Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yeşil Sertifika

Mimar METİN HEPGÜLER

MİMARİDE MAKYAJ: ORGANİK BİNA

Yaşadığımız süreçte, insan yaşamının gerekli esasları da makyajlar gibi, şekiller değiştirerek tatbikata giriyor. Adem ile Havva’dan bu yana, hiçbir değişimi gerektirmeyen, insan hayatının psikolojik ve fiziksel baz ihtiyaçlarının, milyonlarca yıl sonra, garip şekiller ile realizasyonuna çalışılması, bendenizi hakikaten üzüyor.

Mevzunun, bu kadar geç ve elan tatbikat hataları ile yapımı, insan yaşamına gerekçe ve faydalarının değil, mimaride makyaj olarak tatbikinin görülmesi, Frank Lloyd Wright’ın insan yaşam tadı 50 metreye kadardır, sözünün anlaşılmadığı, 50,100,200 katlı binaların pencere arkasına yeşil bitki ve saksıların konarak Organik Bina yapıldığı imajının verilmeye çalışılması üzücü olan…

Mimar BARIŞ ÇOKCAN

ÖNEMLİ OLAN SERTİFİKASYON DEÐİL

LEED ve benzeri sertifikasyon programları bu pazarlama stratejileri için kullanılan programlar. Bu noktada tasarımcı, işveren ve yüklenicinin yaklaşımı ön planda olmalı. Az enerji tüketen, sağlıklı ve uzun ömürlü malzemelerle üretilmiş yapılar inşa etmeyi hedeflemeliler. Sadece rant için bu işi yapan kişi ve kurumlardan da bu yaklaşımı beklemek de sanırım bir hayalcilik. Bu işi yapanların sürdürülebilir yapılar inşa etmeleri için biraz da idealist olmaları gerekiyor.

2004 senesinde Avusturya’da ilk planladığımız müstakil villanın sahipleri bize geldiklerinde az enerji tüketen ve sağlıklı malzemelerden oluşan bir yapı tasarlamamızı kendileri talep ettiler ve bir sertifikasyon programına bağlı kalmadan bu arzularını gerçekleştirdik. Yani talebin müşteriden gelmesi çok önemli…

Şu anda “Düzce Teknopark” projemiz için LEED veya benzeri bir sertifikasyon programından yararlanmayı düşünmekteyiz. Ancak binayı tasarlarken bu sertifikasyon programlarının kriterlerini hiçbir zaman ön planda tutmadık. Bizim için önemli olan Türkiye’nin ilk (+) enerji binasını oluşturmaktı ve bu talep işveren tarafından geldi. Yapıyı bu konuda bugüne kadar elde ettiğimiz deneyimlere dayanarak ve proje ekibimizin görüşleri doğrultusunda tasarladık. Tasarımın bir parçası olan malzeme seçimleri konusunda da son derece hassas davranmaktayız. Yerel üreticiler tarafından sağlanacak malzemelerin hem yerel ekonomiye olan katkısı hem de nakliye yollarının kısaltılması ve karbondioksit salınımına olumlu etki yapacağını bilmekteyiz. Bizim en önemli hedefimiz sürdürülebilirlik ve yeşil bina konusunda ülkemizde örnek gösterilecek deneysel bir yapı oluşturmaktır. Herhangi bir sertifikasyon alacağımız puanlar bizim için önem teşkil etmemektedir.

Mimar KEREM ERGİNOÐLU

YEŞİL BİNA ÇABALARIMIZ DENEYSEL

Türkiye’de yeşil bina kavramından şu aşamada söz etmenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Tekil bir takım çabaları var elbette. Ancak devletin bu konuda bir politikası olmadığı sürece yapılan çalışmaların deneysel anlamda kalacağına inanıyorum. Dolayısıyla Türkiye’deki inşaat sektörüyle bir paralellik gösterdiğini söyleyemeyiz.

Sektörde “yeşil” kavramıyla anılan projeler sadece stratejik hedefler çerçevesinde, yeni bir satış argümanı olarak kullanılmaktan öteye gidemiyor. Doğru şehircilik ve kentsel planlama yapılmadığı sürece, gösterilen bireysel çabalar birer hoş örnekten öteye geçemeyecek gibi.

Mimar AYŞE HASOL ERKTİN

LEED HER YATIRIMCININ ULAŞABİLECEÐİ DÜZEYDE DEÐİL

Son dönemde, “yeşil tasarım” heyecanımızın, özellikle büyük yatırımcılar tarafından da paylaşıldığına tanık oluyoruz. Toplumda önemli bir bilinçlenme oluştu. Bu bilinçlenme bir yandan yapıyı üretenin insan ve çevre sağlığına önem vermesi, enerjiyi sorumlu kullanması bir yandan da yapıyı kullananın bu özellikleri ısrarla aramasına yol açıyor. Bu nedenle her iki taraf da kazançlı çıkıyor. Ekonomik sıkıntının, ekolojik yatırımları aksatacağından kuşkulanırken, bir anda tam tersi bir tabloyla karşılaştık. Artan işletme giderleri, işverenleri enerjiyi tutumlu kullanmaya yöneltti.

Ancak, LEED belgelendirme sistemi, hala çok “elit” bir düzeyde kalıyor. Hem başvuru maliyetleri, hem belgenin İngilizce düzenlenmesi zorunluluğu, hem de enerji modellemesi masrafları nedeniyle, LEED sistemi her yatırımcının ulaşabileceği düzeyde değil. Şu anda Türkiye’de LEED belgesi alan proje sayısı 19 ve belgeye başvuran proje sayısı ise 55. Bu sayıların Türkiye’deki bina yatırımlarına göre ne denli yetersiz olduğu açıktır.

ABD’de toplanan verilere göre, “yeşil” binalarda işletme maliyeti ortalama %8 oranında düşüyor. “Yeşil” binalarda oturmak isteyenler %3 oranında daha fazla kira, %7 oranında daha fazla satış bedeli ödemeye razılar. Türkiye’de de LEED belgesi alan binalar için zaman içinde bu veriler toplanınca, LEED’e olan talep artacaktır.

Mimar LEVENT ÇIRPICI

CEPHE VE BİNA FONKSİYONLARI

Bir şekilde yapı içerisindeki fonksiyonlardan yola çıkarak; onlar ne kadar dışarı açılım veriyorsa o ölçüde pencereler, kapılar, açıklıklarla dışarıya uzanmak gibi Bauhaus’tan beri gelen modernist bir yaklaşım var. Bir de bunu biraz daha abartmak; anlamının, fonksiyonunun, değerinin üstünde bir şeyler eklemek var. Onlar da yüzyıllardır Barok, Rönesans gibi birçok tarzın ürünü… Ama artık neredeyse tam bir amorf noktaya gelmiş bulunuyoruz içerideki fonksiyonlar itibariyle. Dışarıdan tamamen algılanması; çok kabul gören, en azından işin entelektüel belirleyicileri açısından çok doğru bir yaklaşım. Amorf olması, çağdaş olması, çağdaş malzemelerle donatılması gibi…