Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

LEED AP BD+C, ASHRAE BEMP, ASHRAE CPMP, BREEAM Assessor Mimta EkoYapi Ömer Moltay

Türkiye’de bu konuya son senelerde artan bir ilgi var. LEED ve BREEAM sertifikalarına sahip binalar ile birlikte yeşil binalar da inşaat sektörünün gündemine girmiş durumda. Ancak ne yazık ki yeşil binaların tasarımında kullanılan araçların yaygınlaşması ve mimarların bu konuya eğilmeleri noktasında bir eksiklik var. Bunun en büyük sebeplerinden biri de, yeşil bina sertifikasyonu alınarak bir binanın yeşil bina olacağı düşüncesi. Çoğunlukla satış amaçlı kullanılan yeşil bina sertifikaları, aslında ülkemizde sadece binaların mevcut durumlarını değerlendirmekte kullanılıyor. Halbuki yeşil bina sertifikalarının altyapısını oluşturan bina enerji modellemesi gibi araçlar, enerji tüketimini nasıl daha azaltırız sorusunun cevabını bina tasarım aşamasında verebilirler. ABD ve Avrupa’da bu yaklaşım daha ön plana çıkıyor, yani binanın tasarımında yeşil prensipler göz önüne alınıyor, sertifikasyon ihtiyaç duyulursa zaten kendiliğinden gerçekleşiyor. Türkiye ne yazık ki bu açıdan yanlış bir başlangıç yaptı, daha doğrusu yeşil bina sertifikasyonları gündemi tamamen aldı götürdü. Bizler de bu konuda danışmanlık veren bir firmayız, ancak piyasada her türlü binaya sertifika alma iddiasıyla yola çıkan diğer danışmanlık firmalarından biraz farklıyız. Firmamızı tercih edenler genellikle Türkiye’nin en prestijli projelerini inşa eden yatırımcılar veya inşaat firmaları oluyor, onlar için de önemli olan kendilerine yeşil bina sertifikası satılması değil, bu konuda kendilerine ve projecilerine yol gösterilerek gerçek anlamda sürdürülebilir çözümlerin sağlanması. Sektörün gelecekte bu noktaya gelmesi şart, aksi takdirde yeşil bina sertifikalarına olan güven sarsılacak ve bu iş yavaş yavaş gündemimizden düşecek.

Her türlü bina projesinde LEED veya BREEAM sertifikası uygulanabilir. Sadece binalarda değil, yerleşim ve master plan’ların sürdürülebilir tasarımında da kullanılabilen yeşil sertifikalar var. Bütün bu sertifikaların ortak noktası, yatırımcı ve son kullanıcılara yol göstermeleri ve sürdürülebilirliği objektif kriterler bazında değerlendirmeleri. Bu açıdan binalarını kendileri kullanacak olan yatırımcılar için sertifikasyonun getirdiği bina işletme maliyetlerindeki azalma ön plana çıkıyor. Yani sertifikasyon sistemlerinin getirdiği prensiplerin uygulanması ile binanın kullanıcısı için olan değeri artmış oluyor. Öteki taraftan satış veya kiralama amacıyla yatırım yapan firmalarda sertifikasyon biraz da pazarlama gereksinimlerinden kaynaklanıyor. Burada çoğu yatırımcı için önemli olan, planladıkları yatırımın LEED veya BREEAM altında halihazır seviyesini tespit etmek ve daha yüksek bir seviyeden sertifika alınmak istendiğinde binada yapılması gereken ilave yatırımlar konusunda bilgi sahibi olmak. Ülkemizde şehirlerde geliştirilen çoğu A sınıfı yatırım için zaten belirli bir seviyeden sertifika alınması mümkün oluyor, çünkü bu yatırımların standartları zaten yüksek. Eksikliklerin kapatılması için ilave yatırımlar çok küçük seviyelerde gerçekleşiyor. Bazı durumlarda erken aşamalarda alınan önlemler ile ilk yatırım maliyetinin düşürülmesi bile mümkün olabiliyor. Gerçek bir yeşil bina danışmanlığı, yatırımcılara bu konuda yol göstermelidir.

Türkiye’de oluşturulacak yeşil bina sertifikasyon sistemlerinde öncelikle yanlış uygulamalardan kaçınılmalı ve sistemin binaların gerçek performanslarını değerlendirebilen bir karaktere sahip olması sağlanmalı. Örneğin artık uzaktan enerji izleme çözümleri çok yaygınlaşıyor, yeşil binaların da bu şekilde enerji tüketimlerinin takip edilerek değerlendirilmeleri çok önemli. Ayrıca ülkemizdeki inşaat malzemeleri sektörünün gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme sistemi kurulmalı, aksi takdirde inşaat malzemelerinin sürdürülebilirliğini LEED veya BREEAM gibi yabancı sistemlerle değerlendirme çok doğru olmuyor. Kurulacak bir sertifikasyon sisteminde ayrıca öncelikle sertifikasyon sistemine baz oluşturacak standartların doğru tanımlanması önemli.