Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Trump Towers – Brigitte Weber Mimarlık İstanbul’un silüetine yeni bir dinamizm…

Mimarlar, bina yaparken yıllar sonrasını da düşünmelidir. Bunu göz önüne aldığımızda, Mecidiyeköy için öngördüğümüz durum, bölgenin şu an bulunduğundan daha merkezi bir konum haline gelmesi. 90’lı yılların sonunda, insanlar yaşam alanı olarak şehir dışındaki yerleşimleri tercih ediyorlardı. Ancak zamanla, merkeze olan uzaklık problemlere neden olmaya başladı. Yollarda kaybolan saatler, trafik sıkıntısı, stres banliyö insanını canından bezdirdi. Bu durum dayanılmaz bir hale geldi ve şehir merkezine geri dönüş başladı. Trend tersine döndü. New York ve Paris gibi metropollerde olduğu gibi artık herkes şehirde, iş yerine yakın oturmak istiyor.

2005 yılında, Ortadoğu Otomotiv, Mecidiyeköy’deki arsası için bizden alışveriş merkezi, konut, ofis ve transfer merkezi içeren konsept bir proje hazırlamamazı istedi. Detaylı inceleme ve çalışmalar sonucu, belirlenen imar ve yönetmelikler doğrultusunda arsadan maksimum fayda sağlayacak bir proje geliştirdik.

Trump Towers, İstanbul’un en önemli ana trafik arterlerinden birinin üzerinde. Her gün yüz binlerce insanın geçtiği, hem ticari hem sosyal açıdan çok önemli bir nirengi noktası. Bulunduğu noktanın yadsınamaz bir dinamizmi var. Biz de bu dinamizmi binaya yansıtmaya çalıştık. Kütlelerin heyecan verici hareketinin şehrin çeşitli noktalarından fark edilmesini, değişik açılardan bakıldığında aynı kimliği farklı bir görüntüyle sergilemesini istedik. Cephede siyah ve beyazın asimetrik kullanımı, farklılaşan eğimler, binaya nereden bakılırsa bakılsın binanın karakterini ve tanınmasını belirleyici özellikler oldu. Böyle bir projeyi oluştururken tek boyutlu düşünemezdik. Maket üzerinde bir heykeltraş gibi çalışarak uzun denemeler yaptıktan sonra oluşan formları iç fonksiyonlarla koordineli olarak değerlendirdik. Mimarinin yanında iç tasarım projelendirmesi de tarafımızdan üstlenildiği için estetik ve mekanik bir bütünlük sağladık.

Kuzey-Güney doğrultusunda uzanan, 300 metre uzunluğundaki arsada iki adet yüksek yapı birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde yerleştirildi. Otuz dokuz kattan oluşan konut kulesinde, bir çekirdek etrafında toplanan birimler var. Konut kulesinde, çekirdeğin devamı olan koridorlar, bir seyir terası gibi oturanların kendi dairelerinin manzarasıyla beraber yeni manzaralar sunan birer ortak mekâna dönüşüyor. Cephedeki bu saydam kısım, gündüz doğal ışığın içeriden algılanmasını sağlarken, gece ise binanın ön cephesinde kuleyi iki parçaya bölen bir ışık bandı olarak öne çıkıyor. Harekete ritim katan parapetler, sadece görsel olarak değil, fonksiyonel olarak da dairelerin iç mimarilerini farklılaştırıyor. Bu şekilde, tüm daireler benzersiz oluyor.

Bina tasarımı ve mimari koordinasyonla beraber iç tasarımını da üstlendiğimiz bu projede, 102 ile 680 m2 arasında değişen birbirinden farklı 204 adet konut tipi için farklı tasarımlarda iç mimari seçenekleri sunuyoruz. Henüz yapım aşamasında olan daireleri, müşterilerin seçimlerine göre tamamlayıp kendilerine sunmak üzere, değişik yaşam tarzları ve zevkleri göz önünde tutarak malzeme seçimleri ve yaklaşımları ile birbirinden ayrılan üç stil öneriyoruz.

Konut kulesinde, daire sahiplerinin kullanımına ait 300 m2’lik sosyal tesiste özel

lounge alanı, toplantı odaları, kütüphane, çalışma bölümü, bar ve çocuk oyun odası bulunuyor. Bunun yanı sıra kulenin alt kısmında daire sahibi olmayanların da yararlanabileceği ayrı bir sosyal tesiste, kapalı yüzme havuzu, fitness center ve spa yer alıyor. Sosyal tesisin terasını insanların kullanabileceği bir rekreasyon alanı olarak planladık. Bu yeşil çatı, kulelerde yaşayan ve çalışan insanların manzarasını canlandıran bir unsur olacağını düşündük.

Arsanın kuzeyindeki 37 katlı kulede 187 m2 ile 731 m2 arasında değişen toplam 77 ofis yer alıyor. Bu kütlenin altında bulunan üçgen formlu yapıda, bahçeye bakan balkonlu ofisler bulunuyor. Ofis bloğunun altında buradaki ofislere hizmet vermek üzere, gerektiğinde kiralanabilecek ortak toplantı odaları ile toplantı öncesi ve sonrası için dinlenme alanları (office lounge) içeren bir sosyal tesis yer alıyor.

Trump Towers’ın inşa edildiği arazinin merkezi konumunu göz önüne alarak, burası için proje hazırlarken dikkate aldığımız konulardan birisi de kamusal alan yaratmaktı. Dar ve uzun arsada çözmek zorunda olduğumuz projede alışveriş merkezi ile birlikte büyük bir meydan planlayıp, burayı insanların buluşma noktası haline getirmek istedik. Bu meydan, projemizin ana girişini oluşturarak 75000 m2’lik büyük bir alana yayılan alışveriş merkezine bağlanıyor. 5 katlı alışveriş merkezi kompleksinde mağazalar, yeme-içme bölümü ve sinemalar bulunuyor.

Şehrin en büyük yolcu aktarma merkezlerinden biri olan Mecidiyeköy, otobüs durakları, metro istasyonu ve yeni yapılan metrobüsle birlikte yaya trafiğinin çok yoğun olduğu bir bölge. Proje bu toplu taşıma akslarıyla organik ilişki içinde olan bir transfer merkezi özelliği taşıyor. Meydanın alışveriş merkeziyle, alışveriş merkezinin transfer merkeziyle ilişkisi projedeki yaya trafiğini güçlü kılıyor.

Binanın içinde toplu taşımayı kullanacak ziyaretçilere ayrılmış bir otopark, otobüs, dolmuş ve taksi durakları bulunuyor. Arabasıyla gelen bir kişinin, arabasını otoparka bırakıp isterse binanın içinden de geçerek toplu taşıma araçları ile gideceği yere ulaşması ve bu şekilde trafikteki araç yoğunluğunun azaltılarak toplu taşıma kullanımının arttırılmasını hedefledik.

Trump Organizasyonu’nun Avrupa’da gerçekleştireceği projelerin ilki olan Trump Towers İstanbul-Şişli’nin, İstanbul silüetine dinamizm katacağını ve yıllar sonra bile ilk günkü heyecanıyla var olacağını umuyoruz.