Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Rekabeti fırsat olarak görüyor: Hüppe

Ürün verdiğiniz sektörde pazar payının yüzde kaçına sahipsiniz? Rakamsal olarak Hüppe’yi tanıtır mısınız?
[kutusol=4362]Ayhan ARABACI: Hüppe olarak Türkiye pazarına 1995 yılında Intermart firmasını satın alarak girdik. Intermart, Türkiye’yi duş kabini ile tanıştıran firma ve Duşakabin ismi de İntermart’ın markası. Şu anda Türkiye pazarının yüzde 16’na sahip olarak sektörde lider konumdayız. Yaptığımız yatırımlarla çeşitli modellerde, yıllık 120 bin adedin üzerinde kabin üretiyoruz. Üretimimizin yarıdan fazlasını ihraç ederek Hüppe Türkiye tesislerini dünyadaki diğer Hüppe organizasyonlarının ana üretim üssü haline getirdik. Bu yönüyle Türkiye operasyonumuz, hem satış hem üretim performansı bakımından son derece başarılı bir operasyon olarak değerlendirilebilir.

Hangi ürününüzü lokomotif olarak değerlendiriyorsunuz? Ürün gamınızdan bahseder misiniz?
▶ Ürünlerimiz genel olarak dizayn dünyasının modern çizgileri ile her yıl yenilenir. Ancak bu yıl duş kabini ürün gamımızda radikal değişimler yaptık, modellerimizin yarıdan fazlasını yeniledik, son trend çizgileri barındıran modellerimiz seçkin seramik mağazalarında yerini almaya başladı. Türkiye’de bir ilk olan raysız kayar kapı sistemine sahip Xtensa modeli duş kabinimiz, Avrupa’da birçok tasarım ödülünü alarak yılın favorisi konumuna geldi. Benzersiz menteşe tasarımı ile Aura modelimiz, belli bir stili tasarımlarına taşımak isteyen mimarların özellikle tercih ettikleri Premium bir ürün sınıfımız. Bununla birlikte hem modern hem de kolay erişilebilir fiyat düzeylerine sahip Aliva, X1 ve X0 modellerimiz farklı kapı ve giriş seçenekleri ile profesyonellerin vazgeçilmezleri konumunda.

Tekne ve küvet tarafında ise beğenileri yüksek ve seçkin bir ürün yelpazesine sahibiz. Özellikle Solid diye tabir ettiğimiz doğal mineral esaslı teknelerimizle yerine özel boyutlar ve farklı renkler sunabiliyoruz.
Solid teknelerde sağladığımız taş ve ahşap doku seçenekleri ile özgün mekânlar yaratmak isteyen mimarlara geniş bir uygulama olanağı sunuyoruz. Hidromasajlı küvetlerimiz, sektörün en iyilerinden ve tarz sahibi ürünler olarak özellikle tercih gören ürünler. Özet olarak, tekne ve duş kabini modelleri ile Hüppe ürünlerini, banyo dünyasında beğenileri en üst düzeyde karşılayan üst segment ürünler olduğunu ifade edebiliriz.  

Hüppe Global bir marka olarak yurt dışında marka bilinirliğini artırmak için nasıl çalışmalar yürütüyor? Hüppe Türkiye’nin bu konuda üstlendiği çalışmalar var mı?
▶ Her şeyden önce tüm Hüppe ürünleri Avrupa’da tanınmış dizayn şirketlerinin fikirleri ve emeği ile şekil buluyor. Üretim gücü, yaygın satış ve hizmet ağı, etkili tanıtım ve her şeyden önemlisi müşteri merkezli dürüstlük önemli ve sarsılmaz özelliklerimizden. Bütün bu süreçler istikrarlı bir şekilde bir arada yürütülünce markamız sürekli dinamik ve dünyaca tanınır olmaya devam ediyor.
İletişim mecralarında genelde profesyonellerin takip ettiği yayınlarda ve özellikle markamızla uyumlu tasarım dergilerinde yer almaya özen gösteriyoruz. Bununla birlikte bayi seçimlerimizi özenle yapıyor ve seramik mağazalarındaki teşhirlerimizi ve görünürlüğümüzü çok güçlü tutuyoruz. Ayrıca, satış sürecinde çok önemli bir halkayı teşkil eden bayilerimiz ve mağaza satış danışmanları ile ilişkilerimizi sürekli dinamik kılmaya özen gösteriyoruz. Profesyonellere kılavuzluk eden çok detaylı bir fiyat kataloğu çıkartıyoruz. İçerik açısından zengin olmakla birlikte kullanımı son derece pratiktir ve her yıl iş ortaklarımızın görüşleri doğrultusunda yenilenir.

Bunlara ilave olarak, özellikle son yıllarda referans projelerimizde outdoor ilanlara ağırlık vererek bizzat kullanıcılar nezdinde farkındalığımızı artırıyoruz.  
AR-GE yatırımlarınızdan bahseder misiniz?
▶ AR-GE faaliyetlerimiz Hüppe markasının olmazsa olmazları arasında. Almanya ve Türkiye’deki üretim tesislerimizde alanında uzman mühendislerin yer aldığı AR-GE birimlerimiz üç beş yıl sonraki ürünlerimizin hazırlıklarını yapmakla birlikte mevcut ürünlerimizin farklı uygulama olasılıklarına yönelik olarak da müşterilerimize aktif destek sağlanıyor.

“Green Marketing” dünyada belki son 20 yılın favori pazarlama taktiği ancak Türkiye’de son birkaç yılda önemsenir oldu. Bu alanda sizce en çok hangi taktikler kullanılıyor? Hüppe’nin çevresel fayda faaliyetleri, diğerlerinden hangi noktalarda ayrılıyor?
▶ Anatomik olarak duş kabini farklı yarı mamullerin (cam, alüminyum profil ve çeşitli tamamlayıcı aksamlar) bir araya getirilmesi ile oluşuyor. Hüppe, gerek kendi üretim proseslerinde ve gerekse tedarikçilerinin üretim proseslerinde çevreye zarar verici süreçleri bünyesinde barındırmaz.

Tasarımlarında gittikçe daha minimal ve daha az alüminyum sarfiyatına sahip modeller geliştirir. Çoğunlukla, ürünlerinde kimyasal işlemlerden ziyade mekanik işlemlerle parlatılan alüminyum profilleri tercih eder. Aynı şekilde, tekne grubu ürünlerinde de doğal minerallerden elde edilen hammadde kaynaklı modellere ağırlık vererek doğal olanı bir adım önde tutar.    

Ürünlerinizin estetik fonksiyonları da bulunuyor. Tasarım süreçlerinizden bahseder misiniz?
▶ Hüppe’nin ürün serüveni tasarımla başlar. İnovasyon yanında Hüppe’yi farklılaştıran en önemli yönü, ürün tasarımında Avrupa’nın ünlü dizayn şirketleri ile çalışması. Jetty Joop, Target Design ve şu an için çalıştığımız Phoenix Design bunlardan bir kaçı. Karim Rashid ve Porsche Design, yeni bir takım çalışmalara başladığımız diğer dizayn ortaklarımız. 

Hüppe, dünyaca ünlü bu ürün tasarım ofisleri ile birebir çalışarak ve güçlü bir AR-GE ekibi ile bir ürünü, tasarımından tedarik olanaklarına, üretimin tekniğinden montaj detaylarına kadar ve son olarak kullanıcı testleri ile üç dört yıl önceden başlayarak yaratır. Dolayısıyla çok güçlü bir ürün yaratma geleneğimiz var. Bu köklü süreç, üst düzey kaliteli ve uzun ömürlü ürünlerin oluşmasını sağlar.
Rekabet, zorlu zamanlarda kendini daha çok hissettirir. Sizce ekonomik, siyasi dalgalanmaların olduğu dönemlerde yapı ürünleri sektörü nasıl etkileniyor? Hüppe nasıl etkileniyor?
▶ Rekabet her zaman var olan bir fırsat ama nitelikli olanı makbul. Hüppe olarak, orta, üst ve premium segmente hitap eden geniş bir ürün portföyümüz mevcut. Pek tabii, ekonomik buhranların yaşandığı dönemlerde herkes gibi bizler de etkileniyor ve ona göre pozisyon alıyoruz. Bu pozisyon alma, gerek harcamalarımızı düzenleyerek ve gerekse de uygun ürünleri ön plana çıkarmak şeklinde gerçekleşiyor. Ancak, bu hiçbir zaman ürün kalitesini düşürmek suretiyle fiyatları daha erişilebilir kılmak şeklinde cereyan etmez. Bizde, kaliteden asla taviz verilmez. İster istemez bu güzel ürünlerin bir maliyeti var ve operasyonlarınıza devam etmek için bu bedeli almak zorundasınız.

Hangi ürünün tercih edileceğini müşterilerimiz belirler, kriz dönemlerinde hemen hemen tüm ürün gamımız satış görür, ancak ekonomik konjonktürün seviyesine göre tasarımdan ziyade fonksiyonu ön planda olan ürünler bir adım önde olabilir.
Bizce, en önemli konu, ekonomik gidişatı önceden sezip uygun ürün karmasını oluşturmak ve satış organizasyonlarınızı yeni duruma göre reorganize etmektir.

Hüppe, 2015’in, ilk altı aylık ekonomik verilerinden memnun mu? İkinci yarı için nasıl bir yol haritası var?
▶ Geride bıraktığımız yılı çok iyi bir seviyede kapatmış ve bu yıl da bunun üzerinde bir performans sergilemek suretiyle tüm Hüppe organizasyonları arasında Hüppe Türkiye’yi en üst seviyelere çıkartmış durumdayız. Bu yıl, aşırı büyümeden ziyade büyüme trendimizi istikrarlı kılmak için gerekli olan organizasyonlarımızı ve operasyonel alt yapımızı inşa etmeye odaklanmış durumdayız. Talep yönündeki ekonomik göstergeler tahmin ettiğimiz gibi gelişiyor, yılın yarısında bir seçim dönemi atlatmış olmamıza rağmen ilk yarıyı son derece olumlu kapatmış bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemin hükümet kurma ve yeni hükümetin iktidara alışma çalışmaları nedeniyle, proje ağırlıklı pazar niteliği taşıyan Türkiye konut sektöründeki endüstriyel üreticilerin yatırımlarını mevcut durumlarını korumak şeklinde devam ettireceklerini ve esas çıkışın 2016 ve sonrasında yaşanacağını düşünüyor ve ona göre hazırlıklarımızı yapıyoruz.