Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Akıllı binalarla akıllı bir dünya oluşturmak

Binalar, her zaman için başımızın üzerindeki bir çatıdan çok daha fazlasını ifade etmiştir. Son yüzyılda, çelik kuleler daha yükseklere çıkarken, evler arazilere daha fazla yayılırken, binalarımız da modernliğin ve ilerlemenin simgeleri haline dönüştü. Maalesef günümüz ofisleri, fabrikaları, mağazaları ve evleri israfın ve kirliliğin simgesini oluşturuyor. ABD’de tüketilen elektrik enerjisinin yüzde 70’i binalar tarafından harcanırken, bu oranın yüzde 50’si israf ediliyor. Geceleri boş ofislerin lambaları yanıyor, klimalar çalışıyor, çim fıskiyeleri sağanak yağmur altında bile çalışmaya devam ediyor. Ticari binalar, gelen suyun yüzde 50’ye varan kısmını kaybediyor. 2025 yılına kadar binalar, dünyanın en büyük enerji tüketicileri ve sera gazı üreticileri haline gelecek.Ancak akıllı dünyada binaları farklı bir şekilde değerlendirebiliriz; evleri sadece yaşam alanları olarak değil yaşayan sistemler olarak, ofisleri sadece iş yapılan statik yapılar olarak değil dünyanın iş yapış şekillerinin bir dışavurumu olarak görebiliriz.

Akıllı bir binada sistemler ayrı ayrı değil, birbirleriyle bağlantılı olarak yönetilir. Binlerce sensör, hareket ve sıcaklıktan nem oranına, yoğunlaşmaya, kullanım durumuna ve ışık koşullarına kadar her şeyi izleyebilir. Bina sadece doğa ile birlikte varlığını sürdürmez, aynı zamanda doğayı yönetir. Akıllı binalar, enerji tüketimini ve karbondioksit emisyonlarını  yüzde 50 ile yüzde 70 arasında azaltabilir ve su kullanımında yüzde 30 ile yüzde 50 tasarruf sağlayabilir.

Bugün ağırlıklı olarak akıllı evlere odaklanılmasına karşın, önemli ilerlemeler dünyanın her yanındaki ticari binalarda gerçekleştiriliyor. Shanghai’da bulunan St. Regis Oteli buna iyi bir örnek teşkil ediyor. Enerji maliyetini gelir oranının yüzde 5’in altına düşürerek (diğer beş yıldızlı oteller için bu oran yüzde 8’dir) 12 alt sistemi tek bir sistemle bütünleştirip akıllı bir bina oluşturdu.

İsviçre’de bulunan GIB-Services, veri merkezinden elde edilen fazla ısı bölgedeki halka açık bir yüzme havuzunun ısıtılmasını sağlıyor. Kanada’da bulunan bir madencilik şirketi, soğuk Kanada kışlarında depolarını ısıtmak için veri merkezindeki fazla ısıyı kullanıyor. IBM’in Boulder, Colorado’da bulunan yeşil veri merkezi, yüksek düzeyde enerji tüketen klima sistemi dışarıdaki havadan soğutma yapan ve yılın yüzde 75’inde kullanılabilen gelişmiş bir sistemle değiştirilerek yıllık enerji tasarrufuna yüzde 50’ye ulaşan oranda katkı sağlıyor.

İnşaatına bu yıl başlanacak olan Delhi, Hindistan’daki GreenSpaces ofis kompleksini inceleyerek akıllı yaklaşım ile nelerin mümkün olabileceğine ilişkin bir fikir edinmek mümkün. Yüzde 100 atık su geri kazanma, tüm sistemlerin teknolojik aygıtlarla donatılması ve birbirine bağlı hale getirilmesi, elektrikli otomobiller için şarj noktaları ve havalandırmalı koltuklar gibi inovasyonlarla dünyanın en çevreci ve enerji verimi en yüksek ticari binası olması hedefleniyor. Hatta kendi oksijenini “yetiştirmesi” ve kapalı ortamdaki bitkilerin stratejik olarak konumlandırılmasıyla havadaki zararlı maddelerin giderilmesi planlanıyor; bu sadece doğaya yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışanların düşünmesine ve daha verimli olmasına da yardımcı oluyor. Bir süre önce inşa edilen prototip, Hint hükümeti tarafından Delhi’nin en sağlıklı binası seçildi.

20. yüzyılda, binalarımız çelikle doldurulduğunda neler inşa edilebileceğine şaşırıyorduk. 21. yüzyılda, binalarımızı zekâyla doldururken hangi zirvelere ulaşabileceğimizi ve hangi kısa yolları kullanabileceğimizi birlikte göreceğiz.

YEŞİL BİNALAR AKILLI BİNALARDIR
Bunu okurken geleneksel bir ofis binasında bulunuyorsanız, bir an için çevrenizdeki uğultuları ve rüzgar sesini dinleyin. Isıtma ve havalandırma sistemi, ışıklar, su, asansörler, teknoloji için kullanılan güç ve soğutma, insanlar için kullanılan ısıtma ve soğutma: bunların hepsi binaların önemli sera gazı emisyonu kaynakları ve önemli enerji tüketicileri haline gelmesine neden oluyor. Aslında binalar, 2025 yılına kadar diğer tüm “tüketici” sınıflarından daha fazla enerji tüketecek. Ayrıca, dünyanın mevcut hammadde üretiminin yüzde 40’ı binalarda kullanılıyor. Bu da yılda yaklaşık 3 milyar ton anlamına geliyor.

Binalar, hem gayrimenkul ve işletim maliyetleri açısından hem de dünya üzerindeki etkileri açısından çok pahalıdır. Neyse ki, bazı temel nedenlerin tanımlanması, daha çevreci binaların odak noktasına taşınması için önemli fırsatlar yaratıyor:

Donanımlı: Günümüzde, bir binayı oluşturan sistemlerin çoğu bağımsız olarak yönetiliyor ve bunların çoğu da insanların kullanımı, enerji tüketimi veya termal etkileri açısından yönetilmeleri için gerekli olan sensörler ve izleyiciler bulunmadığı için hiç yönetilmiyor.
Birbiriyle bağlantılı: Enerji kullanımının ve karbon etkilerinin ölçülmesi için herhangi bir standart olmaması, binaların sistemlerini birbirinden ayrıştırıyor ve enerji kullanımını denetleyecek ve yönetecek uygulamaların devreye alınmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, bir binada bulunan geniş aygıt ve sistem yelpazesi çapında standart arabirimler olmaması, bunların merkezi bir noktadan veya plandan yönetilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.

Zeki: Ancak donanımlı ve birbiriyle bağlantılı bir binada, bina sahipleri ve kiracılar binanın enerji kullanımı konusunda daha iyi kararlar alabilir ve genellikle “bu kararların alınmasını” binaya bırakabilirler. Ayrıca, devletin yeni enerji verimliliği standartları ve mimarlar, inşaat şirketleri, geliştiriciler ve mal sahipleri için gelecekteki işletim maliyetlerinden ilk yatırımı yapanların tasarruf etmesini sağlayacak teşvikler gibi akıllı politikalar, hizmet şirketlerine yönelik teşviklerle birleşerek binaların enerji ve su taleplerinin azaltılmasını sağlayabilir.
IBM (ABD), çevreci veri merkezleri ve işlem odaları ile otomatikleştirilmiş fabrikalar gibi teknoloji ile sıkı bir şekilde bütünleştirilmiş özel tesisler inşa edilmesinde liderdir. Her türden işletmeler, operasyonlarının ve tesislerinin, insan etkeni gereksinimleriyle bağlantılı olduğu kadar, bazen daha da yüksek oranda teknoloji gereksinimleriyle de bağlantılı olduğunu giderek daha fazla görüyor. IBM’in çevreci binalar konusundaki uzmanlığı, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, binaların tamamı ve alt sistemleri için danışmanlık, tasarım ve proje yönetimi sunulmasına olanak sağladı ve bazı yüksek teknoloji ürünü sonuçlar (örneğin, Shanghai St. Regis Hotel (link resides outside of ibm.com)) elde edildi ve iş ilişkileri (örneğin, Hindistan’ın Delhi şehrindeki GreenSpaces (link resides outside of ibm.com) ofis kompleksi) oluşturuldu.

IBM’in Yalın Altı Sigma yaklaşımını temel alan Yeşil Sigma danışmanlık hizmetleri, müşterilerin enerji ve su kullanımını azaltmalarına yardımcı oluyor. IBM’in enerji verimliliği ve karbon azaltma deneyimini, Yalın Altı Sigma süreçlerini ve kurumsal sosyal sorumluluk danışmanlığını birleştiren Yeşil Sigma (Green Sigma), müşterilerin operasyonlarını ve çevresel uygulamalarını bu stratejiye uyarlayarak şunları başarmalarına olanak sağlıyor:
• Karbon emisyonlarının ve su verimsizliklerinin yönetilmesi ve azaltılması
• Enerji ve su kullanımının ve ilgili maliyetlerin azaltılması
• Sürekli karbon etkisinin ve su yönetimi uygulamalarının belirlenmesi için gelişmiş analitik yöntemlerin kullanılması
• Karbon ticareti gibi etkinliklerle kârın artırılması
IBM, sahip olduğu uzmanlığına (ve kendi veri merkezlerini ve binalarını daha akıllı hale getirmedeki deneyimine) ek olarak, IBM Maximo (ABD) gibi yazılımlarıyla da bina yöneticilerinden CFO’lara kadar tüm yetkililerin, binalarının alt sistemlerinden, sayaçlarından ve sensörlerinden bir anlam çıkarabilmesi ve bunları en iyi şekilde kullanılmalarını ve korunmalarını sağlayacak şekilde yönetmesi için yönetim gösterge panoları ve operasyonel denetim merkezleri oluşturulmasına olanak sağlıyor.