancak çağdaş şehirlerin ihtiyaçlarını da ilave eden projeler üretildi. Projelerin hayata geçmesi bir süreçtir. Projeler tamamlandığında, Fatih sakinleri, burada yaşamanın avantajlarını yaşar hale gelecekler.

Tarihi Yarımada’nın turizme kazandırılması için neler yapıyorsunuz? Kültürel yapıların kent içinde yaşatılmasına dönük örnek projelerinizden söz edebilir misiniz?

Tarihi Yarımada, zaten ülkemizin en önemli anıtsal eserlerini bünyesinde barındırmaktadır ve şehrimize gelen yaklaşık 8 milyon turistin uğramadan geçmediği bir bölgedir. Ancak, İstanbul’un ve ilçemizin turizm potansiyeli bunu en az iki katına çıkaracak niteliktedir. Biz Fatihimizin bu potansiyelinin farkındayız ve artırmak için göreve geldiğimizden beri çalışmalarımızı bu yönde planladık. Öncelikle tarihi eserlerimizin -kayıp olanlar dahil- envanterini çıkardık. Sonra da bu eserleri restore edebilmek için gerekli kaynakları sağladık. Bildiğiniz gibi, restorasyon çok maliyetli ve özel uzmanlık gerektiren bir iştir. Fatih’in sınırları içinde korunması ve/veya restore edilmesi gereken çok fazla yapı var. Biz bunların içinde de önceliklendirme ve sonrasında da kaynak araştırması yaptık. Çünkü belediyemizin kaynaklarıyla bütün bu eserleri restore etmemiz mümkün değil. Biz restorasyonlar için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Vakıflar´dan, AB Fonlarına ve 2010 Ajansı’nın kaynaklarına kadar pek çok kaynaktan yararlandık. Restorasyonu biten yapıları, yeniden fonksiyonlandırdık ve Fatihlilerin hizmetine sunduk.

Öte yandan, sizlerin de bildiği gibi Fatih’in eski ve ekonomik ömrünü tamamlamış yapı stoğu çok fazla. Daha önce de bahsettiğim gibi, 1950’lerde başlayan iç göçten de ilçemiz olumsuz etkilendi. Bu bölgeler sorunlu olarak gelişti. Şimdi, en basit bir kentsel ihtiyaç için bile alanımız yok ya da sınırlı. Çocuk parkı, otopark gibi ihtiyaçlar için bile alan bulmakta zorlanıyoruz. Ayrıca bu yapıların deprem riski de çok yüksek. Bu nedenle biz ilçemizde bazı bölgeleri yenileme bölgesi ilan ettik. Bu projeler hayata geçtiğinde, buralar yeniden İstanbul’un en gözde yerleri haline gelecek. Çünkü konuttan işyerine, turizmden, modern şehirleşmeye kadar tüm sorunları çözülmüş, iyi planlanmış bir yapılaşma öngörüyoruz bu bölgelerde.

Süleymaniye, Fener-Balat, Zeyrek ve Sulukule gibi bölgelerde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarında Fatih Belediyesi nerede duruyor?

5366 sayılı yasaya göre yenileme alanı ilan edilen bölgelerin bazılarında çalışmalar başladı ve Fatih Belediyesi bu çalışmalarda denetleyici, kontrol eden, yürütücü konumunda yer almaktadır.

Kentte yapılaşma ile demografik denge arasında nasıl bir ilişki var? Ulaşım, arsa ve yeşil alan üretimine dönük yapılan özel çalışmalar nelerdir?

Fatih’in, gece ve gündüz nüfusu arasında yaklaşık 6 kat fark vardır. Gündüzleri 3 milyona yaklaşan nüfus, geceleri 450 bin civarındadır. Bunun nedeni, Fatih’in ticaret ve turizm merkezi olmasının yanı sıra, ülkemizin en önemli üniversite ve vakıf üniversitelerinin de bu bölgede bulunmasıdır. Ayrıca şehrin en önemli ana arterleri de ilçemizden geçmektedir. Bu nüfus ve trafik yoğunluğu tarihi eserlerin korunmasını da güçleştirmektedir. Tarihi Surlar ve Marmara Denizi ile sınırları çizilen ilçemizde maalesef yeni konut alanları açılamamaktadır. Ancak mevcut durum üzerinden iyileştirmeler yapılabilmektedir.

İlçemizin yeşil alanları da sınırlıdır. 2000 nüfus sayımına göre 148,2 hektar olan yeşil alan miktarı, 2005 planı ile 222,5 hektara çıkarılmıştır. Ancak bu oran dünya standartlarının çok altındadır. Plan onayından itibaren kamulaştırma çalışmaları ile ilçe halkı için yeşil alan ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmaktadır.

İlçemize ait koruma planlarında, mevcut trafik yükünü azaltmak için, farklı ulaşım sistemleri birbirlerini besleyecek ve tamamlayacak, tarihi dokuya zarar vermeyecek şekilde öngörülmüştür. Tüm İstanbul’a hizmet edecek olan Marmaray Projesi’nin yanında Cadde Tramvayı, Hafif Metro ve Metro projeleri ile başta Tarihi Yarımada geneli olmak üzere, ilçenin ulaşım sistemi desteklenmiş ve taşıt trafiğinin tarihi doku üzerinde oluşturacağı baskının en aza indirgenmesi hedeflenmiştir.

Yapılarda sürdürülebilirlik ve yapı denetimi açısından ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Köhneleşmiş dokular, yapılan yenileme projeleri ile çağdaş, tarihi dokuya uygun ve sıhhi ortamlara dönüştürülmektedir. Bu süreçte yapıların yenilenmesi, restorasyonu veya güçlendirilmesi yapılmaktadır. Mevcut ve yeni yapılmakta olan yapılar ile ilgili olarak Belediyemiz bünyesinde 8 ayrı bölgede mühendislerce her gün yapı denetimi kontrolleri yapılmaktadır. Ayrıca, bina cephelerinin, Plan Notları ve Kentsel Tasarım Rehberleri doğrultusunda yapılması istenmekte, gerektiğinde estetik kurulunca müdahale edilmektedir. Estetik kurul, üniversitelerimizin desteği ile oluşturulmuştur ve Tarihi Yarımada’da yapılacak binaların dokuya ve sokak siluetine uygun yapılması konusunda yeni yapılacak bina projelerini incelemektedir. 2004 yılından itibaren Fatih’te yeni veya eski binaların dış cephelerinde cam giydirme, BTB (cam mozaik) ve siding kullanılmasını yasakladık.

2010’da öne çıkan projeleriniz hangileri olacak?

Tarihi Yarımada Fatih, 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin ana unsurudur. Etkinliklerin öznesi İstanbul olsa da, şehrimizin bu unvanı almasında Fatih’in rolü ve önemi yadsınamaz. Tabii ki, sürecin başlamasına az bir zaman kalması projelerimizin yürüyüşünü durdurmayacak, bilakis artıracaktır. Çünkü İstanbul’un Kültür Başkenti seçilmesi, ilçemizin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Dünyanın gözlerinin üzerimize döneceği 2010’da çok sayıda ses getirecek proje, Tarihi Yarımada Fatih’te gerçekleşecektir.

2010 süreci, Fatih’e yeni ve değerli pek çok proje kazandırsa da, biz Fatih Belediyesi olarak, zaten 5 yıllık planımız çerçevesinde çalışmalarımızı planlamıştık. Plan doğrultusunda tüm çalışmalarımız hız kesmeden yürümeye devam etmektedir.