Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

TİMDER Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ali TUNG “2023 hedeflerini rahatlıkla gerçekleştireceğiz”

Seramik, banyo ve mutfak sektörünün bir araya geleceği UNICERA fuarının sektördeki önemi nedir size göre?

Yalçın Ali TUNG: 20 yıl önce 500 m² alan ve 2 bin ziyaretçisi ile başlayan ve bugün 60 bin m² fuar alanı ve 70 bin üzerinde ziyaretçi potansiyeli olan UNICERA Seramik Banyo Mutfak Fuarı, Türk seramik sektörünün yıllardır tek ve en görkemli fuarı olmuştur. Her geçen yıl daha da artan katılımcı ve ziyaretçileri ile Avrupa coğrafyasında İtalya Cersaie ve İspanya’daki Cevisama’yı geride bırakacak niteliğe ulaşmıştır.

Global krizin yaralarının sarılmamış olduğu dönemde dahi, dünyadaki benzer örneklerinin aksine büyüme rekorları kırmış olan UNICERA’nın, günümüz ve geleceğin, en canlı pazarlarının yakın çevremizde olmasının da etkisiyle, yakın zamanda dünyanın en önemli fuar organizasyonu olarak dikkat çekeceğini öngörüyoruz.

Dünyanın sayılı üreticisi ve ihracatçısı konumunda olan Türk seramik sektör üreticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen en geniş katılımcı profiline sahip seramik ve banyo fuarı olma özelliğinin yanı sıra Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar’ın önemli seramik alıcı ve satıcılarını buluşturan fuara geçen yıl 17 ülkeden 226 firma ve firma temsilcisi katılmış, 60.841 ilgili fuarı ziyaret etmiştir.

Fuarlar yalnızca ticari anlamda değil, bir iletişim ve kültür aktarım platformu olarak da önem taşımaktadır. “Türk Seramik Sektörü ve Sürdürülebilir Gelişme” konferansı, “Ekonomik Krizin Seramik Sektörüne Etkisi ve Sektörün Geleceği” Konferansı, yakın gelecekte bu sektörde iş hayatına atılacak olan Seramik Mühendisliği ve Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri için düzenlenen ziyaret programları ve seramik sektörüne önemli değerler katan sektör mensupları için her yıl düzenlenmekte olan “Seramik Onur Ödül Töreni” ayrıca ilgi odağı oluşturmaktadır.

ZİYARETÇİ SAYISINDA YÜZDE 20 ARTIŞ BEKLİYORUZ

Bu yılki fuar için beklentileriniz nelerdir? Sektörde nasıl bir etki bırakacak sizce?

Sektörün yeni ve geliştirmekte oluğu ürünlerinin tanıtımına önemli katkı sağlayan UNICERA’da, önceki döneme göre katılımda yüzde 15, ziyaretçi sayısında ise yüzde 20’lik artış ön görmekteyiz. Çeşitli alım heyetleri ile ilgili yabancı ziyaretçiler konusunda İspanya, Kazakistan, Rusya, Ukrayna Güney Kore, Yunanistan ve İspanya’dan çeşitli firmalarla sözleşme imzalanmıştır. Her yıl artan ziyaretçi sayılarında bu yıl da önemli artış beklenmektedir.

TİMDER AKADEMİ’YE İLGİ ARTIYOR

Dernek çatısı altında yürüttüğünüz akademi eğitimlerinin geldiği noktaya dair bilgi verebilir misiniz?

Rekabetin daima var olduğu ve zaman zaman acımasız olarak etik dışı davranışların da sergilendiği ticaret ortamında başarı en’lerle mümkün olabiliyor. “En iyisini yapmak, en iyi hizmet vermek, en çok çalışmak” gibi. Piyasa verilerini değerlendirerek ürün ve/veya hizmet tasarlamak üreticilerimizin en önemli görevleri arasında. Ancak piyasa verilerinin oluşumunda değerli satıcılarımızın da çok önemli katkıları var ve olmalıdır da. Müşterilerle iletişim kuran, talepleri konusunda bilgi sahibi olan tabii ki satıcı gruplardır. Bu nedenle TİMDER Akademi kapsamında Pazarlama ve Satış konulu eğitimlerle satıcıların becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte kişisel gelişim eğitimleri de akademinin kapsamında değişik konularda yer almıştır.

Sektörümüzün eğitim misyonunu üstlenmiş olan derneğimiz yedi yıldır TİMDER Akademi kapsamında sürdürmekte olduğu eğitim faaliyetlerinin dönem sonlarında, yapılan sınav ile başarılı katılımcılara başarı sertifikası vermekte, dereceye girenler TİMDER Özel ödülü ile değerlenmektedir. Ayrıca tüm katılımcılara katılım sertifikaları verilmektedir. Eğitim sürecinde yapılan değerlendirmeler, eğitim konularının oluşturulması, eğitmenlerimizin seçimi,  algı ve beklenti anketleri ile güçlü bir yapıya ulaşmış olan eğitim faaliyetlerimizin çıtasını daha da yükseltmek amacıyla, katılımcılarımızın devam durumu ve sınav sonucunu dikkate alarak belirlenen başarı sertifikasının, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından akredite edilmesi müracaatında bulunulmuştur. 2011 – 2012 dönemi eğitim faaliyetlerimizi kapsamak üzere yapılan talebimiz, üniversite tarafından yapılan değerlendirme sonucunda uygun bulunmuştur.

Önceki yıllara göre katılımcı firma ve kişi sayılarında önemli artış sağlanan 2011-2012 dönemi eğitimlerimize toplam 88 firmadan 315 kişi katılmış ve ortalama sınıf yoğunluğu 66 olarak gerçekleşmiştir. TİMDER ve eğitime gönül veren değerli sponsorlarımızın katkı ve destekleri ile gerçekleştirilen eğitimlerimizde, her geçen yıl katılımlarda önemli artışlar sağlanmaktadır. Bizlere böyle bir hizmeti sunma fırsatı veren, katkılarıyla eğitimlerin oluşumuna desteklerini esirgemeyen değerli sponsorlarımıza, değerli eğitmenlerimize, eğitim programlarına katılarak eğitimlere değer katan tüm katılımcılarımıza ve işletme sahip ve yöneticilerine bir kez daha derginiz aracılığı ile teşekkürlerimi sunuyorum.

İNŞAAT DİÐER SEKTÖRLERDEN İYİ DURUMDA

Türkiye’de yapı ve mesleki denetimin yetersiz olması sık duyulan bir şikâyet. Bu konuda geldiğimiz noktayı nasıl tarif edersiniz?

Uzun süre 19 ilde pilot uygulamasına geçilen yapı denetiminin tüm illerde uygulanır duruma geçmesi ve yapısal değişimlerin gerçekleştirilmesi ile önemli mesafe kaydedilmiştir.

Tesisat ve inşaat malzemelerinin Türkiye’de üretilebilmesi noktasında ne aşamadayız? Dernek olarak bu konuda yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Sektörümüz, tüm dünyayı etkisi altına alan, 2008 yılında başlayan ve 2009’a sarkan ekonomik krizden ciddi yaralar almıştı. Ülke ekonomisinin lokomotifi olarak gördüğümüz inşaat sektörüne dayalı büyüme modelinin kabul edilmesinin de etkisiyle yeniden ivme kazanan sektörümüz, 2011’in özellikle ilk 10 ayında beklentileri aşan performansıyla gücünü ülke ekonomisine de yansıtarak önemli gelişmeler sağladı. Bu bağlamda üyelerimiz için 2011’in ilk 10 ayı oldukça verimli geçti. Kar marjları hususunda gerekli olan ve beklenen yükselme her ne kadar sağlanmadıysa da cirolarda beklenenin üstünde başarı sağlandı. Bu başarı da sektörümüzde 2009 ve 2010’un yaralarının 2011’de sarılmasını sağladı. Sektörümüzün zaten geçmişten bugüne kar marjları ile ilgili sorunu var. İçinde bulunduğumuz ortamda da kar marjlarının yüksek olmasını beklemek mümkün değil. Ancak marjların daha iyi bir seviyeye getirilmesi gerekiyor. 2012 yılının da en azından inşaat sektörü ile çalışan satıcılar için daha iyi geçeceğini düşünüyorum.

Ülke ekonomik büyüme verileri içinde inşaat sektörünün rakamları diğer sektörlere göre çok daha iyi bir performans sergiliyor. Bu da bizim “her zaman inşaat sektörü ülke ekonomisinin lokomotifidir” vurgumuzun ne kadar iyi bir şekilde yansıdığının göstergesidir. Kısacası ekonominin lokomotifi inşaat sektörü vazifesini en iyi şekilde yerine getiriyor diyebiliriz.

Van Depremi’nin gerçeklerinden sonra Sayın Başbakanımızın da dile getirdiği gibi yeni yapılanmalarla inşaat sektörünün önü daha da açılacak. Bu noktada örgütümüzün asil üyeleri olan satıcılar ve fahri üyelerimiz olan üreticilerimiz inşaat sektörüne yapılacak önümüzdeki 10 yıllık yatırımlardan oldukça nasibini alacak. Bu bağlamda inşaat sektörünün önünün son derece açık olduğunu düşünüyoruz. Sadece üyelerimize dönük bir araştırma yapmaya kalkarsak, cirosal anlamda büyüme, tahminlerin de üzerinde olmaya devam edebilir. Ciroların büyümesinin işletmelerin yapısal büyümelerine ne derece etkili olduğunu ise ancak yılsonunda değerlendirmek mümkün olacak.

AVRUPA’NIN BORÇ KRİZİ BİZİ ÇOK ETKİLEMEYECEK

Türkiye’de inşaat malzemeleri sektörünün yakın geleceği konusundaki öngörüler ve bu alanda gerçekleşmesini umduğunuz beklentileriniz nelerdir?

TİMDER, satıcıların oluşturduğu bir örgüt. Üyelik portföyümüzde satıcı üyelerimiz Asil Üyelerimiz olarak satıcılar, üretici üyelerimiz de Fahri Üye olarak nitelendirilmektedir. Derneğimizin Asil Üyeleri olarak biz satıcılar, 2023 perspektifinde oluşan talebi üreticilere nakleden bir köprü vazifesi görmekteyiz. Bu anlamda doğru tercihler ile mümkün olduğu kadar yurt içerisindeki üreticilerimizin desteklenmesini sağlamaya özen göstererek ve bunu arzulayarak köprü olma vazifemizi yerine getirmeye gayret ediyoruz. Bundan sonra da gayretlerimiz bu yönde olacak. Seramik sektöründeki hızlı büyüme ve kapasite artırımı, gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı satımları bize, önü açık bir piyasayı işaret ediyor. İnşaat sektörüyle ilgili tüm mamüllerde de aynı şekilde piyasanın önü açık diyebiliriz. Bu göstergeler ışığında inşaat malzemeleri sektörünün 2023 vizyonundaki hedeflerini rahatlıkla gerçekleştireceğini öngörüyorum.

Sadece TİMDER üyesi satıcıların performansını değil, genel anlamda tüm satıcılar, üreticiler ve müteahhitlerin durumunu ortak paydada değerlendirmeliyiz. Türk insanı ticaret ve sanayide olağanüstü müteşebbis bir ruha sahip. Müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın birçok bölgesinde prestijli projelerde Türk firmalarının imzası bulunuyor. Türk sanayicisi kabına sığmayarak yurtdışında bazı fabrikalar satın alarak markalarını orada üretiyor. Türk satıcısı yurtdışında açtığı mağazalar ile Türk markalarını tanıtıyor ve yaptığı satışlarla hem firmasına hem de ekonomimize katkı sağlıyor.

2012 yılı beklentilerimiz ile ilgili en önemli konulardan biri daha önce üreticilerimiz krizlerde yeni pazarlar bulmakta zorluk çekerken son yıllarda tıkanan pazarları yeni pazarlarla rahatlıkla aşabiliyorlar. Eskiden gözlemlerimiz kendi iç dinamiklerimize odaklıydı ve bu konuda oldukça hassastık. Kendi iç dinamiklerimizde yaşanan olumsuzluk ve hatta beklentiler piyasalarımızı oldukça hızlı etkiler ve ciddi ekonomik iniş – çıkışlar yaşardık. Şuan bulunduğumuz istikrar ortamında kendi iç dinamiklerimizle ilgili bu tip sıkıntılar yaşanmıyor. Artık yurtdışındaki ekonomik verilere bakar ve bu verilerin ekonomimize etkisinin olup olmayacağı değerlendirir hale geldik. Bugün 2012’yi konuşurken kendi iç dinamiklerimizi düşünmeden Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin nerelere gideceğini, Türkiye’ye olumlu veya olumsuz yansımalarının ne olabileceğini tartışıyoruz.

Avrupa’nın içinde bulunduğu borç krizinin alınan tedbirler dolayısıyla ekonomimizi çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum. Türk insanı yeni pazarlar bulma ve yeni yerlere girme konusunda müteşebbis ruhunu devam ettirecektir. Daha yayılmacı bir politikayla dünyada henüz ulaşamadığımız yerlere ulaşacağımızı, bunun da bize yeni başarılar sağlayacağını öngörüyorum. Geçmişte Türk sanayisinin iki önemli sorunu vardı. Biri koruma duvarları diğeri ise ürettiklerimizin kalitesi. Koruma duvarları konusunu aşağılara çekilmesiyle birlikte aştık. Kalite konusunda ise Türk sanayicisinin kısa sürede kaydettiği başarı gerçekten dikkat çekici bir noktaya ulaştı. Sanayicilerimizin ürettiği ürünler dünya kalite ve standart normlarında uygun olarak üretilmekle birlikte ürün tasarımları hususunda da kaydedilen mesafe sonucu dünyada çok daha rekabetçi Türk Sanayicisi çizgisini ortaya çıkarttı. Artık Türk Malı imajı insanın ulaşabildiği her noktada rağbet görüyor. Fiyatlarımızı da rekabetçi, kabul edilebilir bir çizgide sunabildiğimiz müddetçe talep hususunda bir sıkıntı yaşamıyoruz. Bu gelişme hızımızı, Türk sanayicisinin girişimci ruhu ve gelişmelere açık zihnini dikkate aldığımızda ihracat pazarında yeni rotalarımız olacağı ve bu rotalara başarılı bir şekilde ulaşabileceğimize inanıyorum.