Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Yalıtım keyfî olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor”

Türkiye’de yalıtım sektörünün gelişimi ve bugün geldiği düzey hakkında bilgi verir misiniz?

Sedat Arıman: Yalıtım sektörü dendiği zaman anlaşılması gereken sadece ısı yalıtımı değil. İZODER’in adında da yer alan su, ses ve yangın yalıtımını değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bakıldığı zaman sektörün büyüklüğü 3 milyar doları buluyor.

Ancak bazı branşlarımız aktüel gelişmelerin de etkisi ile daha ön planda oluyor ve hızlı gelişme gösteriyor. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan enerji fiyatları, fosil yakıt tüketiminde binaların önemli payı olması ve burada da ısı yalıtımı yapmak suretiyle verimlilik sağlanabiliyor olması, küresel ısınmaya karşı bu nedenle önemli olumlu katkısının olması ısı yalıtımını daha ön plana çıkıyor. Ancak her yalıtım çeşidi diğerinden daha önemlidir. Su yalıtımı ülkemizdeki betonarme yapı teknolojisi ve ülkemizdeki deprem gerçeği dolayısıyla yapı güvenliği için çok önemlidir. Hatta bu konuda zorunlu olması gereken standartlarımız bulunuyor. Ses ve yangın yalıtımı ile yapılması gereken çok konu bulunmaktadır, çünkü insan sağlığı, iş verimliliği ve can güvenliği gibi vazgeçilmez kavramları ilgilendirmektedir. İnşaat sektöründe yaşanan gelişmeler yalıtım sektörünü de etkiliyor. Özellikle yeni yönetmeliklerde yapılan düzenlemelerin de etkisiyle yalıtım keyfî olmaktan çıkarken, zorunluluk haline geliyor. Öyle ki ısı yalıtım pazarı, son 2 yılı hariç tutarsak 10 yıldır her yıl ortalama yüzde 20 büyüme göstermektedir. Bu gelişmelere rağmen, yapı stoğunun hâlâ yüzde 90´ı yalıtımsız ve bu yüzden Türkiye´deki bir aile, ısınmak için Almanya´daki bir aileden 10 kat fazla para ödemek zorunda. Ülkemizindeki 16 milyon konutun yalıtımsız olması sektörün geleceğine ilişkin umutlarını artırıyor. Ancak 70 milyon nüfusa sahip Türkiye’de ısı yalıtım pazarı sadece 8 milyon metreküp dolayındadır ve bu da ortalama 2 milyar dolara denk gelmektedir. Türkiye ısı yalıtımsızlığı dolayısıyla her yıl ortalama 10 milyar TL zarara uğramaktadır.

Yalıtım malzemeleri üretiminde Türkiye dünyanın neresinde duruyor? Dünya pazarında yalıtım malzemesi üretimi ve ihracatında hangi ülkeler lokomotif düzeyde?

Isı yalıtımı, bütün dünyada enerji verimliliği kavramına bağlı olarak geliştirilen politikaların en önemli ayağını oluşturuyor. Türkiye’de yalıtım malzemeleri üretim, satış ve uygulama sektörü 3 milyar TL üzerinde iç pazar hacmine sahip. Dolayısıyla, Türkiye yalıtım sektöründe iç pazarın büyük bir kısmının talebi yerli üretimle karşılanmaktadır. Yalıtım malzemelerinde ithalata ihtiyaç duyuracak ne kapasite, ne çeşitlilik ne de teknolojik eksiklik bulunuyor. Sektör ürünlerinin kullanımında Batılı ülkelere göre kişi başına olan tüketimlerde çok gerilerde olduğumuzu görüyoruz. Bütün gelişmiş ve enerji verimliliğine odaklanmış olan Batılı ülkeler bu malzemeleri üretmekte. Ancak sanayisi ve yapı sektörü ölçek itibari ile gelişmiş ve büyük olanlar söz sahibidir.

Sizce yalıtım sektöründe bugün yaşanan sorunlar nelerdir?

Türkiye’de yalıtım sektörü, büyüme yolunda büyük fırsatlara sahip, ancak bunun yanı sıra çözüm bekleyen önemli sorunları da bulunmakta. Sektörümüzdeki ürünlerin iç pazarda daha çok kullanılması, finansman olanaklarının artması ve yasal zorunluluğun dayatması ile mümkün olacaktır. Yalıtım malzemelerinde KDV´nin yüzde 1’e indirilmesi gerektiğini, bununla beraber sektörümüzün canlanacağını öngörüyoruz. Öte yandan sektör şu anda direkt ve dolaylı olarak yaklaşık 70-80 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yalıtım bilincinin oluşturulmasıyla birlikte hem sektör hem de sektörde çalışan sayısında artış olacağını ön görüyoruz.

Türkiye’de kurulu kapasite ve üretim miktarı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Türkiye’deki yalıtım sektöründe faaliyet gösteren üretici firma sayısı yaklaşık 230 civarındadır. Bunlar arasında sektörün 58 en büyük firması derneğimiz çatısı altındadır. Üretim gücü itibari ile yüzde 80’ini temsil etmektedirler. Sektörde binlerle ifade edilen satıcı, uygulayıcı sıfatıyla faaliyet gösteren firma bulunmaktadır. 92 firma satıcı ve uygulayıcı statüsünde İZODER’e üyedir. Toplam imalat sanayisi katma değeri ele aldığında, yalıtım sektörü üretiminin katma değeri bunun yüzde 1,1’i olmaktadır. Sektörde kapasite kullanım oranı yüzde 50-65 arasında değişmektedir. Tesislerin tamamına yakın bir kısmı Marmara, Ege ve İç Anadolu’da toplandığından Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerinde çok düşük kurulu bir kapasite mevcuttur. Ayrıca, ülkemizde kişi başına yalıtım malzemeleri tüketimi 0,1 m3’tür. AB ülkelerinde bu oran ortalama 0,7 m3 olmaktadır. Son yıllardaki olumlu gelişmelere rağmen halen AB ülkelerine göre 7 kat daha gerilerde bulunmaktayız.

Kalite ve standartlar konusunda ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Yalıtım malzemeleri üretiminde son yıllarda önemli yenilikler gerçekleşmektedir. Kaliteyi yükseltmenin yanı sıra maliyetleri düşürmek, tüketiciye kullanım yerine bağlı olarak yeni seçenekler sunmak, sektörün Ar-Ge çalışmalarına önem vermesini ve bu alana fon aktarılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, sektörün cirosu içinde Ar-Ge harcamaları oldukça düşük oranda seyrediyor. “Yalıtım Sektörü Envanter Araştırması”nda verilen bilgiler dikkate alındığında, 2007 yılı için yüzde 0,6 oranı bulunmaktadır. Önümüzdeki beş yıllık dönemde bu oranın yüzde 1,5’e çıkması öngörülmektedir. Bunun dışında 2007 yılından beri ürünlerde taşıması gereken CE işaretlemesinin artık kontrol edilmesinin zamanı gelmiştir. Piyasa gözetim ve denetim konusunda Bayındırlık ve İskan Bakanlığımızın ilgili ve yetkili kuruluşu Yapı İşleri Genel Müdürlüğü bu yetkisini daha etkin kullanmalı, gerekli uyarı ve uygulamaları devreye almalıdır. Eksik olan veya yanlış anlamalara yol açan mevzuatların süratle tamamlanması veya düzeltilmesi gerekmektedir.

Sektör, son küresel kriz sürecini nasıl geçirdi? Yeterli desteği/teşviki alabildi mi?

Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi “ekonomik kriz” Türkiye’de de yaşandı. Bilindiği gibi, krizden tüm sektörler gibi ülkemiz ekonomisinde çok önemli bir yer edinmiş olan inşaat sektörü de etkilendi. İnşaat sektörünün yaşadığı dalgalanmalar onun alt sektörlerini de elbette olumsuz yönde etkiliyor. Krizin başlamasıyla birlikte gözle görülür bir düşüş yaşayan yalıtım sektörü, 2009 yılının sonlarına doğru kendini toparlayarak, belki az da olsa bir küçülme ile yılı kapattı. Aslında ekonomik krizlerde tasarruf ve verimlilik daha da önem kazanmaktadır. Böyle durumlarda devletin, sektöre ve tüketiciye yönelik destek ve teşvik sistemlerini devreye alması gerektiğine inanıyoruz. Yalıtım konusunda bilinç oluşturma çalışmalarımız devam ederken, sektöre ve tüketiciye verilecek desteklerin devreye sokulması ile olumlu gelişmeler yaşanacağını söyleyebiliriz. Düşük faiz ve ucuz kredi olanağının konut satışlarına yansıyacağını düşünürsek, inşaat ve alt sektörleri 2010 yılında bir önceki yıla göre canlılık ve büyüme kazanacaktır.

İZODER’in yapılanmasından, yürüttüğü faaliyet ve projelerinden bahseder misiniz?

İZODER olarak, Türkiye´de yalıtım bilincini geliştirmek, yalıtımın ülke ekonomisine ve bireylere sağladığı faydaları anlatmak amacıyla “Dört Hayati Yalıtım” Kampanyasını başlattık. Bu kampanya çerçevesinde birçok önemli proje hayata geçiriyoruz. Türkiye’de ilk kez “Havayı Boşa Isıtma” projesi kapsamında termal görüntüleme sistemlerini kullanarak, binalardaki ısı kayıplarını somut bir şekilde gösterdik. Kadir Çöpdemir ile birlikte belirlenen pilot bölgelerde bina sahipleri ve yöneticileri ile birebir görüştük. Yalıtım yaptırıldığı taktirde faturalardan yüzde 50 tasarruf etmenin mümkün olduğunu anlattık. Türkiye’de yine bir ilki gerçekleştirerek, vatandaşlara yalıtımı anlatabilmek adına bir mizah dergisi çıkardık. İki ayda bir yayımlayarak sektör temsilcilerinin ve tüketicinin yüzünü güldürmeyi amaçlayan dergimiz, Koca Kafalar’ın yaratıcısı Varol Yaşaroğlu’nun önderliğinde Grafi2000 ekibi tarafından hazırlandı. 20 bin tirajlı bu dergide yalıtımla ilgili sorunlar, çözümler ve her türlü konuyu bulmak mümkün. Mizah dergisi 1 yıl boyunca iki ayda bir yayınlanarak, tüm sektöre ve tüketicilere ücretsiz dağıtılacak. Ayrıca, TEMA Vakfı’nın AB destekli Kaçkar Dağları projesine bölgedeki halkı bilinçlendirmek, yalıtımın ülke ekonomisine ve çevreye katkılarını anlatmak için dahil olduk. Bölge halkı için eğitimler düzenledik. Dernek olarak amacımız, ağaç kesiminin önüne yalıtımla geçmek. Kaçkarlar’da; altı okul, üç köy evi ve bir de pansiyonun yalıtımını üstleniyoruz.