Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Aydınlatma Tasarımcısı Brian Stacy

Bir tasarımcı gözüyle Yas Hotel’in mimari tasarımı ve aydınlatma konseptinin oluşumundan bahseder misiniz?

Yapı, Abu Dhabi için genel olarak düşünülen vizyonunun bir parçası olarak tasarlandı. Dubai’nin, Jumeirah gibi hem gece hem gündüz mimari ikonları vardı ve Yas Hotel de Abu Dhabi’nin kendi ikonunu yaratması için bir tür fırsattı. Kimse aslında ‘bakın sizinle bir ikon yapmak için çalışıyoruz’ demedi ama biz özel ve farklı bir şey yapmak istiyorduk ve binayı bir heykel gibi ışıklandırmak istedik. Gece ve gündüz karakterlerini etkili bir hale getirmekti amacımız. Formula 1 yarışları da şans eseri akşama sarktı; dolayısıyla binayı 4 milyon insana gösterme fırsatı yakaladık.

Karmaşık işler çalışabileceğimiz, heykelsi bir mimari yapı yaratabileceğimiz bir alan vardı; çöl vardı elimizde. Öte yandan teknolojiyi pek sevmeyen de bir ortamdı. Görsel olarak yaratmak istediğimiz etki için çeşitli güçlüklerimiz vardı. Dolayısıyla görsel olarak ferah bir görünümü olması ama her gün de aynı görünmemesini istiyorduk. Maviden kırmızıya giden, önceden kestirilebilir bir rengi olmayan bir yapı Yas Hotel. Bugünkü aydınlatma tasarımının arkasında binanın yedi katını da ayrı düşünen bir tasarım mantığı yatıyor.

Projeye ne zaman dâhil oldunuz?

Tasarım yarışmasının ilk aşamalarından itibaren dâhil olduk. Biliyorsunuz bir yarışma açılmıştı bu yapı için. Dolayısıyla hızlı ilerleyecek bir program vardı ve mimar da aslında sunulacak projenin zamanında yapılabilir olduğunu kesinleştirmek istiyordu. Bu da ayrı bir kriterdi aslında. Ama yoğun bir işbirliğiyle doğru bir proje çıktı ortaya.

Süreç ile ilgili mutfak analojisini kullanacak olursak, aşçıbaşımız vardı ve onlar da mimarlar Hani Rashid ve Lise Anne Couture’du. Biz onların yardımcı şefleriydik. Aydınlatma sürecinin iyi işlediğini netleştirmekti işimiz. Ama tümüyle çok iyi ve güven dolu bir ilişki hâkimdi. Herkes birbirini kolluyor ve yardımcı oluyordu. Çok büyük ve uluslararası bir projeydi. Bu arada bizim için bu projenin harika yönleri olduğu kadar, bundan çıkarılacak dersler de oldu, onları da değerlendirmelerden geçirdik.

Sizin için bu projenin değeri, önemi nedir?

Bu çok iyi bir soru. Çünkü proje iyi bir yapının gerektirdiği her şeye sahipti; drama, gerilim ve iyi bir son. Bizim için son derece heyecanlı ve önemli bir projeydi. Farklı ülkelerden katılan 20’nin üzerinde uzmanla çalışıyorduk. Bazen farklı ülkelerdeki üç veya dört ofisle çalışıyorduk ki, çalışma yürüsün, tasarım gerçekleşsin. Birileri video işleri sunuyor, birileri başka işleri takip ediyordu. Bu bize güvenen bir müşteriye sunduğumuz senfoninin orkestra yönetimi gibiydi. İşbirliğinin yüksek olduğu bir süreçti.

Projenin üretim süreçleri nasıldı?

Üretim süreci biraz ilginçti. Çünkü yapmayı planladığımız şeyi uygulayacağımız çevrenin teknik olanaklarını çözümlemek üzerine çalıştık. Uluslararası standartlarda iş geliştiren bir istişare kurulumuz vardı ve bu teknik bileşenlere burada ulaşıldı. Bu tasarım için ileri teknoloji kullanmalıydık; bu aydınlatma sistemlerinin geri bildirimlerinin kontrol edildiği ve kendi kendilerini ayarlayarak basitçe yanacakları bir sistem değildi. Çok farklı an ve durumlara ayak uydurabilen bir sistem düşünüyorduk. Üretim aşamasında içeriği tasarlamakta çok uzun bir zaman harcadık. Nasıl bir etki yaratacak, nasıl bir duygu bırakacaktı? Devamını da bu çerçevede planlayıp uyguladık.