Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Bünyamin Derman

MİMARİDE IŞIK

Görme eylemi göz ve ışığa gereksinim duyar. Yapıların ve mekanların işlevleri gereği ihtiyaç duydukları aydınlığın doğal ve yapay yollarla karşılanması mimari tasarımın sorunsallarından biridir. Ama ışık hiçbir zaman mimaride salt bir aydınlatma unsuru olarak kullanılmaz. O aynı zamanda mimariyi özne algısı için çeşitlendiren, günün saatlerine, mevsimlere, açılara bağlı olarak yapıyı devingen kılan çok önemli bir tasarım bileşenidir. Örneğin Aya Sophia’nın kubbelerinden süzülen günışığı, iç mekana düştüğü her noktada, oluşturduğu aydınlık ve gölgeyle ruhları teskin eden bir ışık yağmuru gibidir.

AYDINLATMA TASARIMCILARININ DESTEÐİ ÇOK ÖNEMLİ

Aydınlatma tasarımcılarının mimarlar ile mimari tasarımın eskiz aşamasından itibaren beraber çalışmaları gerektiğine şüphesiz inanıyorum. Bilgi özgürleştiren, ufuk açan ve karar vermeyi kolaylaştıran bir hazinedir. Tasarım aşamasında böyle bir destek çok önemlidir.

GEREKLİLİKLERİN İÇİNDE ESTETİÐİ VAR ETMEK

Binalar geceleri kent estetiği ve güvenlik için aydınlatılır diyebiliriz belki. Yüksek yapıların hava trafiği açısından gece görünür olması zarureti gibi. Ama tabii bunun da bir standardı olsa. Ya da en azından ne için ve ne kadar ışığa ihtiyacımız olduğunu bilerek, şov için değil, gerekliliklerin içinde estetiği var ederek yapabilsek. Dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliği özelinde, mekanların ihtiyaç duydukları aydınlık seviyesi, kullandığımız ürünlerin tükettikleri enerji, karbon salınımları, verimlilikleri, geri dönüşüme ne kadar müsait oldukları çok önemlidir. Binaları aydınlatırken ve aydınlatma armatürlerini seçerken bunları dikkate almak zorundayız.

AMAÇ YAŞAMI KAZANMAK OLMALI

Yaşadığımız ülkede pek çok alanda standartlara ve bu standartların içselleştirilerek uygulandığı bir yaşantı kültürüne gereksinim duyuyoruz. Aksi durum sadece pazarlama amacıyla söylenen sözler ya da eylemler olmaktan öteye gidemiyor. Bina aydınlatması, gerek yapının kullanım ihtiyaçları, gerek güvenlik, gerekse kent estetiği için olsun bir bilinç üzerine inşa edilmesi gereken bir konudur. Ama bu bilinç sadece kapital üzerine inşa edilirse olmaz. Amaç; yaşamı kazanmak olmalıdır. Bu da fikrin değerini bilmekle başlar. Tasarımcının bu bilinçle tasarlaması, yatırımcının da uzun vadede gerçek kazanımın devamlılık olduğunu anlaması gerekir. Ülkemiz için değerlendirirsek, altını çizdiğim hedef için daha uzun bir yol var diyebilirim; yol kenarlarında yükselen şantiyelerin, geceleri tüm katları ile sapsarı parladığını gördükçe…

BAŞARILI ÖRNEKLER: AYA SOPHIA, MIHRIMAH SULTAN CAMİ

Aydınlatmanın yalnızca işlevsel bir konu olmayıp aynı zamanda yapının mekansal estetiğinin bir parçası olduğunu tarihin derinliklerinden bugüne fısıldayan, gün ışığının kullanımına hala hayran olduğum iki yapıdır: Aya Sophia ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii. Yapay aydınlatma için de en başarılı örnekler; Dolmabahçe Sarayı kapısı ve Saat Kulesi diyebilirim.