Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık: “Beton kentin mobilyasıdır”

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Türkiye Hazır Beton Birliği’ne (THBB) ne kadar zamandır üyesiniz?
[kutusol=4006]Ben THBB’ye 13 yıldır üyeyim. 20 yıllık beton üreticisiyim. 11 yıldır da THBB’de yönetim kurulu üyeliği yapıyorum. Önemli bir beton üreticisiyim. Yaptığımız işi en iyi şekilde yapıyoruz. Hatta 1999’da Bolu depremi olduğu sırada, orada beton üreticiydim. Çok şükür kimseyle ne hukuki anlamda ne başka bir şekilde hiçbir sorunumuz olmadı. Hazır beton kullananlar orada can ve mal kaybına uğramadan depremi atlattılar.

THBB’den ve kuruluş amacından bahsedebilir misiniz?
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) derneğin ötesine geçmiş bir kurumdur, bir birliktir. THBB, 25 yıldır faaliyetlerini sürdürmektedir. Önceleri hazır betonun yaygınlaşması ve kullanılmasını kendine görev edinmişti. Daha sonra, özellikle son 5 yıldır, Türkiye’de büyük şehirlerden köylere uzanan ve artan beton kullanımından dolayı standartlara uygun beton üretimini ve doğru uygulamayı yaygınlaştırmayı kendimize görev edindik. Misyonumuzu böyle devam ettiriyoruz. Biraz önce söylediğim “Derneğin ötesine geçtik” sözümün altında şu yatıyor; bizim organlarımız var. THBB altında çok güçlü bir Kalite Güvence Sistemi (KGS) var. Bu sistem üye firmaları denetliyor. Hem Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hem de TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir denetim kurumudur.
Onun dışında akreditasyonu olan  TÜRKAK tarafından 2008 yılında akredite edilmiş bir laboratuarımız var. Bu laboratuarımız sadece beton değil; aynı zamanda çimento, agrega, mineral katkı, kimyasal katkı, beton suyu ve suyun kimyasal, fiziksel ve mekanik testlerini yapıyor. Yılda on bin tane deney yapılıyor. Bin tane de raporlama yapılıyor.

KGS’nin Avrupa Birliği Komisyonu’ndan akredite edilmesinin önemi şudur; sadece Türkiye’deki firmalara değil, Avrupa’daki meslektaşlarımıza ve paydaşlarımıza da belge verme yetkisi var. Hem CE belgesi hem G belgesi verebiliyoruz. Onun dışında THBB çatısı altında üçüncü önemli kuruluşumuz eğitim programlarımızdır. Şimdiye kadar beton sektöründe çalışan transmikser şoförleri, pompa operatörleri, santral operatörleri ve laboratuar teknisyenlerine eğitim verdik. 13 bin kişiye sertifika verdik. 1994’te Depreme Karşı Yapı Malzemeleri Sempozyumu düzenledik. O günden bu zamana kadar sivil toplum örgütleri ve inşaat mühendisleriyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla, diğer Bakanlık yetkilileri ve beton kullanıcılarıyla yüze yakın Depreme Karşı Yapı Malzemeleri Sempozyumları ve Kongreleri düzenledik. Yaklaşık on bin kişi bu seminerlere iştirak etti.
ÜRETİCİ, KULLANICI VE AKADEMİ İŞBİRLİĞİ

Burada en önemli yaptığımız iş kurulduğumuzdan bu yana akademik çevrelerle iç içe olmamız. Yani betonu üretenler, betonu kullanan ve bu işin arkasındaki bilimsel insanlar sürekli bir çatı altında çalışıyorlar. THBB’nin başarısının altında bu yatmaktadır. KGS’de 20 tane kurul üyemiz var. Bunların önemli bir kısmı İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin hocalarıdır. Ayrıca resmi kamu kuruluşlarından ve bakanlıklardan temsilciler var. İnşaat Mühendisleri Odası’ndan ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler var. Türk Standartları Enstitüsü’nden temsilciler var. Dolayısıyla KGS’nin çok güzel bir altyapısı var. Laboratuarımız, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Teknopark’ındadır. Orada da yine üniversite hocalarıyla iç içeyiz. Sürekli fikir alışverişi halindeyiz. Ar-Ge çalışmalarımız var. İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan kentsel dönüşümdeki atıkların, molozların yeniden ekonomiye kazandırılması konusunda destek aldık. Orada yaptığımız çalışmalar sonucunda atıkların yüzde 20’sini yeniden beton agregası olarak betonun içinde kullanabiliyoruz. Yüzde 80’ini de öğüttükten sonra altyapıda kullanıyoruz; yol, kanalizasyon, içme suyu ve doğalgaz hatlarında bu agregadan istifade ediyoruz. Dolayısıyla çevre kirlenmemiş oluyor. Kentsel dönüşümden çıkan atıklar sağa sola saçılmıyor.

Türkiye’nin her yerinde şu an hazır beton kullanılıyor. Üyelerimiz 65 milyon m3 betonu üretiyorlar. Hepsi belgeli ve denetimli beton üretip satıyorlar. Belgeli beton demek; standartlara uygun depreme karşı dayanıklı beton demektir. Gönül rahatlığıyla THBB logosu ve KGS görülen her yerde beton kullanılabilir ve tüketilebilir.

“TÜRKİYE İŞ KAZALARINDA AVRUPA’DA 1. SIRADA”

THBB Mavi Baret Ödülleri veriyor. Bu ödülle neyi teşvik etmeyi amaçlıyorsunuz?
Etkinliklerimizin birisi de bir takım yarışmalardır. Bu yarışmalardan bir tanesi Mavi Baret İş Güvenliği Yarışması. İkincisi; Yeşil Nokta Çevre Ödülü, üçüncüsü de Mimarlık Ödülleri. Mavi Baret; iş güvenliği ve işçi sağlığının önemini ifade etmeye yarayan ve bunu teşvik eden bir yarışmadır. Türkiye iş kazalarında Avrupa’da birinci sıradadır. Dünyada ise yanılmıyorsam üçüncü sırada. Türkiye’de iş kazalarının yüzde 1,6’sı maalesef ölümle sonuçlanıyor. İnşaat sektöründe bu aşağı yukarı üç misli; 4,6’sı ölümle sonuçlanıyor. Biz iş kazalarını en aza indirmek için ve üyemiz olan firmaları bu yönde teşvik etmek amacıyla yarışmayı düzenliyoruz ve tedbirler konusunda eğitiyoruz. Bize üye olan firmalarda iş kazalarını en aza indirmek için iş güvenliği yarışmaları düzenliyoruz.

“BETON UYGARLIĞIN ÜRÜNÜDÜR”

Yeşil Nokta Çevre Ödülleri’ni çevreye olan duyarlılığımızdan dolayı düzenliyoruz. Betonun çevreyi kirlettiği, çevreye zarar verdiği, çarpık kentleşmeye neden olduğu algısı var. Biz çarpık kentleşmeye sebebiyet vermiyoruz. Hiç kimse şunu göz ardı etmesin ki; beton, uygarlığın ve çağdaşlığın önemli bir ürünüdür. Bu yapı malzemesi olmadan medeniyet asla kurulamaz ve gelişemez. Çağdaş şehirleri kurabilmemiz için –sadece konut anlamında düşünmeyin- betona ihtiyacımız var. Çünkü betonun yerine geçebilecek bir yapı malzemesi asla ama asla yok. Demir-çelik fabrikalarının, enerji üreten termik santrallerin yanında atık malzemeleri görmeye alışmıştık örneğin. Son 5–6 yıldır kullandığımız prosesle biz bu atıkları inceltiyoruz ve betonun içinde kullanıyoruz. Hem betonun mukavemetini artırıyor hem de işlenmesini sağlıyor. Dolayısıyla hem çevreye hem de ekonomiye katkısı oluyor. 100 milyon m3 içinde yaklaşık 4 milyon ton civarında demir-çelik ve termik santral atığı kullanıyoruz. Bu azımsanacak bir rakam değil. Dolayısıyla betonun iyi kullanılması ve estetik yapıların ortaya çıkması için uğraş vermemiz lazım. Betonu alacaksınız, güzel bir bina ortaya çıkacak, onu güzelce giydireceksiniz. Ancak ana yapı betondur, beton olmadan binayı giydiremezsiniz. Beton kentin mobilyasıdır.

Mimarlık Yarışması’nı da bu yüzden düzenliyoruz. Çevre Yarışması’nı da şunun için düzenliyoruz; bizim KGS’mizde üç tane habersiz ürün denetimi var. Bir tane de sistem denetimi var. Sistem denetimlerinde özellikle transmikserlerin santralden çıktığı zaman oluklarının yıkanması, beton artıklarının temizlenmesi söz konusudur. Çevreye olan duyarlılığımızdan dolayı tesislerimizin birçoğunun KGS sistemine göre üzerleri kapalıdır. Toz emisyonunu en aza indirmek için çimento silolarının üzerinde filtreler vardır. Karıştırıcı ünitelerde çıkan toz bulutlarını filtre ediyoruz ve havaya belli bir miktarda toz bırakıyoruz. 80 desibelin üzerinde gürültü yapmıyoruz. Atık sularımızı kanallara bırakmıyoruz, havuzlar yapıyoruz. Beton geri kazanım ünitelerinde onu yeniden kullanıyoruz. Araçlarımız şehir içi trafiğinin içinde hareket ederken onları eğittiğimiz için ve bizim üyelerimiz özellikle çevre koşullarına dikkat ettiği için trafiğe en az zarar vererek şehir içinde seyrediyorlar. Biz bu yarışmalarımızı üyelerimizin bu hususlarda hassasiyet göstermesine teşvik etmek amacıyla yapıyoruz.

“BETON BAŞIBOŞ BIRAKILMAMALI”

Ayrıca yaptığımız kongreler ve fuarlar var. Şimdiye kadar 2004, 2008, 2011 ve 2013’te kongre ve fuarlar yaptık. 2014’te de Ankara’da yapacağız. 2015’te yeniden İstanbul’da yapacağız. Bu kongrelerde yaptığımız iş sadece paydaşlarımızı bir araya getirmek değil, aynı zamanda sunumlar yaptırıyoruz. Uluslararası sunumlar ve tebliğler oluyor. O tebliğleri daha sonra kitap haline getiriyoruz. Kongreye dünyanın her tarafından hatta Avustralya’dan ve Latin Amerika’dan akademisyenler geldi. Bizim kitaplarımızda bunların hepsi var. Bu betona sahip çıkmaktır. Hazır beton çok önemli bir yapı malzemesi olduğu için asla başıboş bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Biz aynı zamanda Avrupa Hazır Beton Birliği’nin üyesiyiz. Avrupa Hazır Beton Birliği’nin yönetim kurulu üyesiyim ben de. Avrupa Hazır Beton Birliği, Türkiye’de bir kongre yaptı 1995 yılında. İkinci kongresini İstanbul’da yapacağız. Bu çok önemli bir kongre çünkü Avrupa’daki tüm hazır beton üreticileri ve temsilcileri bu kongreye katılacaklar. Yine sunumlar olacak betonla ilgili yeni gelişmeler ve teknoloji bu kongrelerde anlatılacak.

“ÜRÜN DENETİMİNDE KALİTENİN ÇITASINA BAKIYORUZ”

THBB’ye nasıl üye olunuyor? Firmalarda ne gibi kriterler arıyorsunuz?
Türkiye’de üretilen hazır betonun yüzde 65’i bizim çatımız altındaki üyelerimiz tarafından üretiliyor. Geri kalan yüzde 35’ini üretenler bizim üyemiz değildir. Bizim olmazsa olmaz kriterlerimizin başında firmanın KGS’den belge alması geliyor. Yani sizin bir beton firmanız var ve beton üretiyorsunuz eğer THBB’ye üye olmak istiyorsanız bize müracaat ediyorsunuz. İlk şartımız KGS alınması, o belge alınmadan üye olunamaz. Bizim mühendislerimiz ve üst kurulumuz o firmayı denetliyor. Önce ürün denetimi yapılıyor, eğer sınıfı geçiyorsa sistem denetimi yapılıyor. Ürün denetiminde kalitenin çıtasına bakıyoruz.
Sistem denetiminde; agrega silolarının üstü kapalı mı, çimento silosunun üzerinde toz emisyonu var mı gibi çevre ve güvenlik kriterleri ile yasal izinlere bakıyoruz. KGS tarafsızdır ve bağımsızdır. Mali ve idari özerkliğe sahiptir. Oraya torpil yaptırmanız, nüfuz etmeniz, istediğiniz gibi belge almanız asla söz konusu değildir. O belge alındıktan sonra firma yönetim kuruluna sunuluyor. Yönetim kurulunda bir takım değerlerimiz var.

Önümüzdeki süreçte hedefleriniz nelerdir?
Standartlara uygun beton üretimi ve betonun doğru uygulanması noktasında bizim hala 35 milyon m3 lük bir açığımız var. Bunlar yanlış yapıyorlar demiyorum. Ama 65 milyon m3 ün doğru üretildiğini biliyorum. Gönlümden geçen Türkiye’de üretilen bütün betonun KGS ürün ve sistem denetimine tabi olmasıdır. Üretilen her m3 betondaki yetkinin THBB kalitesine teslim edilmesidir. Betonun hacim olarak artması noktasında bizim hiçbir sıkıntımız olmaz. Çünkü şu an 150 milyon m3 beton ihtiyacına cevap verebilecek kurulu tesisimiz var. Türkiye’nin her yerinde 150 milyon m3 üretebilecek tesislerimiz hazırdır.

İnşaat sektöründe beton üretiminin yeri nedir?
Birçok proje var. Köprü projeleri, havalimanı projeleri, enerjide nükleer santral projeleri… Unutmadan söyleyeyim; İstanbul ve İzmir arası denizlerin üstünden geçen çok önemli bir proje var. Bu projelerin hepsi beton demek. Köprülerin, viyadüklerin, sanat yapılarının hepsi betonla imal edilecek. Ayrıca kentsel dönüşümle 6,5–7 milyon konut yapılacak, bu konutların hepsinde beton kullanılacak. Bu benim açımdan son derece sevindiricidir. Çünkü ben Türkiye’deki insanların gecekondu gibi sağlıksız konutlarda yaşamasına asla tahammül edemiyorum. Türk insanı da çağdaş yaşamın gereği olarak bağımsız bölümlerde mutfağı ve banyosu, ısı izolasyonu olan binalarda oturmalı. Bizim halkımızın da metrolarda yolculuk etmesi, toplu taşıma araçlarından istifade etmesi gerekiyor. İlkel bir şekilde otobüslerle ve minibüslerde yolculuk edilmesini doğru bulmuyorum. Bunların önümüzdeki on yıl içinde düzeleceğini umuyorum. Cumhuriyet’imizin 100. yılında çağdaş ulaşım projelerine kavuşacaktır. Bu da inşaat sektörünün gelişmesi demektir.

“DEPREM İNSANLARI ÖLDÜRMEZ, ÇÜRÜK BİNALAR ÖLDÜRÜR”

Ülkemizin yüzde 95’i deprem tehdidi altındadır. Depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım. Deprem insanları öldürmez, çürük binalar öldürür. Depreme dayanıklı binalar yaptığımız takdirde buna karşı durabiliriz. Küçük bir deprem olduğunda televizyonda yapılan programları hep birlikte izliyoruz. Nerede, nasıl durmak gerektiği konuşuluyor, depremin ne zaman olacağı konuşuluyor. Şu anki teknolojiyle depremin ne zaman olacağını anlamak mümkün değil. Tahminlerde bulunuluyor. Bu bilimsel bir tespit değil. O zaman depreme karşı dayanıklı binalar yapmak gerekiyor. Bu da kaliteli betonun doğru uygulanmasından geçiyor. Bugün bizden daha şiddetli depremler yaşayan ülkeler var. Sıfır can ve mal kaybıyla atlatıyorlar depremi. Gönlümüzden Türkiye’de de böyle olması geçiyor.