Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

BREEAM Uluslararası Değerlendiricisi Y. Mimar Uğur Kaya

Binalarda enerji performansı yönetmeliği ile Türkiye enerji verimliliği konusunda büyük bir adım attı. Yeni binalarda ısı yalıtımı uygulamaları zorunlu hale geldi. Bu sayede yeni yapılan binalar enerji tüketimi açısından sürdürülebilir performanslara ulaşabilir diyebiliriz. Ancak bir binanın tam anlamıyla sürdürülebilir olması için birçok farklı performansı bir arada karşılaması gerekmektedir. Dünyada ve Türkiye’de uygulanan sürdürülebilir bina değerlendirme sistemleri de birden çok kriteri bir arada inceliyor.

Günümüz Türkiye’sinde devlet politikası ile desteklenmeyen uygulamalar tabana yayılmakta güçlük çekiyor. Diğer taraftan toplam yapı stoğunun küçük bir dilimini oluşturan kalite beklentisi yüksek ticari yapılar ekonomik anlamda bağımsız hareket edebildikleri için sürdürülebilir bina sistemlerini projelerine dahil edebiliyorlar. Ancak, Türkiye’de yapı stoğunun yüzde yetmişinden fazlasını konutların oluşturduğu göz önüne alındığında en düşük maliyetin hedeflendiği yapılara bu sistemleri dahil etmek zorlaşıyor. Yine de sürdürülebilirlik performansları parçalar halinde uygulanarak zamanla tüm sektörde uygulanabilir bütüncül bir sisteme ulaşabilir. Bu sürecin ilk örnekleri arasında enerji verimliliği yönetmeliği yer alıyor. Devletin uygulamaya geçmesi ile birlikte gelecekte daha fazla sürdürülebilir performans ölçütü mevzuata dahil edilebilir.

LEED ve BREEAM binaya gözle görülür kalite katan ve bir sertifika ile bunun garantisini veren sistemlerdir. Türkiye’de yapı üretiminde, özellikle konutlarda yap-sat modeli uygulandığı için müteahhit konumunda yer alan aktörler ilk yatırım maliyetindeki ekonomik karı yapının tüm yaşamı boyunca sergileyeceği kaliteye tercih edebiliyorlar. Bu nedenle Türkiye geneline bakıldığında, zorunlu olmadığı sürece binanın kalite çıtası standardın üzerine taşınmıyor. Ancak hedef kitlesi kalite beklentisi yüksek kullanıcılardan oluşan yapılar için durum değişiyor. Bu sefer güvenilir uygulama arayışına giren yatırımcı ve kullanıcılar yeşil bina sistemlerine yönleniyorlar. İyi bir fizibilite çalışması ile bu sistemlerin hem yatırımcıya hem de son kullanıcıya karı net bir şekilde ortaya konabiliyor. Çünkü bu sistemlerin yapıları esnektir. Yani sürdürülebilir bir binaya ulaşmak için birden çok yol var. En uygun yol seçilip sonuca ulaşılabilinir.

Dünyada sürdürülebilirliğin bir doku haritası yapılsa ayrışım kıtasal olarak gözlenebilir. Amerika, Avrupa ve Okyanusya’da ekonomik gelişmişlikten bağımsız olarak kentlerde ve yapılarda sürdürülebilirlik yaklaşımları bir yapılaşma kültürü olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin ekonomik olarak çok güçlü olmamasına rağmen Brezilya’da kentsel tasarım ve yapı tasarımı alanlarında dünyaya yön veren ekolojik yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Metropolleşen kentlerde insanların kent ile iletişimini kuracak yapılaşma stratejileri ortaya çıkıyor. Yerel uygulamalar ile o yöre insanının sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına uygun çözümler aranıyor. Tüm bu ülkelerin genel yapısına bakıldığında ise uygulamaların devlet ile bir işbirliği çerçevesinde gerçekleştiği gözlemlenmektedir.

Türkiye uygulanan uluslararası sertifika sistemleri kendi anavatanlarında da belirli bir kalitedeki teknolojik, kültürel ve ekonomik altyapı üzerine kurulmuşlardır. Kalite yaklaşımı her ülke için değişmektedir. Türkiye ya da bir başka ülke için uygulanabilir çözümlerin en büyük destekçisi devlet politikalarıdır. Sürdürülebilir sistemlerin uygulandıkları tüm ülkelerde devlet teşviklerine ve değişen altyapısal sistemlere; örneğin standartlar ve yönetmeliklere rastlanmaktadır.

Türkiye yapı sektörü çok hızlı gelişiyor. Sürdürülebilir yapılar ve kentler için uygulanacak her küçük adım büyük faydalar sağlayabilme potansiyeline sahiptir. Özel sektör, üniversiteler ve STKların bu alanda çalışmaları devletin şemsiyesi altında birleştirilebilirse her kesimden vatandaşın faydalanabileceği bütüncül bir sisteme ulaşılabilir. Dünyadaki sertifika örneklerinde de yukarıdaki katılımcıların birlikte yol aldıkları görülmektedir.