Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Her projede aynı hassasiyet, kaliteli işçilik

Aydoğan İnşaat ne zaman kuruldu? Kuruluş hikayesi nedir? 
[kutusol=4029]▶ Aydoğan İnşaat bir aile şirketi olarak 1987 yılında kuruldu. Hikayesi şöyle: Babam 1947 yılında Zonguldak’ta gıda işi ile ticarete başlıyor. Dükkanlarının inşaatını da kendisi yapıyor. Bir taraftan inşaat yapıyor, inşaatın içine giriyor ve dükkanı işletiyor. Daha sonra 1968’li yıllarda Zonguldak’taki ilk turistik oteli yapıyor ve tabi sonra işletmeciliğini… Biliyorsunuz gıda sektöründe depolama, stoklama çok yüksek miktarlı… O zaman bütün gıda maddelerinin satıldığı toptan mağazalar var. Onların hem ürünlerini satıyor, hem soğuk hava depolarını inşa ediyor. Ayrıca arsa alıyor, ev yapıyor. 
Gayrimenkulleri satmıyor ama babam, öyle tutuyor elinde. Ticari yapıları da aynı şekilde, kiraya veriyor. İstanbul’da da amcamlarla birlikte inşaat işlerine devam ediyorlar ancak babam Zonguldak’ta tabi. 1986 yılında ise aileyi temsilen işlerin başına İstanbul’a biz geldik. 

1987’li yıllarda İstanbul’a yakın yazlık furyası vardı. 132 villa ile başlamıştık işe biz de İstanbul’da. Sonra Kadıköy’ün değişik lokasyonlarında birçok konut ve iş yeri projeleri gerçekleştirdik. 1990’lı yıllarda Çanakkale Seramik Grubu’nun Anadolu Yakası’ndaki bütün arsalarının inşaatlarını biz yaptık. Özetle baba mesleği inşaat bizim için…

Siz de aynı anlayışı sürdürüyor musunuz ticari konutlarla ilgili satmayıp kiraya verme konusunda?
▶ Babam satmamış ancak biz kat karşılığı aldığımız yerleri elbette satmak zorundayız. O mülkü kendisinin olduğu için satma yoluna gitmemiş. Aynı şekilde kendimizin olunca kiraya veriyoruz. Bu da işlerimizin yaklaşık yüzde 50’sine tekabül ediyor. Ataşehir’de yaptığımız üç tane proje var, kat karşılığı yaptığımız, Moda’daki projenin yarısını satın alıp yaptık, Caddebostan’daki projemizi tamamen satın alıp yaptık, Tuzla’daki de öyle. Ticari yapıları tutmaya çalışıyoruz genellikle İstanbul’da. Bunun dışındakiler tabi sermayemiz daha sonraki işleri yapabilmek için. 

“Maketten ya da kaba inşaattan satış yapmıyoruz” gibi bir ilkeniz var. 
▶ Türkiye’de daha ruhsat çıkmadan proje satışları başlıyor. Henüz ruhsat bile yokken, maket üzerinden, metrekareler bile aslında çok net değilken, tüm satışlar gerçekleştiriliyor. Bu sektörde daha çok kazanmanız için bu şekilde yapmak gerekiyor ancak biz müşterilerimiz kendisi görsün, dokunsun, hissetsin, ondan sonra kararını versin istiyoruz. Zaten şu an Çevre ve Şehircilik Bakanlığı o konuda çok titiz. Maketten satışta ciddi ve düzgün bir firma olduğu zaman sorun yaşamıyorsunuz belki ama mağdur olan binlerce insan var. Biz projemizin ruhsatı alınmadan satış yapmak istemiyoruz. Mesela kat karşılığı işlerde sözleşme yaparken “Ruhsattan sonra kat irtifakı kurulur” gibi bir takım teknik hukuki sözleşmeler var, oralarda bonkör davranıyorum. Betonarme bitene kadar tapu istemiyorum; çünkü ben betonarme bitene kadar satma taraftarı değilim. İnsanlar görsünler ondan sonra alsınlar. Tepeören, Sancaktepe gibi lokasyonlarda, biliyorsunuz, emsallerle ilgili değişikler yapıldı Büyükşehir Belediyesi tarafından. Mağduriyet yaşanmaması için bu konuda az da olsa risk alınmamalı bence. Ucunda insanların mağdur olma ihtimali var. Aydoğan İnşaat ne sattıysa onu yapar. Bunun da yolu ruhsatlı proje. Önce ruhsatı çıkacak, ondan sonra ruhsat üzerinden satış yapacaksınız. 

Müşteri memnuniyeti hassasiyetimiz nedeniyle de bu şekilde çalışma ahlakına sahibiz. Müşterilerimize dostlarımız, komşularımız diyoruz. 

Ben, özellikle bugüne kadar yaptığım bütün inşaatlarda ikamet ettim. Bu yaptığımız işe duyduğumuz güven ve saygıyı vurgularken onlarla aramızdaki beşeri ilişkileri de geliştiriyor. Bizim için müşterilerimizle kurduğumuz beşeri ilişkiler, ticaretin ötesindedir. 
Aydoğan İnşaat’ın hedef kitle profilini tarif eder misiniz? 
▶ Her projenin hitap ettiği farklı bir kitle olabiliyor. Bu konuda bir kısıtlamamız yok. Projelere göre değişiyor profil. Mesela bir Moda projemiz var, üst segment; Panorama Park Moda. Ben inanıyorum ki; İstanbul’da bütün üst segment ürünlerin hepsinin kullanıldığı nadir projelerden biri. Erenköy’de yeni başlayacağımız bir proje var. Bu proje de A + segmente hitap ediyor. Dikkat çekmek istediğim bir konu da Tuzla’da yükselen ve orta segmente hitap eden Erdoğan Park Tuzla projemizi de aynı işçilikle üretiyor olmamız. Burada önemli olan malzeme farkı tabii. Tek fark açıkçası yerli-ithal malzeme seçimi konusunda. Yerli ve çok kaliteli malzemelerimiz var.  Moda veya Erenköy’deki projemiz için İtalyan-İspanyol seramik kullandık, Tuzla projemizde ise yerli bir seramik kullanıyoruz. Ancak bana göre kritik nokta: İşçilik. Her iki projeyi de aynı işçilikle üretiyoruz. 

Şu anda devam eden projelerinizden bahseder misiniz? 
▶ Erenköy’de kentsel dönüşümden istifade ederek yaptığımız projemiz Cadde Park Erenköy’de dört tanesi dubleks olan 54 daire yer alıyor. Dubleks dışındaki dairelerin hepsi 3+1. Yeşili koruyarak gerçekleştirdiğimiz bu projeyi AE Mimarlık, Ahmet Erkutoğlu tasarladı. Kendi bünyemizde çalışan mimar ve içmimar arkadaşlarımız var. Mimarlarımızla, projeye başlamadan önce hangi aplik nereye gelecek, ideal çalışma masası nerede olur, yatak nerede olur sorularına dahi cevap verecek şekilde detaylı çalışıyoruz. İçmimari detayları henüz projenin başında tasarlıyoruz.