Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sur

ÇEDBİK ve faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Türkiye’de yeşil bina kavramı Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin kurulmasıyla 2007 yılında tanınmıştır. Dünya Yeşil Binalar Konseyi (WGBC: World Green Building Council) altında kurulan Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği yeşil binaların Türkiye’de yaygınlaşması için çalışmalar yürütmektedir. 25 kurucu şirket ve üyeyle yola başlayan derneğimizin Şubat 2013 itibariyle 135 üyesi vardır. Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin misyonu, Türkiye’deki inşaat sektörünün sürdürülebilir ilkeler ışığında gelişimine öncülük etmektir. Bu yönde, hem kamu hem de özel kurumlar ile yakın ilişki içerisinde olan derneğimiz, yeşil binaların Türkiye’deki yaygınlaşması için eğitimler ve konferanslar düzenlemekte ve pilot projeler geliştirmektedir. Derneğimizin üyeleri arasında; malzeme üreticileri, inşaat firmaları ve müteahhit şirketler, enerji ve kamu hizmeti şirketleri, kar amacı gütmeyen ve çevreci organizasyonlar, üniversiteler ve araştırma enstitüleri, kamu kuruluşları  yer almaktadır.

Yeşil bina kavramından bahseder misiniz?

Doğayla uyumlu yeşil binalar, yapının arazi seçiminden başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirildiği, sosyal ve çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlandığı, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, doğal ve atık üretmeyen çevre dostu malzemelerin kullanıldığı ekosistemlere duyarlı yapılar olarak tarif edilebilir. Yeşil bina, enerji ve suyun tasarrufunu ve doğaya saygılı bir inşaat türünü benimser. Binaya ‘yeşil bina unvanını enerji ve su kullanımı, yer seçimi, tasarım, inovasyon, binada kullanılan ekolojik yapı malzemeleri, yapım tekniği, atık malzemelerin yeniden kullanımı konularındaki seçici yaklaşımlar verir.

Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” binaların enerji tüketiminde yüzde 24–50, karbondioksit salımında yüzde 33–39, su tüketiminde yüzde 40 ve atıklarda yüzde 70’e varan bir düşüş sağladığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de yeni binaların çevre dostu bina kriterlerine göre inşa edilmesi ve mevcut binaların da bu kriterlere uygun dönüştürülmesi ile hem çevreye etki azalacak hem de büyük oranda tasarruf edilecektir.

Bu sene ikincisi düzenlenen Yeşil Binalar Zirvesi’nin ana teması nedir?

Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın himayelerinde T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, TOKİ’nin destekleriyle Türkiye’de binaların çevresel etkileri konusunda farkındalık oluşturmak, bilgi ve bilinç düzeyini yükseltmek, yeşil binaların gerekliliği konusunu Türkiye’nin gündemine taşımak amacıyla 18-19 Şubat 2013 tarihlerinde İstanbul Swissotel’de Küresel ekolojik, ekonomik ve sosyolojik sorunlardan çıkış yolu olarak gösterilen Yeşil Dönüşüm temasıyla 2. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’ni düzenledi.

Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği öncülüğünde gerçekleşen 2. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’nde, 100’den fazla akademisyen, sivil toplum kuruluşu ve sektör temsilcisinin ortak aklı doğrultusunda şekillenen “Yeşil Bina Sertifikası”  kılavuzunun tanıtımı da yapıldı.

30’a yakın yabancı konuşmacının yanı sıra  yerli akademisyen, sektör temsilcisi ve uzmanın katıldığı Zirve’de, yeşil bina sektörünün bugünkü durumuyla birlikte ortak sorunları ele alındı ve ekolojik yerleşim birimlerine giden yolda geleceğe dönük beklentiler dile getirildi.

Türkiye’de enerji verimliliği sağlayan sistemlerin kullanımı ile ilgili kanun, yönetmelik gibi zorlayıcı kurallar var mıdır?

Türkiye’de inşaat sektörünün ekonominin lokomotif sektörü olduğu ve yeşil binalara duyulan ilginin her geçen gün arttığı dikkate alınırsa, yeşil bina pazarının ülkemizde hızla büyüyeceği öngörülür. Ülkemizde Avrupa Birliği Enerji Performansı Direktifi’ne (EPBD) paralel yürürlüğe giren Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği ve binalarda enerji kimlik belgesi uygulaması da yeşil bina hareketi için önemli bir dönüm noktasıdır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’nde yeşil binalara teşvik verme konusunda çalışmalara başladığını açıkladı. 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi’ne göre  2017 yılından itibaren kullanım alanı 10.000 m² üzerindeki ticari binaların, müstakil lüks konutların ve entegre konutların ruhsatlandırılmasında binanın sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olduğunu belirten sertifikalara sahip olması istenecektir. Kanun kapsamında verilen teşvikler, bankaların sağladığı krediler vb. finansman olanaklarının yaygınlaşmasıyla da hem yatırımcı hem de son kullanıcıların yeşil binayı tercih etme oranları artacaktır. Yeşil binalar, yeşil mortgage kredileri, yeşil değerleme uzmanları, yeşil malzemeleri, yeşil teknisyenler gibi yeni istihdam alanları ortaya çıkaracaktır.

ÇEDBİK tarafından hazırlanan sertifika hakkında bilgi verir misiniz?

Yeşil bina sertifika sistemleri arasında, Türkiye’de özellikle uluslararası kullanılan LEED, BREEAM ve DGNB gibi sertifikalar gündemde. Biz de Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği olarak bu sistemlerin temsilciliğini yapmakta ve eğitimlerini vermekteyiz. Şu anda 50 sertifikalı bina ve 150 kadar sertifika adayı bina bulunmaktadır. Türkiye gibi yapı stoğu 19 milyon olan bir ülkede 195 bina az gibi görünse de, sertifikalı yeşil binaların artış ivmesi göz önüne alındığında sektörün hızla büyüdüğü görülür. Büyümenin nedeni hem konunun güncelliği hem de inşaat sektörünün çevre dostu uygulamalara yönelmesidir.

Yeşil binalar alanındaki araştırmalara ve çalışmalara devam eden derneğimiz, konutlar için Türkiye koşullarına uygun değerlendirme sistemi oluşturmak için çalışmalara başlamıştır. Bu kapsamda, binaların yeşil bina kriterlerine göre tasarlanarak inşa edilmesi ve sertifika alması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteğini alan derneğimiz ayrıca Enerji Bakanlığı ile görüşme halindedir. Türkiye’de geliştirilecek bu sertifikanın, diğer uluslararası sertifikalara göre en büyük avantajı sertifika gelirinin yurtiçinde kalacak olması ve böylece dışarıya kaynak transferinin engellenmesidir. Yeşil Konut Sertifikası kapsamında konutlar Bütünleşik Yeşil Proje Yönetimi, Arazi Kullanımı, Su Kullanımı, Enerji Kullanımı, Sağlık ve Konfor, Malzeme ve Kaynak Kullanımı, Konutta Yaşam, İşletme ve Bakım olmak üzere 8 başlık altında değerlendirilecektir.

Türkiye’nin yılda 600 binden 2023’e kadar 7,5 milyon konuta ihtiyacı bulunuyor. Yeni yapılacak 7,5 milyon konutun yüzde 2-3’ü bile bu sertifikayı alırsa 2023’e kadar 470 milyon dolarlık enerji ve su tasarrufu elde edilebilecek. Eğer tüm konutlara bu sertifika verilirse o zaman 25,5 milyar dolarlık tasarruf sağlanacak. Binaları yeşil sertifika alabilecek şekilde yapmak için maliyet biraz artsa da projenin sonraki yıllarda sağladığı tasarruf değeri çok daha yüksek. 7,5 milyon konuttan elde edilecek 25,5 milyar dolar 100 megawattlık 250 elektrik santraline bedel.

Amerika’da yayınlanan McGraw-Hill verilerine göre inşaat sektöründe yeşil konut pazarı 2005 yılında 3 milyar dolar iken, 2010’da 50 milyar dolara çıkmıştır. 2015 yılında da bu değerin 120 milyar dolara çıkması beklenmektedir. Konut piyasasının yanı sıra ticari binalar da yeşil bina sektöründe önemli bir yer tutar. Türkiye’de son dönemde yükselişini sürdüren inşaat sektöründe yatırımcı ve mimarlar enerji tasarrufu konusunu ön plana çıkarmaktalar. Bu anlamada binalara verilen sertifikaların niteliğinden bahseder misiniz?

Yeşil bina, sertifikası ile binanın tasarım, inşaat ve kullanım sürecinde sürdürülebilirlik kriterlerine odaklanarak çevreye verilebilecek en az zararı verdiğini belirtir. Sertifika yatırımcıların, mal sahiplerinin ve kullanıcıların ulusal ve küresel rekabette çevre dostu olduklarını ve sürdürülebilirliğe katkı sağladıklarını belgelendirmiş olur. Günümüzde binaları çevresel etkilerine göre değerlendiren pek çok sistem geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Bu sistemler, yeşil dönüşüm sürecinde etkili bir araç, önemli bir ilk adımdır.

Üretim aşamasında dönüştürülebilir ve sürdürülebilir enerjinin şirketlere sağladığı avantajlar nelerdir?

Yenilenebilir enerjinin kullanımı, yeni teknolojilere yapılan yatırımlar, yeşil bina yatırımlarının maliyetli olduğuna dair bir kanı var. Halbuki yeşil bina sistemlerinin kullanılmasıyla oluşan maliyet artış oranı sadece yüzde 2’ila yüzde 8 arasındadır. Yeşil binaların maddi açıdan en önemli katkısı işletme maliyetlerinin (su, elektrik vb. faturalar) büyük oranda düşmesidir. Araştırmalar, yapılan ilave yatırımla elde edilecek tasarruf sayesinde, ilave maliyetin binanın kullanım süresi içinde 10 katına varan seviyelerde geri döndüğünü göstermektedir. Uzun vadede bakınca, yatırımcılar ve uygulayıcılar için çok avantajlı bir durumdur.

“Yeşil malzeme” nedir? Bir ürünün, üretim aşamasından itibaren doğaya zarar vermemesi olarak tanımlanabilir mi?

Yeşil malzeme, malzemenin hammadde temininden tüketim sonrasına kadar olan süreçte çevreye en az zarar veren malzeme olarak tanımlanabilir. Malzemenin üretimi, tüketiciye ulaştırılması, tüketim sonrası berterafını da içeren süreçte malzemenin yaşam döngüsü analizi yapılarak optimum sonuçların bulunması hedeflenir. Yeşil malzeme kavramına paralel olarak yaşam döngüsü analizi, yaşam döngüsü maliyeti ve beşikten beşiğe kavramları da gündemdedir.

Yeşil binaların yaygınlaşmasına paralel olarak yan sektörler de gelişecektir. Yeşil binaların inşaatında ekolojik veya yeşil malzemelerin kullanılması gerekmektedir. Eko-etiketli malzeme üretiminden başlayarak malzemenin tüketim sonrasına kadar yaşam döngüsü boyunca malzemenin çevresel etkilerini inceleyen sertifikaya sahip olan malzemedir. LEED yapı malzemelerine sertifika vermez. Ekolojik malzeme sertifikasyonu için Avrupa’nın tek yeşil etiketi olan EU Ecolabel belge maliyetleri Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yüzde 50 oranında destekleniyor.

Duruma Avrupa açısından da bakacak olursak; yakın zaman içerisinde Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni yasalarla da EU Ecolabel (AB Eko-etiketi) sertifikası Avrupa’da teşvik edilmeye başlanmıştır.

Tüm dünyada enerji verimliliğinin gelişimi için önümüzdeki on sene örnek verilmekte ve 2023’te enerji kullanımının daha bilinçli olacağı öngörülmekte. Sizce 2023’te enerji bilinci hangi düzeyde olacak?

Türkiye’de enerji piyasasının işleyişi, özelleştirmeler, yatırımlar, elektrik fiyatlarının giderek artması, enerji borsasının kurulması gibi enerji sektörünün sorunları yanında, yenilenebilir enerjiden yararlanma, enerji verimliliği, enerjide dış kaynaklara bağımlılık, yerli enerji kaynaklarımız ve enerji yatırımlarında öncelikler, enerji hukuku, enerji-çevre etkileşimi vb. konular gündemdeki yerlerini önemle korumaktadır.

Türkiye’de yapı sektöründe de enerji verimliliği çalışmaları giderek artıyor. Yasal anlamda oluşturulmuş çerçeveler -mevzuata dair sıkıntılar henüz tam anlamıyla giderilmiş olmasa da- en azından şu aşamada girişimde bulunmak isteyenlerin önünü açmış görünüyor. Yurtdışında finans kuruluşlarının yanı sıra devlet destekli finansal yapılanmalar da gerçekleşiyor. Türkiye’de devlet destekli bir finans sistemi henüz yok fakat konuyla ilgili olarak Enerji Verimliliği Kanunu’nun dördüncü bölümünde ayrıntılı bilgi ve yönlendirmeler yer alıyor.

Türkiye’de enerji verimliliğinin artırılabilmesi için üretim süreçlerinin gözden geçirilmesi, üretimden tüketim sonuna kadar enerji verimli uygulamaların esas alınması ve bu amaçla eylem planlarının oluşturulması gerekiyor. Enerji yoğunluğu oranı değeri ülkemizde 0,28 ton eşdeğeri petrol (TEP) iken OECD ortalaması ise 0,14 TEP’dir. Bu açıdan bakıldığında hedeflerimizden bir tanesi enerji yoğunlumuzu OECD ortalamasının altına indirmek olmalıdır. Bu sayede cari açığımızın en büyük kalemini oluşturan enerji sorunu çözülebilir. Alternatif enerji kaynaklarına yönelip, çeşitli Ar-Ge çalışmaları ile çevre dostu teknolojilerin hayata geçirilmesi gerekir.