Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yapı, denetim ve etik

Türkiye genelinde sistemin uygulandığı 19 ilde toplam 850 adet yapı denetim kuruluşunda 35 binden fazla denetçi, mimar, mühendis ile yardımcı kontrol elemanı çalışmakta olduğunu söyleyen Etik Yapı Denetim Genel Müdürü Ali Derindağ, bazı müteahhitlerin sistemin diğer illere yayılmasını engellemeye çalıştığının altını çiziyor.

Etik Yapı Denetim hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ali Derindağ: Firmamız 2000 yılında 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname´nin çıkmasıyla kurulmuştur. Krize rağmen halen aktif olarak 120 mühendisin görevlerini sürdürdüğü firmamız, İstanbul´un çeşitli bölgelerinde hayata geçirilen sayılı ve saygın projelerin yapı denetim çalışmalarını üstlenmektedir.

Devam eden projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Şu an devam eden önemli projelerimizden bazıları şöyledir; Aydınlı Grup´un K Yapı ile birlikte yaptığı Solarkent Projesi, Fi-Yaka Esenkent Evleri, Şelale İnşaat´ın Esenyurt´ta devam eden Hanplus projesi, Ucra İnşaat´ın Beylikdüzü Kıraç´ta yeni başlayacak konut + iş yeri projesi, Özyurtlar İnşaat´ın Bahçeşehir´de başlayacak olan N Tepe projesi, Bim Esenyurt bölge deposu inşaatı, hali hazırda devam eden ya da yeni başlayacak olan projelerdir.

Tamamlanan projelerinizden bahseder misiniz?

Tamamlanan projelerimizden bazıları; Regnum Elitkent, Regnum Astrum Towers, Armutlu Tatil Köyü, Yalova Armutlu Tatil Sitesi, Şelale İş Merkezi, Görgülü Mobilya Fabrikası, Beylik Burak Kent Koop, Perpim Sanayi Sitesi, Petna Evleri, Sarhanköy Konut Yapı Koop, Şahlanoğlu Sitesi, Üstün İş Merkezi, Doyuran İmalat Atölyesi, Franke Mutfak Sistemleri, Atlı Köşk Müzesi…

Yapı denetim sisteminin yapı sektörüne sağladıkları nelerdir?

Yapı denetimden önce kalite-kontrol, inşaatların statiklerinin, taşıyıcı sistemlerinin kontrolü diye bir şey yoktu. Numune almak, laboratuvar ortamında denetlemek gibi kavramlar söz konusu bile değildi. Yapı denetimden sonra beton kalitesinde, demir kalitesinde çok ciddi artışlar oldu. Yapı denetim sisteminin devreye girdiği 2000 yılından sonra yapılaşmalarda çok ciddi dönüşümler olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye genelinde sistemin uygulandığı 19 ilde toplam 850 adet yapı denetim kuruluşunda 35 binden fazla denetçi, mimar, mühendis ile yardımcı kontrol elemanı çalışmaktadır. Bugüne kadar 229 milyon metrekare inşaatın denetim sözleşmesi yapılmış olup, 159 milyon metrekaresinin iş bitirmeleri verilmiştir. Tabi bu sistemin bu kadar önem kazanmasının en önemli nedenlerinden biri de 1999 Marmara depremidir. Depremden sonra bu iş ciddiye alınmaya başlandı. Sistemin hayata geçirilmesi adına iş biraz daha ciddiye binince, devlet de kontrol etmekte zorlanınca, sistemin özel sektör kanalıyla yürütülmesine karar verildi. Şu an çalışmalar Bayındırlık Bakanlığı’nın gözetimi ve denetimi altında yapı denetim şirketlerince yürütülmektedir.

Müteahhitlerin yapı denetim sistemine yaklaşımı nasıl?

Yapı denetim sisteminin kaldırılması için bir kısım müteahhitlerin hala mücadele içinde olduklarını gözlemleyebiliyoruz. Yapı denetim kalksın istiyorlar, böylece eskisi gibi hem proje harici imalatlara devam edecekler hem de birim maliyetleri düşecek, ayrıca yapı denetim firmalarına para ödemeyecekler. Burada esas sorun yapı denetim şirketine ödenen rakam değildir; çünkü 100 m2 bir dairenin yapı denetim maliyeti 1000 TL´yi geçmemektedir. Esas sıkıntı yapı denetim şirketlerinin olduğu iller ile yapı denetimin olmadığı iller arasındaki malzeme fiyat farklarından kaynaklanmaktadır. Özellikle beton ve demir fiyatlarında ciddi farklılıklar olmakta, yapı denetimlerin olduğu illerdeki fiyatlar denetimin olmadığı illerdeki fiyatlardan yaklaşık %20-30 arasında daha pahalıdır. Nedeni de yapı denetim şirketlerinin laboratuvarlar aracılığı ile gelen malzemenin standartlara ve projede belirtilen özelliklere uygunluğunu kontrol ve test etmeleridir. Bu durumdan da müteahhitler ciddi manada şikayetçiler.

Yapı denetimin 19 şehir ile sınırlı kalmasının yol açtığı sıkıntılar var mı?

Sistemin uygulandığı 19 ilde malzeme kalitesinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Yapı denetimin uygulanmadığı iller ile uygulandığı iller arasında yapılan karşılaştırmalı malzeme analiz ve test raporlarında ciddi farklılıklar çıkmaktadır. Yapı denetimin uygulandığı illerde satılamayan kalitesiz ve ucuz mallar diğer illere gönderilmekte ve yapı denetim hizmetinin verilmediği inşaatlarda kullanılmaktadır. Yapı denetimin olduğu illerdeki malzeme fiyatlarının denetimin olmadığı illere göre yüzde 20-30 daha yüksek olduğunu söylememiz mümkündür. Bunun nedeni söz konusu 19 şehre gelen malzemelerin denetleniyor, daha kaliteli malların kullanılması zorunlu tutuluyor. Bu durumun pek adil olduğunu söylememiz ne yazık ki mümkün değil.

Yapı denetim sisteminin ülke genelinde uygulanması adına gerçekleştirilen çalışmalar var mı?

Bu manada mecliste bir bir yasa tasarısı olduğunu bu tasarıyla yapı denetimin uygulandığı illerin sayısının 59´a çıkarılmasının planlandığını biliyoruz. Biz firma olarak aynı zamanda Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Yönetim Kurulu´ndayız. Dernek olarak bu anlamda ciddi manada mücadele ediyoruz. Sistemin Türkiye geneline yayılmasını istiyoruz. Ama daha öncede sözünü ettiğimiz üzere bazı müteahhit grupları bunların gerçekleşmesini engellemeye çalışmaktadırlar. Bugüne kadar yaklaşık bu 19 ilin dışına çıkmasını ciddi manada ertelemeyi başardıkları da ortada.

Yapı denetim firmaları olarak sizleri sıkıntıya düşüren durumlar nelerdir?

Konunun esası olan birinci derecedeki sorun müteahhit ile yapı denetim şirketinin arasındaki denetleyen ve denetlenen mantığının sağlıklı yerleşebilmesi için müteahhidin yapı denetimi şirketinin seçiminde kısıtlamaya gidilip, müteahhidin yapı denetim şirketini belirleme ve para ilişkisinin tamamen kesilmesi gerekmektedir. Yapı denetiminde karşılaştığımız en önemli sıkıntımız müteahhitliğin belirli bir standarda kavuşturulmamış olmasıdır. Özellikle mahalle aralarında yap-sat yapan ve yanında teknik eleman çalıştırmayan, zaten bunun bir ihtiyaç olduğunu da kabul etmeyen, kendilerini de müteahhit olarak tanımlayan kişilerin varlığıdır. Söz konusu kişilerle ilgili sertifikasyona gidilerek bunların sermaye, personel ve teknik altyapı anlamında belirli bir standarda kavuşturulması ve Bayındırlık Bakanlığı´nın denetimine verilmesi gerekmektedir. Yapı denetim komisyonunun yapı denetim şirketlerine uyguladığı denetim sistemini müteahhitlere de uygulaması gerekmektedir. Mesleki sertifikasyon ve cezai sorumluluk kaygısı olmayan bu kişileri kurumsal kimliklere ve sorumluluklara sokunca birçok aksaklık giderilecek, sistem kendi kendine büyük ölçüde düzelecektir. Yapı denetim sisteminin, yapı denetim şirketleri ve müteahhitlerden sonraki üçüncü ayağı kanunun ilgili idareler adı altında tanımladığı belediyelerdir. Yapı Denetim Komisyonu, yapı denetim şirketlerinde uyguladığı denetim sistemini maalesef belediyelerde uygulayamamakta, bu konuda kanuni boşluklar bulunmaktadır. Bunların en başında belediye çalışanları bakanlık olarak İçişleri Bakanlığı´na bağlıdır. Bu da bu kişiler üzerinde yeterli denetimin sağlanmasını engellemektedir. Belediye personelinin üst amiri İçişleri Bakanlığı olunca Bayındırlık Bakanlığı´nın müfettişlerinin etkinliği ve yaptırım gücü yok olmaktadır. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi yapı üretiminde denetim sistemi ciddi manada ele alınmış yasal bir düzenlemeyle cezai sorumluluklar yüklenerek yapı denetim şirketleri disiplin ve kontrol altına alınmıştır. Ancak imar kanunundaki müteahhitlik kavramı ile belediyelerin görev ve sorumlulukları bu kanunla uyumlu hale getirilmemiştir. Bu da sistemin iki ayağının topal olması sonucunu doğurmaktadır. Bütün sorumluluklar ve cezalar yapı denetim şirketlerine yüklenmiştir. İmar kanununda gerekli değişiklikler yapılarak, ceza ve sorumluluk dışında kalan müteahhit ve belediyelerin de bu kapsam içine alınması sağlanmalıdır.

Yapı denetim firmalarının görevlerini yeterince yerine getirmedikleri söyleniyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Bayındırlık Bakanlığı bu şekilde çalışan firmaları zaten kapatma cezalarıyla sistemin dışına itmiştir. Yalnız şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki ceza alan yapı denetim şirketlerinin cezalarının %99´u projeye aykırı olarak yapılan ve belediyelerin göz yumduğu üstü örtülü olarak müteahhitlere yapın dediği, balkon kapamaları, teras katları ve pencerelerdir. Taşıyıcı sistemden kaynaklanan herhangi bir hataya bugüne kadar rastlanmamıştır.

Firma olarak önümüzdeki dönemlere dair hedefleriniz nelerdir?

Şu an için en büyük hedefimiz ayakta kalmak. Büyümek ya da yeni yatırım yapmak gibi bir şansımız ve lüksümüz yok.