Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Özel sektör inşaat yatırımlarını özendirecek önlemler alınmalı

[kutusag=3924]Mevsimsel olarak inşaat sektörünün canlı olduğu bu dönemde, inşaat malzemesi sanayicileri olarak açıklanan son verileri dikkatle ve özellikle sürdürülebilirlik açısından iyi değerlendirmeliyiz. Yılın ilk çeyreğinde ekonomimiz yüzde 3 büyürken, inşaat sektöründe bu oran yüzde 5,9 ile pozitif gerçekleşti. Ancak, bu büyümenin tek kaynağı aynı dönemde yüzde 79,7 genişleyen kamu yatırımları oldu ve yüzde 13,4 gerileyen özel sektör yatırımlarının inşaat sektöründeki büyümeye katkısı olmadı. Yılın ikinci çeyreğinde de büyük ölçekli alt yapı projeleri odaklı olmak üzere kamu inşaat harcamalarının hızlı büyümesini sürdürdüğünü görmekteyiz.

Son dönemdeki mega projelerin ve diğer kamu yatırımlarının ekonomimize, inşaat ve inşaat malzemeleri sektörlerine kuşkusuz büyük katkısı olacaktır. Bununla birlikte unutmayalım ki, büyümenin sürdürülebilir olması önemlidir. Bu noktada kamu yanında özel sektör harcamalarının da beklenen payı alması büyük önem taşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı inşaat sektörü güven endeksi Haziran ayı verilerine göre mevcut inşaat işleri mevsimsellik ile artışını sürdürürken inşaat işlerinin seviyesi henüz geçen iki yılı yakalayamadı. Son üç aydır yeni alınan inşaat işlerinde ise gerileme yaşanıyor. Bu trende bağlı olarak yılın ilk beş ayında sektörümüzün alt dallarında üretim artışına yol açan talep öncelikle kamunun alt ve üst yapı inşaatlarından daha sonra ise devam etmekte olan inşaat işlerinden kaynaklanıyor. 

Dış pazarlardaki durgunluk ihracattaki artış performansını da yavaşlatıyor ve ihracatın büyümeye fazla katkısı olmayacağını gösteriyor. Bu koşullarda büyümenin iç pazara dayanarak sağlanabileceği görülüyor. Hedeflenen büyümenin gerçekleşebilmesi için bir yandan özel sektör inşaat harcamalarını özendirecek, diğer yandan konut kredilerini satışlardaki ivmeyi sürdürecek düzeyde tutacak önlemlerin alınması önem taşıyor. 

Pazarın canlanması açısından bu süreçte kentsel dönüşümün daha da hızlandırılması, fırsata çevrilmesi gerektiği inancındayız. Kaliteden taviz verilmeden uygulanmasını istediğimiz kentsel dönüşümün “fiyat değil kalite odaklı” olması gereklidir.