Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İstanbul’da 10 Temmuz 1894’de Meydana Gelen Büyük Deprem: 1894 Büyük Hareket-i Arzi

Türkiye, 23 Ekim 2011’de Van’da meydana gelen ve 601 kişinin yaşamını yitirdiği deprem ile sarsıldı. Van artçı depremlerle sallanırken, henüz daha depremin yaraları sarılmadan bu kez 9 Kasım 2011’de 40 kişinin yaşamını yitirdiği ikinci deprem oldu. Van’da artçı depremler hâlâ sürmekte…

Van’da yaşanan bu büyük felaket ile birlikte kaçınılmaz olarak gündem yine deprem oldu. Nedenleri ve sonuçları üzerine yine uzun uzun konuşuldu, konuşulmakta. Hemen her büyük depremden sonra olduğu gibi herkesin üzerinde birleştiği ortak düşünce yine inşaatların deprem riskine uygun yapılmadığı oldu.

Ancak ne gariptir ki, bu tespit yüzyıllardır yapılmakta ve bir süre sonra yine unutulmakta…

Tarihe, “büyük hareket – i arz” olarak geçen 1894 İstanbul depremi, 10 Temmuz 1894 Salı günü öğle vakti saat 12.24’te İstanbul ve çevresinde büyük hasara neden olurken, Yunanistan ve Anadolu’da da hissedilir. Merkezi Marmara Denizi olan deprem, 20 saniyede İstanbul’u yerle bir eder. 7 büyüklüğünde olduğu tahmin edilen deprem sonucunda resmi rakamlara göre 447 kişi yaşamını yitirir, 1087 ev ve 299 dükkân yıkılır. Resmi rakamlar demekteyiz, çünkü dönem II. Abdülhamid dönemidir. Ölü sayısının en az 1500 kişi olduğu tahmin edilen deprem en çok Tarihi Yarımada ve adalarda hasara neden olurken, günlük yaşam günlerce felç olur. Depremin nedenleri ve sonuçları o zamanda tartışılır. O zamanda inşaatların depreme uygun olarak yapılmağı sonucuna varılır. Ve sonra…

Fatma Ürekli’nin “İstanbul’da 1894 Depremi” isimli kitabından konu ile ilgili bir bölümü birlikte okuyalım. İşte, 22 Temmuz 1894 tarihinde Saadet gazetesinde yayınlanan makaleden birkaç satır: “İstanbul’daki deprem daha ziyade mimari usullere uygun inşa edilmeyen yapılara hasar vermiştir, inşaat kurallarına uygun olarak yapılan büyük ve yüksek binalar (mesela, Süleymaniye, Nuruosmaniye, Fatih camileri, Galata ve İstanbul yangın kuleleri) yıkılmamıştır. Buna karşılık iki üç katlı binaların yıkılması bizdeki inşaat tarzının gelişmediğini gösteren en büyük delildir. Samatya, Kumkapı, Gedikpaşa ve Edirnekapı civarında 250-300 liraya yapılmış 6-7 odalı birtakım evler vardır ki duvarları bir sıra tuğla örülüdür. Bu inşaatlarda demir kullanılmışsa da inşaat ilmî usullerle yapılmadığından bu bölgeler her zaman tehlikededir. Deprem ve yangın gibi olayların zararlarını kesin olarak önlemek mümkün olmasa da sonuçlarını hafifletmek ve bu yönde tedbirler almak mümkündür. Bu tedbirlerin başında da binaların “Frenk Kârgiri” ile inşa edilmesi gelmektedir. Osmanlı Bankası’ndan başka Beyoğlu’ndaki yüksek apartmanların büyük kısmı frenk kârgiri usulünde olduklarından depremde zarar görmemiştir. Bu metotla yapılan binalar biraz pahalı ise de yangın ve depremde tahribatları az olacağı için, sigorta bedelleri ve tamirat masrafları düşecektir. Bu yüzden bu tip yapıyı mal sahipleri de tercih edecektir. Büyükdere ve diğer bazı semtlerde yapılmış olan bazı binaların muhtelif kısımları Avrupa’da imal ettirilmiştir. Yerinde, vidalar ile montelenen ve yüzde 50 daha pahalıya mal olan bu yapılar, yangın ve deprem gibi afetleri daha az zararla atlatmıştır. Fennî mimariyi hendeseye bağlı olarak tahsil etmemiş mimarların yaptığı binalarda, gerek tuğlaların, gerekse kullanılan demirlerin yanlış dizilmeleri kaçınılmazdır. Eskiden beri yerli mimarların, inşaatları mümkün olduğu kadar ucuza, mal etmeye çalıştığı ve işin kolayını tercih ettiği bilinmektedir. Ancak Padişah’ın himayesinde bulunan Sanayi-i Nefise Mektebi’nden (Güzel Sanatlar Akademisi) yetişen mimarlar bu konudaki kâideleri bildiğinden, mezunların sayısı arttıkça cahil ustalara iş kalmayacağı, şehirde sağlam, dayanıklı ve düzgün binaların çoğalacağı kesindir.” [1]

Evet, okuduklarınınız size hiç yabancı gelmemekte… Yüzyıllardır her büyük depremden sonra aynı konuyu konuşup duruyoruz. Biz unutuyoruz ama arşiv unutmuyor! Umarız bundan sonra biz de unutmayız…

[1] İstanbul’da 1894 Depremi, Fatma Ürekli, İletişim Yayınları, 1999.

Bir Fatura

B. Kapman Elektrik Malzemeleri

Yıl 1938, Galata, Voyvoda Caddesi numara 22’de bulunan B. Kapman’a ait elektrik malzemeleri dükkânından Şehir Tiyatrosu’na kesilen 3 liralık fatura…

Bir Ev

Yeşillikler Arasında Bir Villa

Yıl 1938… Yedigün dergisinin “Ev” köşesinde “yeşillikler içinde bir villa”nın konu edildiği yazı şöyle: “Tek katlı olan bu villâ 245 metre murabbaı üzerine inşa edilmiştir. Geniş ve açık bir taraça villâyı boydan boya iki cepheden katetmektedir. Bir serbest meslek erbabı için bu villâ cidden güzel bir buluş eseridir.” [1]

[1] Yedigün dergisi, 31 Mayıs 1938, Sayı: 273.