Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Konutların % 34’ü sigortalandı

[kutusag=3941]Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Marmara depreminin 14. yıldönümünde zorunlu deprem sigortalı konut sayısının 5,8 milyona, sigortalılık oranının yüzde 34’e ulaştığını açıkladı. 18 Ağustos 2012’de yürürlüğe giren Afet Sigortaları Kanunu’nun katkısıyla zorunlu deprem sigortalı konutlarda bir yılda yüzde 48 artış sağlayan DASK, 2017’de 10 milyon zorunlu deprem sigortalı konut hedefliyor. DASK’ın tek bir depremdeki ödeme gücü de 7,2 milyar TL’ye yükseldi. Van depreminden sonra yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarının DASK’ın yeni iletişim stratejisini belirlemede etkili olduğunu belirten DASK Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, “Zorunlu deprem sigortasını yaygınlaştırmak için depremin muhtemel etkilerini gündelik hayattan örneklerle anlatmak gerekiyor. Bu yüzden yeni reklam kampanyamızda ‘Zorunlu deprem sigortanızı yaptırın, zorunlu misafirlikten kurtulun’ mesajını veriyoruz” dedi.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 17 Ağustos 1999’da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki Marmara depreminin 14. yıldönümünde zorunlu deprem sigortasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Marmara depreminin ardından 2000 yılında uygulanmaya başlanan zorunlu deprem sigortası, 18 Ağustos 2012 tarihinde yürürlüğe giren Afet Sigortaları Kanunu’nun ardından önemli artış kaydetti. Ülke genelinde 5,8 milyon konutun zorunlu deprem sigortasıyla güvenceye alınması sağlandı. Ulaşılan bu rakamla, Türkiye’de zorunlu deprem sigortası kapsamına giren yaklaşık 17 milyon konutun yüzde 34’ü sigorta sistemine dahil edildi.

DASK Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, son bir yıl içinde zorunlu deprem sigortalı konutlarda yüzde 48 artış sağlandığını vurgulayarak şunları ifade etti:

“Geçen yıl 18 Ağustos’ta yürürlüğe giren Afet Sigortaları Kanunu, zorunlu deprem sigortasının yaygınlaşması konusunda bir dönüm noktası oldu. Önceki 5 yılda ortalama yüzde 8 olan yıllık artış oranında büyük bir sıçrama sağlandı. Kanunla birlikte tapu ve konut kredisi işlemlerine ek olarak elektrik ve su aboneliği işlemlerinde de zorunlu deprem sigortası poliçesi aranmaya başlandı. Poliçe kontrol noktalarının bu şekilde genişletilmesi ve tanıtım etkinliklerinin artırılması sayesinde bir yıllık sürede yüzde 48 artış sağlanarak sigortalı konut sayısı bugün 5,8 milyona yükseltildi. Ancak sigorta yıllık olarak yapıldığından ve süresi sonunda yenilenmesi gerektiğinden şu andaki en önemli gündem maddemiz bu poliçelerin devamlılığını sağlamak. Bunun için ALO DASK 125 çağrı merkezimizden süresi dolan poliçelerin sahiplerini arıyor ve yenileme yapmalarını hatırlatıyoruz. Konut sahiplerinin ve sigortayı yapan acentelerin de poliçeleri zamanında yenileme konusunda aynı duyarlılığı göstermelerini bekliyoruz.”

Zorunlu deprem sigortalı konut oranının İstanbul’da yüzde 45’e, Ankara’da yüzde 43’e, Bolu ve Yalova’da yüzde 55’e, Düzce’de yüzde 52’ye ulaştığını belirten Yazıcı, “Zorunlu deprem sigortalı konut oranı bölgelere ve illere göre farklılık göstermekle birlikte, son bir yılda tüm bölgelerde önemli artışlar sağlandı. Sigortalılık oranı, batı bölgelerinde ve daha önce önemli deprem hasarı olan illerde görece daha yüksek” dedi.

TEK BİR DEPREMDEKİ ÖDEME GÜCÜ 7,2 MİLYAR TL
DASK’ın hedefinin 2017’de 10 milyon sigortalı konuta ulaşmak olduğunu belirten Yazıcı şöyle konuştu:

“Sigortalı konutlardaki artışla beraber deprem sonrası hasar operasyon yükünün de artması kaçınılmazdır. Bu nedenle DASK’ın hem finansal kapasitesini hem de operasyon kapasitesini artırmakla ilgili önemli çalışmalar yaptık. Tek bir depremde hasar ödeme kapasitesini 7,2 milyar TL’ye çıkardık. Üstlendiğimiz riske göre yılsonunda bu rakamı daha da artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, hasar tespiti ve değerlendirme süreçlerinin iyileştirilmesi konusunda hem kullanılan teknolojiyi hem de insan kaynağını geliştirmeye yönelik projelerimiz bulunuyor. Bunları aşamalı olarak önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz. Böylece DASK, büyük bir deprem olayında bile hızlı ve doğru hasar tespiti yaparak sigorta tazminatlarını kısa sürede ödeyebilecek.”

ANKARA ÜNİVERSİTESİ İŞBİRLİĞİ İLE YENİ HASAR TESPİT KAYNAĞI YETİŞİYOR
Yazıcı, Afet Yönetimi İyileştirme Planı kapsamında şimdiye kadar atılan adımlarla ilgili de şunları söyledi:

“Poliçe düzenlenmesinde 1 Mart 2013’ten itibaren adres kodu kullanımının zorunlu hale getirilmesi ile birlikte adres hataları ortadan kaldırılarak depremde hasar gören sigortalı konutlara erişim, diğer kurumlarla koordinasyon ve bilgi paylaşımı kolaylaştırıldı. Ayrıca Ankara Üniversitesi ile imzalanan protokol kapsamında kurumun deprem durumunda istihdam ettiği hasar tespit görevlilerinin sayısının ve niteliklerinin artırılması konusunda önemli bir adım atıldı, bu amaçla özel bir eğitim programı hayata geçirildi.”

VAN DEPREMİ VE KAMUOYU ARAŞTIRMASI YENİ İLETİŞİM STRATEJİSİNİ BELİRLEDİ
DASK’ın Van ve Simav depremlerinde iyi bir sınav vererek kamuoyu nezdinde sahip olduğu güveni güçlendirdiğini de söyleyen Yazıcı, “Van ve Kütahya –Simav depremleri nedeniyle 2011 ve 2012 senelerinde 15 bin hasar ihbarı aldık ve toplamda 132 milyon TL hasar ödemesi yaptık. Bu ödemenin 121 milyon TL’si Van, 11 milyon TL’si Simav için yapıldı” dedi.

Van depreminden sonra yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarının DASK’ın yeni iletişim stratejisinin belirlemede de etkili olduğunu belirten Yazıcı sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye çapındaki kamuoyu araştırmamız, zorunlu deprem sigortasıyla ilgili farkındalığın arttığını, fiyatın ise satın almayı etkileyen ana bariyer olmadığını gösterdi. Yani ev sahipleri zorunlu deprem sigortasını tanıyor ve pahalı olduğunu düşünmüyor. Diğer yandan, araştırma, zorunlu deprem sigortası yaptırmamadaki en önemli etkenin düşük ‘deprem risk algısı’ olduğunu gösterdi. Pek çok kişi depremin kendilerini etkilemeyeceğine inanıyor. Bununla birlikte araştırma, depremi yaşayanları en çok rahatsız eden şeylerden birinin gidecek yerlerinin olmaması ve birinin yanında uzun süreli misafir olmak olduğunu ortaya koyuyor. Biz de son reklam filmimizde, depremin muhtemel etkilerini somutlaştırmak için ‘zorunlu misafirlik’ kavramına odaklandık. Uzun süreli misafirliğin sürdürülebilir bir çözüm olmadığını, depremden sonra hayata devam edebilmek için zorunlu deprem sigortası yaptırmak gerektiğini vurguladık.”

DASK, “Depremde eviniz hasar görürse kime misafir olacaksınız?” sorusu üzerine kurulu yeni iletişim kampanyasında “Zorunlu deprem sigortanızı yaptırın, zorunlu misafirlikten kurtulun” mesajını veriyor.