Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Türkiye’deki yeni nesil yap-işlet-devret projeleri

[kutusag=3948]Kamu kaynaklarının son derece verimli kullanılması gerektiği bir dönemde özellikle son yılların küresel ekonomik kriz ortamında daha da önem kazanan Yap-İşlet-Devret modeli artık dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de uygulanıyor.

Geçmişte karayolları ve alt yapı projeleri ile başlayan günümüzde ise eğitim, sağlık gibi farklı alanlarda uygulandığını gördüğümüz bu model yeni havalimanı, kanal ve benzer kapsamlı dev projeler için kamuya çok ciddi bir kaynak alternatifi sunuyor.
Kamunun üstlenme şartı olmayan ve kaynak bulamadığı projelerin verimliliğini artırmak ve kaynakların doğru kullanılmasını sağlamak amacıyla özel sektöre bırakılan yap işlet devret modelleri ile hem özel sektörün hem de kamunun kazançlı çıkması hedefleniyor. Zira özel sektörün kazançlı çıkmadığı ve kamunun kendi şartlarını dayattığı bir projede verimlilik veya sinerji beklenilemez.

Yurt dışında Public Private Partnership (Kamu Özel İş Ortaklığı) olarak adlandırılan bu tarz projelere çok önem veriliyor.

Türkiye’de ise bu alandaki en son gelişmeler sağlık sektöründe yaşanıyor. Ülkemizin birçok yerinde Yap-İşlet-Devret modeli ile sağlık kompleksleri planlanıyor ki bu hem kamuoyu hem de sağlık sektörü için ciddi bir fırsat. Eğer şartlar özel sektörün hizmetlerinin ve teknolojinin sınıf atlamasını teşvik ederse her iki taraf da sağlık sektörü için büyük hizmette bulunur ve halk henüz tanışmadığımız gerçek nitelikteki sağlık kampüsleriyle tanışır.

Bu sağlık kampüsleri hastane dışında birçok kullanım içerebilir. (Huzur evleri, bakım evleri, geriatri merkezleri, uzman tedavi merkezleri, eğitim tesisleri, ihtisaslaştırılmış klinikler…)
NE YAPILMALI?
• Bu tarz kampüsleri sağlayabilmek adına uygun imarlı arsaların üretimi ve tahsisi gözden geçirilmeli.
• Medikal kampüsleri bir bütün olarak sinerji yaratmaları gerekirken mevcut uygulamada proje ihaleleri hastane hizmetleri dışında herhangi bir hizmet veya yatırım içermiyor. Bazı ticari kullanım kısıtlamaları dışında hastane haricinde yeterince büyük arsa tahsis edilip, kullanımı özel şirketin takdirine bırakılmalı.
• Devlet kontrolü elden bırakılmadan üstleniciye yeterince esneklik tanınmalı.

Bununla birlikte bu yöntemle geniş kapsamlı devlet hastaneleri özel sağlık kurumları karşısında önem kazanmış olur.

Türkiye’nin demografiği her ne kadar Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ümit verici olsa da toplumun gittikçe yaşlandığı göz önüne alındığında yukarıda bahsedilen sağlık fonksiyonları hala çok eksik. Bu açıdan uzun süredir gündemde olan ama henüz başlamayan projeler çok ciddi fırsatlar sunacaktır.