Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İMSAD’ın 2012 beklentileri pozitif

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) yılın ilk Ekonomi Toplantısı’nı “Kentsel Dönüşüm” başlığıyla 18 Nisan’da gerçekleştirdi. İMSAD’ın, Türk ekonomisi ve inşaat sektöründeki son gelişmeleri değerlendirmek üzere düzenlediği toplantıda kentsel dönüşüm sürecinde inşaat malzemesi sanayisinin rolüne değinildi.

İnşaat malzemesi sanayisinin 2011 yılı ihracat rakamını ilk kez bu toplantıda açıklayan İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilmaç “2011 yılında sektörümüzün ihracatı 18 milyar 132 milyon dolar olarak gerçekleşti. Toplam ihracatta payımız %13 oldu. Ülkemiz inşaat malzemeleri ihracatı yapan ülkeler arasında dünyada 7. Sırada” bilgilerini paylaştı.

2012’DE YÜZDE 5 BÜYÜME BEKLENTİSİ

İnşaat malzemeleri sektörünün son beş yılda ortalama büyüme hızının yüzde 15 civarında olduğunu belirten Bilmaç şu bilgileri verdi: “Sektörümüzde çimentoda, seramik sağlık gereçlerinde Avrupa’da birinci, demir-çelik ve gaz betonda ikinci, seramik, plastik profil, hazır betonda üçüncü sıradayız.”

Bilmaç, İMSAD’ın 2012 yılından beklentisinin ise yüzde 5 ila 7 civarında bir sektörel büyüme olduğunu söyledi. “Kentsel dönüşüm sürecinde inşaat malzemesi sanayisi olarak önemli bir rol üstleneceğiz” diyen Bilmaç, “Ancak pek çok sektör örgütü ve STK gibi bizim de ilgili yasanın oluşum sürecine katkı koyabildiğimizi söyleyemem” dedi.

ALKİN: HALKI TASARRUFA TEŞVİK ETMELİYİZ

2011’in iyi bir şekilde kapandığını ancak 2012 için dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan İMSAD Ekonomi Danışmanı Prof. Dr. Kerem Alkin de inşaat sektöründeki istihdamın arttığına dikkat çekti. Alkin konuşmasında şunları söyledi: “Bina İnşaatı Sektörü İstihdam Endeksi yüzde 3,0 artarak 79,9’dan 82,3’e yükseldi. Türk ekonomi yönetimi, bu derece tempolu bir iç talep artışının ve Türk halkının bu derece hızlı ve bir anlamda ölçüsüz bir tüketim ve borçlanma temposuna yönelmiş olmasının, Türk ekonomisinin orta vadeli riskleri açısından sağlıklı olmadığının farkında. Bu nedenle, gerek fiyat istikrarı, yani enflasyon riski, gerekse de finansal istikrar, yani cari açık riski için, yani Türk halkını 2012 yılı ve kısmen 2013 yılında daha tasarruflu olmaya teşvik etmek için, yurtiçi piyasayı bir miktar soğutmak, temposunu yavaşlatmak gerekiyor.”