Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Alüminyumun geleceği çok açık”

Burak Alüminyum hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Abdullah Demir: Burak Alüminyum, alüminyum ekstrüzyon ürünleri üzerine imalat yapan bir firma. Yapı sistemleri ağırlıklı olarak satış yapıyoruz; kapı-percere yani doğrama ve cephe sistemleri ürünleri… Bunları genel olarak kapsayan markamız da Alu-line markamızdır. Yıllık 10 bin ton üretim kapasitemiz var. Bunun yüzde 60´ı mimari sistemler üzerine gerçekleştiriliyor. Şu anki tesisimiz Hadımköy´de bulunuyor. Ayrıca Kırklareli´nde yeni bir yatırımımız daha var. Onunla beraber üretim kapasitemiz artacak. Alüminyum profil üretiyoruz. Türkiye´de bu alanda çalışan bizim gibi birçok firma var. Alüminyum alanında kapasite arttığından dolayı Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika´da söz sahibi olunmaya başlandı. Çünkü bulunduğu bölgede ihracat yapmak durumunda. Kapasiteden fazlalığından dolayı insanlar ihracat yapmaya çalışıyorlar dolayısıyla da Türkiye ister istemez söz sahibi oluyor. Ancak kriz ile birlikte Avrupa´da üretim epey düştü.

Firmanın faaliyet alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Faaliyet alanlarımız olarak; mimari sistemler dediğimizde bir binanın ihtiyaç duyduğu giydirme cephe, iç ve dış pencere – kapı, güneş kırıcılar, alüminyum ve cam oda şeklinde sistemler gibi ürünler söz konusu oluyor. Onların aksesuarları oluyor; kolu, menteşesi, camı fitili gibi. Sektörümüz bu konuda oldukça ilerledi yani hem Türkiye´de hem de Avrupa´da kalitemiz belli bir seviyeye geldi. Türk firmaları bugün Belçika´da; yapı sistemlerinin beşiği olan bir ülkede uygulama yapıyor yani binayı giydiriyor. Bunlar çok güzel gelişmeler. Bunun yanında bir de endüstriyel tasarımlı ürünlerimiz var. Burada da otomotiv sektörü öne çıkıyor. Alüminyumun otomotiv sektöründe de ağırlığı var, yani endüstriyel tasarımlı profiller buralarda kullanılmakta. Bunun yanında alüminyum her geçen gün makine parçaları olarak ahşabın, plastiğin, çeliğin yerini alıyor. Mobilyaya, mutfağa, yatak odalarına varıncaya kadar her yere alüminyum giriyor. Çünkü estetik ve güzel bir malzeme. Artık günümüzde pek çok rengi de var; ahşap görünümlü bile olabiliyor. Sağlıklı ve de uzun ömürlü bir malzeme.

İnşaat sektörünün bugün geldiği düzeyi nasıl değerlendiriyorsunuz ve inşaat sektörünün içinde alüminyumu nereye koyuyorsunuz?

Yıllarca konutlarda PVC profiller, pencere ve kapılar çok tercih edildi. Çünkü alüminyumun hem yeterli tanıtımı yapılmadığı hem de güzel temiz bir işçilik olmadığı için, yani uygulamada kötü yansıtıldığı için alüminyum tercih edilmedi. Öte yandan alüminyum firmaları bu konu üzerine pek eğilmedi. Birkaç senedir çalışmalar yürütülüyor. Dolayısıyla da insanlar alüminyumu fark etmeye başladılar. Alüminyumun sağlıklı olduğuna, bu malzemeyle yalıtım yapıldığına, malzemenin terleme yapmadığına hatta sorunsuz bir malzeme olduğuna kanaat getirdiler. Bir binayı giydirdiğinizde veya bir pencere yaptığınızda bile altından bile olsa eğer uygulamada işçilik hataları varsa o zaman yine değersiz hale geliyor. İnsanlar bir dönem PVC´yi tek çıkış yolu olarak gördü. Çünkü PVC´de hem uygulama zor değil hem de hatalar tolere edilebiliyor. Ancak alüminyum hem uzun ömürlü, hem de binaya hava aldıran bir malzeme. Bu çok önemlidir mesela. İnsan hava alamadığı zaman bunalır. Çeşitli sağlık sorunları baş göstermeye başlar. Bu gibi nedenlerden dolayı bunun artık trend değişiyor. Orta düzey ve üzerindeki bütün konutlarda alüminyuma şu anda hızlı bir şekilde dönüş ve talep var. Öte yandan alüminyum temizlik derdi olmayan, sararıp solmayan bir malzeme.

Global ekonomik kriz nedeniyle inşaat sektöründe ve sektörün alt dallarında daralmalar yaşandı. Yaşanan kriz alüminyum sektörünü nasıl etkiledi?

Yaşanan ekonomik krizden tabi sektör olarak biz de etkilendik. Karlılığımız çok fazla düşmemekle beraber talep azaldığı için üretimimiz ve satışımız bir ölçüde düştü. 2008 yılına kıyasla 2009 yılında aşağı yukarı yüzde 20´lik bir düşüş yaşandı. Burada tabi yapacağımız çok fazla bir şey yoktu çünkü Türkiye´den kaynaklanan bir kriz değil yaşanan, dünyadan kaynaklanan bir kriz. Geldi geldi en sonunda bizi de etkiledi. Tekstil kadar etkilemedik belki ama yine de talepte bir azalma oldu. Şu anda 2010´da ilk üç ayı değerlendirecek olursak 2009´dan daha iyi bir yıl olacağını söyleyebiliriz. 2009 yılında 2008 rakamlarını yakalayamadık ama bu sene ilk üç ay gösteriyor ki durum fena değil, iyi gidiyor.

Burak Alüminyum olarak kriz sürecinde siz neler yaptınız, ne gibi önlemler aldınız?

Biz biraz daha müşterilerimize eğildik. Onları daha iyi takip etmeye başladık. Geri dönüşleri daha iyi alabileceğimiz çalışmalar yaptık. Gittik onlarla konuştuk, fikirlerini aldık. İnşaat biliyorsunuz lokomotif bir sektör. Krize geç giriyor ve tabi ki geç de çıkıyor. Biz sektörde alüminyum olarak tamamlayıcı bir malzemeyiz. Kriz nedeniyle tabi inşaatlar yavaş yavaş azaldı, derken durdu ama mevcut inşaatlar vardı bunlar da tamamlanacaktı zaten. Dolayısıyla hemen etkilemedi bizi. Krizin etkilerini sektör 2009´un ilk aylarında hissetmeye başladı. Biz bu süreçte satışlarımızı yavaş yavaş artıracak çalışmalar yürüttük. Müşterilerimizi gözden geçirdik. Uzun süredir çalıştığımız müşterilerimize ağırlık verdik. Bir yatırımımız vardı bizim, onu da bir süreliğine askıya aldık. Arsamızı satın aldık, binamızı yaptık ama faaliyete başlamadık. 4 ay gibi kısa bir sürede binamızı yapmıştık. Şimdi yeniden eksiklerini tamamlayıp orada üretime başlayacağız ve böylelikle kapasitemizi iki katına çıkarmış olacağız.

Bir malzeme ve önemli bir sektör olarak alüminyumun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Alüminyumun geleceği çok açık. Önümüzdeki bir iki yıla kalmadan, inanılmaz bir sektör olacak; büyüyecek. Alüminyuma bakış değişecek. Alüminyumun bugün 4,5 milyar dolar cirosu oldu. Dolayısıyla artık ahşaba, plastiğe ve çeliğe alternatif bir malzeme haline geldi. Önümüzdeki birkaç yıl içinde alüminyum Türkiye´de çok daha bilinir, duyulur hale gelecek. Bu geçmişte hiç yapılmadı yani fabrikalar üstünde durmadılar alüminyum fabrikaları. Bir reklamı da yok. Niye çünkü hazır bir potansiyel müşteri vardı zaten öyle idare ediyordu fabrikalar. Ama şimdi artık öyle değil, kapasiteler arttı. Dolayısıyla malzemenin tanıtılmasına da ihtiyaç var.

Peki Burak Alüminyum´un yurt dışına yönelik ne gibi çalışmaları var?

Bizim ihracatımız daha ziyade Batı Avrupa´ya gerçekleşiyor. İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Bunun dışında bir yıldır Irak´a ürün satmaya başladık. Yakın olması sebebiyle Türk mallarına bir sempatileri var. Yakın zaman içinde Libya ile çalışmaya başlayacağız. Tabi bu durum inşaat sektörünün oralarda hareketlenmesiyle de ilgili bir durum. Bunun dışında Bulgaristan ve Romanya´da bizim kendi yerlerimiz var. Satış yapıyoruz orada. İhracatımızı geliştirmek için çalışmalarımız devam ediyor.

Ar-Ge ve inovasyona dönük çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ar-Ge ve inovasyon bizim için son derece önemli. Örneğin Gold Seri diye yeni bir seri çıkardık. Isı ve ses yalıtımı sağlayan yeni bir pencere ve kapı sistemi… Bunun dışında TÜBİTAK kapsamında bir projemiz var. Projemiz onaylandı. O da 32 aylık bir proje; Türkiye´de kimsenin uğraşmadığı, yapmadığı bir ürünü çıkartıyoruz. İthal ediliyor Türkiye´ye, bizse onu burada yerli üretim olarak gerçekleştireceğiz. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Teknik alt yapı olarak Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte çalışıyoruz. Öte yandan bilindiği gibi güneş enerjisi artık oldukça fazla konuşulur oldu. Bu konuyu da yakından takip ediyoruz. Belki bir firmayla çözüm ortaklığı da yapabiliriz çünkü mühendisliğin yanı sıra tamamen alüminyum malzemelerden oluşan bir sektör.

2010 yılına yönelik hedefleriniz neler?

Önümüzdeki 5 yılda hedefimiz Alu-line Cephe Sistemlerini Türkiye´de ve yakın komşu ülkelerde de bilinir hale getirmek. Bunla ilgili çalışmalarımıza bu sene başladık. Tabi bu bir aylık ya da bir yıllık bir hedef değil. Bunun için bir ekip oluşturduk, ben de projenin başındayım zaten. Yapı sistemleri alanında çalışıyoruz, çabalıyoruz. Endüstriyel tasarımda ise belli sektörlere hizmet vereceğiz yani sınırlı tutacağız. Çünkü alüminyum pek çok sektörde var.