SYSTEMAIR HSK, ŞEHİR HASTANELERİNİN YÜZDE 70’İNE NEFES ALDIRIYOR

Başta klima santralleri olmak üzere hastanelere sunduğu temiz hava sistemleriyle öne çıkan Systemair HSK, tamamen güncel hijyen standartları ve otomasyon sistemleri ile hastaların temiz hava almasını ve virüslerin yayılımının önlenmesi sağlıyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de son 4 yılda kamu-özel işbirliği modeliyle açılmış olan şehir hastanelerinin toplam yatak kapasitesinin 18.000 olduğunu söyleyen Systemair HSK İş Geliştirme Müdürü Arkun Andıç, Systemair HSK’nın, bu hastaneler için ürettiği havalandırma ekipmanları ile ön plana çıktığını belirtti. Andıç; “Bu bağlamda, hizmete açılmış olan yatak kapasitesinin yüzde 70’ine başta klima santralleri olmak üzere bizim ürünlerimizle temiz hava sağlanıyor. Bu hastaneler için ürettiğimiz ürünler, tamamen güncel hijyen standartları ve otomasyon sistemleriyle donatılmış durumda” dedi.

SYSTEMAIR HSK İŞ GELİŞTİRME MÜDÜRÜ
GÜNCEL HASTANELERDE ADAPTASYON MÜMKÜN
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Şehir hastanelerinin, COVID-19 hastalarının tutulduğu yoğun bakım odalarıyla da son günlerde gündemde olduğunu ifade eden Arkun Andıç, değişken devirli fanlara sahip klima santralleri ve hızlı tepkimeli VAV üniteleri sayesinde, hem aseptik hem de antiseptik tedaviye göre, tesis yönetimi tarafından hızlıca mod değişiminin sağlanabildiğini aktardı. Andıç; “Burada aseptik odalar, hastadan; virüs, bakteri, mantar, parazit gibi zararlıların yayılma riski olan ve negatif basınçta tutulması gereken odalarken, antiseptik odalar açık yaraların olduğu ve hastanın enfeksiyon kapma riski bulunan, pozitif basınçta tutulması gereken odalardır. COVID-19 salgını sonrası hastanelerdeki yoğun bakım odaları hızla negatif basınca dönüştürülerek virüsün oda dışına yayılımı minimize edilmektedir. Hastanelerdeki hasta yatak odalarına baktığımızda ise, çoğunun fancoiller ile ısıtılıp soğutulduğu ve taze havanın klima santralleri ile sağlandığı görülmektedir. Bu odalara hizmet eden taze hava santrallerinin yüzde 100 taze hava ile çalışmaya devam etmeleri, mümkünse de izin verilecek maksimum debiye getirilerek hava değişim katsayısının artırılması hastaların temiz hava alması ve virüslerin yayılımının önlenmesi açısından son derece faydalıdır” şeklinde konuştu.
FL NG SERİSİ KLİMA SANTRALLERİ, KONFOR VE HİJYEN UYGULAMALARINA UYGUN ÜRETİLEBİLİYOR
“Şehir hastaneleri gibi hijyenik uygulamalarda, ürün gamımızın amiral gemisi olan FL NG serisi klima santrallerinin hijyenik versiyonlarını üretiyoruz” diyen Andıç, bu santrallerin, DIN 1946-4 ve VDI 6022 hijyen gereksinimlerini karşılar nitelikte üretildiğini vurgulayarak şunları aktardı; “Standart olarak çelik karkaslı ve yüksek mekanik avantajlara sahip FL NG serisi klima santralleri, yapısı gereği hem konfor hem de hijyen uygulamalarına uygun üretilebiliyor. Yüksek filtre ve gövde sızdırmazlık değerlerine sahip santraller, sağlık tesisleri için mükemmel bir yapı sağlıyor. Birçok projeye temin ettiğimiz, entegre santral otomasyonu sayesinde, hızlı tepkimeli VAV sistemleri ve Bina Otomasyon Sistemi ile de iletişim kurarak, hassas debi ve basınç kontrolü sağlıyor, proaktif bakım yapılmasına izin veriyor.”

PERİYODİK BAKIM KİLİT ROL OYNUYOR
Kullanılan klima santrallerinin ilk günkü performanslarını koruması ve hastalıkların yayılımını önleme fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için doğru bakımın da son derece kritik olduğunun altını çizen Arkun Andıç, “Özellikle 5 mikron altı partiküller birkaç saat boyunca havada asılı kalabiliyor ve havalandırma sistemleriyle birlikte uzak mesafelere de taşınabiliyor. Koronavirüs boyutunun 80-160 nanometre aralığında olduğunu düşündüğümüzde, 5 mikronluk partiküller virüsün tutunup seyahat edebilmesi için ideal ortamlardır diyebiliriz. Dolayısıyla mevcut çalışmalar havalandırma sistemlerinin potansiyel bir taşıyıcı olduğunu göstermektedir. Ancak, doğru bakım yapılmadığında potansiyel taşıyıcı olan havalandırma sistemleri, doğru bakım ve işletme ile virüsün yayılımını önlemede en faydalı araçlara dönüşür. Systemair olarak, Müşteri Hizmetleri departmanımızla bu periyotları yakından takip etmekteyiz. Saha ekibimiz, hiçbir aksaklık söz konusu olmadan Türkiye’nin her noktasında bakım ve iyileştirme operasyonlarını yürütüyor” diye konuştu.
UV-C LAMBA KULLANIMINDA YENİ DÖNEM
Mevcut havalandırma sistemlerine hızla uygulanabilecek ve hayli etkin bir yöntemin de onları UV-C lambalarla donatmak olduğunu belirten Andıç, şunları söyledi; “Son zamanlarda, önceden tamamlanmış birçok projemiz için de UV-C lamba çalışması gerçekleştiriyoruz. UV lambaların ışığın dalga boyuna göre çeşitli tipleri olup, antiseptik kontrol için en uygun olanı 280-200nm aralığında dalga boyuna sahip kısa dalgalı UV-C lambalardır. Bu ışığın virüslere karşı en verimli olduğu dalga boyu 265nm iken piyasadaki UV-C lambalar 253,7nm ile bir hayli etkililer. Bu lambaları hava kanallarında ve klima santrallerinde uzun süredir uygulayabilmekteyiz. Özellikle UV-C lambaların influenza virüslerine karşı etkinliği de bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu lambaları, klima santrallerinde soğutucu batarya hücrelerine uygulayarak hem bataryanın temizlik süresini uzatmış hem de hava içerisindeki mikroorganizmaların DNA yapılarını bozarak etkisiz hale getirmiş oluyoruz. Ek olarak, UV-C lambaları klima santrallerinin egzoz kanallarına da yerleştirebiliyoruz. Bu şekilde, eğer ortamdaki havada virüs varsa bunları etkisiz hale getirerek egzoz edildiği yerden çevreye yayılmasının da önüne geçiyoruz. UV-C lambaların FL NG serisi klima santrallerine ve hava kanallarına uygulanması gayet basittir.”
TÜM İŞLETMELER İÇİN GEÇERLİ OLAN BASİT ÖNERİLER
“İçinde bulunduğumuz kritik dönemde de havalandırma sistemlerinin hayati rolü göz önünde bulundurulduğunda, tüm değerli iş ortaklarımız için güvenilen bilgi kaynağı olmaya devam ediyoruz” diyenAndıç, “Mevcut havalandırma sistemlerini bir taşıyıcı olmaktan çıkarıp, virüsün yayılmasını engelleyebileceğimiz kullanışlı bir araca dönüştürmek için ise, tesis işletmesi tarafından alınacak bazı önlem ve değişiklikler mevcut. Öncelikle havalandırma süre ve debisini artırmakla başlanabilir. Çalışma saatlerinden 2 saat önce santralleri çalıştırıp, tesis boşaldıktan 2 saat sonra durdurmak ve maksimum taze hava debisinde tutmak faydalı bir önlemdir. Eğer imkân varsa, geceleri de düşük debide klima santrallerini çalıştırmak, ortamdaki virüs veya diğer kirletici konsantrasyonunu minimize edecektir. Bu noktada, tesiste talep kontrollü havalandırma sistemi kullanılıyorsa (Demand Controlled Ventilation) bunun ya devre dışı bırakılması ya da CO2 setpoint değerinin 400ppm’e getirilerek sistemin sürekli çalışması sağlanmalıdır. Havalandırma sistemlerinde virüsün yayılmasını durduracak en kritik eylemlerden biri de, karışımın tamamen önüne geçmektir. Karışımlı klima santralleri BMS üzerinden veya manuel olarak mümkün olduğunca yüzde 100 taze hava moduna getirilmeli, ortamdaki virüsün diğer mahallerdeki insanlara taşınması engellenmelidir. Ayrıca, sürekli içeri basılan taze hava vasıtasıyla ortamdaki virüs ve kirleticiler de dilüte edilecek, dışarıdan filtrelenmiş temiz hava sağlanacaktır. Bir diğer kritik kontrol parametresi de bağıl nemdir. Yapılan araştırmalar, virüsün canlı kalma süresinin minimize edildiği bağıl nem aralığının yüzde 40-60 arasında olduğunu göstermektedir. Bu yüzden, özellikle tesisinizde tamburlu tip ısı geri kazanım sistemleri varsa, nem dengesine katkı yaptıkları için yanlış bilinenin aksine onları çalışır vaziyette tutmak gerekmektedir” dedi.

HAVALANDIRMA SİSTEMLERİ BAŞTAN ELE ALINACAK
Havalandırma sistemlerinin, soluduğumuz havayı şartlandıran, bize sağlıklı yaşam olanağı sunan yegâne sistemler olarak hayati önem taşıdığını vurgulayan Arkun Andıç, yıllar önce bir lüks olarak görülen bu sistemlerin, günümüzde yaşadığımız modern binaların ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi. Nasıl ki evimizde ve ofisimizde temas ettiğimiz eşyaları, mobilyaları ve araçlarımızı dezenfekte ediyor ve temizliğine dikkat ediyorsak, soluduğumuz havanın içinden geçtiği sistemi de doğru çalıştırmanın sağlımızı korumak için kritik öneme sahip olduğunu belirten Andıç, sözlerine şunları ekledi; “İnsanoğlu bu pandemiyi atlatıp normal yaşantısına geri döndükten sonra, havalandırma sistemlerimizi tekrar en verimli ve en az enerji harcayan modlarda çalıştırmaya devam edeceğiz. Ama bize bu dönemden kalan ve kalıcı olarak sistemleri değiştirecek olan çıktı, hijyenin sadece ameliyathaneler değil, tüm yaşam alanları için kritik olduğu çıkarımı olacaktır. Havalandırma sistemleri artık daha hassas filtre kademeleri, UV-C lambalar ve daha fazla taze havalı sistemler ile baştan ele alınacaktır.”








