Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Mehpare Evrenol

FARKLI DAİRE TİPLERİNDE MUTFAK TERCİHLERİ

Mutfak, 1+1 ya da stüdyo gibi bir evin mutfağıysa, yaşam alanının içinde açık bir mekan olarak yer alıyor. Bu durumda, mutfağı bir mobilya parçası gibi algılamak doğrudur. Mutfağı iki ve daha fazla odalı konutlarda kapalı bir alan olarak yapmayı tercih ediyoruz ama daha genç ve tek başına yaşanan yaşamlar için mutfak açık olarak planlanıyor.

Mutfak kapalı bir mekansa, bu mutfak evin salonundan sonraki en önemli yaşam alanı. Türk aile geleneği mutfakların içinde en az 4 kişilik yemek yeme alnını da talep ediyor. Kapalı mutfağın açık mutfağa göre avantajı hala devam ediyor çünkü bizler donmuş yemek yeme alışkanlığına sahip bir toplum değiliz. Yalnız yaşıyor olsak da yemek pişiriyoruz. Yemek piştiği zaman o ev kapalı mutfağı gerektiriyor. Havalandırma ve benzeri ne kadar iyi aletler olsa da açık mutfak çok tercih edilmiyor.

Mutfağın, bugünün dizaynında mobilya olarak fazla detaylardan, çıtalardan, kulplardan, süslerden arınmış, sade, bakımı kolay yapılan, içinde yaşaması zevkli ve konforlu olan mekanlar olması gerektiğini düşünüyoruz. Açık mutfaklarda yer kaplamaları taş ya da seramik değil, sıcak bir atmosfer veren, oda gibi hissettiren ahşap malzemelerle yapmaya çalışıyoruz. Kapalı mutfaklarda ise hiç olmazsa masa altlarında ahşap malzemesini kullanmaya özen gösteriyoruz.

MUTFAK EVİN “KUTSAL”IDIR

Mutfak oda sayısına göre önem kazanıyor. Salondan ve ebeveyn odasından sonra üçüncü büyük metrekareyi hak ediyor. En küçük mutfağı 10 m², optimum mutfağı 12 m², büyükçe bir mutfağı 14-15 m² kabul ediyoruz. Bu büyüklükler yöresel olarak değişiklikler arz ediyor. Örneğin; Gaziantep’teki Antepia projemizdeki mutfaklar 20 m² dir; koşulsuz olarak salondan sonra en büyük metrekareli yer mutfaktır.

Mutfak bizim yaşantımızda sadece yemek pişirilen bir yer değil, içinde yaşanılan, misafir ağırlanan, uzun saatler vakit geçirmeyi isteyeceğimiz bir yaşam alanı. Mutfağı bu anlayışla evin ‘kutsalı’ olarak görebiliriz ve ev içindeki konumlanmasını bu değer üzerinden seçeriz. Bu noktada kullanıcı olacak kişinin yaşam tarzı önem kazanıyor. Tasarımda mutfağın eve kazandıracağı yaşantı ve eylem çeşitliliği kullanıcının ihtiyaçlarına ve yaşam standartlarına bağlı olarak şekilleniyor.

KÜÇÜK METREKARELİ DAİRELERDE BANYO VE WC

Artık eskisi gibi tek banyolu 2 odalı evler yapmıyoruz. Küçük metrekareli dizaynlarda mutlaka bir ebeveyn banyosu yapmayı tercih ediyoruz. Benzer şekilde bir odalı, 1 salonlu evlerde bile hiç olmazsa 1 WC ve 1 misafir WC’si yapmayı tercih ediyoruz.

WC ISLAK HACİM DEÐİLDİR

Banyonun içindeki ıslak mekanla kuru alanı ayırmak gerekiyor. Bizim için ıslak alan ya duşun içidir ya da küvetin kenarıdır. Bunun harici ıslak alan değildir. Banyoda duşları, küvetleri yani ıslak hacimleri camla ayırıp, duvarlarına seramik değil taş gibi suya dayanıklı malzeme ile başlayıp, kalan yerleri boyayarak ya da duvar kağıdıyla kaplayarak, daha sıcak, çınlamayan, sanki evin bir odasının parçasıymış gibi hissedeceğimiz şekilde dizayn etmek doğru olur. Bizce WC de ıslak hacim değildir. WC’de duvarlar duvar kağıdı ya da boya, yerler ahşap ya da taştır. Mutfak daha ıslak bir hacimdir örneğin. Yere birşeyin dökülme ihtimali daha fazla.

DEÐİŞEN İHTİYAÇLAR

İhtiyaçlar projenin yerine, konumuna ve kullanıcı profiline göre değişiklik gösteriyor. Kullanıcıların ev içindeki yaşayış biçimlerini, gündelik alışkanlıklarını tespit ve analiz ettiğimizde çok farklı sonuçlar çıkabiliyor. Bu değişkenler zaten farklı daire tiplerinin oluşmasına, dolayısıyla farklı ıslak hacim biçimlenmelerine neden oluyor. Biz tasarımlarımızda belirli standartlardan vazgeçmeden, değişen ihtiyaçları takip ederek ve yenilikler sunarak kullanıcılarla ortak kararlar almaya çalışıyoruz.

MEHPARE EVRENOL’UN İDEAL BANYOSU

Banyoların büyük olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Fonksiyon tamamen yerindeyse lavabo, klozet, tezgah, duş ve küvetin minimumda çözülmesi yeterli. Konutlarımızdaki metrekareler giderek küçüldü ve bu küçülme banyolara da yansıdı. Buna karşılık yapılabilecek çözümler var. Çok büyük ayna kaplanmış yüzeyleri, küçücük, yüksek, çocukların yüzünü göremediği aynalara tercih ediyoruz. Böylelikle mekanlar da büyüyorlar.

Diğer önemli konu da lavabo tezgahlarının varlığı. Tek başına ayaklı bir lavabo ve duvarda rafları iyi bir çözüm olarak görmüyoruz, demode olan ve zor kullanılan çözümler bunlar. Ne kadar küçük olursa olsun lavaboyu tezgahla birlikte tasarlamayı uygun görüyoruz.

Kendi projelerimizde bir gereklilik olarak çamaşır fonksiyonu için ayrı bir dolap veya odacık teşkil ediyoruz. Banyo sadece ihtiyaç giderilen, dağınık, her şeyin bir yerde tıkıldığı, kirli sepetlerinin olduğu, çamaşırların yerlere dağılmış olduğu bir alan olmamalı. Günümüzün banyosu gündelik yorgunluğun atıldığı, keyifle insanın kendisini şımarttığı, bakım yaptığı bir alan olarak tasarlanmalı. Gayet sükunetli ve güzel dizayn edilmiş, ışıkları güzel ayarlanmış, mumların yakıldığı, çok az sayıda objeyle sade ve dingin, ‘spa’ gibi bir alan olmalı banyo.