Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Fuar’a Seranit Grup olarak tam bir çıkarma yapıyoruz

Seranit Grup’u rakamsal olarak tanıtır mısınız? Seranit, Serra, Seranit Yapı Gereçleri’nin çalışma şekillerinden bahseder misiniz?
[kutusol=4231]Seranit’in 2001 yılında 2 milyon metrekare olan üretim kapasitesi 2014 ün ilk üç çeyreğinde Seranit ve Serra markalarıyla 18.5 milyon metrekareye ulaşmış durumda. Bu da basit bir hesapla, 13 yılda 9 kattan fazla üretimimizi artırdığımız anlamına geliyor. Büyüme ihracatla da kol kola yürüyor.
Artık dünyanın 72 ülkesinde Seranit Grup ürünlerini bulmak mümkün.

Seranit Grup, altında dört farklı şirket ve markayı barındıran bir grup çatı şirketi. Seranit Porselen, ilk ve lokomotif olarak adlandırdığımız, sektörümüzde lider olduğumuz en köklü şirketimiz. Ardından gelen Serra Seramik, porselenin kardeş ürünü olarak 3 yıldır aktif olarak pazarda kendini gösteriyor. Vanucci markası ile mutfak ve banyo mobilyası üretiyoruz.
Seranit Yapı Gereçleri’nde tamamen inovatif tabanlı, daha yenilikçi, önceden hiç olmayan pazarları yaratmaya aday ürünleri çıkarttığımız bir yapı grubu malzemesi şirketimiz. Genel olarak tamamlayıcı ürünler üretmeye çalışıyoruz. Mekânları bütün olarak ele alıp son kullanıcıya bir konsept sunmaya özen gösteriyoruz. Markaların çalışma şekilleri bu nedenle hep birbirlerini tamamlaması göz önüne alınarak yaratılıyor ve yönetiliyor.
Vanucci bir mobilya serisi çıkardığında Serra da ona uygun bir karo serisi mi çıkarıyor?
Aslında onu en baştan tasarlıyoruz. Tasarım trendlerini belirlerken tüm firmalarımızın tüm markalarımızın aynı trend üzerinden yürümesine dikkat ediyoruz. Böylelikle otomatik olarak bunların hepsi bir yap-boz’un parçaları gibi mekânda kendini tamamlıyorlar.

Yeni dönemde hangi ürünleriniz tüketicilerle buluşacak? Unicera’da bir lansman gerçekleşecek mi?
Hem Serra hem Seranit olarak 2015 yılında tüm ürün gamımızı neredeyse yeniledik. Bizim sektörümüzde ürün çok hızlı yaşlanan ve tüketilen bir tasarım yapısına sahip. Dünyadaki tasarım trendleri de keza o şekilde çok hızlı değişimler gösteriyor.
Gerek renkte gerek dokuda gerek mekânsal girdilerde… Biz de 2015 yılında çok daha köklü sayılabilecek bazı revizyonlar yaptık. Yine kalite standardımızı bozmadan kendi trendimizi kendimiz belirleyerek yeni bir ürün grubu hazırladık ve Unicera Fuarı’nda bunların hepsini lanse edeceğiz. İçlerinden bir tanesini orada sadece göstereceğiz ama Fuar ertesi büyük bir lansmanla ayrı bir seri olarak tüketicilerle buluşturacağız.

Seranit ve Serra, TSE Çift Yıldız Belgesi aldı. Sektörünüz için “kalite” ne anlama geliyor? Ne olduğunda ürüne kaliteli denebiliyor?
Tüm sektörlerde TSE’nin belirlediği standartların çok üstünde üretim yapan firmaları baz alarak bazı yeni kriterler belirlediler. Bu yeni kriterler çerçevesinde üretim yapan firmalara TSE Çift Yıldız belgelerini verdiler.
Bizim dışımızdaki tüm sektörlerde bu belge hep Türkiye’nin büyük oyuncuları tarafından alındı.

Seranit Porselen açısından zaten tartışmasız olarak bu belge bizimdi çünkü Seranit Porselen pazarın büyük payına hakim durumda. Kalite standardımız yıllardır aynı seviyede ve biz bundan hiç taviz vermiyoruz.

Bana göre ve şirketimiz adına da Serra Seramik’te bu ödülün alınabilmiş olması çok manidar. Serra Seramik üç yıllık bir şirket. Serra Seramik’in pazardaki rakipleri 40-50 yıllık. Böyle bir pazar içerisinde üç yıllık bir firmanın bu standardın altını çiziyor olması, bizim için gerçekten çok anlamlı ve önemli. Emeği geçen üretim, toplam kalite, pazarlama ekiplerinin katkısı büyük.
Bu çalışmalar, şirketimiz adına çok büyük bir yol kat ettirdi bize. Seranit Porselen ve Serra Seramik olarak sektörümüzde ilk biz bu belgeyi aldık ama bizden sonra bizim belirlediğimiz kriterlerle bir firma daha aldı. Ancak o da tüm kategorilerinde değil sadece yer karolarında aldı. Şu anda tüm kategorilerde bu kaliteyi onaylatabilmiş tek firma biziz.

Tasarım süreçlerinizden ve ekibin yapısından bahseder misiniz? Hangi tasarım firmalarıyla çalışıyorsunuz?
Tasarıma çok önem verdiğimizi vurgulamak istiyorum. En çok kopyalanan markayız. Bu da bizim açımızdan bir problem. Eskiden bununla çok uğraşıyorduk. Artık uğraşmayı bıraktık. Çünkü şu anda üretim yapılan teknoloji kopyalamaya çok müsait.
Bir ürünü piyasaya sunduğumuz anda kopyalanıyoruz. O nedenle biz daha zor kopyalanır diyelim ya da altının fikren dolu olduğu, tasarım taraflarına doğru yöneldik. Hep uluslararası tasarımcılarla,  Türkiye’den de iyi tasarımcılarla çalıştık. Bahar Korcan da çalıştığımız tasarımcılardan biridir. Disiplinler arası bazı tasarımcılarla birçok iş birlikleri yaptık. Türkiye’de iyi anlamda bilinen mimarlara karo tasarlattık. Unicera’da bunları da göreceksiniz.

Bunun yanı sıra 2015 yılı için Serra Seramik’te Depaan isimli önemli bir tasarım grubuyla, Seranit Porselen’de ise Pınar&Viola isimli Fransız bir ekiple çalıştık. Her ikisinden de çok ümitliyiz. Hem tasarım dünyasına hem sektörümüze enteresan ve güzel bazı görüşler getirecek.
Seramik üretiminin çevreye olan etkileri neler? Seranit nasıl bir çevre politikası izliyor? Rakiplerinden hangi noktalarda ayrılıyor?
Öncelikle seramikte de porselende de hammaddemiz hep doğal. Kilden, topraktan, doğadan aldığımız malzemeyi yine doğal ortamlarda pişiriyoruz ve son kullanıcıya gönderiyoruz.

Özellikle altını çizerek söyleyebilirim ki zehirli ya da radyoaktif hiçbir madde bizim bileşenlerimizde yer almıyor. Bu son kullanıcının da çok dikkat ettiği bir şey çünkü sonuçta tenimizin değdiği bir malzemeden bahsediyoruz. Bu nedenle her tür katkıdan yüzde 100 arınmış durumdayız. Zararlı denen hammaddelerin en başında gelen kurşun kadmiyumdur.
Rakiplerimizde çok duyarsınız, nano teknolojili porselen, nano teknolojili seramik diye. Bu nano lafını duyduğunuz zaman işin içinde kurşun kadmiyum giriyor. Bu maddeler yüzde 100 zehirli ve temasla vücuda yayılabilen bir malzeme. Biz bunların hiçbirini kesinlikle kullanmıyoruz. Biz bu nedenle leke tutmama, su emmeme ya da solmama gibi özelliklerimizi farklı teknolojiler kullanarak, reçeteleri bizde gizli olacak şekilde üretiyoruz ve kesinlikle hiçbir reçetemizde zehirli hammaddemiz yok. Onun dışında doğaya hiçbir atığımız yok. Atığımız olmadığı gibi enerji verimliliğine de çok önem veriyoruz. Fabrikalarımız içerisinde enerji geri kazanım sistemlerimiz var. Fırınlarımızın çıkardığı binlerce derecelik ısıtılmış havayı atmosfere vermeden önce başka bir ürünümüzün –yapı gereçlerinin- üretiminde kullanıyoruz. Hem enerjiyi geri dönüştürmüş oluyoruz hem de enerji tüketimimizi azaltmış oluyoruz. Doğaya verdiğimiz zararlı bir atığımız olmadığı için de çevreci bir firmayız. 2015 yılında çevreci yanımızı bir parça daha konuşuyor olacağız. Bununla ilgili başka adımları gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 
Doğal bir hammadde kullanmak ürününüze fiyat avantajı olarak mı yansıyor?
Açıkçası fiyatla rekabet etmiyoruz. Ancak fiyatlarımız her zaman erişilebilir marjlarda kalıyor ve buna çok dikkat ediyoruz. Bir ürünün inovasyon çalışmasından sonra çıkan fiyatla piyasaya sunduğumuz fiyat arasında çok ciddi bir fark var. Biz öncelikle ürünü maksimum efektiflikle hazırlıyoruz. Dolayısıyla fiyatı yüksek çıkıyor. Başka çalışmalarla bunu telafi ediyoruz. Buna rağmen fiyatla rekabet etmiyoruz. Şirket politikası gereği ne porselende ne seramikte ne de yapı gereçlerinde fiyat rekabeti gözetmiyoruz. Biz daha çok kaliteyle markamızla ve markalarla rekabet ile ilgili konulara yoğunlaşıyoruz.

Dünya Ekonomik Forumu’nda en hızlı büyüyen şirket unvanına layık görüldünüz. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu konu bizim için önemi büyük bir kriter oldu çünkü sektörel bir çalışma değildi. Türkiye’deki tüm şirketleri kapsayan bir araştırmanın sonucunda aldığımız bir ödüldü. Bu ödüle layık görülen tek Türk şirketi olduk. Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum/WEF), Deloitte, PWC, EY gibi uluslararası denetim firmalarından şirket önermelerini istiyor. Hiçbiri ile çalışmamamıza rağmen biz önerildik ve büyük bir denetim süreci geçirdik. EY, bizi çok uzun ve detaylı bir şekilde inceledi. Büyüme eğrilerimizi ve gidişimizi, istikrarlarımızı pozitif buldular ve bizi bu foruma aday olarak gösterdiler. Forum da bizi birinci seçti. Bizim için çok büyük bir gurur kaynağı. Bu sene de WEF, Türkiye’de düzenlendi. Ödülümüzü Türkiye’de aldık. 2015 yılında da başarımızı ödülle taçlandırmaya devam etmek istiyoruz. Özellikle tasarım alanına çok yatırım yapıyoruz. Dolayısıyla bu alandaki ödülleri almak istiyoruz.

Mimarlar neden Seranit’i seçmeli?
İki sebeple. Birincisi, bu firmaya sırtlarını çok rahat dönebilirler çünkü firma, her zaman ürününün arkasında. Bizim için müşteri memnuniyeti en üst seviyedeki kriter. Müşterimiz memnun olana kadar çalışmaya, çalıştırmaya ve üretmeye devam ediyoruz. İkincisi de gerçekten ürünümüz çok kaliteli.
Ederinin karşılığını veren bir firmayız. Mimar bizim ürünümüzü kullandığında ya da kullanılmasına vesile olduğunda uzun yıllar boyunca o ürünle ilgili hiçbir problemle karşılaşmayacağından, tasarım olarak özgün bir şey aldığından emin olur. Böyle bir firmanın her zaman onun arkasında olduğunu da bilir.

Müşteri bağlılığını sektörünüzde görüyor musunuz?
Kesinlikle görüyoruz. Hiçbir müşterimizi kaybetmediğimiz gibi işlerimiz hep referansla geliyor. Her tepki deneyim ile ilgili oluyor. İnsanlar ürünlerimizi deneyimledikten sonra başkalarına da tavsiye ediyorlar. Bizde iş hep başka işleri getirdi.

Sektörünüzde hammadde sorunu yaşanabileceğinden bahsediliyor. Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi ve çözüm önerilerinizi paylaşır mısınız?
Birçok farklı rezervden kil alıyoruz. Her ürünümüz farklı grup kille üretiliyor ve her birinin farklı reçetesi var. Bizim kullandığımız killer çok güvenilir kaynaklardan elde ediliyor, bazısı Türkiye’den bazısı Ukrayna’dan sağlanıyor.
Ürünlerin hammadde alımlarını anlık ürün siparişi girdiğinde değil, yıllık bazda yapıyoruz. O nedenle yıllık hiçbir risk taşımıyoruz.
Bunları alıp kendi rezervlerimize koyuyoruz ve sürekli üretimlerimizde kullanıyoruz. Bu, büyük bir sermaye yatırımı gerektiriyor ama ürün kalitesini başka türlü korumak mümkün olamıyor. Çünkü kil her seferinde birebir aynı sonucu veremiyor. Çok benzer ürünler çıkabiliyor ama doğal bir ürün olması sebebiyle aynısı olmuyor. Farklı zamanlarda alınan killerden üretim yaparsanız doku ve renk farklılıklarıyla karşılaşabilirsiniz. Böyle bir sonucu kabul edemediğimiz için toplu alım ve toplu üretim yapıyoruz. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı öngörmüyoruz.

İhracatı odak alan seramik üreticileri için bir kriz yaşanabilir mi? Türkiye seramik sektörünü küresel bazda değerlendirir misiniz?
Kurdaki hareketlilikten etkilenen bir firma yoktur diye düşünüyorum. Kurlardaki hareketlilik, bizim ve tedarikçilerimizin en büyük problemlerinden. Geçmişe göre hareketlenmeler daha minimal olsa da şirketlerin büyük hacimleri sebebiyle o minik hareketler dahi ciddi sonuçlar doğuruyor. Bence asıl sorun tedarik ya da hammadde ithalatı değil, esas sorun dünyanın genelinde olan siyasi ve ekonomik olaylar. Ortadoğu’da sürekli gerginlikler var.
Rusya, Ukrayna ve Avrupa bir krizde. Bu bütün dünyada ciddi bir problem var demek değil. Ancak odak noktalarının kaydığının da bir göstergesi. Kanada pazarı, Amerika pazarı açılıyor. Ukrayna, Rusya daralıyor ama Türkiye açılıyor. Bunları yakından takip edip buna göre hızlı aksiyon alırsanız alacağınız darbeler de düşük seviyede olur. Bu anlamda ihracatımızı yönlendiren tecrübeli danışmanlarımızın katkısı büyük çünkü iyi işler çıkarıyorlar.

Unicera Fuarı’nda nasıl bir çalışma yapacaksınız? Ziyaretçileriniz nasıl bir Seranit’le karşılaşacak?
Unicera Fuarı’na çok güveniyoruz. Özellikle İspanya’da düzenlenen Cevisama Fuarı’nın çok ciddi anlamda zayıflamasıyla Türkiye’deki seramik fuarı Unicera’nın değeri daha da arttı. Bu sene alanımızı da oldukça büyüttük. Bütün ürünlerimizi oraya hazırlıyoruz. Fuar’a Seranit Grup olarak tam bir çıkarma yapıyoruz.

Uluslararası boyut kazanmaya çalışıyor fuar. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz? Destek ve önerileriniz neler?
Özellikle son 3 senedir yabancı ziyaretçi sayısı oldukça artış gösterdi. Biz de bu çalışmaları destekliyoruz. Türkiye Seramik Federasyonu da bu anlamda çalışmalar yapıyor ve yapmaya da devam edecek gibi duruyor. Biz hiç olmazsa 200 tane tedarikçimizi davet ediyoruz. Unicera’nın lokal olmaktan çıkıp biraz daha global olması adına bence tüm katılımcıların maksimum eforu sarf etmesi gerekiyor. Hem Türkiye için bir değer, hem de sektörü çok hareketlendirecek bir operasyon olduğunu düşünüyorum.
Sanata ve sanatçıya destek projesi kapsamında hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Ben de bir tasarımcı olarak, tasarımın her zaman disiplinler arası olması gerektiğini düşünüyorum. Bir mimar, bir kıyafet; bir ressam da bize karo tasarlayabilir. Hep bu mantıkla bakıyoruz. Hatta böylesi yorumlar, çok daha özgün olabiliyor. Çünkü öbür türlü, mesleki kısıtları bilerek davranıyorsunuz ve bu sizin alanınızı daraltıyor. O nedenle biz önceden yaptığımız gibi bundan sonra da yine farklı tasarımcılara destek vererek onları manevi anlamda büyüterek bizlere katkı sağlamasını arzu ediyoruz. Hep de bu etkileşimi korumayı planlıyoruz. Sanatın, sanatçının, kalitenin, gustonun olduğu her yerde olmaya çalışıyoruz.

2015 için Seranit’in nasıl bir yol haritası var?
Kendi marjlarımızda, kendi kalitemizle büyüyeceğiz. Kapasiteden önce kalite olarak büyümeyi hedefliyoruz. Çünkü niteliğin, nicelikten önemli olduğuna inanıyoruz. Bunun yanı sıra hacmimiz de gelişiyor. 90 gün önceden gidiyoruz, 90 günlük stoklarımız, üretim hatlarımız kapalı. O yüzden hacimsel bir takım yatırımlar düşünüyoruz ama ürüne koyduğumuz katma değeri daha da artırmak, ciromuzu artırmak, karlılığı artırmak daha ön planda. Birçok rakibimiz krizi fırsat bilerek İtalya’daki, İspanya’daki fabrikaları satın aldılar ve bu şekilde yüzde 100 Türk iken “made in Spain, made in Italy” damgalarını basıyorlar karolarına. Biz bunun tam karşısında duruyoruz. Yüzde 100 Türk’üz, bütün yatırımlarımız Türkiye’de, Türkiye’ye değer katıyoruz. 2015’te de yine Türkiye’ye katkı vermeyi hedefliyoruz.