Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Zeynep BODUR OKYAY “Alternatif pazarlara eğilmemiz gerekiyor”

Seramik, banyo ve mutfak sektörünün bir araya geleceği Unicera fuarının önemi nedir size göre? Bu yılki fuar için beklentileriniz nelerdir? Sektörde nasıl bir etki bırakacak sizce?

Zeynep BODUR OKYAY: 24 yıldan bu yana sektörümüze güç katan, her geçen yıl yurt dışından artan bir ilgi görerek önemli uluslararası fuarlar arasındaki konumunu pekiştiren Unicera; inşaat, yapı ve dekorasyon sektöründeki yeniliklerle birlikte çok sayıda farklı ürün segmentini, en son teknoloji ve uygulamaları ile birleştiren sektörün en önemli fuarlarından biri. Fuar, her yıl olduğu gibi bu yıl da ortak akıl oluşturmak amacıyla değer zincirinin tüm aktörlerini bir araya getirecek ve sektörümüzde referans noktası olmaya devam edecek. Bu sene firmalarımızın hem inovatif hem de tasarımı güçlü ürünlerle fuarı domine edeceklerini düşünüyorum.

ULUSAL KALKINMADA SERAMİK SEKTÖRÜNÜN KATKISI

Ocak ayında farklı bakanlıkların yetkilileriyle yaptığınız toplantıda sektörün beklenti ve sorunlarını paylaşmıştınız. Bu konuda ne tür geri bildirimler alabiliyorsunuz?

Geçtiğimiz iki ayda seramik sektörü olarak Ekonomi, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Kalkınma, Ulaştırma, ve Enerji  Bakanlarımız ve kadroları ile görüşmeler gerçekleştirdik. 2012 yılının iş dünyamız adına, hem ülkemiz hem de küresel gelişmeler açısından önemli bir yıl olacağını öngörüyoruz. Bu dönemde kamu idaremiz kritik bir süreci yönetiyor. Biz de bu görüşmelerde seramik sektörünün, ülkemizin köklü sanayi ve ticaret tecrübesinin bir parçası olduğunu belirtirken ekonomiye; sanayi, enerji ve ulaştırma politikalarına; kalkınma stratejilerine ilişkin görüşlerini arz ettik. Seramik sektörünün ulusal kalkınma stratejilerine, idari makro politikalara uygun olarak nasıl destek verebileceğini, önündeki kaldırılabilecek engelleri, değerlendirilebilecek fırsat alanlarını Sayın Bakanlarımız ve bürokratlarımızla birlikte tartıştık.  Sayın Bakanlarımız izinleriyle, kendilerine bağlı bürokrasiyle bir dizi çalışma toplantıları oluşumu başlattık.

Temaslarımızda özellikle, seramik sektörünün Türkiye’deki en fazla katma değer oranına sahip sektörlerden olmasının cari açıkla mücadeledeki önemi, yine bu çerçevede teknik seramik gibi teknoloji yoğun üretim alanlarımızın ara mallarının yerlileştirilmesi açısından nasıl fayda sağlayabileceği konuları üzerinde durduk. Enerji yoğun bir sektör olarak, Avrupa’daki rakiplerimizin artan rekabet ortamında enerji maliyetlerinde nasıl önlemler aldığını, yerli hammadde kaynaklarımızda arz güvenliği için neler yapabileceğimizi konuştuk. Ülke olarak 500 milyar gibi büyük bir ihracat hedefine yürüyüşümüzde liman ve demiryolları altyapısındaki ihtiyaçlarımızı dile getirdik. Özetle amacımız, ulusal kalkınmamızda seramik sektörünün üzerine düşen görevleri netleştirmekti.

Türkiye Seramik Federasyonu olarak seramik sektöründeki yeriniz nedir? Federasyon sektördeki firmalara nasıl imkan veya kolaylıklar sağlıyor?

Federasyonumuz Türk seramik sektörünü tüm boyutlarıyla temsil eden, seramik karo, vitrifiye, refrakter ve hammadde üreticilerinin yanı sıra satış kanalları ve akademisyenlerin oluşturduğu dernek ve birliklerin bir araya geldiği bir iş ailesidir.  Sektörü bütün kollarıyla temsil eden Seramik Federasyonu, sektörün tanıtımı, gelişimi, ortak sorun ve ihtiyaçların giderilmesi yolunda büyük önem taşımaktadır. Seramik sektöründeki firmalarımız federasyon çatısı altında bir araya gelerek rekabet kurallarına uygun bir şekilde işbirliği ortamı oluşturmaktadır.

KRİZLERDEN DAHA AZ ETKİLENMEK İÇİN ALTERNATİF BULMALIYIZ

Türkiye’de seramik sektörünün yakın geleceği konusundaki öngörüler ve bu alandaki gerçekleşmesini umduğunuz beklentileriniz nelerdir?

2 milyar dolarlık üretim hacmi ve yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracatı; 26 bin doğrudan, 220 bin dolaylı istihdamı ile Türk seramik sanayisi; ekonomiye sağladığı döviz akışı ve yüksek katma değerli niteliği ile Türk sanayisinin önemli bir dalıdır. Dünya seramik üretiminde 9., ihracatta ise 4. sırada bulunan sanayimiz katma değer açısından da ülkemizin önde gelen sektörlerindendir. Türkiye, özellikle yüksek kaliteli büyük hammadde kaynakları, yüksek eğitimli ve nitelikli işgücü imkanı ile seramik üretimi açısından avantajlı bir ülkedir. Pek çok büyük ihracatçı sektörümüzde düşük katma değer oranları sağlanırken, tamamına yakını yerli girdilerle hazırlanan seramik ürünlerimizle ihracatta ülkemize %90 oranında katma değer oluşturulmaktadır.

Tüm bunlara dayanarak seramik sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonunu “Türk Seramik sanayinin imajını yükselterek küresel pazar payını artırmak” olarak belirlemiş durumdayız. Bu vizyonu yakalayabilmek için “İç pazarda sağlıklı büyümenin sağlanması ve Türk Seramik sektörünün rekabet gücünün artırılması” genel amacı doğrultusunda stratejik hedefler tespit edildi. Özellikle rekabet gücümüzü artırmaya yönelik olarak yenilikçi, çevreye duyarlı ve üretiminde daha az enerji kullanılan, enerji ve su tüketiminin azaltılmasına da yardımcı olan ürünlere odaklanmamız gerekmektedir. Bunun yanı sıra alternatif pazarlara daha fazla eğilmemiz, bölgesel krizlerden daha az etkilenmenin yolu olacaktır.

Sektördeki inovatif ürünlerin iç piyasada kullanımının artırılması ve bu sayede bu ürünlerdeki üretim ölçeklerimizin büyütülerek uluslararası pazarlarda daha da rekabetçi hale gelmesi gündemimizdeki en önemli hedeflerden biridir. Yine benzer şekilde sektörümüzün teknolojiye en açık alanlarından olan teknik seramik ürünlerinin kullanım yerlerinin arttırılmasını ve bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesini de sektöre aşama kaydettirecek başarılar olarak görüyoruz. Özetle şunu ifade edebiliriz ki; sektördeki firmalarımızın uluslararası pazarlarda liderliğe oynayacak bilgi, birikim ve yeteneği vardır. Seramik sektörü, gerekli iyileşmelerin sağlanması halinde ülkemizin uluslararası rekabette çok daha  yüksek pay alabileceği, Avrupa’nın en büyük üretim üssü olabileceği sektörlerden birisidir.