Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

VIA PROPERTIES Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Bayraktar

Via Properties’in kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
[kutusol=4013]Bir aile şirketi olarak Emin Bayraktar tarafından 1953 yılında Ankara’da kurulan Bayraktar İnşaat, Türkiye çapında 100’ü aşkın projeye imza attı.  Halen Ali Bayraktar’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını, Mehmet Bayraktar’ın ise Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığını üstlendiği Bayraktar İnşaat, gelecek nesillere armağan edilecek projelere imza atmaya devam ediyor. İleri teknoloji ve yeniliğe açık bir yapıyı benimsediğimiz için, 2008 yılında Via Properties adı altında da bir yapı kurduk. Bunun yanı sıra Via DMC olarak geliştirme ve yönetim çatımızı da oluşturduk. 
Via Properties’i rakip firmalardan ayıran özellikler nelerdir?
Biz her zaman “Doğru yerde, doğru zamanda, doğru proje”  kavramını, profesyonel iş anlayışı ile birleştirmeyi seçtik. Biz tek bir alanda üretim yapmadık. Projelerimizde her zaman yaşam alanları oluşturmayı hedefledik.  Alışveriş merkezlerimizin içine otel ve konutlar koyduk. İnşa ettiğimiz projeler bulundukları lokasyonlarda isimleriyle anılmaya başladılar. Viaport dendiğinde Kurtköy, Viaport Venezia dendiğinde Gaziosmanpaşa ve Vialand dendiğinde Eyüp akıllara gelmeye başladı. Bu da doğru yerde, doğru zamanda, doğru projelere imza attığımızın açık göstergesi oldu. Türkiye’de hep ilklere imza atma gayreti içerisinde olduk ve Via Properties olarak bunu fazlasıyla başardık.  Türkiye’nin ilk ve en çok ziyaret edilen otutlet alışveriş merkezini hayata geçirdik. Viaport bugün dünyadaki örneklerine bakıldığında da dünya sıralamasında ziyaretçi çeken bir AVM haline geldi. AVM’den daha çok, içerisinde lunaparkı, eğlence alanları, açık hava cadde konsepti, oteliyle tam anlamıyla bir yaşam merkezi oluştu. Hemen yanı başında inşa ettiğimiz Houses&Suites projemizde de 600 konutla bu oluşturduğumuz yaşam merkezini bütünlemiş olduk. Bizi “birleşik projeler” yapan ve Türkiye’deki ilkleri hayata geçiren tek firmayız.
METROYLA VENEDİK’E YOLCULUK…

Projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Türkiye’de ilkleri yapmaya özen gösteren bir grup olarak, projelerimizi belirli temalar üzerine şekillendirdik. Viaport Venezia projemizde Venedik konseptini İstanbul’a taşıdık. Romantizmin başkentini, İstanbul aşkıyla birleştirdik. Venedik’in San Marco Meydanı’nı İstanbullulara metro ve tramvayla ulaşabilecekleri noktaya taşıdık. Kentsel dönüşümün başladığı ve yenilenecek yüzüyle İstanbul’a göz kırpacak noktada geliştirdiğimiz Venezia projemizde Venedik’in meşhur saraylarını da unutmadık. 1 kilometrelik kanallarda gondolla gezinti yapabilme imkânını sunacağımız projede, saray daireleri oluşturduk. 1+1’den, 3+1 dubleks dairelere kadar çeşitli büyüklüklerde inşa ettiğimiz dairelerimizde oturanlara, saray konforu ve ihtişamını sunmayı hedefledik. Müşterilerimizi ev almak için değil, Venedik kültürünü tanıtmak için ofislerimize davet ettik. Venedik hayalini ve yaşamını tümüyle ülkemize değer katacak bir proje olarak tasarlayıp hayata geçirdik. Mayıs 2015 yılında teslim edeceğimiz projenin kapısından içeri girer girmez, Venedik restoranları, dar sokakları, meydanları ve saraylarıyla yeni bir yaşam kurguladık. Konutların yanı sıra, AVM, ofis ve otelle de projemizi yine bir yaşam merkezi haline getirdik.

“İSTANBUL’U GENÇLEŞTİRİYORUZ”

Şehir estetiği kavramı size ne ifade ediyor? İstanbul’u bu anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?
İstanbul dünyanın en güzel metropollerinden biri olarak öne çıkıyor. Sahip olduğu kültürel değerleriyle, lojistik konumuyla her geçen gün dünya sıralamasında yerini daha da yukarıya taşıyacak. İstanbul’un dokusunu bozmadan, yenilenme ihtiyacı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Estetikle beraber deprem gerçeğini de göz önünde bulundurarak yeni yaşam alanları inşa etme gayreti içinde bulunan Türkiye’de özellikle İstanbul’da hızlı bir dönüşüm yapılması gerekiyor. Şehirler ilk görüşte aşkı yaratıyor. İstanbul sahip olduğu değerler ve yenilenen yüzüyle de kendisini ortaya net olarak koyuyor. Biz gayrimenkul geliştiriciler olarak şehre değer katan, estetiğine güzellik katan projeler oluşturmaya çalışıyoruz. Yüzyıllar geçse de yaşlanmayan İstanbul’u daha da gençleştirme gayreti içerisindeyiz.
Kentsel dönüşüm ve mütekabiliyet yasaları ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim?
Kentsel dönüşüm tüm Türkiye’yi hayati olarak ilgilendiren bir konu olarak 1999 yılından beri gündemdeydi. Geçtiğimiz yıl yasalar çerçevesinde yaptırım uygulanması da bu dönüşüm hareketini hızlandırdı diye düşünüyorum. Vatandaşlarımızın daha sağlıklı yapılarda oturması öncelikle can güvenliği açısından oldukça önemli. Eski ve yıpranmış yapı stoğunun bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Estetik ve tasarruf olarak da yeni binaları tercih eden vatandaşlarımızın daha mutlu bir yaşam sürdükleri apaçık ortada. Yaşam standartlarının yükselmesi, sosyal donatılara sahip alanların hayata geçirilmesi ve daha fazla yeşil alana sahip olunması şehirlerin kalitesi açısından da çok önemli. Kentsel dönüşümle birlikte özellikle İstanbul’un alanlarının daha genişlediği, ilçelerin de kendi içerisinde merkezlerinin oluştuğu ortada. Bu da her bölgenin ağırladığı insanları tarafından beslendiği gerçeğini ortaya seriyor.
Mütekabiliyet yasası ise hem lojistik açıdan hem de sağlık ve eğitim alanlarında yabancı göçü alan ülkemize çok büyük katkı sağladı. Yabancıların konut alımının önünü açan bu yasa ile birlikte projelerimize ilgi gösteren yabancı sayısı yaklaşık 10 kat daha arttı. Yabancı yatırımcının rotası Türkiye’ye çevrildi. Gayrimenkul üreticileri açısından hem Pazar arttı, hem de ülkede gayrimenkul yatırımıyla başlayan yatırım ağı farklı sektörlere de kaymaya başladı. Yabancıların ülkemizde yatırım yapmasının önünü açan bu yasanın etkisinin 2014 yılında gayrimenkul sektöründe çok fazla hissedileceğini düşünüyorum.

2014 yılından sektörün ve Via Properties’in beklentileri nelerdir? Bu yıl hayata geçirmek istediğiniz projelerinizi anlatabilir misiniz?
Grup olarak 2013 yılını çok başarılı bir şekilde tamamladık. 2014 yılında da beklentilerimiz aynı yönde. Bu yıl lanse edeceğimiz 2 yeni projemizle birlikte, sektöre adımızı bir kere daha yazdıracağız. Tuzla’da Mart ayında lansmanını gerçekleştireceğimiz marina projemiz, İstanbul’da bir kez daha ses getirecek değerde olacak. Yaklaşık 700 teknenin yanaşabileceği marina, denizin üzerinde adacıklarda inşa edilecek alışveriş merkezi ve oteliyle şehrin denizdeki son durağı olmayı hedefliyoruz. Sadece İstanbul’da değil, Bursa, Yalova, İzmit, Ankara gibi şehirlerin de çekim merkezi  haline gelecek projemiz 2015 yılının Mayıs ayında tamamlanacak. Kurtköy’de yaşamın başladığı Houses&Suites projemizin ardından yine aynı bölgede inşa edeceğimiz Luxury projemizi ise Nisan ayında satışa sunacağız.

İstanbul dışında herhangi bir lokasyonda proje gerçekleştirme planınız var mı?
Biz Türkiye’nin ilk tema parkı Vialand’i hayata geçirdik. İlk en büyük outlet alışveriş merkezi Via Port AVM’yi geçtiğimiz yıl 20 milyon ziyaretçi ağırlayarak, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen alışveriş merkezi haline getirdik. Viaport Venezia ile Venedik’i İstanbul’a taşıdık. Marina projemiz ile Türkiye’ye İstanbul’da denizin üzerinde alışveriş yapma, konaklama imkânı sunduk. Bu projelerin ardından Anadolu’da da yatırımlar yapmayı planlıyoruz. Ayrıca yurtdışında da yine Via markasının yeni projelerini geliştirmeye başlayacağız.