Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Türkiye’de 350 bin ton atığın sadece %1’ini arıtabiliyoruz

ACO 40’dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 12 farklı ülkede 31 ayrı tesiste üretim gerçekleştiriyor. Bu büyük yapı ve Türkiye oluşumu ile ilgili genel bilgiler vererek başlayalım.

[kutusol=3951]2006 yılında kurulan ACO, büyüyerek gelişmeye devam ediyor. 2006 yılında bu yana ACO Türkiye olarak Su Yönetimi konusunda birçok önemli yapıya imza attık. İstanbul’da merkezimiz olmak üzere; Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve Gaziantep’te de bölge müdürlüklerimiz var. ACO, Türkiye’nin her yerini kapsayarak inşaat sektörüne hizmet ediyor. Bu yıla kadar yaptığımız çalışmalara farklı bir yön vermeye hazırlanıyoruz. Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde 2014 yılında fabrikamızı açacağız. ACO için Türkiye önemli bir yer; çünkü Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kırgızistan’ı da Türkiye’den yönetiyoruz. Bu ülkelerde de müşterilerimiz ve bayiliklerimiz bulunuyor. Ciromuzun %25’ini o coğrafyadan sağlıyoruz. Türkiye, ACO’nun çok önem verdiği ve gelecek gördüğü bir yer.

Farklı ülkelerde faaliyet gösteren ACO kültür farklılıklarına vurgu yapıyor. Bu vurgu ürün tasarım ya da satış organizasyonu, pazarlama yönetimi gibi alanlarda ne gibi farklılaşmalara neden oluyor?
Her ülkenin yapısı birbirinden farklı. Türkiye’deki proje satışımızın %85’ini merkezimizden, %15’ini bayi kanalı üzerinden yapıyoruz. Azerbaycan’da satışların %100’ü merkezimizden yapılıyor. Almanya’da ise proje satışlarının %70’i bayiler üzerinden gerçekleşiyor. O ülkenin ve şehrin şartları neyi gerektiriyorsa biz de öyle hareket ediyoruz.

Su Yönetiminde banyo duş kanalları ve mutfaklardaki süzgeç trendlerini belirleyen ACO ürün tasarımında ise genellikle kendi bünyesinde gerçekleştiriyor. Yenilikçi yaklaşımıyla ACO, lavabo ve banyo trendlerine uygun malzeme geliştiriyor. Örneğin, geçtiğimiz yıllarda üzeri metal kaplı ürünler çok moda iken şimdi banyolarda yerle birlikte duvarlara devam eden mermerler revaçta. Biz de buna uygun, mermer ile kaplanabilen duş kabinleri geliştirdik. Aslında trendleri seramikçiler belirliyor, biz de onlara uygun ürünler geliştiriyoruz. Bizi de diğer üreticiler takip ediyor. Pazara da müşterinin talepleri doğrultusundan ürün tasarımları ortaya çıkmış oluyor.

ATIK SUYUN İÇİNDEKİ GIDA, PETROL VE YAĞI AYRIŞTIRIYORUZ
ACO, iç ve dış drenaj sistemleri, polimer beton paslanmaz çelik imalatı ve atık Su Yönetimi konusunda faaliyet gösteriyor. ACO Türkiye’nin bu alanlardaki pazar payı ve faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bir yapıda Su Yönetimi binanın içinde ve dışında yapılır. Dışındaki Su Yönetimiyle binaya yağmurlar ve çeşitli çevresel faktörler ile gelen su drenaj kanalları ile toplanıp tekrar doğaya kazandırılıyor. Binanın içinde yaptığımız Su Yönetimi ise lavabolarda, musluklarda, tuvaletlerde, mutfaklarda kullandığımız suyun çeşitli paslanmaz çelik ekipmanlarla birlikte binanın altında toplanması, ardından içerisindeki yağın ve gıdanın varsa petrolün ayrıştırılmasından sonra tekrar doğaya veriyoruz. Bazı Su Yönetimi firmaları atık suyun tekrar kullanılması ile ilgili faaliyet gösteriyorlar. Biz ise atık suyun içindeki gıda, petrol ve yağın ayrıştırılması konusunda faaliyet gösteriyoruz.
Ürün grubuna göre pazar paylarımız değişiyor. Duş kanallarında %30, yağ petrol ve gıda erici sistemlerde %50 pazar payımız bulunuyor. Bina içi drenaj sistemlerinde %5 gibi küçük bir pazar payımız var. Bunun nedeni ise drenaj sistemlerini burada üretmiyoruz. Nakliye giderlerimizin çok yüksek olması nedeniyle pazarın tamamına hitap edemiyoruz. Ama 2014 yılında Tuzla’daki fabrikamız açıldıktan sonra pazarın büyük bir kısmına hitap ederek bina içi drenaj sistemlerindeki pazar payını da büyüteceğiz.
ACO’nun marka felsefesinin önemli bir parçası da estetik.  Reddot, IF Design gibi birçok tasarım ödülleriniz var. Yaşam alanlarının yanı sıra şehir estetiğine de katkı sağlıyor ACO.

Şehir estetiğinde suyun önemi büyük. Biz bütün çevre düzenlemelerimizi suya göre yapıyoruz. Örneğin, bir peyzaj projesinde karşılaşabileceğimiz en büyük sorun suyun peyzaj alanında birikmesi. Bunu engellemek için bütün peyzaj projelerimizi suyun biriken yerden drene edilebileceği şekilde tasarlıyoruz. Peyzaj alanında yayaların yürüdüğü, bisikletlerin geçtiği; su kaplumbağası, kurbağa, çekirge ve karınca gibi canlıların geçtiği özel ürettiğimiz su drenaj kanalları var. Bu sistem Almanya’da tamamen zorunlu. En son Zorlu Center etrafında özel bir proje yaptık. Bordür taşlarına kendi drenaj kanallarımızı yerleştirdik. Baktığımız zaman kaldırım gibi görünüyor. Ama aslında o bizim drenaj kanallarımız. Bunun gibi, projesine göre dizaynda da farklılıklar yaratabiliyoruz.

Çözüm ortağı olarak ACO’yu anlatır mısınız? Süreç nasıl işliyor? Nasıl bir organizasyonla yürütülüyor projeler? Son dönemde aldığınız projelerden bahseder misiniz?

İlk süreç tasarım ofisleri, mimarlık ofisleri ve peyzaj mimarı ofislerinindir. Önce onlarla başlıyoruz ve dizaynlarını ACO ürünleri ile çözümlemeleri için onlara çözüm ortağı hizmeti veriyoruz. Örneğin Arolat Mimarlık bir proje yapacaksa, o projede ilk günden itibaren yer almak için onlarla sürekli görüşüyoruz. Proje henüz tasarım aşamasındayken ACO ürünleri ile çözümlemeleri konusunda ikna ediyoruz. Bu aşamayı geçtikten sonra iş yatırımcıya geliyor. Mimarın çalıştığı bütçeye göre yatırımcıyı ikna ettikten sonra da işi yapan müteahhit ile de proje bazında çalışma yaparak sonuçlandırmaya çalışıyoruz. Biz ürünü gidip sattığımızda orada işimiz bitmiyor, kesinlikle. Bir projeyi sonuçlandırmamız 3 ay ile 2 yıl arasında sürüyor. Mayıs ayında açılan Shangri-La Bosphorus İstanbul için 6 ay çalıştık. Bütün drenaj ve su yönetim sistemleri ile ilgili çizimlerini biz yaptık ve onlara bir çözüm ortağı gibi hizmet verdik.

Garanti Bankası Genel Müdürlüğü, İş Bankası Genel Müdürlüğü, Yapı Kredi Genel Müdürlüğünü, Sapphire’i, Zorlu Center’daki tüm Su Yönetimi işlerini biz yaptık. Şuan Soçi Kış Olimpiyatları ve Özdilek’te çalışmalarımız devam ediyor. Dünyada yapılan en büyük ACO projesi olarak Londra Olimpiyat Oyunları ve ardından da Türkiye’de Zorlu Center projesi diyebilirim.
ACO’nun otel projelerindeki pazar payı nedir?
Soçi Kış Olimpiyatları kapsamında 17 otel projesinde yer alıyoruz. Türkiye’de 100’ün üzerinde otele hizmet verdik. Genellikle 5 yıldızlı oteller bizi tercih ediyor. En önemli faaliyet alanımız oteller, pazar payımızın  %20’sini oluşturuyor. Ardından alışveriş merkezleri geliyor. O da işimizin %20’sini oluşturuyor. Konut projelerinde genelde  %5’in altında bir oran izliyoruz.
Su Yönetimi işlerimizin yatırımcıya kazandırdığı ekonomik değerin de altını çizmek isterim. Hem yapının kullanım ömrünü uzatması hem çevreye daha az atıkla daha az zarar vermesi, yatırımın geri dönüşü değerlendirildiğinde uzun vadede kazanç büyük. Bu nedenle genelde büyük yatırımcının tercihi oluyoruz.

Türkiye’de Su Yönetimi konusunda neler söylersiniz? Bu anlamda kentsel dönüşümden beklentileriniz nedir?
Su Yönetimi yapmadığımız takdirde çevreye vermememiz gereken atıkları veriyoruz. Türkiye’de Su Yönetiminin maddi değeri de önemli bir pay. Cari açığın da düşürülmesine yönelik olarak doğru Su Yönetiminin büyük katkıları olabilir. Bugün biz Su Yönetimi kurmadan bir alışveriş merkezi kurarsak her bir litre atık yağ için 0,60 dolar altyapımıza zarar veriyoruz. Türkiye’de 350 bin ton atığın sadece %1’ini arıtabiliyoruz. Geri kalanını doğaya veriyoruz. Buradan Türkiye’nin ekonomik olarak yıllık kaybı alt yapı sistemlerinde 210 milyon dolardır. Türkiye’nin 210 milyon doları sokağa atacak kadar zengin olmadığını düşünüyorum. 350 bin ton atığı biz su yönetim sistemi ile toplayabilirsek 250 bin ton biyodizel elde edebiliriz.

Kentsel dönüşümün bu işe bir katkısının olmayacağını düşünüyorum. Fakat Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yeni bir şartname geliştiriyor. Kentsel dönüşüme uğrayan yapıların hepsinde Su Yönetimini ve yağ ericiyi zorunlu tutacağını belirtti. Bunu yaparlarsa iş başka boyut alabilir. Biz, bu şekilde olsun diye birçok sivil toplum kuruluşuyla çalışıyoruz. Su Yönetimi Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başladı. Atık Su Yönetimin önemini ve yapılma zorunluluğu konusunda kişileri bilinçlendirmeliyiz. Bu bizim tek başımıza yapabileceğimiz bir iş değil. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarının önemi büyük. Bu şekilde pazar da önümüzdeki yıllarda 10 katına çıkabilir.

Çevreci bina uygulamaları ile ilgili görüşleriniz neler? ACO bu uygulamalara nasıl dahil oluyor? Üretim süreçlerinde, malzeme kullanımında veya atık Su Yönetimi konusunda çevreci yaklaşımlarınızdan bahseder misiniz?

Çevreci binalarda yine atık su gündeme geliyor. Çevreci bina olabilmek için Leed Sertifikasını dikkate alıyoruz, buradaki kriterlerden biri de, atıkların arıtılması. Bu çok önemli bir kriter. Lavabolarda, musluklarda, tuvaletlerde, mutfaklarda kullanılan suyun binanın altında toplanması, ardından içerisindeki yağın ve gıdanın varsa petrolün ayrıştırıldıktan sonra tekrar doğaya verilmesi gerekiyor. Binanın ya da otelin altında mutlaka yağ erici ve petrol ayırıcı olması gerekiyor. Çevreci binada bunların hepsi yapılıyor ve yönetmeliğindeki her şey uygulanıyor. Yeşil bina ise bundan farklı. Şuan 30 civarında yeşil bina bulunuyor. Bir binayı yeşil hale getirmek için maliyeti %7 artırmanız gerekiyor. %7 artırdığınız bir binayı yüzde kaç pahalıya satabilirsiniz? %7’den daha pahalıya satabiliyorsanız problem yok. Ama bunun maliyetini karşılayacak fiyatlara satılamadığı için kimse bunu zorunluluk olmadığı sürece göze almıyor.

Türkiye inşaat sektörü, son kullanıcı bilinci, değişen yaşam şekilleri konusundaki görüşleriniz ve ACO Türkiye hedefleri…

ACO, Almanya’da mimarlara yönelik proje yarışması düzenleyerek, Almanya’nın en ünlü mimarlarına, “Biz bir dünya hayal ediyoruz ve kara parçası olmadan biz bu dünyada nasıl yaşayacağız?” diye sordu.  Mimarlar da projeler hazırlayarak bu yarışmada, ada şeklinde, deniz altı şeklinde, nilüfer yaprağı şeklinde şehirler projelendirdi. ACO’da bu fikirlerden yola çıkarak çalışmalarımızı sürdürmeye devam edecek.

Bunun dışında sosyal sorumluluk projelerimiz var. ACO’nun Almanya’daki sanat galerisi Orta Avrupa’daki en büyük sanat galerisidir. Her Ağustos ayında orada yine Orta Avrupa’nın en büyük sanat fuarı gerçekleştiriliyor. Bu organizasyonun bir parçasını burada kalıcı olarak sergilemek için çalışmalarımız bulunuyor.