Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

1 yılda 1 milyar dolar ciro

Ant Yapı’nın birçok projesi var. Devam edenlerin yanı sıra yeni başlayacak olan projelerinizi de geçtiğimiz aylarda duyurmuştunuz. Her biri farklı lokasyonlarda olan bu projelerin özelliklerinden bahseder misiniz?
[kutusol=4139]Mehmet OKAY: Şu anda gündemde olan 3 tane projemiz var. Bir tanesi, daha önce yapımına başlanan Beylerbeyi’ndeki Antteras projemiz. Kent villası olarak 134 konuttan oluşan 2 parselli bir proje. Boğaz’da bulunan çok önemli yerlerden birinde gerçekleştirilen özel bir konsept. Yaklaşık yüzde 40 civarında bir satışa ulaşan projenin 5 bin dolar civarında da bir metrekare satış fiyatı var. İkinci projemiz bu senenin başında hayata geçen Ümraniye bölgesindeki Antasya projesi, konut ofis ve alışveriş merkezinden oluşan karma projenin konut bloğu olarak ortaya çıkıyor. Konut bloğunda 42 katta, 1+1 ve 2+1’lerden oluşan 617 rezidans dairesi yer alıyor.

Önümüzdeki yıl Ekim ayının sonunda teslim edilecek. Burada da metrekare fiyatları 5 bin TL civarında. Ulaşım imkânlarının da çok alternatifli olduğu bu bölgede iş merkezleri, konutlar, üniversiteler var. Finans kuruluşları, sigortalar ve AVM’ler ile çok gelişen bir bölge oldu. Bu bölgede ilk defa Antrium Residence projesini gerçekleştirmiştik. Genel merkezimiz de burada. Bu bölgeyi çok seviyoruz ve burada iş yapmaya devam ediyoruz. Üçüncü projemiz de Antplato isminde ofis projesi. Ant yapı olarak ilk defa direkt ofis projesi gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık 250 ofis biriminden oluşacak bir proje ki birleştirilerek tek katta 800 metrekareye ulaşabilen ofisler olacak. Kafe, restoran, fitness gibi çalışanların hem eğlenip hem de rahatlayabilecekleri alanlar da olacak. Avrupa Yakası’nda Basın Ekspres Yolu üzerinde 50 milyon dolar değerinde olan bu projeyle, rezidans kalitesinde bir ofis projesi gerçekleştiriyoruz.

Daha önce bahsettiğim Beylerbeyi Projesi yaklaşık 300 milyon dolar değerinde. Antasya projesi de yaklaşık 150 milyon değerinde. 3 projenin toplamı 500 milyon doları buluyor. Bunlar hasılat bedelleri. Yatırımcının çok kazanmadığını da düşünürsek yatırım bedeli olarak da düşünebiliriz.

Projelerinizin hangisi yatırımcısına daha çok kâr getirme vaadi sunuyor?
Bugüne kadar ağırlıklı olarak Anadolu Yakası’nda projeler gerçekleştirdik. Bu bölgede daha iyi tanınıyoruz. Daha çok yatırım yapmayı seviyoruz. Avrupa Yakası’nda Anthill’i yapmıştık ve o bölgeye ilk giren bizdik. Genellikle projelerimize baktığınızda yer aldıkları bölgeler için öncü proje konumunda olduğunu görürsünüz. Ataşehir’de bunun örneklerini görebilirsiniz. Orada yer alan projelerin en eskisi bizim yaptığımız site projeleridir. Genel olarak tüm projelerimizin kâr getireceğinden şüphe duymuyoruz.

Gelişecek bir bölgeyi önceden tahayyül etmek “yatırımcı hissiyatı” ile mi ilgili?
Öyle oldu bugüne kadar. Hiç yanılmadık. Nasıl ki son kullanıcı, gayrimenkulü satın alırken pazarlığını yapar biz de onun gibi arsa geliştirirken kendi pazarlığımızı yapıp onlar için çok uygun projeler yaratırız. Doğru sonuç elde edildiğinde alan da kazanıyor siz de kazanıyorsunuz. Doğru projeksiyon böyle oluyor. Ancak çok pahalı arsa alırsanız siz kazanamazsınız. O daireler de bir şekilde satılır ama prim yapmaz. Zor bir süreç olduğu için çalışan da taşeron da kâr edemedikleri işler yapmış oluyorlar.

Yurt dışında oldukça etkin bir firmasınız ve Rusya’da çok fazla yapı inşa ettiniz. Bu kadar işi alabilmek size duyulan bir güveninin sonucu olsa gerek. Bir inşaat firması yöneticisi olarak bu güveni sağlanmanızın nedenini neye bağlıyorsunuz?
Haklısınız. Bugüne kadar yaptığımız işlere bakarsanız benzer işverenlerle çok fazla iş yaptığımızı görürsünüz. Biz o güveni sağladık ki o işveren de bizimle yeni işlere devam etti. Binalar ortaya çıktıkça güven de arttı çünkü o binalar Avrupa’nın en yüksek binaları oldu. Moskova’nın en görkemli, yeni teknolojili ve konsept binalarına imza attık. Dolayısıyla ismimiz oralarda da marka olarak çok duyuldu. İki-üç tane firma vardır Rusya’da çok iş yapan. Onlardan biri de biz olduk. Çok iş yapan firmalardan olmuşuz ki ENR tarafından yayınlanan uluslararası en çok iş yapan 250 müteahhit sıralamasında her yıl ilk 100’de yer alıyoruz. Ağırlıklı olarak Rusya’da Moskova ve
St. Petersburg şehirlerinde işlerimiz devam ediyor, giderek de büyüyor. Ukrayna’da Kiev projelerimiz var ama o bölge daha yavaş ilerliyor. 20’nin üzerinde şantiyede işlerimiz devam ediyor. Yıllık 1 milyar doların üzerinde ciroyla ve milyon/metrekare ile ilerliyoruz. Bu sonuçları almamız orada yaptığımız işlerin başarısı ve bu başarının getirdiği güven ile alakalı. Hep kazanmadık tabi, kaybettiğimiz işler de oldu. Zararına da olsa bitirdiğimiz, yarım bırakmadan tamamlayarak sonlandırdığımız işler, bize duyulan güvenin temelini oluşturdu.
Rusyadaki ilk projenizi hangi sene gerçekleştirdiniz?
İlk olarak 1990’lı yıllarda gitmiştik. Konumuz askeri konut projeleriydi. Taşeronluk işleriydi. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesini gören Rus askerlerin kalması için yapılan yerlerdi. Orada iş yapan bir takım Finli, Koreli, Hintli firmalara biz alt taşeronluk yapıyorduk. Daha sonra o işler gelişti, Moskova’ya döndü. Kaba iş müteahhitliğinden ‘her şey dahil müteahhitliğe’ döndü. 1998–1999 çok zor bir dönemdi. Rusya’nın en büyük ekonomik krizinin yaşandığı dönemlerdi. O halde dahi bırakmadık orayı. Samsung firmasının Kore elçilik binasını yapıyorduk. O bizim için bir şanstı belki de. O iş devam etti ve biz orada tutunduk diyebiliriz. Çünkü çoğu firma şartlar sebebiyle bıraktı, döndü. Çok zordu o günler.
Rus çalışanların bile bankalarda paraları kalmıştı. Bizim için asıl dönüm noktası 1999-2000 diyebiliriz. Ondan sonra da işlerimiz çok arttı.

Yurt dışında proje yapmanın inşaat tekniğinizi geliştirmenize bir faydası oldu mu?
Muhakkak. Orada SOM’den Zaha Hadid’e kadar iyi mimarların projelerini yaptık. İyi mimarlar vasıtasıyla iyi malzemeler, iyi teknolojiler, iyi sistemler geliyor. Öğreniyorsunuz ki yüksek bina yapma teknolojisi ayrı bir şey. Hem mimari hem malzeme hem de üretim açısından yurt dışı çalışmalarımız ve ilişkilerimiz sayesinde çok şey öğrendiğimizi söyleyebilirim. Oralarda elde ettiğimiz know-how ile kendi ülkemizde de çalışmalar yaptık/yapıyoruz. Örneğin Anthill kuleleri Türkiye’nin en yüksek ikiz kuleleri unvanına sahip kuleler olarak bu tecrübelerin bir yansımasıdır.

Yurt dışı yatırımcılarını önemsiyor musunuz? Projelerinizi yurt dışında tanıtıyor musunuz?
Elbette. Çeşme’de gerçekleştirdiğimiz Port Alaçatı projesi’nde Avrupalılara satışlar yapmıştık. İngiliz’inden İrlandalı’sına, Fransız’ından Alman’ına kadar orada Avrupalı’ya satış yaptık. Mütekabiliyet Yasası ile gayrimenkul alma hakkı olmayan gruplara da izin verilmiş oldu ve böylelikle Körfez Bölgesi’nden oldukça ilgi doğdu. Biz tam olarak Mütekabiliyet Yasası’nın hitap ettiği bireysel satın almayı yapan kitleye sattık. 300–500 konut satılan toplu satışlar zaten hep vardı. Ticari alımları yapanlar, kâr edecekleri zaman satıp çıkıyorlar. Ancak asıl hedeflenen, alıcıların Türkiye’de yaşamalarıydı. Biz de projelerimizde bu tür satışları yaptık.

Gayrimenkul yatırımcıları, İstanbul’un hangi bölgelerinden alımlarını gerçekleştirirlerse kâra geçerler?
Merkez bölgeler hiçbir zaman değer kaybetmez. Dünyada da bu böyledir. Belki artık çok büyük primler olmuyor ama hiçbir zaman da değerler düşmüyor. Onun dışında İstanbul özelinde metro ve çevreyolu güzergahlarına ve havalimanı gibi noktalara yakın yeni bölgeler kâr getirir diye düşünüyorum. Anadolu Yakası’nda Riva tarafları, Avrupa Yakası’nda Kemerburgaz, Göktürk ve Arnavutköy tarafları ve yeni metro hatlarının geçtiği yerler.
Kentsel dönüşüm çalışmaları başladığından beri inşaat sektörünün gündemi bu konu oldu. Sizin bu alandaki çalışmalarınız neler?
Kentsel dönüşüm ile ilgili Fikirtepe’den başlayarak birçok proje bize geldi. Ancak açıkçası biz çok içinde olmak istemedik. Kat maliklerine yüzde 80’lere varan oranda pay vermek işin içine inşaat maliyetleri girdiğinde, Bağdat Caddesi dışında kalan noktalarda çok da mümkün olmuyor. Müteahhidin de kazanması için emsal artışı gerekiyor. Emsal artışı gelince de sayısız başka sorunlar geliyor o bölgelere, tıpkı Fikirtepe’de olduğu gibi. Burada yerel yönetimlerin uzlaştırıcı olması, kat maliklerinin de deprem gerçeğini de göz önünde bulundurarak anlaşmalar sağlanması gerekiyor. Eski kat maliki varolan evi büyütüp bir daire alsa emsal gerekliliği olmadan zaten eski ev dönüşümünden bir kârı olacak. Ama iş 2 ev, 3 ev isteme noktasına gelince mümkün olmuyor.

Mehmet Okay ile 5 dakika

Şu anda durduğunuz yer, çocukluk hayaliniz miydi?
Çocukken elbette kardan, çamurdan evler yapar, oyunlar oynardık. Bugün insanların içinde yaşam sürdürebildiği gerçek evler yapmak bir hayal değil artık. Ancak bunun ardında çocukça bir hevesten daha önemli şeyler var. Biz dört ortak olarak profesyonel hayattan geldik. Mesa’da çalışıyorduk. Daha sonra ayrılıp Ant Yapı’yı kurduk. Bugün bu profesyonel projeksiyonun sonuçlarını görüyoruz.

Kendi firmanız olmasaydı hangi projeden gayrimenkul alırdınız?
Yetiştiğim yerden, Mesa’dan.

Hangi semtte oturuyorsunuz? Orayı tercih etmenizin nedeni nedir?
Şu an Altunizade’de oturuyorum. Merkezi olması sebebiyle burada oturmayı tercih ediyorum. Hafta sonlarımızı Riva’da değerlendiriyoruz. Buradan sonra geçeceğimiz yer Beylerbeyi’ndeki projemiz Antteras olur.
Evde olduğunuz zamanlarda nelerle uğraşırsınız? Evdeki Mehmet Okay kimdir?
Aslında neye vakit kalırsa onu yapmaya çalışıyorum. Tenis oynamak ve evin içindeyken de bir iki spor haberi dinlemek oldukça hoşuma gider. Bir inşaat firmasında çalışıyorsanız uzun saatlerinizi işte geçiriyorsunuz.

Eve dönüş saatinizin geç oluşu rutin bir ev yaşamına izin vermiyor. Yazın Alaçatı’da olmak ve önceleri sörf şimdilerde yelken yapmak güzel kaçamak anlarım.

Evinizin dekorasyonuyla ilgili kararları kim verir?
Eşimle beraber karar alırız.

Kendi eviniz için iç mimarlarla çalışır mısınız?
Ortağımızın eşi Zerrin Tokman iç mimardır. O konularda kendisi ve eşim gerekli düzenlemeleri yaparlar. Projelerimizin örnek dairelerinde de Zerrin Hanım’ın emeği vardır.