Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Özverili çalışmalarımızla birçok problemin üstesinden geliyoruz”

Kalite ve etkin yönetim anlayışından ödün vermeksizin projelerini zaman ve bütçe dahilinde gerçekleştirme vizyonuyla kurulan Rasen İnşaat, kuruluşundan itibaren uluslararası düzeyde baraj, HES, endüstriyel tesisler, depo binaları, toplu konut, iş merkezleri, rezidans ve gökdelenler gibi birçok anahtar teslimi projeye imza atıyor. Projelerinde Tekno Şirketler Grubu’na ait ekipmanları kullanan Rasen İnşaat’ın Genel Müdürü Sedat Özyürek, kullandıkları sistem ve ekipmanların inşaat süreçlerinde pek çok kolaylık sağladığını söylüyor. Rasen İnşaat Genel Müdürü Sedat Özyürek ve Genel Müdür Yardımcısı Şenay Aksu hem Rasen İnşaat hem de kullandıkları ekipmanlarla ilgili olarak sorularımızı yanıtladılar.

Rasen İnşaat’tan bize kısaca bahseder misiniz?

Sedat Özyürek: Rasen, kalite ve etkin yönetim anlayışından ödün vermeksizin projelerini zaman ve bütçe dahilinde gerçekleştirme vizyonuyla kuruldu. Kuruluşundan itibaren uluslararası düzeyde baraj, HES, endüstriyel tesisler, depo binaları, toplu konut, iş merkezleri, rezidans ve gökdelenler gibi birçok anahtar teslimi projeye imza attı. Bu projeler için tasarım, planlama ve lojistiğin de içerisinde yer aldığı genel müteahhitlik hizmetlerimizi İstanbul merkez ofis, Moskova ve Kiev temsilciliklerinde yürütüyoruz.

Engineering News Record (ENR) dergisinin her yıl yayınladığı Top 225 Global Contractors listesinde son 4 yıldır yükselerek vizyon ve kalite anlayışımızı ispatladık.

Hangi ülkelerde faaliyet gösteriyorsunuz? İlk etapta aklınıza gelen projeleriniz nelerdir?

Çoğunlukla projelerimiz Rusya Federasyonu sınırları içersinde kalıyor. Fakat ana hedefimiz eski SSCB ülkeleridir. Aklımıza gelen son dönemdeki projelerimiz Moskova’da devam etmekte olan Mercury City Tower projemiz ile Sochi’de başlayan Hyatt Otel projemiz.

Mercury Moscow projesi hakkında bilgi verebilir misiniz?

SÖ: Mercury City Tower binası 5 yeraltı, 75 yerüstü olmak üzere toplam 80 kata, 380 metre yüksekliğe ve 180 bin metrekare kullanma alanına sahip. Bina bu özellikleriyle Avrupa’da yapımı devam eden en yüksek bina konumundadır. Projede yeraltı park alanları, yüzme havuzu, SPA, restoran, ofisler, otel, sağlık merkezi ve çevre düzenlemesi yer alıyor. Moskova merkezde, oldukça prestijli bir yeri olan bina tamamlanınca yeni Moskova’nın en prestijli binalarından, modern Rusya’nın simgelerinden biri olacağını düşünüyoruz.

Böylesine prestijli, aynı zamanda zor bir yapıda yaşadığınız problemler nelerdir?

Şenay Aksu: Mercury projesi hem yüksekliği hem de yapım teknolojisi itibarıyla oldukça özel bir proje. Rusya gibi şartnamelerin, normların ve kontrollerin oldukça sıkı olduğu, bürokrasinin çok olduğu bir ülkede, bir de bu kadar özellikli bir proje yapmanın getirmiş olduğu ilave bazı sıkıntılar oluyor. Fakat biz hem bu ülkede inşaat işi yapma konusunda sahip olduğumuz bilgi birikimi hem de deneyimli ve iyi eğitimli kadromuzla en yüksek teknoloji ürünü makine ve ekipmanı kullanarak, doğru planlama ve koordinasyonla projemizi, problemsiz bir şekilde en kısa zamanda en yüksek kalitede tamamlamak için çalışıyor ve bu sıkıntıların üstesinden geliyoruz.

Yurt dışında taahhüt işi yapmanın dezavantajları nelerdir? Kalifiye eleman veya tedarik süreçlerinde problemlerle karşılaşıyor musunuz?

SÖ: Elbette yurt dışında inşaat iş yapmanın yurt içinde inşaat işi yapmaktan farklı olduğu noktalar var: nakliye, gümrük işlemleri, tamamlanması gereken sertifikalar, içerisinde kalınması gereken işgücü kotaları ve diğer bürokratik işlemler gibi. Biz bu ülkede yıllardır inşaat işi yapıyor olmanın verdiği güven ve deneyimle doğru planlama yaparak ve devamlı koordinasyonu sağlayarak, daha da önemlisi farkımızın ve gücümüzün de bu noktalardaki başarımızdan kaynaklandığını bilerek çalışmaya devam ediyoruz.

Kalifiye, mesleğinde uzman ve deneyimli kadromuz başarıyla tamamladığımız prestijli projelerimizin (Moskova dizayn ödülünü almış olan tasarla yap projemiz W4W projemiz gibi) bir parçası olmak istemekteler. Bu özveriyle birçok problemin üstesinden gelebiliyoruz.

Bu projede kullandığınız ana ekipmanlar nelerdir?

ŞA: Bu denli özel ve prestijli bir projeye başlarken şirketimiz üst yönetiminin aldığı ana kararların en önemlilerinden biri de projede en son teknoloji, en iyi marka ve modelde ekipman kullanılması kararıdır. Bu karar çerçevesinde projemiz için satın alınan beton pompası marka ve modelinin Rusya’ya ilk satışı Mercury projesine oldu. Bu pompa Burj Khalifa projesine beton dökmekte kullanılanla aynı kapasitededir.

Önce can sonra mal kaybına engel olmak amacı ile satın alınmış olan self climbing (tırmanır) rüzgâr kalkanları da yine sektörün çok başarılı firmalarından birinin en prestijli ürünlerinden biridir.

Bu bağlamda satın almış olduğumuz 2 adet Potain marka MR295 model yelken bomlu kule vincin Rusya’ya ilk girişi de projemiz sayesinde oldu.

Bu kule vinçler içerden tırmanma prensibiyle projeye uygulandı. Ayrıca yine bu tarz yüksek bir proje için olmazsa olma ekipmanlardan biri de malzeme ve personel asansörüdür.

Projede şu an için her biri 2 bin 700 kg kapasiteli 4 adet STROS marka cephe asansörü kullanılmakta ki 2 ikiz kabin olarak kurulum yapıldı.

İçerden tırmanır sistemin avantajlarından bahseder misiniz? Sistemin getirilerinden memnun musunuz?

SÖ: İçerden tırmanır sistem, inşaat süreçlerinde pek çok kolaylık sağlıyor. Örneğin, klasik dışarıdan ankrajlı bir kule vinç sökülmeden binanın cephesini tamamen kapatmak mümkün değilken içerden tırmanır sistemle üst katların imalatları yapılırken alt katlarda dış cephe dahil çalışmaları tamamlamak mümkündür. Yine vincin yükseltilmesi için herhangi bir ankraj gerekmemesi, bir süpervizör denetiminde kolaylıkla ve hızla yükselebilmesi de sistemin en önemli avantajlarından biridir. Ve diğer önemli bir avantajı tabii ki düşük gövde yatırımıdır.

Kule vinç seçiminde Potain markasını tercih etmenizin nedeni nedir?

SÖ: Potain ile daha önceki projelerimiz için satın aldığımız ve halen kullanmakta olduğumuz kule vinçler ile başlayan ve karşılıklı memnuniyetle sürdürdüğümüz uzun bir ortaklığımız var. Tüm bunlara ilaveten Tekno Vinç’in tırmanır vinçlerin satın alma sürecinde gösterdikleri disiplinli çalışmaları, sağladıkları teknik destek ve satış sonrasında sağladıkları başarılı servis bizleri yeni bir ortaklık kurmaya yönlendirdi.

Tekno Vinç’in satış sonrası hizmetlerine ilişkin bir değerlendirme yapacak olursanız neler söylersiniz?

ŞA: Evet, Tekno Vinç’in satış sonrası hizmetlerinden oldukça memnunuz. Bu noktada sizlere konu ile ilgili olarak başımızdan geçen bir olayı özellikle anlatmak isterim. Yaşadığımız bir şanssızlık ile 29 aralık tarihinde vincimizin bir parçası bozuldu. Bildiğiniz gibi bu tarih, özellikle Noel tatili dolayısıyla Avrupa’da her şeyin durduğu, çalışmadığı bir tarihtir ve yıl sonuna çok yaklaşıldığı için bu tarihlerde Türkiye’de bile herhangi bir işlem yaptırmak oldukça zordur. Fakat Tekno Vinç böyle sıkışık bir noktada farkını göstererek bizlere gerekli parçayı 31 Aralık tarihinde teslim etti. Sadece parçayı teslim alıp şantiyeye götürmek amacıyla İstanbul’a gelen bir arkadaşımız aracılığıyla şantiyeye iletildi ve 1 Ocak tarihi itibarıyla vincimiz tekrar çalışmaya başladı. Bu tüm Avrupa’nın tatilde olduğu bir dönemde, sıradan bir firmanın yapabileceğinin çok ötesinde bir hizmet anlayışı gerektiren ve bizlere Tekno Vinç’in kalitesinin gösteren oldukça önemli bir olaydır.

Eklemek istedikleriniz var mı?

SÖ: Bunca yıllık ortak çalışmalarımız sonunda Tekno Vinç, ileride almayı hedeflediğimiz yeni ve büyük projelerimizde benzer hizmet anlayışlarımız ve çalışma esaslarımız çerçevesinde işbirliğimizi devam ettirmek istediğimiz stratejik ortaklarımızdan biri haline geldi.