Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Halil İbrahim Tütenyurd

MİMARİDE CEPHE

Mimaride cephe, yapının yapılacağı arsa ile başlar; arsanın konumu, büyüklüğü, yönü, ulaşım olanakları, yapılacak olan yapının barındıracağı fonksiyon ve/veya fonksiyonlarla. Bu fonksiyonlardan doğan form, yapının kimliğinin tanımlanmasındaki ilk adımdır. Bir yapı, formu ve cephesiyle ne olduğunu anlatmalıdır. Hükümet konağı, hastane, tiyatro, kültür merkezi, oditoryum, iş merkezi, alış veriş merkezi, konut…

Yapının içinde barındıracağı fonksiyonlara göre yaratılan mekanlar büyük bir çoğunlukla dışarıya yani cepheye açılırlar. Dışarıdan bakanlar için, içte yaratılan mekanlar kadar dışa yansıyan formdaki estetik, dıştaki kabuk ve kabuk üzerindeki makyaj… İşte cephe; zarafeti, gizemi, davetkarlığı taşıyan ve belirleyen estetik bir kabuktur ve yapının kimliğini, şahsiyetini belirler. Ancak, bu kabuğun içindeki fonksiyonların ihtiyacı olan dışa dönümü ve ışıkla, yönle buluşmasındaki ihtiyaçlarının belirli kontroller altında olması gerekliliği cepheyi önemli kılmaktadır. Cephe mutlaka iç fonksiyonlara da hizmet etmelidir. Kullanılacak olan tüm cephe elemanları mutlaka bir fonksiyona hizmet etmelidirler.

CEPHEDE MALZEME SEÇİMİ

Dış cephelerde malzeme seçiminin en önemli etkeni yapının tasarımındaki yönlenmesidir. İç mekanların yüklendiği fonksiyonun yanı sıra gerekli olan ışık ilişkisi malzeme seçimlerini etkileyecektir. Bunun yanı sıra sürdürülebilirlik adına gerekli olan, özellikle güneş enerjilerinin temininde de yönlenme ve kullanılacak malzemelerin kombinasyonu önemli bir faktördür.

Cephede kullanılacak olan her malzemenin mutlak bir çözüme cevap vermesi ve bir fonksiyon yüklenmesi gerekmektedir. Seçimin de bu doğrultuda yapılması ve malzemelerin kullanımda yerini bulması önemli bir unsurdur. Ben genellikle bu prensip içinde tasarımlar yapıyor ve malzemeleri seçiyorum. Doğal malzemeleri kullanmayı daha fazla tercih ediyorum. Malzemelerin kullanımının yanı sıra, cephedeki diğer bir önemli faktör de detaylardır. Çevremize şöyle bir baktığımızda göreceksiniz ki o kadar kötü detay çözümleriyle karşılaşıyoruz ki; pahalı malzemeler detay hatalarından çirkin görüntüler yaratıyor. Yeni bir yapının cephe sistem detaylarındaki çözüm hatalarından dolayı yüzeyde biriken tozlar yağmur suyu ile yıkanırken cephede bıraktığı izler, yapıyı birkaç yıllık görüntüye büründürebiliyor. Oysa cephelerde minimum bakıma ihtiyaç duyan malzemelerin yanı sıra nitelikli detay çözümlemelerinin gerekliliğine inanıyorum.

CEPHE YALITIMINDA ANA PRENSİP: TÜM ISI KÖPRÜLERİNİ YIKMAK

Dış cephe yalıtımı, kullanılan cephe malzemesine göre farklılıklar gösterecektir. Ana prensip, cephenin tüm ısı köprülerini yok etmek olmalıdır. Kullanılacak olan malzemeler de bu prensibe uzun süre hizmet edebilecek türden seçilmelidir. Ömrü kısıtlı malzemeler kullanılmamalıdır. Yapının büyüklüğü ve önemine göre de yanıcı ısı yalıtım malzemelerinden kaçınmak gerekmektedir. Çok katlı olmayan yapılarda B sınıfı ısı yalıtım malzemeleri kullanılabilir. Ancak, çok katlı ve önem derecesi yüksek (toplanma amaçlı binalar, konaklama, sağlık ve eğitim gibi) yapılarda A sınıfı ısı yalıtım malzemelerini kullanmak doğru olacaktır.

Cephede kullanılan malzeme ve onun uygulama detayları ile örtüşen uzun ömürlü yalıtım sistemleri kullanmak ve geliştirmek gerekmektedir.

BAŞARILI ÖRNEK: KAÐITHANE OFİS PARK, LEVENT OFİS, KAVACIK TİCARET MERKEZİ

Görsellik adına yapılmış birçok güzel cephe bulabilirsiniz. Fakat yüklendiği fonksiyonları itibari ile doğru yapılmış cephe örneği kaç tane bulabiliriz onu bilemiyorum. Ama yinede birkaç iyi örnek vermek gerekirse; Kağıthane Ofis Park, Levent Ofis ve Kavacık Ticaret Merkezi’ ni sayabilirim.

Ben daha çok yalın mimari cepheleri tercih ediyorum. Yıllar geçmesine rağmen kullanılan malzemeleri itibariyle de eskimeyen ve güncelliğini kaybetmeyen cephe mimarilerini benimsiyorum. Bu nedenle de daha fazla doğal malzemeler kullanmayı tercih etmişimdir. Örnek olarak da, 1996 yılında yaptığım İstanbul Fenerbahçe’deki bir apartmanı gösterebilirim. Bu aynı zamanda biraz önce değindiğimiz kent mimarisine katkısı anlamında da bir örnektir. Bu yapı ile çevre değerleri yükselmiş ve günümüzde de önemini yitirmemiş, değerinden bir şey kaybetmemiş bir yapı olarak önce bulunduğu semte, sonra da kente mimarinin katkısıdır.