Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“İnşaat sektörünü büyütmek zorundayız”

İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan inşaat sektörünün büyümesi için adım atmak gerektiğinin altını çiziyor. Turan, “Müteahhitlerin, sanayicilerin ve kamunun bir araya gelmesi lazım. Biz İMSAD olarak bu işin liderliğini yapacağız”diyor.

2009 yılı inşaat sektörü açısından nasıl geçti? 2010 yılından neler bekliyorsunuz?

Orhan Turan: Eğer son 2 çeyrekte de inşaat sektörü eksi çıkarsa, 8 çeyrektir arka arkaya küçülen bir sektör olacak. Sektör 6 çeyrektir küçülüyor. İnşaat sektöründe olduğum süre içinde 6 çeyrek arka arkaya küçülme görmedim ya da hatırlamıyorum. İlk altı aylık dönemde yüzde 19.9 civarında bir küçülme oldu. Belki son üç çeyrekte bu küçülmeler biraz daha azalmıştır. Ancak yine de inşaat sektörünün küçülmesi demek, bence Türkiye´nin küçülmesi demek. İnşaat sektörünün hızlı büyüdüğü dönemlere baktığımızda genelde Türkiye ekonomisi de hızlı büyüyor. Çünkü Türkiye´nin lokomotif sektörü… Birinci olarak inşaat sektörü çok ciddi bir istihdam yaratıyor. Büyük bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya olduğumuz dönemlerden birini yaşıyoruz. Bunun sebebi açık; bu dönem inşaat sektörünün yüzde 20 oranlarında küçüldüğü bir dönem. Bu nedenle inşaat sektörünün işsizlik sorununa sağladığı olumlu etkiyi tartışmaya gerek yok. İkinci olarak inşaat sektörünün ihracata oldukça olumlu bir etkisi var. Bugün Türkiye´de en fazla yapı malzemelerinin ihracatı yapılıyor. Bunu bağıra bağıra söylememiz lazım artık; mütevazi olmaya gerek yok. Türkiye´de bugün dünyanın her tarafına satılabilecek uluslararası standartlarda ürünler üretiliyor. Türkiye´nin kalite sorunu yok. Bunu tartışmayı bile doğru bulmuyorum. Bu sektördeki bütün paydaşların ve kamunun şuna dikkat etmesini tavsiye ediyorum; Türkiye´de sürdürülebilir bir büyüme sağlamak istiyorsak inşaat sektörünü mutlaka ve mutlaka büyütmek zorundayız.

Türkiye´de zaman zaman krizler yaşanıyor. Ancak yaşanan global krizin, pek çok projeyi durma noktasına getirdiğini görüyoruz. Sizce 2010 yılında sektör kendini toparlar mı?

Bakın, bugün Amerika dünya müteahhitlik sıralamalarında ilk 3´e giremedi. Çünkü içeriye yöneldi. Aynı şekilde Çin de içeriye yöneldi. Türkiye ekonomisi inşaat sektörü büyümediği zaman büyümüyor. Bizim minimum yüzde 5 büyümemiz gerekiyor. Çünkü her yıl yüz binlerce yeni kişi iş hayatına giriyor. Bunlara yeni iş olanakları yaratmanız gerekiyor. Bunun için de büyümek zorundasınız. Ağustos ayındaki verilere baktığınızda işsizliğin yine arttığını görüyorsunuz. Bunu çözmek zorundasınız; bu da büyümeyle paralel olarak çözülebilecek bir durum. 2009 bir şekilde bitiyor. 2008 ve 2009´da Türk ekonomisi darbe yedi, inşaat sektörü de darbe yedi. Geçen seneden itibaren küçülen iki tane sektör vardı; ticaret ile inşaat… İnşaatı hareketlendirmemiz lazım. 2010 ile beraber tekrar bir düzeltme yapılacağına inanıyorum. Çünkü şu anda faiz ve dövizin getirisi belli. Artık bankalarda da paramız ve tasarruflarımız var. Bunların bir şekilde yatırıma dönüşmesi lazım. Türk halkı iyi bir yatırım yaptığında hiçbir zaman para kaybetmiyor. Türkiye´de de bu krize rağmen fiyatlar düşmedi. O zaman bizim tespitimiz şu; bu para bir şekilde yapıya geçecek. Bununla birlikte insanlar yeni projelere ve yeni yatırımlara başlayacaktır. 2009´da olduğu gibi bir daralmanın olacağını öngörmüyorum. Zaten sektör dibi gördü.

Her sektör bir takım tedbirler almaya çalışıyor. Müteahhitler, malzemeciler vs ayrı ayrı çözüm yollarına gidiyorlar. Topyekun hareket edebilecek bir konsey oluşturmak mümkün değil mi?

Bakın bunu 3 senedir çok net olarak söylüyorum. En fazla dile getirenlerden biriyim. Müteahhitlerin, sanayicilerin ve kamunun bir araya gelmesi lazım. Her platformda söylüyorum. Herkes de çok mantıklı buluyor ama kimse adım atmıyor. Bu konuyla ilgili Ankara´ya bir fiil ziyaretlerde bulunduk. Yönetim Kurulu Üyelerimizle birlikte gittik, konuştuk. Bugün Bakanlar düzeyinde de aynı konular konuşuluyor. Fakat adım atmamız gerekiyor artık. Eğer adım atılmazsa biz İMSAD olarak bu işin liderliğini yapacağız. Yapmak zorundayız. İnşaat sektöründeki sorunları hepimizin sorunu olarak görüyoruz; sektörü temsil etmek istiyoruz.

İMSAD 25. yılına giriyor. Bu zamana kadar bir değerlendirme yaparsanız İMSAD sektörü gerçekten kucaklayabildi mi? İMSAD´ın böyle hedefleri de olmalı dediğiniz konular neler?

İnşaat malzemesi sanayisinin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan İMSAD, sektörün 25 yıllık gelişiminin en önemli tanığı ve itici gücü olarak çeyrek asrı geride bıraktı. İMSAD, Türkiye’de üretim yapan inşaat malzemesi sanayisinin önde gelen kuruluşlarının yer aldığı, Türk inşaat sektörünün gelişimi için güçlü, dinamik adımların atıldığı bir platformdur. Sektörün büyük oyuncularının kurduğu ve bugüne gelene kadar birçok aşamadan geçen İMSAD, 2006 yılında yapılanarak benzeri olmayan bir örgütsel yapı ortaya koydu. Bugün 76 sanayici firma üyenin yanı sıra 23 sektörel derneği de üye profilinde bulunduran İMSAD, hem Türkiye’de hem de inşaat sektöründe 2009 yılında birçok ilki gerçekleştirdi. Bu süreci şöyle özetlemem gerekir; 2005 yılının Ağustos ayında oturduk İMSAD´ı konuştuk ve yeniden yapılandırmaya karar verdik. 2006 yılında yeniden yapılandık. Üstünden 3 sene geçti, bunun 2 senesinde ise kriz vardı. Bu dönemde çok ciddi adımlar attık. İlk etapta yalnızca sanayi kuruluşlarını kapsıyorduk, ikinci etapta bünyemize sivil toplum örgütlerini de aldık. 2009 verilerini baz alarak 2010, 2011 ve 2012´yi tekrar planlıyoruz. Bu planlamalar çerçevesinde üyelerimizle, çalışanlarımızla, sivil toplum örgütleriyle son üç aydır anketler yapıyoruz. Hangi yönlerimizi geliştirmemiz gerektiği, nelerin eksik olduğu ve bu eksiklerin nasıl giderilebileceği gibi konularda tespitlerde bulunuyoruz. 25 yılda “biz her şeyi yaptık” diye bir şey söylemem söz konusu değil; mutlaka eksiklerimiz var ama yapılandırma sürecini de çok hızlı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Öncelikle yapı malzemesi üreticilerini bir araya topladık. Geçtiğimiz günlerde 23 sivil toplum örgütüyle beraber 4-5 saatlik bir beyin fırtınası yaptık. Bunu daha ileri süreçlerde de yapmayı planlıyoruz ve ortak bir sektörel güç oluşturmak istiyoruz. Bu süre içerisinde Avrupa Birliği ile ilgili projeler gerçekleştirdik. Bu çok ciddi ses getirdi. Diğer sivil toplum örgütlerinin bize bakışı değişti. Şu anda İMSAD olarak çok ciddi teklifler alıyoruz. Bunun yanı sıra kadrolarımızı yeniledik. Kadro takviyeleri yaptık. Bu süreç kolay bir süreç değil ve biz tüm bunları inşaat sektörünün daraldığı, insanların morallerinin bozulduğu süreçte yaptık. Bu ciddi bir değişim. Önümüzdeki süreçte inşaat sektörünün tüm sorunlarına parmak basacak ve bilgi üretecek bir merkez olmak istiyoruz. Bilgi üretmediğiniz zaman bir espriniz de yok; ilgi merkezi, çekim merkezi olamazsınız. Amacımız inşaat sektörü denildiğinde akla gelen ilk sivil toplum örgütü olabilmek. İMSAD olarak sektörel sinerji yaratmak istiyoruz, yani bir kimlik kazandırmak istiyoruz. Derneği bir şirket gibi yönetmeye çalışıyoruz. Demokratik ve katılımcı bir şirket tabi…

2023 yılında Türkiye ihracatı için 500 milyar dolarlık bir hedef ortaya koyuldu. İMSAD olarak bu hedef doğrultusunda siz ne gibi planlamalar yapıyorsunuz?

Evet, 2023´te yani Cumhuriyet´in yüzüncü yılında Türkiye ihracatı için 500 milyar dolarlık bir hedef koyuldu. Dünya ticareti 15 trilyon dolar; Türkiye´nin bundan yüzde kaç pay aldığı, kaç alabileceği konusunda senaryolar üretiliyor. Şimdi biz alt kıvrımlarını çalışıyoruz ve İMSAD olarak 2023´e odaklandık. Kısa, orta ve uzun vadeli iş planları yapmamız lazım. Bugün İMSAD bir şeyler yapıyorsa bir plan doğrultusunda yapıyor. Tesadüf değil, planlı, programlı ve örgütlü çalışıyoruz.

2023 hedefleri salt İMSAD´ın kendi başarısıyla mı olacak?

Hayır, örneğin 2023 ihracat stratejilerinin sektörel toplantısına katıldım. Şu aşamada İMSAD olarak bizden planlama sürecine yönelik görüş istiyorlar. Bugün hadi 500 milyar dolar ihracat yapıyorum deseniz, yol yetmiyor, tren yetmiyor, liman yetmiyor, insan gücü yetmiyor hiçbir şey yetmiyor; nasıl yapacaksınız? Onu planlamanız gerekiyor çünkü kamuya düşen görevler var, sektöre düşen görevler var, şirketlere ve bireylere düşen görevler var. Bunları en doğru şekilde programlamaya çalışıyoruz.

İnşaat sürecinde kullanılan malzeme kalitesi çok önemli ve özellikle son günlerde müteahhitlikle ilgili bir takım kriterler tartışılıyor. Tekrar karne sistemi gündeme getiriliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Türkiye´de 170 bin tane müteahhit varmış. Siz bugün gidip bir berber açacaksanız, Berberler Odası´na gidip bir belge alıyorsunuz. Müteahhidinse böyle bir belge almasına gerek görülmüyor. Sonra ne oluyor? İnsanın, canı- malı gidiyor. Her meslek inşaat sektörüne kayıyor bu sefer. Bir de şu var tabi; niteliksiz yapı üreten firmaların giderek sektörden elendiklerini görüyorum. Daha organize, daha kurumsal, daha sistematik firmalar ön plana çıkıyor. Burada da artık marka bilinci artıyor. Yani kurumsallaşmış, ciddi projeler üretmiş, kalite problemi olmayan, optimum fiyatlar belirleyen firmalarda ciddi bir artış görüyorum. Zaten gazete reklamlarına baktığınız zaman da bu tür firmaları görüyorsunuz.

2010 yılında faizler düştü, sektörde bir hareketlenme gözleniyor. Pek çok sektör temsilcisi ev satın almak için en uygun zaman olduğunu dile getiriyor. Bunun malzeme sektörüne dolayısıyla inşaat sektörüne yansıması nasıl olur?

Faiz oranlarının düşmesi, döviz getirilerinin krize rağmen belli bir oranda kalması sonucu insanlar ellerindeki nakdi bir şekilde yatırmaya çalışıyorlar. Fiyatların da cazip olduğunu düşünüyorum ben. Bugün yatırım yapan biraz beklerse, birkaç sene içerisinde para kazanır diye düşünüyorum. Yani bence de bugün konut almak için uygun zaman. Çünkü ürünler ucuz, yapı malzemeleri ucuz, işçilik ucuz ama önümüzdeki dönemde ekonomi canlandığında bu fiyatlar artacaktır. Biz sektör hareketlenmesi anlamında TOBB ile “Evini yenile Türkiye” kampanyasını başlattık. Burada da amacımız, hazır her şey ucuzken, evini değiştiremeyen insanların en azından tadilat yapmalarını sağlamaktı.