Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Aydınlatma Tasarımcısı Alexander Rotsch

Tasarımcı gözüyle Essen’deki Thyssen Krupp Quarter’ın mimari tasarımı ve aydınlatma konseptinin oluşumundan bahseder misiniz?

Binanın ana tasarım prensibi bu merkezi, birçok binadan oluşan bir kampus alanı halinde oluşturmaktı. Büyük tek bir bina tasarlamak değildi mimarların amacı. Bu çerçevede birçok küp ile bir alan düzenlemesi yapıldı. Küpler belli alanlarından kesildi. “L” şeklinde formlar haline gelen bu küpler alanda merkez oluşturacak şekilde gruplaştılar. Mimarların “kabuk ve çekirdek” olarak adlandırdıkları bu ana tasarım prensibi, strüktürel yaklaşımı özümsemek aydınlatma tasarımı için oldukça kritik bir nokta; çünkü yapının aydınlatma konsepti de aynı prensip çerçevesinde tasarlanmalıydı.

Yapının tasarımının hangi aşamasında aydınlatma konseptinin tasarımına başladınız?

Tam olarak en başında… Aydınlatma konseptinize yapı tasarımının fikir aşamasında başlamanız ve mimarlar ile birlikte çalışmanız gerekir. Bu proje mimari tasarımıyla entegre anlamına gelen “entegre aydınlatma konsepti”. Henüz projenin çizim aşamasında siz de katılır ve aydınlatma fikirlerinizi paylaşırsınız. Aynı zamanda onların ne düşündüğü veya ne istediğini öğrenirsiniz ve ona göre aydınlatma fikirlerinizi geliştirirsiniz. Tabii eğer aydınlatma tasarımına, proje geliştikten sonra başlarsanız ancak yapay aydınlatma konsepti yaratabilirsiniz. Çünkü aydınlatma monte edilmiş yüzeyi değiştirebilirsiniz. Fakat günışığı, camların açılışı ve sayısı gibi konuları, tasarım prosesinden daha sonraki aşamalarda değiştiremezsiniz.

Projenin tasarım sürecinde dikkate aldığınız noktalar neydi?

Bu projede mimarinin ana konseptinin dışında diğer önemli nokta firmanın kurumsal kimliğiydi. Bu “kurumsal aydınlatma projesi” dediğimiz diğer önemli kriter… Üzerinde çalışılan yapıda firma; kurumsal kimliğini, malzemelerinin gücünü, teknik kapasitesini tüm dünyaya göstermek istiyordu. Dolayısıyla mimari konsepti anlamanın ötesinde bir de müşterinizin isteklerini yerine getirmek, kurumsal imajı yansıtmak gibi tasarım kriterleri de oluşmuştu.

Müşteri ile bu süreçte ilişkiniz nasıldı?

Gittikçe daha fazla müşteri aydınlatmanın önemini kavramaya başlıyor. Yalnızca yapay ışıklandırma değil, günışığı da binalar için çok önemli. Aynı zamanda mimari artık sürdürülebilirliği de dikkate almak durumunda. Enerji tasarrufu, iklim planlamaları, sosyal sorumluluklar vs… Thyssenkrupp, bu anlamda hem çok açık bir firma hem de yenilikçi. Benim için çok iyi bir ortaklıktı.

Bu projenin uluslararası bir unvanı olan Alexander Rotsch için değeri nedir?

Kişisel olarak çok değeri var tabii ki. Proje çok sayıda yayında yer buldu. Projenin aydınlatma tasarımı 5 uluslararası ödül aldı. Böyle başarılı bir aydınlatma projesinin başında olmak benim için oldukça önemli.

Mimari aydınlatmayı tanımlayabilir misiniz? Yapıda ışığın önemi nedir size göre?

Yapıda ışık çok önemli bir unsur… Alanı, hacmi ve dolayısıyla mimariyi ışık olmadan göremez, tanımlayamaz, vurgulayamazsınız. Kötü bir aydınlatma konsepti ile çok iyi bir mimariyi mahvedebilirsiniz. Öte yandan kötü bir mimariyi iyi bir aydınlatma konseptiyle iyileştirebilirsiniz. Tabii ki harika bir hale getiremezsiniz fakat iyileştirebilirsiniz. Alan ve ışık birlikte çalışır. İşte bu aydınlatma tasarımının özündeki temel anlayıştır.