Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Çatılar depreme hazır mı?

17 Ağustos 1999’da 7.5 şiddetinde gerçekleşen ve büyük çapta can ve mal kaybına yol açan Marmara depreminin 14’üncü yıldönümünde deprem konusu bir kez daha gündeme geldi. Neredeyse tamamı deprem riski altında bulunan Türkiye’de, özellikle Marmara depremi sonrası duyarlılığın arttığı ülkemizde son 100 yılda 60 binin üzerinde can kaybı yaşandı.

Marmara depremi sonrası önlemler alınmaya ve deprem sonucunda oluşan sorunlar giderilmeye çalışıldı. Depremle ilgili atılan en büyük adımlardan biri de şüphesiz ki 2012 Mayıs ayında “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”un resmi gazetede yürürlüğe girmesi oldu. Ancak uzmanlara göre depremle ilgili hala yapılacak çok şey var.

EN ÇOK ÇATILAR ETKİLENİYOR
Türkiye’nin lider çatı kaplama ve su yalıtım sistemleri üreticisi Onduline Avrasya Teknik Koordinatörü Atila Gürses, yıkılıp yeniden yapılan binalarda sorunlar giderilse de, strüktürü sağlam olan binaların da baştan aşağı incelenmesinin gerektiğine dikkat çekti. Binalar sağlam olsa da ne ile kaplanıldığı bile bilinmeyen çatıların, depremden en çok etkilenen bölüm olduğunu söyleyen Gürses şöyle konuştu: “Deprem sonucunda oluşan can kayıplarının önemli bir bölümü çöken çatılardan ve çatıdan düşen malzemelerden kaynaklanıyor. Türkiye’deki 20 milyonluk konut stokunun önemli bir bölümünün çatısı depremle yüzleşmeye hazır olmayan, geleneksel uygulama metotları ve malzemelerle yapılmış eski usul çatılar.”

17 Ağustos depreminden sonra pek çok şey değiştiğine dikkat çeken Atila Gürses, “Artık binalara farklı bir gözle bakıyoruz. Binalarda salon salomanje arayışı yerini, strüktüre bıraktı. Ancak bilinçlenmemizin istenen düzeye gelmesi için yapının her bir bileşeninin ve hareketli mobilyaların deprem etkisi karşısındaki davranışlarını dikkate alarak gereken tedbirleri almalıyız” dedi. Gürses, acı kayıplar yaşamamak için depremi bir afet değil gündelik hayatın bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.