Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Soyak Holding CEO’su EMRE ÇAMLIBEL: Soyak 1 Milyar Dolarlık Yatırıma Soyundu

Gayrimenkul, enerji, çimento ve döküm sektörlerinde 50 yıldır faaliyet gösteren Soyak Holding, ‘Bugün aslında yarın’ vizyonuyla topluma artı değer katacak çalışmaların içerisinde olmayı hedefliyor. 2011 yılında 7 yeni projeyi gündeme alarak 3 bin konut satma hedefiyle giren ve gayrimenkul sektörüne 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını açıklayan Soyak, yıl içinde 5 projesini satışa çıkardı. Bu projeler ile 3 bin konutluk hedefinin yarısını yakalayan şirket yakın zamanda İstanbul ve İzmir’de bulunan iki projenin satışına başlamayı hedefliyor. Gayrimenkul sektöründeki tecrübesiyle tanınan Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel ile hem Soyak’ın faaliyetlerini hem de sektörün içinde bulunduğu durumu konuştuk.

1961 yılından beri inşaat sektöründe yer alan güçlü bir firmasınız. Bize Soyak’ın vizyonu ve gelişim süreci hakkında bilgi verir misiniz?

Emre Çamlıbel: 1961 yılından bu yana ürün ve hizmet kalitemizle olduğu kadar, yenilikçi yaklaşımımızla da ‘Gayrimenkul’ ‘Enerji’, ‘Döküm’ ve ‘Çimento’ sektörleri dahil 4 ana alanda, proje ve yatırımlarına devam ediyoruz. Çalışmalarımızı, 14 şirket ve 1500’ü aşkın kişiye sağladığımız istihdamla, sürdürülebilir gelişmeye ve daha iyi bir geleceğe katkıda bulunmak amacıyla yürütüyoruz. 1961 yılından itibaren yükselerek devam eden başarı grafiğimizin önemli yapı taşlarını özetlemek gerekirse, çeşitli fabrika ve sosyal tesis projelerini takiben 1970 yılında gerçekleştirilen ilk konut projesini ardından 1975 yılında Libya’da gerçekleştirdiği projedir. Bu projeyle Soyak adını uluslararası düzeyde duyurmaya başlamıştır. Soyak, 80’li yıllardan itibaren Türk ekonomisindeki büyümeye paralel bir büyüme grafiği çizmiştir. İstanbul’da çok sayıda modern yerleşim birimini hayata geçiren Soyak bugüne kadar 50.000 kişiyi ev sahibi yapmıştır. İstanbul’daki ilk büyük konut projesi olan Soyak Göztepe ile birçok konut projesine örnek olduk 2004 yılında, internet üzerinden konut satışını başlatarak sektörde bir ilki gerçekleştirdik. 2005 yılı içerisinde okul, sağlık ocağı, kültür merkezi, kamu alanı inşaatları ve Soyak Team gibi sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirdik. İş süreçlerindeki mükemmeliyetçi anlayışımızın göstergesi olarak, 2003 ve 2005 yılları arasında ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Belgelerini aldık. Sektörde ilk ‘Satış Sonrası ve Teslim Sonrası Müşteri Hizmetleri’ni oluşturduk ve yine ilk ‘çağrı merkezi’ ve ilk ‘CRM uygulamalarıyla’ birlikte, sektörde müşteri sadakati uygulamalarını başlattık. 2007 yılında ise gayrimenkul sektöründe Ulusal Kalite Başarı Ödülü’ne layık görülen ilk ve tek şirket olduk. 2003 yılından itibaren yatırım portföyünün genişletilmesine yönelik adımların atılmasıyla birlikte, ‘çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan sistemler ile çözümler üreten küresel bir oyuncu olmak’ vizyonunu benimseyerek enerji sektöründe yerimizi aldık. Soyak Enerji; rüzgar, hidroelektrik, jeotermal, güneş ve termik kaynaklar ile yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyor. 300 milyon $ yatırımla ile kurulan çimento fabrikamız ise 2.000.000 ton kapasitesi, Marmara bölgesinin en büyük üçüncü çimento şirketi olup İstanbul’un çimento ihtiyacının yüzde11’ini karşılıyoruz. Döküm alanında da yaklaşık 30 yıldır, hem iç pazarda hem de başta Avrupa ve Amerika olmak üzere dış pazarlarda faaliyet gösteriyoruz. Türkiye’nin ilk 500 sanayi şirketinden biri olarak, 70.000 ton üretim kapasitesine ve ‘Ford Q1 Kalite Belgesi’ne sahibiz.

2010’da başlayan projelerinizde hangi aşamadasınız? Ne kadarını sattınız?

2010 yılında satışa sunduğumuz, Halkalı’da yeni bir yaşamın kapılarını açacak olan Soyak Park Aparts projemiz Nisan 2013’te sahiplerine teslim edilecek. Stüdyo, 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tipleri, bahçeli ve dubleks kent evi seçenekleriyle dikkat çeken proje, toplam 1121 konuttan oluşuyor ve yüzde75’i satılmış durumda. 1. ve 2. etapları yoğun ilgiyle karşılanan ve sahiplerine teslim edilen Soyak Siesta Proje’sinin 320 konuttan oluşan 3. etabının ve 343 konuttan oluşan 4. etabının satışları da devam ediyor. 1+1’den 3+1’e farklı daire seçeneklerinin bulunduğu Siesta’nın Mart 2012’de teslim edilecek olan 3. Etabının yüzde 70’i şimdiye kadar satılmış olup, Kasım 2012’de teslim edilecek 4. etabında ise şimdiye kadar 51 adet konut satıldı.

2011 yılında tamamlanacak ve yapım aşamasında olan projelerinizden bahseder misiniz?

Soyak Holding olarak 2011’e hızlı bir başlangıç yaptık. 2011’in ilk yarısında, İzmir’de prestijli, benzersiz, lüks, özel ve ayrıcalıklı bir yaşam sunan Soyak Mavişehir Optimus satışa çıkardık ve kısa sürede İzmirlilerin ‘ideali’ oldu. İzmir’deki projelerinde müşterilerin yüzde 15-20’sini İstanbul’da oturanlann oluşturduğunu belirten Emre Çamlıbel, “Projelerde yüzme havuzları, yeşil alanlar tatil köyü havası veriyor. Emekliliği gelmiş, İstanbul’dan kaçmak için yola çıkanlar İzmir’e geliyor” diye konuştu.

İzmir’de  daha önce Siesta ve Mavişehir’i hayata geçiren Soyak İnşaat, 300 milyon TL yatırımla İzmir’deki 3. projesi olan Soyak Optimus’u satışa çıkardı. 1+1’den 4+1’e kadar farklı daire konseptlerinden oluşan 1.200 konutluk proje ile İzmir’de 1 milyar TL yatırıma imza atan grup, İzmir’de Zeytinalanı’nda 250 bahçeli evden oluşan yeni bir projeye de başlayacak. Bu yıl 3’ü İzmir’de, 5’i İstanbul’da olmak üzere 8 projeye imza atacaklarını hatırlatan Soyak CEO’su Emre Çamlıbel, “8 projede yılda 3 bin konut satacağız. 750 milyon TL gelir planlıyoruz” dedi.

Dairelerin 24 Mayıs’ta gerçekleşen lansmandan bu yana peş peşe satışların gerçekleştiği proje, 1200 konuttan oluşuyor. 2013 yılında tamamlanarak sahiplerine teslim edilmesi planlanan projenin ilk aşamasında 15 katlı 3 blokta 814 dairesi satışa sunuluyor. İstanbul’da ise 24 Haziran’da Bahçe&Bahçe Projesi’ni hayata geçirdik. Aralık 2013’te sahiplerine teslim edeceğiz. 50 bin metrekare alan üzerine kurulu, 294 adet bahçeli evden oluşan proje, dubleks teraslı ve bahçeli tripleks evleri ile büyük ilgi görüyor. Tüm evlerde bahçe keyfi sunan proje, farklı ev seçenekleri ile her zevke ve beğeniye hitap ediyor. Projede her eve özel iki araçlık otopark, havuzlu sosyal tesis, SPA, fitness salonu, genç ve çocuk odaları da yer alıyor. Yarım yüzyılı geride bırakacağımız bu özel yılda, 7 projeyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2011 yılı içinde İzmir ve İstanbul’da 2 yeni projenin lansmanını daha gerçekleştirmiş olacağız. İzmir Zeytinalanı’nda 230 villadan oluşan bir proje hayata geçirilecek. İstanbul Zincirlikuyu’da 77 özel tasarımlı daireden oluşan Rezidans projesinin satışları başlayacak. Ayrıca yine İstanbul’da Halkalı’da 1000 konutluk yeni projemizi satışa sunacağız. Toplamda 5 yeni konut projemizin lansmanlarını gerçekleştirmiş olacağımız 2011 yılında, yeni ofis projemizin de temelini atmayı planlıyoruz. Yine bu yıl içinde İzmir’de Soyak Mavişehir Optimus’un 2. kısmını da satışa sunmayı planlıyoruz.Alıcılarınıza ne ölçüde kazandırıyorsunuz?

Hayata geçen tüm projelerimiz bulundukları bölgelerdeki arsa fiyatlarını artırarak bölgenin daha da değerlenmesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda yatırım amacıyla gayrimenkul sektörüne yönelerek müşterilerimizin kar etmesini sağlıyoruz.

Sizce 2011 yılında sektörün gelişimi ne yönde olacak?

Gayrimenkul sektörü için 2011 önemli bir yıl. 2010’da sektörde yaşanan büyüme trendi bu yıl da devam ediyor. 2010 yılında tüketici güven endeksi ve kapasite kullanım oranlarındaki artışla hareketlenen ekonomi, gayrimenkul sektörüne olumlu yansıdı. 2011 yılında da bu rüzgar sürüyor. Seçim sonrasında ekonomideki istikrar beklentisi de uzun vadeli planların yapılmasına katkıda bulunuyor. Türkiye’de, 2011 yılında ekonomide öngörülen sürdürülebilir büyüme süreci, sadece inşaat sektörüne yüzde 15 mertebesinde bir büyüme rakamı olarak yansıyor. 2010’da yüzde 76 olan kentleşme oranının ise 2015’te yüzde 79 olması bekleniyor, bu doğrultuda, Türkiye’de her yıl 600-700 bin yeni konut ihtiyacı ortaya çıkıyor. İnşaat ve gayrimenkul sektöründeki tüm şirketlerin, çalışmalarını ara vermeden sürdürdüklerini görüyoruz. Gayrimenkul sektöründe önümüzdeki dönemde satışa çıkacak yeni projelerle hem sektör büyüyecek hem de yatırımcıların alternatifleri artacak. Soyak Topluluğu açısından değerlendirdiğimizde ise, 2011 yılında ve devamında, gayrimenkul grubunda büyüme bekliyoruz; yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 2010 yılı ile karşılaştırdığımızda 2011 yılının ilk döneminde satışlarımızın 2 kat arttığını görüyoruz. Hedefimiz, 2011 yılı içinde toplam 3000 konutun satışını gerçekleştirmek. Gayrimenkul sektörünün sürdürülebilir gelişimini destekleyerek, gelecek nesillerin yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. 50. yılımızı kutlarken, projelerimizi peş peşe hayata geçiriyoruz. Bu yıl içinde yeni projemizle çalışmalarımıza oldukça yoğun şekilde devam ediyoruz. Gayrimenkul alanında önümüzdeki 3 yıl içinde ise 1.100 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz.

Soyak, ismiyle yer aldığınız sosyal sorumluluk projelerinden bahseder misiniz?

Şirket olarak, kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarımızı sürdürülebilir yaşam yaklaşımı doğrultusunda eğitim, spor, çevre ve kültürel değerlerin korunması üzerine kurduk. Projelerimizi de bu yaklaşıma paralel olarak tasarlıyoruz. Soyak Holding olarak çalışanlarımızın, iş ortaklarımızın ve müşterilerimizi kapsayan araştırmayla sosyal paydaşlarımızın görüşlerine de başvurarak; ‘Çevre’yi belirledik ve ‘Bugün Artık Yarın’ sloganıyla harekete geçtik. Böylelikle dünyanın geleceği için kritik önem taşıyan çevre alanında uzun vadeli ve etkin bir kurumsal sosyal sorumluluk projesini hayata geçirmeyi hedefledik. 2007 yılında başlattığımız ‘Geleceğe Bir Damla Sakla’ projesi, küresel ısınmanın önüne geçmek için en önemli alan olan su tasarrufu konusunda geniş bir etki alanını kapsadı. Projenin amacını, genç nesillerin su tasarrufu bilincini yaygınlaştıran elçiler olarak yetişmesine katkıda bulunmak ve okullardan başlayarak geniş kitleleri su tasarrufuna teşvik etmekti. Su tüketim kanallarının tasarruf sağlayıcı sensörlü malzemelerle yenilenmesini ve bilinçlendirme faaliyetlerini kapsayan ‘Geleceğe Bir Damla Sakla’ projesi, Çiğli Rotary Kulübü işbirliği ile 2007’de İzmir’de, 2008 yılında ise Bostancı ve Karaköy Rotary Kulüpleri işbirliğiyle İstanbul’da toplam 33 okulda uygulandı. Projeyle ulaştığımız gençler, sürdürülebilir yaşam bilincini kendi yaşamlarında birebir deneyimleyerek kavradılar. Proje kapsamındaki bilinçlendirme çalışmalarını tüm sosyal paydaşlarımıza yönelik tanıtım, destek, eğitim gibi faaliyetlerle destekledik. Okullarda su tüketimiyle ilgili bilinçlendirme toplantıları yapılırken, bir yandan da öğrenciler ve çalışanlarımızın çocukları arasında ‘Geleceğe Bir Damla Sakla’ konulu resim, şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenledik. Daha geniş bir kitleye ulaşmak için sosyal medyayı da kullandık. ‘Geleceğe Bir Damla Sakla’ projesinin sanal ayağı olan Facebook ‘Soyak 1. Sanal Barajı’nı kurduk ve 2 yılın sonunda projeye en yüksek miktarda su tasarrufuyla katkı sağlayanları ödüllendirdik. 15.736 kişilik katılıma ulaşan ‘Soyak 1. Sanal Barajı’yla toplam 723.000 ton su tasarrufu sağlandı. Proje sonuçlarının hedeflenenin de ötesine geçtiğini gördük. İstanbul ve İzmir’de belirlenen okullarda su tüketim kanallarının tasarruf sağlayıcı düzenlemelerle yenilenmesi ve bilinçlendirme faaliyetleriyle, okullarda elde edilen yüzde 60 tasarruf miktarıyla, 1950 ton su tasarrufu edilmesine katkı sağladık. Bilinçlendirme çalışmaları ile 34.000 İzmirli ve İstanbullu aileye ve yaklaşık 102.000 kişiye ulaşıldı. Bu projemizle 2008 yılında, ‘2440. Bölge Uluslararası Rotary 1.Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görüldük. 2009 yılında aynı projemiz; Dünya Araştırmacılar Birliği ESOMAR’ın İsviçre’de gerçekleştirilen 61. Yıllık Kongresi’ne Türkiye’yi temsilen kabul görüp, davet edilen tek bildiri oldu. 2010 yılında ise Enerji sektöründe ‘Altın Voltaj’ ödülünün sahibi olduk. 2011 yılında ise kurumsal sosyal sorumluluk alanında enerji verimliliği ve sürdürülebilir yaşamın geliştirilmesi için sağlıklı ve kaliteli yaşama hizmet eden bisiklet kullanımına destek vermeyi ve çeşitli projelerle 7’den 70’e herkesi bisiklet kullanmaya teşvik etmeyi istiyoruz. Bu kapsamda Beyoğlu Belediyesi ve Sainte Pulcherie Lisesi ile yaptığımız Bisiklet Şenlikleri’nin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen GreenFest kapsamında yapılan bisiklet yarışlarıyla sürdürülebilir yaşamı desteklemek adına gençleri bisiklet kullanımına teşvik ettik. Bisiklet kullanımı enerji verimliliği, sürdürülebilir ve sağlıklı yaşam için en ideal yöntemlerden biri olduğu için yaygınlaşması için farklı projeler geliştirecek olmanın yanı sıra Soyak konut projelerinde de bisiklet parkurları ve bisiklet park alanlarına yer vererek bu bilincin yayılması için çalışıyoruz.

Yaklaşık 50 bin kişiyi ev sahibi yaptınız. Sizin gibi son 25 yılda ileri gitmeyi başaran kurumların, bu başarısını neye bağlıyorsunuz?

50 yıldır, sektöre öncülük etme hedefiyle faaliyet gösterdiğimiz gayrimenkul ve diğer 3 sektörde, farklılaşan ihtiyaçlara yönelik projeler oluşturulurken, kaliteli yaşam kültürünün oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Gayrimenkul sektöründeki projelerimizde sosyal yaşam alanları oluşturuyor, kullanılan ve yaşama değer katacak öğelerin tasarımına, sürekli bir değişim ve gelişim içinde olmasına dikkat ediyoruz. Verimlilik yönetimi, çevre dostu uygulamalar ve enerji tasarrufuna yönelik önlemlerle projelerimizde sürdürülebilir yaşam için çalışıyoruz. 50 yıllık tecrübemizin eseri yeni projelerimizde de lüks ve konforu bir arada sunuyoruz.

Son yıllarda markalı konutlara duyulan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

2010’da ekonomik beklentilerdeki iyileşmeye paralel konut talebinde artış görüldü, 2011 yılında da bu artış istikrarlı olarak sürüyor. Sektörde birçok marka, farklı özellik ve standartlarda projelerle yer alıyor. Artan rekabette öne çıkan projeler, özellikle finansal gücü ve kurumsal yapısıyla markasını ispatlamış itibarlı firmalara ait. Sektöre katkı sağlayan ve sektörün önünü açan her gelişmeyi, her yeniliği, Soyak Holding olarak olumlu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de sektörün önünü açacak ve ülkemize katkı sağlayacak uygulamalara destek vermeye devam edeceğiz. Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz şirketiniz bu süreçte nasıl konumlanacak?

Bugün ‘ekolojik duyarlılık’ konut sektörünün en etkili dinamikleri arasında yer alıyor. Giderek artan çevre bilinci ve sürdürülebilir yaşam kavramının gün geçtikçe hayatımıza daha fazla yer bulmasıyla birlikte insanların yaşadıkları alanlara bakışı da değişiyor. Enerji tasarrufu sağlayan, doğa dostu, konforu ve huzuru ön plana alan yaşam alanları ve konut projeleri tercih ediliyor. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufunu ön planda tutan uygulamalar, çevreyi koruyan ve gelecek için yatırımda bulunan projelerle sektörü bir adım ileriye taşımak; tüm konut firmaları için bir gereklilik haline dönüşüyor. Karbondioksit gazının dünyadaki salımının yüzde 50’sinin binalara ait olduğunu, enerjinin yüzde 40’ının da binalarda kullanıldığını düşünecek olursak, mevcut binalarda yapılacak ısıtma verimliliğini artıracak uygulamalarla binalarda yüzde 25’lik bir iyileşme sağlanabilir. Bu iyileşme rakamıyla da, Türkiye yılda yaklaşık 6 milyar dolarlık tasarruf edebilir. Şirket olarak, uluslararası çevre standartlarını hedef alarak, sürdürülebilir gelişimi destekleyecek, gelecek nesillerin yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlamak için çalışıyoruz.

Yabancılara mülk satışı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yabancıların, başta tatil yöreleri ve kıyı şehirleri olmak üzere Türkiye’de gayrimenkul talepleri artıyor. Buna rağmen, ‘karşılıklı mütekabiliyet esası’ nedeniyle söz konusu yabancı talebini karşılayamayan sektörde, bu problemin giderilmesi ile orta vadede 5 milyar dolarlık bir konut alımı gerçekleşebilir. Yabancılara mülk satışındaki karşılıklılık engelinin aşılması dışında, mevzuat altyapısında da yabancıya sıkıntı yaratan tüm konuların giderilmesi oldukça önem taşıyor.

‘Çılgın proje’yi siz nasıl buldunuz? Bu projeyi ciddi ciddi ‘çılgın’ buldunuz mu?

Kanal İstanbul Projesi, inşaat ve gayrimenkul sektörüne farklı bir kapı açacak. Projenin tanıtımı ile değeri artan bu bölgede bir hareketlilik başladı, arsa fiyatları yükseldi. Bu durum yeni projeleri artıracak, bölgedeki konut fiyatlarını ise yukarı çekecektir. Aynı zamanda ülkeye kalıcı gayrimenkul yatırımlarının yapılması ve yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi konusunda da bir fırsat yaratacak, ekonomiyi rahatlatacak bir çözüm olarak da düşünülebilir.

Bir tarafta iki yeni şehir diğer tarafta Kanal İstanbul bu iki proje inşaat sektörü açısından nasıl bir kapasiteye işaret ediyor?

Türkiye ekonomisinde yakalanan istikrarın olumlu yansımaları devam edecek. Gayrimenkul sektöründe önümüzdeki dönemde satışa çıkacak yeni projelerle hem sektör büyüyecek hem de yatırımcıların alternatifleri artacak. 2010’da yüzde 76 olan kentleşme oranının 2015’te yüzde 79 olması bekleniyor. GYODER’in raporuna göre de Türkiye’de her yıl 600-700 bin yeni konut ihtiyacının ortaya çıkıyor. Soyak Holding olarak verimlilik stratejimiz doğrultusunda 2011 yılında da uzun vadeli, sürdürülebilir yatırım kararları aldık. Sektörün gelişmesine katkıda bulunacak çalışmaların içinde yer almayı sürdüreceğiz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşa bu dönemde lüks bir ev için borçlanmaması yönündeki uyarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye ekonomisinin güçlü yapısına karşın böylesine hassas bir dönemde ‘ayağını yorganına göre uzatma’nın öneminin altını çizen Başbakanımız, her dönem dikkat edilmesi gereken bir telkin ile net şekilde ‘israftan kaçın’ çağrısı yaptı. Bu tavsiyelerin ihtiyacın çok üzerinde ve alım gücünü aşan konutlara yönelik olduğu çok net anlaşılıyor. Konut fiyatlarındaki artışın enflasyon artış oranının bile altında seyrettiği bir dönemde, ihtiyacı olanların yanı sıra yatırım yapmak isteyenler için de konuta yönelmenin oldukça iyi, istikrarlı ve kârlı bir yatırım fırsatı olduğu açıkça görülüyor. Konut kirasının ya da taksidinin, bir ailenin aylık harcamalarının ortalama 4’te birini kapsadığı düşünülecek olursa, bu harcamanın ev sahibi olmak adına yapılması önem taşıyor.