Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Dârâ Kırmızıtoprak

MİMARİDE IŞIK

Mimaride kullanılan hem doğal günışığının hem de yapay ışık aydınlatmasının amacı; işlevsel gerekliliğin yanı sıra yaratılmak istenen estetik bütünü gösterebilmektir. Işık; çağımızdaki aydınlatma teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, mimarlara tasarımda alternatif çözümler, sunumlar yaratma özgürlüğü sunar. Yapıların hem iç hem de dış yüzeylerinde kullanılmasıyla da mimari ürünü, bir sanat objesi haline dönüştürebilir. Mimar; doku, renk, yüzeyler ve ışık değerleri arasında dengeli bir bağlantı kurarak, yaratmak istediği etkinin hem yapıyı kullanan insanlar hem de tüm kentliler için ana kent siluetinde dikkat çekici bir şekilde algılanmasını sağlamış olur.

MİMARIN EN VURUCU SİLAHI

Mimariyi oluştururken, tasarım aşamasında mimarın elindeki ana malzemelerden biri de ışık ve aydınlatmadır. Yapay aydınlatma, günümüzde bir uzmanlık konusudur. Yapıları kullanan insanların günlük yaşam konforunu hem gündüz hem de gece sağlamak çok önemlidir. Bu hem mimarın, hem de aydınlatma tasarımcısının önceliği olmalıdır. Ancak doğal günışığı, mimaride yaratılmak istenen etkinin temel kaynağı olarak, hala mimarın en vurucu silahıdır. Bulunduğu coğrafi bölgeye, iklim koşullarına bağlı olarak içine kapanan ya da olabildiğince dışa açılan; ya da kavramsal ve ideolojik olarak dramatik ya da paylaşımcı, evrensel vs. kurgusu olan yapılar, hacimsel ve kitlesel etkisinde doğal ışığı kullanırlar. Bunun yanı sıra yapay aydınlatmanın da tasarıma dahil edilmesiyle, sonuç çok daha heyecan verici olur.

Mimarinin formu ve mekanın fonksiyonuna göre, hem mimarın hem de kullanıcının beklentilerini karşılayabilmek adına da aydınlatma tasarımcıları, projeye eskiz aşamasında dahil olmalıdır. Çünkü mimari ürün, estetik olarak ne kadar etkileyici ışıklandırıldıysa da; doğru aydınlanma konforu sağlamıyorsa, detayların algılanmasını zorlaştırıyor ve kullanıcıyı yoruyorsa başarılı olamamış demektir.

KENT DİNAMİÐİNİN GÖSTERGESİ

Hayat kentlerde gece gündüz devam ediyor. Durmuyor, fakat ritmi değişiyor. Geceleri kent siluetinde tüm mimarinin karanlıkta da varlığının devam etmesi, sanki hayatın akış ritminin göstergesi gibidir. Üstelik aydınlatma ile yaratılan estetik etkinin, insanlar üzerinde farklı algılarla oluşturduğu “mood” da önemlidir. Yapının insanlarda uyandırmak istediği algı ve duyguyu; günümüzde aydınlatma teknolojisindeki gelişmeler sayesinde sağlamak, çok daha kolay. İyi bir aydınlatma tasarımıyla, yapının malzeme, renk, kitle ve kontrast değerlerinin; kısacası mimarisinin iyi okunması sağlanır. Ayrıca, gelişen fiberoptik, LED gibi aydınlatma teknikleri ve bilgisayar destekli sistemler sayesinde, ışık düzeyleri, renk, efekt ve animasyonlarla da, mimariyi stabil olmaktan çıkarıp, kentin gece gündüz akan hareketinin bir parçası olarak, dinamik göstermek mümkün. Kısacası, değişik senaryolarla aydınlatılmış bir mimari ürün; kent siluetine yeni bir soluk getirecektir.

AYDINLATMA TİTİZ VE DETAYCI BİR SORUMLULUKLA YERİNE GETİRİLMELİ

Ülkemizde son yıllarda bina aydınlatması konusunda daha profesyonel yaklaşımlar görülebiliyor. Çünkü henüz, bir mimara yapı tasarlatıp inşa etmek bile, bu ülke için geçmişi çok fazla olmayan bir gelenek. Aydınlatma tasarımının da yeni bir uzmanlık alanı olarak tercih edilmesi çok doğal ve tabii ki sevindirici. Özellikle İstanbul kenti boyutunda bakarsak; hoş örnek çalışmalar yapıldı ve yapılıyor denilebilir. Çünkü, İstanbul gibi tarihi ve kültürel zenginliği yoğun olan bir dünya kentinin pek çok tarihsel, anıtsal ve sembolik yapısı var. Ancak yapılan aydınlatma çalışmaları İstanbul’un tarihsel ve kültürel dokusunun, hem kentliler hem de yabancı turistlerce doğru algılanabilmesi için titiz ve detaycı bir sorumlulukla yerine getirilmeli. Kimi örnekler bunu başarsa da, kimileri için aynı şeyi söyleyebilmek ne yazık ki mümkün değil.

BAŞARILI ÖRNEKLER: YARIMADA SİLUETİNDE OLANCA HEYBETİYLE YÜKSELEN CAMİLERİMİZ, GÖLMAHAL VİLLALARI

Bu açıdan baktığımda, en başarılı bulduğum örnekler kesinlikle tarihi yarımadanın siluetinde olanca heybetiyle yükselen camilerimiz. Camilerde ışığın ana görevi, insanları bir araya getirip, tüm duygularını ilahi ibadete yönlendirmek, bunu da mimarinin ihtişamını ve özelliklerini vurgulayarak yapmaktır. Ana prensip, ışığın hem üstteki kubbeden hem de etraftaki tüm pencerelerden alınmasıdır. Ana kubbe etrafındaki küçük pencereler ışığı toplayıp mekana eşit olarak dağıtılmasını sağlarken, mihrap üstünde de ilgiyi oraya toplayan pencereler vardır. Yani her şey, “ilahi” ışığın iç mekanda yaratacağı etki için kurgulanmıştır. Günümüzde; camilerin mimari ögelerinin (kubbeleri, minareleri, şerefeleriyle) tek tek, özel senaryolarla aydınlatılmasıyla da, gece kent siluetinin ana çizgilerine kalın bir vurgu yaptığını söylemek yanlış olmaz.

Kendi çalışmamız olan “Gölmahal” villalarının iç avlulu plan şemasında, gün ışığının mekanların içinde yarattığı süprizler de beni heyecanlandırmaya devam ediyor.