Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Berker 2015’te 40 milyon euro ciro hedefliyor

Berker hakkında bilgi verir misiniz?

[kutusol=3921]Berker, 1919 yılında kurulmuş Alman menşeli bir firmadır. Faaliyetlerine anahtar-priz üreterek başlayan şirket, geçen zaman içerisinde çizgisinden ve ilgi alanında sapmayarak portföyüne bina otomasyonu sistemlerini de eklemiştir. KNX’in kurucuları arasında yer alan Berker, Türkiye’de 2008 yılından bu yana aktif olarak bulunmaktadır.

Türkiye organizasyonunuz, sadece iç pazarla mı ilgileniyor?
Ağırlıklı olarak Türkiye pazarında faaliyet göstermekteyiz. Yeni dönemde Orta Asya’da da aktivitelerimize başlamış bulunuyoruz. Berker, her ülkeye ofis kurmamaktadır. Potansiyeli olan ülkelerde ofis kurduktan sonra çevre ülkeleri ilgili organizasyona bağlamaktadır. Berker Türkiye’nin merkezi İstanbul’dur. Buradan Kuzey Irak, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kıbrıs’taki faaliyetler yürütülmektedir.

Ürün satışının yanı sıra projelendirme, teknik destek, uygulama gibi hizmetler de veriyor musunuz?
Kurucuları arasında yer aldığımız KNX, kısa süre öncesine kadar çok yaygın değildi. KNX’in pazardan daha fazla pay alması için eğitimler düzenlemekteyiz. Ayrıca, teknik servis hizmeti de veriyoruz. Yine de ana konumuzun akıllı bina uygulamalarına çözümler sağlamak ve doğal olarak sektörü eğitmek olduğunu söylememiz yanlış olmaz.
Bağlı bulunduğumuz standart olan KNX, 1992 yılında kurulmuş bir dernektir. Bu tarihten önce firmalar, kendi teknolojilerini kullanıyorlardı. Bu da maliyetleri artırıyordu. Üreticiler, maliyetleri azaltmak ve farklı sistemlerin kullanılmasından kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmak için tek bir protokol oluşturdu. Bu protokolün software’i, kablolaması vs. gibi unsurları aynıdır. Böylece global bir standart oluşturulmuştur. Büyük ölçekli projelerin birçoğunda KNX protokolü kullanılmaktadır. Berker, sadece KNX konusunda kendisini geliştirmiş bir firmadır. Bu nedenle de ürün portföyü çok geniştir. Diğer firmalar, pazarda 1 veya 2 seri ile yer alırken Berker’de rakam 20’leri bulmaktadır.

Yaklaşık 5 yıldır Türkiye’de olduğunuzu söylediniz. Bu süre zarfında nasıl bir mesafe kat ettiniz?
Daha önce de bilinen bir firmada bina otomasyonu konusunda çalışıyordum. O nedenle sektördeki eksiklikleri ve yapmak istediklerimi iyi biliyordum. Pazardaki en büyük boşluk servis konseptiyle ilgiliydi. Birçok ürün olmasına rağmen iyi bir servis verilemediği için sorunlar yaşanıyordu. 2008 yılında pazara girdiğimizde ilk yaptığımız şey satış olmadı. Önce servis noktalarını oluşturduk. Servislerdeki ekiplerimizi 4 ay boyunca eğittik ve demo uygulamaları gerçekleştirdik. Tüm bu işlemlerin bitirilmesinin ardından ürün lansmanlarına başladık. Öncelikle servisleri hayata geçirmemiz, sektördeki farklılığımız oldu. Örneğin, Denizli’de gerçekleştirdiğimiz bir projeyi İstanbul’dan yürütmedik. Bu da, olası bir sorunda müşteriye hızlı ulaşmamızı sağladı. Hatta yaptığımız sözleşmelerde, servisin 4 saat içerisinde geleceğini taahhüt ettik. Türkiye’de faaliyet gösteren otomasyon firmalarında bu kadar yaygın bir servis ağı yoktu. Faaliyet gösterdiğimiz tüm illerde showroom kurduk. Showroom’lar bünyesinde satışın yanı sıra teknik ekipler de görev yapıyor. Ciddi bir ürün stoğumuz bulunuyor. Bu da Almanya’ya ürün anlamında bağımlılığı azaltıyor. Daha önce farklı firmalarla çalışmış müşterileri ziyaret ettik. Onlarla gerçekleştirdiğimiz görüşmeler neticesinde ortaya çıkan eksiklikleri gidermek için çalışmalar yaptık. Tüm bu faaliyetler, Türkiye’deki birçok büyük ölçekli projede yer almamızı sağladı.
Berker, talepler doğrultusunda ürünlerini özelleştirebiliyor mu?
Multi rezidans dediğimiz çok katlı projelerde standart ürünler ve hizmetler kullanılamıyor. Firmalar, bu prestijli yapıları daha da özel hale getirmek için birtakım isteklerde bulunabiliyor. Bu istekleri Almanya’dan karşılamak her zaman mümkün olmuyor. Biz de Türkiye’de Berker’e bağlı Ar-Ge grubu oluşturduk. Söz konusu ekip, hem dokunmatik ekran hem de onun içerisindeki software’leri müşterilerin talepleri doğrultusunda özelleştirebiliyor.

Hangi özellikler, ürünlerinizin üst segment olarak tanımlanmasını sağlıyor? 
Konuya KNX standartları olarak baktığımızda aynı protokolü kullanan birçok firma olduğu görülmektedir. Berker, merkezde bulunduğu için ek birtakım sorumlulukları oluyor. Ar-Ge ve inovasyonu kullanarak sürekli olarak yenilik yapma gerekliliği, bunların içerisinde sayılabilir. Kullandığımız arayüzlerde farklılıklar gerçekleştiriyoruz. Ayrıca ürün dizaynlarında alışılmışın dışına çıkıyoruz. Peter Scraye gibi ünlü mimari gruplarla çalışıyoruz. Özellikle Android işletim sisteminin yanı sıra Ipad ve Iphone gibi cihazlarla entegre çalışabilen yapılar geliştiriyoruz.  Sistemlerimizin kullanımını basitleştirmek için sürekli olarak geliştirmeler yapmaktayız. Üst segmentte konumlanmamızda bazı ürün özellikleri de etkili olmaktadır. Örneğin dokunmatik camlara entegre edilmiş tasarımlara sadece Berker’de rastlayabilirsiniz. Söz konusu dokunmatik camların içerisine her türlü fonksiyon entegre edilebilmektedir. B.IQ adı verilen ürünümüzde ise kullanıcı yaptığı işlemi yazılı olarak da görebilmektedir (ışığı açtınız, jaluzileri kapattınız vs.).

Anahtar grubunuzla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Berker, global markette daha çok ‘upper medium’ ve ‘premium’ segmente hitap etmektedir. Dolayısıyla Berker’in Türkiye’de bilinen elektrik kanalında çok fazla pazarı yoktur. Daha çok mimari kanalında vardır. Bizim sahadaki aktif arkadaşlar, daha çok mimarlarla görüşür. Mimarlar, konu anahtar olduğunda standart dizayn değil de daha çok sıra dışı ürünler kullanmak ister.
Bu da Berker’in farkıdır. Örneğin Integro serimizde yer alan minimalize edilmiş anahtarların dünyada pek fazla örneği yoktur. 1930 serimiz, yuvarlak ve dönmelidir. Bunun bir modeli nostaljik diğeri ise çağdaş çizgilere sahiptir. Tek bir gövde şeklinde olup her şeyin entegre edildiği anahtarlar bulunmaktadır. Mimarlar, müşterilerine farklı bir şeyler sunmayı amaçlamaktadırlar. Dolayısıyla da Berker’i tercih etmektedirler.

Upper medium veya premium segmentte ürünler sunmanız, Türkiye gibi fiyat odaklı pazarlarda işinizi zorlaştırmıyor mu?  
Toplu konut gibi klasik inşaat projelerinde yer almıyoruz. Rezidans, villa vb. nitelikli yapılara ürün tedarik ettiğimiz için doğal olarak fiyat odaklı rekabetten çok fazla etkilenmiyoruz. Özellikle son yıllarda rezidans projelerinin sayısı artı. Bu projelerde farklılık ve kalite ön plana çıkıyor. Bu kriterler de Berker’i vazgeçilmez kılıyor. Hager, 2010 yılında Berker’i satın aldı. Hager; pano, şalt malzemeleri ve kablo taşıma sistemleri gibi birçok alanda ürün ve çözüm sunmaktadır. Berker, Hager’e katılarak KNX sistemlerini geniş bir ürün portföyüne entegre etmiş oldu. Dolayısıyla fiyat performas anlamında zorlandığımız yerlerde Hager’in de gücünü arkamıza alarak pazarda daha kolay ilerliyoruz.

Berker Türkiye’nin gelecek planları nelerdir?
Hager’e katılmamızla birlikte firmanın diğer ürünlerini de planlı bir şekilde Türkiye’ye getirmeye başladık. Yapılacak yeni yatırımlarla birlikte Hager’i Türkiye’de konumlandırmak istiyoruz. 2015 yılının sonu itibariyle de 40 milyon Euro’luk ciro hedefliyoruz. Vizyonumuz, Hager’in tüm sistemlerini Türkiye’de pazara sunmaktır.

Türkiye’deki bina otomasyonu iş kolunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pazarı ticari segment ve rezidans-villa sektörü olarak 2’ye ayırıyoruz. Özellikle rezidans ve villa segmentinde değişik servis konseptleri ortaya çıkıyor. Ticari segmentte yatırımcı firma, müşavirlik firmasından projenin bütün detaylarını alır. Bütçelendirir ve şekillendirir. Ona göre de yatırıma uygun olup olmadığına karar verir. Burada bir tarafta yatırımcı firmanın yetkilileriyle iletişim içerisinde diğer taraftan da potansiyel proje gruplarıyla yakın ilişki içerisindeyiz. Biz, buralara proje çizimi ve tekliflendirme dahil başlangıç aşamasındaki fizibiliteleri ücretsiz yapmaktayız. Tanınan mimari ofislerin hemen hemen hepsiyle çalışıyoruz. Proje kendilerine geldiğinde bina otomasyonu anlamında yapmak istediklerini bizimle görüşürler. Biz de bir servis platformu sağlarız. Böylece orada kullanılan teknolojiler, uygulamalar anlamında kendilerine ciddi desteğimiz olur. Proje şekillendikten sonra ihale aşamasına geçilir. Mimari ofis ve proje firmalarına destek verirken diğer taraftan sahadaki elektrikçileri toplayarak bina otomasyonunda nelere dikkat edilmesi gerektiğiyle ilgili eğitimler veriyoruz. Bina otomasyonunda olması gereken bir sac ayağı vardır. Bu enerji yönetmeliğine uygunluk, enerji tasarrufu, güvenlik ve konfordur. Mimari ofislerle ve proje firmalarıyla sürekli yakın ilişki içerisindeyiz. Bu gruplara eğitim veriyoruz. Elektrik-taahhüt firmalarına da projeden önce çalışmayla ilgili destek veriyoruz.

Bina otomasyonu konusunda Türkiye’de en çok hangi yanlışlar yapılıyor?
Türkiye’de bina otomasyonu deyince işin eğlence kısmı anlaşılıyor. Farklı yerlerden ithal edilen basit sistemler, akıllı ev adı altında sunulabiliyor. Sadece güvenlik veya sadece kontrol akıllı ev değildir. Akıllı evin sac ayakları vardır. Bunlardan en önemlisi enerji tasarrufudur. Enerji tasarrufu denince binanın enerjisini kendisinin yönetebilmesi anlaşılmalıdır. İkincisi ise security’dir. Bu kavramı güvenlik veya tüm cihazların kendisini yönetmesi ve kontrol etmesi olarak tanımlamak mümkündür. Özetle, senaryoların herhangi bir problem yaşandığında binanın kendisini yönetecek şekilde oluşturulması gerekmektedir. Üçüncüsü ise konfordur. Konfor, insanların yaşadığı mekanın rahatını temin edecek her türlü unsurdur.

Marka ve firma seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Türkiye’deki KNX standartlarının Avrupa’dakilere yaklaştığını görmekteyim. Bazen müşteriler, “Neden KNX?”, “Neden Berker?” gibi sorular sorabiliyor. Karar vericilerin önlerinde iki alternatif var. Birincisi, uluslararası standartları haiz ve çok daha uzun yıllara projeksiyon tutacak KNX gibi birçok firmanın sahip olduğu ve her daim kararlı çalışan teknolojiler, ki bugün global pazarın büyük bir kısmı bu ürünleri kullanmaktadır; ikincisi bireysel firmaların kendi bilgi birikimi ile ürettikleri çözümlerdir. İkincisinde markaya bağımlı kalma ve üretilen teknolojilerin üniversal olmaması sebebi ile farklı sistemlere entegrasyonunda zorluklar bulunmaktadır. Burada bir firmaya bağımlı kalmak, gerek servis gerek 5-10 yıl sonrası ürün teminlerinde risk oluşmaktadır. Firma batabilir veya teknolojisini yenileyemeyebilirde. Dolayısıyla kullanıcılar marka ve firma seçerken uluslararası standartlara uygunluğu göz önünde bulundurmalıdır. Berker gibi uluslararası firmaların en büyük avantajı, KNX protokolü ile birlikte sürdürülebilir ve marka bağımsız olmalarıdır. Mevcut sistem, yeni teknolojilere göre her daim revize edilebilmelidir.