Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

ÖZYAZICI İNŞAAT Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Özyazıcı

Özyazıcı İnşaat nasıl kuruldu? Firmanın kuruluş hikayesini paylaşır mısınız?
[kutusol=4012]▶ 1987 yılında kurulan elektrik proje işleri yapan bir firma olarak iş hayatına başladık. Birçok büyük şirketin ve fabrikanın elektrik projelerinde yer aldık. Daha sonra yıllar içerisinde elektrik orta gerilim işleri yapmaya başladık. Bu süreç orta gerilim işleri ve proje işlerinin eşzamanlı olarak yürümesi ile devam etti. 1997 yılından bu yana, yani 17 senedir inşaat yapıyoruz. Bu işler kimi zaman fabrika binası, kimi zaman kamu kuruluşu kimi zaman da konut oldu. Son birkaç yıldır, özellikle konut alanında ciddi üretimimiz var. 1997 senesinden bu yana toplamda yaklaşık 7000 konut ürettik ve bu sayı artmaya devam ediyor.

Özyazıcı İnşaat’ı rakip firmalardan ayıran özellikleri neler?
▶ Öncelikle daima sürdürülebilir kalite odaklı çalışıyoruz. Sektörde devamlılığın, müşteri memnuniyeti ile doğru orantılı olduğuna inanıyoruz. Bu sebeple sadece bir kerelik işlerin peşinde hiç olmadık. Firma olarak yaptığımız tüm üretimlerin sonraki nesillere bırakılan birer miras olduğu bilinci ile ilerliyoruz. Ürettiğimiz en küçük proje için bile en ince detaylar konusunda en iyilerle çalışmayı seçiyoruz. Bu personel seçiminden, malzeme seçimine kadar aynı titizlikle yapılıyor. Toplam kalite yönetimi konusunda çok hassasız, son ürünü en yüksek kalitede oluşturmak için tüm bilgi, teknoloji ve özveriyi sonuna kadar kullanırız. İnşaat sektörünün birçok alt dalında işlerimiz oluyor ancak özellikle konut üretiminde çalıştığımız alanda son kullanıcı ile muhatap olduğumuz için özellikle bu alandaki çalışmalarımızda her zaman şeffaflık politikası ile ilerledik ve bunun ödülünü de her gün artan memnun müşteri sayısı ve onların pozitif geri dönüşleri ile alıyoruz. Bu repütasyonu korumak ve sürdürülebilir kılmak budan sonraki işlerimizin başarılı olarak sonuçlanması açısından bizim için çok mühim.

Projelerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
▶ Alt gelir gurubuna hitap eden işlerde sadece yüklenici olarak yer aldık. Nihai proje işveren tarafından hazırlanıp verildiği için, o konuda sadece üretim bacağında bulunarak, tüm tecrübemizi ve enerjimizi üretime kanalize ediyoruz. Orta, orta-üst ve yüksek gelir grubuna yaptığımız işlerde, sadece üretim değil, proje geliştirme, konumlandırma, marka, pazarlama ve satış sorumlulukları da bizde. Dolayısıyla projemizin yer alacağı bölgeye en uygun mimari ile, doğal yapıyı bozmadan, koruyarak hatta mevcudu artırarak proje geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz tüm projelerde öncelik insan ve doğa. Ticari hesaplar hepsinden sonra geliyor. Bu bakımdan ticari olarak iyi gözüken ancak yaşamı zorlaştıran hiçbir projemiz olmadı. Projelerin bulunduğu kente katma değer eklemesi için zaten mevcut imar yönetmelikleri bir takım önlemler almış durumda. En basitinden, bu yönetmelikleri zorlamadan, yönetmeliklerdeki açıkları yakalamaya çalışmadan işinizi planlarsanız, zaten ortaya koyduğunuz iş bulunduğu alana ciddi katma değerler katacaktır. Önemli olan, mevcut yönetmeliklerin alt sınırlarını değil, yönetmeliklerde yer alan normları üst seviyelere taşımaya odaklanmakla katma değeri yükseltme becerisinde. Örnek olarak imar yönetmeliklerinde yer alan, kapalı otopark alt sınırı daire başına 1,5 araç gibi ise ve siz işiniz planlarken bu sınırda kalmayıp, planlamanızı 2 – 2,5 araç gibi yapabilirsiniz veya enerji verimliliği konusunda binayı bir üst seviyeye taşıyacak iyileştirmelerle düşük maliyette, yüksek katma değerler oluşturabilirsiniz. Katma değeri oluşturmak ve iyileştirmek tamamen işinize olan saygı ve ilgi ile doğru orantılıdır. Bu konuda da bitirdiğimiz işler ortadadır.

Şehir estetiği kavramı size ne ifade ediyor? İstanbul’u bu anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?
▶ Her şey gibi zaman içinde şehirlerde her türlü gelişimden nasibini alıyor. Şehir estetiği üzerine yüzlerce farklı kitap yazılabilir. Biz inşaatçılar şehir estetiğini oluşturan ögelerin en başında yer alan binaların mimarlarıyız, ancak bizim binalarımızın beraberinde şehir estetiği sürekli bir devinim ve değişim içinde. Her ne kadar binalar yerlerinde sabit kalsalar da, etraflarındaki hareket ve devinim estetiği binalar kadar etkiliyor. Yapılaşmada insan unsurunu ön planda tutan bölgelerdeki estetik çok daha çarpıcı ve çekici olabiliyor. Günümüzde özellikle büyük şehirlerin sadece az katlı araları 100 m- 200m, her biri 1500-2000 m² arsa içinde bulunan binalardan oluştuğunu düşünmek ütopik bir düşünce. Elbette tarihe, tarihi olgulara ve doğaya değer veren bir şehircilik anlayışı olması çok gerekli ancak bu yüksek ve teknolojik binaların olmaması anlamına da gelmemeli. Şehir estetiğini içinde küçük, büyük tarihi, modern, kısa veya yüksek katlı binalarla, göze, ihtiyaca ve kullanışlılığa hitap eden bir harmoni içinde oluşturmak hiç de zor değil. Burada en büyük görev şehir planlamacılarına ve yerel yönetimlere düşüyor. Biz üreticilere düşen görev de, bu konuda bize yol gösteren bu kurumların kararlarına destek olmak ve belirlenen yönetmeliklere harfiyen uyarak kente değer katan yapıların oluşmasında görev almak olmalıdır.

Bulunduğumuz şehir, birçok unsuru içinde taşıyan bir şehir. İstanbul’da acilen hayata geçirilmesi gereken ilk uygulama Kentsel Dönüşüm olmalı.
Eski yıpranmış, hayati tehlike arz eden, kaçak ve çarpık yapıların bir an evvel bertaraf edilip, bahsetmiş olduğum değerlere dikkat edilerek yapılacak yeni bir imar planı ve şehir master planına bağlanarak yenilenmesi gerekiyor. İstanbul, sadece ülkemiz için değil, bulunduğumuz coğrafyanın da dışında, tüm dünya için birçok misyonu üstlenmiş, uluslararası değere sahip bir şehir. Bu açıdan değerlendirildiği zaman, bu şehirde yaşayan halka, faaliyet gösteren tüm ticari kurumlara ve kamu kuruluşlarına çok büyük sorumluluklar düşmekte. Bu bilinçlendirmenin de yapılması konusuna önem verilmeli.

Özyazıcı İnşaat projelerinde kente bu anlamda bir değer katmak adına nelere dikkat ediyor? Projeler üzerinden bunu örnekleyebilir miyiz?
▶ Öncede bahsettiğim gibi, biz projelerimizi her zaman insan odaklı olarak geliştirme gayreti içindeyiz. Bulunduğumuz bölgenin doğasına uyumlu, aykırılıklar arz etmeyen, ancak kullanımdan, konfordan ve kaliteden ödün vermeyen projeler geliştiriyoruz. Örneğin en son bitirmiş olduğumuz NISH ADALAR projemizde, çok eğimli bir arazi üzerinde çalıştık. Proje alanı Maltepe’nin en yüksek tepesinde yer almakla, doğal olarak muhteşem bir manzaraya da sahip. Binalarımızın yerleşiminde bu özelliği kaybetmedik. Diğer taraftan çok zor olmasına rağmen bu kadar eğimli bir alanda, proje içinde yer alan sakinlerin rahat ve düz yollarda yürüyüş yapabilmesini, sosyalleşmesini sağlayan peyzaj uygulamaları yaptık. Sosyal alanları her taraftan erişilebilir halde tasarladık. Doğal bitki örtüsü sadece çalılardan oluşan bir alanı, çim alanlar, binlerce ağaç ve çiçekle zenginleştirdik. Sunduğumuz yaşam alanları birçok projede bulunamayacak kadar büyük metrekarelerden oluşmakta. Nish Adalarda bulunan 1 oda 1 salon dairemiz 83 m² brüt alana sahip. Bu da içinde yaşayanlara çok geniş yaşam alanları (mutfak, banyo salon, yatak odası) sunuyor. 3 oda 1 salon dairemiz ise 198 m² brüt. Kısaca bu alanlar, insan doğasına aykırı olmayan, ferah ve konforlu yaşam alanları demek.

Akıllı ve çevreci bina teknolojileri kullanımının önümüzdeki dönem içerisinde artacağını düşünüyor musunuz? Projelerinizde bu teknolojiler nasıl bir katma değer yaratıyor?
▶ Teknolojinin dahil olmadığı hemen hemen hiçbir alan kalmadı. Teknolojiyi erişilebilir kılanlara sonsuz teşekkürler. Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor ve yaşam konforunu artırıyor, bu olgudan uzak durmak mümkün değil. Günümüz dünyası artık büyük bir hıza ulaştı. Ulaşım hızlı, iletişim hızlı, yaşam hızlı ve teknolojik, yaşam alanlarının da bu döngü içerisine entegre olabilmesi gerekir ki bu akışta aksama olmasın. Ancak teknolojiyi yaşama entegre ederken de dikkatli davranmak lazım, hayati olgulardan fedakarlık ederek teknoloji kullanmak yarar yerine zarar vermeye başlamasın.

Konutların kullanım esnasında ki teknolojik entegrasyonundan önce biz projelerimizin imalat sürecinden itibaren teknolojik gelişimin sunduğu her türlü imkânı kullanıyoruz. Gerek malzemelerde, gerekse imalat ekipmanlarında hem teknolojik hem de modern unsurların katılımı ile ortaya çıkan son ürün de doğal olarak yüksek kalite standartlarında oluyor.
Kentsel Dönüşüm, Mütakabiliyet, 2B yasaları ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
▶ Bahsedilen tüm bu yasalar, sektöre can suyu niteliğinde. Ticari boyutunun ötesinde, öncelikle gereklilik. İlgili yasaların hayata geçmesi ile, sektörel atılımların yaşanacağı yadsınamaz bir gerçek. Önemli olan suiistimallere mahal vermemek. İlgili yasaların denetimlerle desteklenerek kamuyu da memnun edecek şekilde yürütülmesi çok önemli. Yanlış anlşılmaları da engellemek için ilgili yasalar hakkında kamu bilinçlendirmesi yapılması konusuna da önem vermek gerekli. Mesela 2B yasası ile, kamunun, orman alanlarının yapılaşmaya açılacağı gibi yanlış bir kanıya kapılmasını engelleyici doğru bilgilendirmelerin yapılması gerekmekte. Aynı şekilde Kentsel dönüşüm’ün amacının rant sağlamak değil, çarpık yapılaşmayı engellemek, bir takım tehlikelerin önüne geçmek, kenti daha sağlıklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu tekrar tekrar anlatmak gerekli. Mütekabiliyetin, ülke topraklarının satılması amacını gütmediğini, globalleşen dünyaya entegresayonun gereği bir adım olduğu ve sınırlarının nasıl belirlendiği konusunda kamu bilgilendirilmesi yapılması ve bu bilgilerin kolay erişilebilir şekilde sürekli yayınlanır halde tutulması gerektiğine inanıyorum.

2014 yılından sektörün ve Özyazıcı İnşaat’ın beklentileri nelerdir? 2014 yılında hayata geçirmek istediğiniz projelerinizi anlatabilir misiniz?
▶ 2014 yılı, ülke için çok önemli bir sene. Öncelikle seçimler var. Ülkenin tüm unsurları, halk, ticari kuruluşlar kısaca her bir birey bu yıl biraz daha dikkatli. Uluslararası konjonktürde de tüm gözler Türkiye üzerinde. Doğal olarak biraz daha emin adımlar ile ilerlenmesi gereken bir süreç var önümüzde. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz yıl açıklanan birçok gelişim projesi var. Bunlardan başlayanlar var, başlayacak olanlar var. Bu projelerin hayata geçmesi ile yan yatırımlarda hızlanacak gibi duruyor. Bizimde üzerinde çalıştığımız birkaç projemiz var ancak henüz netleşmiş yada anlaşması yapılmış herhangi bir yatırımımız yok.

İstanbul dışında herhangi bir lokasyonda proje gerçekleştirme planınız var mı?
▶ Konut üretimi anlamında İstanbul dışında bir yatırım planımız şu an için yok. Ancak ilerleyen günler neler getirir bilemiyoruz. Kapılarımız tamamen kapalı değil kısaca. İş yapma şeklimize, şirket kültürümüze, hitap ettiği sürece ülkemizin her yerinde çalışmak bizim için onurdur.